25 Şubat Pazar
hava durumu

Tarihte ve günümüzde macunlar

Tarihte ve günümüzde macunlar MESİR MACUNUNUN TARİHÇESİ   1522 yılında Yavuz Sultan Selim`in eşi, Kanuni Sultan Süleyman`ın annesi Ayşe Hafsa...
Bu Haber 13 Aralık 2012 23:45 Yayınlandı

MESİR MACUNUNUN TARİHÇESİ

 

1522 yılında Yavuz Sultan Selim`in eşi, Kanuni Sultan Süleyman`ın annesi Ayşe Hafsa Sultan hastalanınca, dönemin ünlü hekimi Merkez Efendi, 41 çeşit baharatı karıştırarak elde ettiği ürünü Sultan`a yedirdi. Bir süre sonra iyileşen Ayşe Hafsa Sultan, bu macunun her yıl aynı dönemde üretilerek halka saçılmasını buyurdu. Bunun üzerine her yıl nevruz günü 41 çeşit baharat karılarak hazırlanan mesir macunu, Manisa`daki Sultan Camisi`nin kubbe ve minarelerinden halka saçılıyor. Minare ve kubbelerden saçılan ve şifalı olduğuna inanılan mesir macununu kapabilmek için Türkiye`nin çeşitli illerinden Manisa`ya gelerek Sultan Meydanı`nda toplananlar ilginç görüntüler oluşturuyor.

 

41 ÇEŞİT BAHARAT

Mesir macunu 41 değişik baharattan oluşmaktadır. Bu baharatlardan bazılarının şifası hakkında bilgi verelim;

ANASON: İştah açıcı ve karminatif olarak kullanılır. Karminatif etki bağırsaklardaki fermantasyona engel olmasından ileri gelir.
HİNDİSTAN CEVİZİ ve BEŞBASE: Kaynatılmış suyu mide ağrılarına iyi gelir. Etkisi bileşimdeki uçucu yağlardan ileri gelir.
ÇİVİT: Halk arasında kabakulak ve pnömonide iyi gelir. Bebeklerin ağız mukozasındaki ağrılı yaraların tedavisinde kullanılır.
ÇÖPÇİNİ: Kökünün kaynatılmış suyu egzamada kullanılır. Bileşimindeki tanenden dolayı astrenjan etkisi vardır.
ÇÖREK OTU: Gaz söktürücü olarak kullanılır.
DARFÜLFÜL: Bedeni ısıtıcı ve öksürük kesici olarak kullanılır
HARDAL TOHUMU: İştah açıcı ve mideyi yatıştırıcı olarak toz halinde kullanılır. Cilt hastalıklarında iltihabı ve ağrı giderici etkisi vardır.
HAVLİCAN: Öksürük kesici ve ağız kokusu giderici olarak kullanılır. Sindirimi kolaylaştırır, gazı dağıtır, balgamı giderir.
HİYARŞENBE: Müshil olarak kullanılmaktadır. Bileşiminde antrekion türevi vardır.
KAKULE: Lezzet verici , gaz söktürücü, iştah açıcı olarak kullanılır.
KARABİBER: Öksürük kesici, uyarıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır.
KARANFİL: Ağız kokusu giderici, diş çürüklerinde ve ağrılarında kullanılır. Bileşimindeki karanfil esansı antiseptik ve ağrı gidericidir.
KEBABE: İdrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.
KİMYON: Baharat, gaz söktürücü, iştah açıcı ve terletici olarak kullanılır.

Mesir macunun asıl kullanımında bulunan baharat çeşitlerinin bir kısmının doğa da artık bulunmuyor olması nedeni ile mevcut baharatlar ile bu işlem yürütülmektedir. İşte kullanılan diğer baharat çeşitleri;

469 yıldır içeriği bozulmadan hazırlanan mesir macununun içinde şu baharatlar bulunuyor:

Tarçın, karabiber, yeni bahar, karanfil, çörek otu, hardal tohumu, anason, kişniş, zencefil, tarçın çiçeği, zerdeçal, Hindistan cevizi, rezene, kebabiye, sinameki, sarı halile, vanilya, darıfülfül, kakule, havlıcan, zulumba, hıyarşembe, safran, iksir, kimyon, galanga, çam sakızı, mirsafi, meyan balı, şamlı şaşlı, limon kabuğu, kremtartar, zağfiran, udülkahır, çöpçini, eskir, tiryak, ravend, limon tuzu, tekemercini tohumu, günbalı.

