19 Kasım Pazar
hava durumu

Yaşlanmayı geciktirmek yolunda yeni bir adım daha

Yaşlanmayı geciktirmek yolunda yeni bir adım daha Yaşlanmayı geciktirmek yolunda yeni bir adım daha Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA eyesilada@yeditepe.edu.tr     Antiaging kavramı...
Bu Haber 16 Mart 2013 00:45 Yayınlandı

Yaşlanmayı geciktirmek yolunda yeni bir adım daha

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA eyesilada@yeditepe.edu.tr

 

 

Antiaging kavramı son yılların en popüler ve hızla tırmanan kavramı. İnsanoğlu var olduğundan beri ölümsüzlük peşinde koşmuş. Tabii bu henüz mümkün değil ama hiç olmazsa daha uzun yaşayabilmek, yaşlanmanın etkilerini mümkün olduğunca geciktirmek -bir dereceye kadar- elimizde. Yaşlanma çeşitli genetik ve çevresel etkenlerle biyokimyasal yolaktaki (tepkime) etkileşmeler sonucu ortaya çıkan bir durum. Yaşlandıkça vücutta moleküler, hücresel ve organ seviyesinde meydana gelen hasarların onarımında giderek yetersiz kalınmaktadır. Dolayısıyla yaşlanma; kalp-damar hastalıkları, kanser, diyabet, katarakt, nörovejetatif rahatsızlıklar ve osteoporoz başta olmak üzere birçok hastalığın ortaya çıkmasında en önemli risk etkenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

MEYVE SİNEKLERİ VE İNSANLAR

Yaşlanmanın geciktirilmesi amacıyla yararlanılan ürünlerin başında, son yılların en gözde konusu olan ‘antioksidanlar’ geliyor, şüphesiz. Laboratuarda deneysel olarak (in vitro) antioksidan etkisi tespit edilen ürünler bile, derhal pazarlanmaya başlanıyor. Halbuki bu tip deneysel antioksidan etki bulgularının bilimsel olarak pek fazla değeri bulunmuyor, mutlaka deney hayvanları ve insanlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi gerekiyor. Deney hayvanı ve insan çalışmaları ise oldukça masraflı…

Meyve sineklerini (Drosophila) bilirsiniz, sevmediğimiz minik yaratıklar. Ancak yapılan genetik çalışmalar meyve sineklerinin insanlarla ortak birçok geni bulunduğunu gösteriyor. Yapılan araştırmalarda insanlarda hastalıklara yol açan 289 geninin yüzde 60’ının meyve sineklerinde de bulunduğu, bunlardan 100 kadarının insanlarda endokrin ve metabolik hastalıklara yol açtığı tespit edilen genlerle aynı olduğu görülmüş. Diğer taraftan meyve sinekleri ile insanların antioksidan enzim sistemleri de benzerlik gösteriyor. Bu bakımdan antioksidan etki değerlendirmelerinde meyve sinekleriyle gözlenen sonuçlar da önemli fikir verebilir.

ISPARTA GÜLÜ ÇÖZÜM MÜ?

Isparta gülü (Rosa damascena) çok değerli bir bitki, üstelik çiçeklerinden elde edilen uçucu yağı çok değerli. Çiçeklerinden ayrıca reçel ve çeşitli şekerlemeler yapılıyor. Ancak yeni yayınlanan bir bilimsel çalışma Isparta gülü çiçeklerinin pek bilmediğimiz bir özelliğini ortaya koyuyor. Çiçeklerin kırmızı petalleri (taç yaprakları) gölgede kurutulup çay gibi demlenmiş ve meyve sineklerine dört hafta boyunca besin olarak verilmiş. Sonuçta meyve sineklerinin yaşama süreçlerinde yüzde 23’e varan bir uzama sağlanmış. Araştırıcılar Isparta gülünün bu etkisini, içerisindeki antioksidan etkili bileşenlerin etkisi ile açıklamaya çalışmışlar.

Bir fikir vermesi bakımından, kuvvetli antioksidan etkisini bildiğimiz bazı bitkisel maddeler ile karşılaştırma yapılmış. Halen kullanılan bu antioksidanlar arasında bilhassa kırmızı şarap içerisinde bulunan resveratrol meyve sineklerinde yaşam süresini dişilerde yüzde 16 ve erkeklerde yüzde 10 artırırken; bir başka antioksidan olan lipoik asit sadece dişi meyve sineklerinde etkili bulunmuş. Diğer taraftan antioksidan etkisini iyi bildiğimiz E vitamininin ise düşük miktarda etkisiz kaldığı, biraz yüksek miktarda ise meyve sineklerinin ölümüne yol açtığı bildiriliyor. Isparta gülü için yukarıda sunduğumuz verilerle bu bilinen antioksidan bileşiklerin etkilerini karşılaştırdığımızda ortaya çıkan sonuçların oldukça etkileyici olduğu görülüyor. Bu bilgi net bir sonuç çıkarmak için henüz yeterli değil, şüphesiz. Ancak ‘gül çayı’ içmenin yararlı olabileceği düşünülebilir.