 

MESİR MACUNU

(Bu macun Merkez Efendi’nin terkibidir)

Bu macunun faydaları: Bu macunu yiyenler o yıl içinde hastalığa yakalanmaz. Ağrı ve sızı çekmezler, zehirli hayvan ısırmasından korunurlar. Cinsel yönden güçlenirler. Bağırsakları kuvvetlendirir. Kan yapar. Vesveseye, şekere iyi gelir. Baş dönmesine, deliliğe, göğüs ağrılarına ve öksürüğe karşıda çok faydalıdır. Binbir çeşit hastalık için şifalı bir macundur.

 

Karanfil …………………………………………30 gr
Yeni bahar …………………………………….. 15 ”
Zencefil ………………………………………… 60 ”
Karabiber ……………………………………… 15 ”
Kişniş …………………………………………… 30 ”
Havlı ne an …………………………………….. 15 ”
Kebabiye ……………………………………… 160 ”
Hindistan cevizi ………………………………. 30 ”
Anason …………………………………………. 15 ”
Sakız …………………………………………….. 9 ”
Hıyarşenbih …………………………………. 180 ”
Safran ……………………………………………. 9 ”
Tarçın …………………………………………… 90 ”
Udulkahr ………………………………………. 15 ”
Çöpçini …………………………………………. 15 ”
Hardal ………………………………………….. 15 ”
Mürsafi …………………………………………. 60 ”
Miyen balı ……………………………………… 90 ”
Rezene …………………………………………. 15 ”
Kimyon ………………………………………… 15 ”
Tarçın çiçeği ………………………………… 120 ”
Çörek otu ……………………………………… 30 ”
Darüfülfül ……………………………………… 15 ”
Râvend çini ……………………………………. 30 ”
Limon tuzu ……………………………………. 10 ”
Kakula …………………………………………. 90 ”
Sinameki ……………………………………… 75 ”
Vanilya …………………………………………. 3 ”
Portakal kabuğu ……………………………… 60 ”
Üzüm suyu …………………………………. 1250 ”
Bal …………………………………………… 3000 ”

Hazırlanışı: Sert olan maddeler un haline getirilir, bir elekten geçirilir. Elekten geçirilen bu maddeler sıvı maddelere karıştırılarak macun yapılır, bir kavanoza konur. Günde üç kaşık yutulur.

 

MESİR MACUNU MUCİZESİ
MESİR dilimizde gezilecek yer , gezi yeri anlamına gelmektedir. Anadolu ve Ön Asya’nın çok eski bir geleneğinden gelen Mesir’in 5000 yıl öncesinde bile örneklerine rastlamak mümkün. Genel Tıp kitaplarının bir kısmında mesir’e benzeyen bir macunun Sümerliler zamanında kullanıldığını yazmaktadırlar. İlk defa Sümerliler ünlü şehirlerinden biri olan NİPPUR da ana maddesi İSİN olan bir otla çeşitli baharatları kaynatarak bir macun elde edip bunu altın kapta saklayarak ilkbahar aylarının başlangıçlarında hastalara ikram ederlermiş. Aynı şekilde hazırlanmış çeşitli macunların dertlere şifa olması amacıyla Ön Asya ve Anadolu medeniyetlerinde dağıtıldığı kaynaklarda belirtilmektedir.

Mesir Macunu; Mutasavvıf Hekim Merkez Efendi tarafından bulunmuştur.

 

MESİR MUCİDİ MERKEZ EFENDİ

 

500 Yıla damgasını vurmuş olan bir olayın kahramanından bahsetmeden önce devre damgasını vurmuş olan zamanının büyük hekimi Merkez Efendinin hayatından biraz aktarımda bulunalım.

Merkez Efendinin asıl adı MUSLİHİDDİN EFENDİ 15 yy. ikinci yarısında 1460 yılında Denizli’nin Buldan ilçesine bağlı Sarımahmutlu köyünde doğmuştur. Ailesinin Selçuklu Germiyanoğullarının bir koluna bağlı olduğu tahmin edilmektedir. İlk öğrenimini babası Hafız Mustafa Efendinin yanında tamamlamıştır. Daha sonraki öğrenimi için babasının yakın dostu olan zamanın ünlü bilginlerinden Hızır Ahmet Paşanın yanına Bursa’ya gitmiştir. Burada İlk ve orta öğretime karşılık gelen zamanın ilk medrese öğrenimine başlar ve başarı ile tamamladıktan sonra hocası tarafından zamanının en ideal üniversitesi olan İstanbul Fatih Medresesine kayıt yaptırır.