 

Yaşlanma her insanın başına gelecek olan durumlardan birisidir. Peki yaşlanmayı önlemek yada geciktirmek mümkün mü? İşte uzmanların yapmış olduğu açıklamalar ;

Yaşlanmayı Geciktirmek

 

ABD’de fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, yaşlanmanın belirtileri laboratuvar ortamında durduruldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde araştırmacılar, laboratuvar ortamında farelerde ihtiyarlığın bazı belirtilerini durdurmayı başardı.

Kırışıklıkların artması, kasların zayıflaması ve gözde katarakt rahatsızlığının ortaya çıkması…
Bunlar, yaşlılığın sık rastlanan belirtilerinden…

Genç kalmayı sağlamanın yollarını arayan bilim insanları, laboratuvar ortamında yaşlanmanın belirtilerini durdurmayı başardı.

Araştırma, Amerika Birleşik Devletleri’nde fareler üzerinde yapıldı.Çalışmada, bölünmesi durmuş hücreler üzerinde yoğunlaşıldı.

Genç yaşlarda bu hücreler vücudun bağışıklık sistemi tarafından temizleniyor ancak yaşlandıkça; yani geçen yıllarla birlikte bu hücreler birikiyor. Çok yaşlı insanların hücrelerinin yüzde 10′unun bu türde olduğu sanılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde araştırmanın yapıldığı klinikte farelere verilen ilaçla, yaşlanmanın belirtileri durduruldu. Farelerde, kataraktın ortaya çıkması, kas dokusunun zayıflaması ve deri altındaki yağ kaybı önemli ölçüde geciktirildi.

Ancak uzmanlar, hücre yenilenmesinin sağlanması konusunda araştırmalarını sürdürüyor. Çünkü araştırmada üzerinde yoğunlaşılan yaşlı hücreler, tümörlerin yayılmasının önlenmesinde etkin role sahip.

 

.

Yaşlanmayı durduran 6 faktör

Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe, “En büyük organ olan deri de diğer organlarla birlikte 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başlar” diyor.

Yaşlanmanın etkilerini gidermek ve daha genç bir görünüme sahip olmak için yapılması gerekenler.Vücut yaşlandıkça cildimizin görünüşü ve karakteri değişir. Deri yaşlanması çevresel faktörler, genetik, makyaj, beslenme ve diğer faktörlerden etkilenir.

Cilt yaşlanmasında etkili olan güneş ışınları, beslenme alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması, sigara kullanımı, fazla alkol tüketiminin yaşlanmayı ve beraberinde gelişen yaşlılık belirtilerini artırabildiği, bu etkilerden kaçınılmasının yaşlanmayı yavaşlatacağı belirtiliyor. Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe, “En büyük organ olan deri de diğer organlarla birlikte 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başlar” diyor.

Deri yaşlanmasını etkileyen faktörler;

1) Genetik yapı yani ailenin deri yapısı,

2) Hormonlar: Özellikle hipofiz, tiroid, overler ve böbreküstü bezinin hormonları,

3) Güneş ışınları (ultraviyole),

4) Beslenme

5) Sigara ve alkol,

6) Stres,

7) Çevre kirliliğidir.

Deri yaşlanırken deride oluşan değişiklikler ve bunların belirtilerini ise şöyle sıralayabiliriz:

1. Derinin üst tabakası (epidermis) incelir ve kırışıklıklara neden olur, derinin yaralanması kolaylaşır.

2. Epidermisin en üst tabakasının yenilenmesi gecikir ve deri soluk bir renk alır.

3. Derinin onarımı yavaşlar ve küçük yaralar bile geç iyileşmeye başlar.

4. Deriden su kaybı kolaylaştığı için deri kurur ve kaşınır.

5. Deriden giren kimyasal maddelerin atılımı gecikir ve kontakt dermatitler (ekzema) artar. Bunun nedeni ise derinin bariyer fonksiyonunun bozulmasıdır.

6. Derinin yaşlanmasıyla renk yapan hücreleri (melanosit) azalır ve koyu renk benler azalır.

7. Ultraviyoleye karşı koruyuculuğu azalır güneş lekeleri artar.

8. Derinin bağ dokusundaki (elastik ve kollagen lifler) bozukluk nedeniyle deri gevşer ve sarkarken, elastikiyeti azalır, mimik çizgileri oluşur, sertleşir ve pürüzlenir.

9. Seboreik keratozlar (deride kalın, pürtüklü lekeler) artar.

10. Alerjik reaksiyonlara neden olan mast hücreleri azaldığı için erken tip (anında oluşan) ilaç ve besin alerjileri azalır. 11. Eller ve yüzde deri altı yağ dokusu azalırken, uyluklar ve karında artar. Bu da kadınlarda kalça, erkeklerde bel bölgesinin genişlemesine neden olur.

12. Derinin immünolojik (direnç) fonksiyonu bozulduğu için deri kanserleri artar.

13. Ter bezleri azalır ve sıcak çarpması riski artar.

14. Deride kılcal damarların görünümü artar, kendiliğinden oluşan morluklar artar.

15. Derinin ısı regülasyonu bozulur ve yaşlılar daha çok üşür.

16. Yaş ilerledikçe yüzde gözenekler genişler ve siyah noktalar artar.

17. Saçlar incelir, yavaş uzar, dökülür, beyazlaşır. Erkeklerde saç dökülmesi 20′li yaşlarda, kadınlarda ise menapozdan sonra başlar. Yaşla kadınlarda çenede istenmeyen kıllar oluşurken, erkeklerde kaş, burun içi, kulak kılları uzar.

18. Tırnaklar incelir,yavaş uzar,kurur,matlaşır ve kolay kırılırlar.

Bütün bu değişikliklere engel olabilmek için ilk ve en önemli yapılacak şey güneşten korunmaktır. Çünkü ultraviyole ışınları, deride serbest radikal üretimini artırarak ve antioksidan savunma kapasitesini azaltarak foto yaşlanmaya neden olurlar.

İkinci aşamada deri yaşlanmasına engel olmak ve tedavi etmek amacıyla beslenmeye dikkat edilmeli, yaşa göre vitaminler, alfa hidroksi asitler, bitkisel ürünler, biyolojik faktörler, serbest radikal yakalayıcılar, antioksidanlar, bazı hormonlar dıştan veya ağızdan kullanılmalı alkol ve sigara içilmemelidir.

Yaşlanmayı durduran vitaminler

1) Vitaminlerden kozmetik açıdan en önemlileri: Vitamin A ve deriveleri: Retinoik (tretinoin) asit, betakaroten (provitamin A), retinol en sık kullanılanlardır. Bunların hem ağızdan alınmaları hem de kozmetiklerde kullanılması güneşe ve diğer tüm etkenlere (genetik gibi) bağlı deri yaşlanmasını geriye döndürebilir. Bu etkinin görülebilmesi için retinoik asit içeren kozmetiklerin en az 6 hafta kullanılması gerekir. Ancak deriyi tahriş edici etkisine dikkat edilmeli, geceleri kullanılması tercih edilmelidir.

Vitamin E: Kuvvetli bir antioksidandır. Ultraviyole ışınlarından korur. Nemlendiricidir. Kızarıklık ve lekelenmeyi engeller. Topikal kullanıldığında (dıştan) alfa tokoferol olarak kırışıklıkları önler ve kollajen sentezini artırır. Vitamin C: Antioksidan ve leke açıcıdır. Hücrelerde kollajen sentezini düzenler ve ultraviyole ışınlarından korur. Vitamin B: Vitamin B3 (Niasin) derinin su kaybını önler, deriyi nemlendirir ve antioksidandır.

Provitamin B5 (Pantenol) ise nemlendiricidir ve saç bakım ürünlerinde %5 oranında kullanılabilmektedir.

2) Alfa Hidroksi Asit (AHA)ler: Meyve asitleri olarak bilinirler. En çok kullanılanlar glikolik asit ve kaltik asittir. %2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asittir. %2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asit, %8-12 oranında kollajen sentezini artırır, %70 oranında ise peeling yapar.

3) Bitkisel Ürünler: Flavonoidler (genistein vb.) ginkgo biloba ekstresi, soya fasulyesi, mercimek ve kırmızı şarapta bulunurlar. Serbest radikallerden ileri gelen yaşlanmayı geciktirebilir. Piyasada vitaminlerle birlikte yaşlanma karşıtı preparatlarda (ilaç) bulunur.

4) Polifenoller yeşil çayda bulunurlar: C ve E vitamininden daha kuvvetli serbest radikal tutucudurlar. Saç toniklerinde erkek tipi saç dökülmesine karşı da kullanılırlar.

5) Aloe vera jeli: Ultraviyoleden koruyucu, kızarıklık düzeltici, nemlendirici olarak yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılır.

6) Biyolojik Faktörler: Kallikrein: Domuz pankreasından elde edilir. Yara iyileşmesini hızlandırır ve kırışıklık oluşumuna engel olur. Plasenta Ekstreleri: İnsan veya hayvan kaynaklı olabilir. Hücre yenilenmesini sağlar, derinin esnekliğini artırır.

Üçüncü sırada ise yaşlı deriyi düzeltmek ve daha fazla ilerlemesini engellemek amacıyla uygulanan kimyasal peeling (derinin üst tabakasının soyulması), mikrodermabrazyon, lazer, botulinum toksini, dolgu maddeleri ve estetik plastik cerrahi operasyonları gelmektedir.

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.