Buradan müderris (Hoca) ünvanı alarak mezun olur. Uzun yıllar İstanbul ve çevresindeki illerde öğretmenlik yapar.

MERKEZ EFENDİ BİMERHANEYİ KURUYOR

1520 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Yavuz Sultan Selim’in eşi HAFZA SULTAN eşinin ölümünden sonra oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ı Manisa Valiliğinden alarak İmparatorluğun başına getirir. Kendisi bir süre daha Manisa’da kalarak kendi adına inşaa ettirilmesini istediği eşinin cami ve külliyesini tamamlamaktır.

Hafza Sultanı’ın isteği titizlikle inşaa edilen bu ilim, kültür ve sosyal kurum başına otoriter , konusunda bildigi , uzman bir kişiyi getirmektir ve sonunda Merkez Efendi Manisa’ya tayin edilir. 1523 yılında başına geçtiği Sultan Camii ve Külliyesi oluşturan birimler; Sultan cami , medrese , Sıbyan mektebi , imarethane ve hamamdan oluşmaktadır.

Merkez Efendi Manisa’ya yerleştikten kısa bir süre sonra halkın sorunları ile yakın ilgilenmeye başlar. Hasta olanlar için çeşitli otlardan ilaçlar yaparak onları iyileştirir. Bu çalışmalar üzerinde imarethanenin bir kısmı BİMERHANE’ye (Sağlık Bölümü ve Revir) dönüştürülür. Hastalar artık burada tedavi edilmeye başlar. Bir süre sonra burası yeterli gelmemeye başlar. Merkez Efendinin talebi üzerine saraydan ödenek gönderilerek 1526 yılında bugünkü yerinde BİMERHANE’nin DARÜŞŞİFA’nın bir kısmı inşa edilir. Buraya BİMERHANE, DARÜŞŞİFA, TIMARHANE, ŞİFAHANE isimleride kullanılmaktadır. Burası yapısı ve kullanımı itibari ile tam teşekküllü her tedavinin yapıldığı bir hastanedir. Günümüzde buralara değişik yakıştırmalarda bulunulmakta buraların yalnızca akıl hastaneleri olduğu aktarılmaktadır. Ancak tarihi kayıtlardan incelendiğinde bu tür yerlerin tam bir hastane olduğu ortaya çıkmaktadır.

Darüşşifa’nın açılmasında kısa bir süre sonra Manisa Valisi Şehzade Mustafa’ya Kanuni Sultan Süleyman tarafından acil bir mektup gelir. Hafza Sultan’ın bir hastalığa yakalandığını ancak tüm doktorların çabasında rağmen iyi edilemediği yazılıdır.

 

MESİR MACUNU BULUNUYOR

 

Merkez Efendi’ye durum bildirirler. Bunun üzerinde yoğun bir çalışmaya başlar. Sonunda 41 değişik baharattan ürettiği macunu tarifi ile beraber saraya gönderir. Hafza Sultan, üretilen bu macun ile sağlığına tekrar kavuşur. Bu olaydan sonra Merkez Efendinin ünü imparatorluk sınırlarını aşar.Merkez Efendi bu durum üzerine Manisa iline ekonomik katkıda bulunabilecek bir plan hazırlar;

Her yılın belli bir gününde sergi düzenleyerek, bu sergide bizzat halkın kendi el emeği ürünleri tanıtmak,

Civardan gelen halkın Manisa’ya ekonomik ve sosyal canlılık getirmesini sağlamak,

Bunun için buraya gelen halkın, sağlığını korumak ve macunu yiyenlerin 1 yıl boyunca zehirli böcek sokmalarından korumak amacıyla macunun dağıtılmasını sağlamak,

Spil dağı eteklerine kurulmuş olan Manisa’nın Gediz ovasına kayarak halkın birbiri ile dayanışmasını sağlamaktır.

Mesir Macununun halka saçılacağı ve bu planda anlatılanların yapılacağı gün olarak da 22 Mart tespit edilir. İran Mitolojisine göre bahar bayramı kabul edilen bu gün seçildiği belirtilir. Kimilerine göre de bugünün Hz. Ali’nin doğum günü olduğu da söylenmektedir. Ancak halk içerisinde yaygın olarak bilinen Bahar bayramına denk getirilmesidir. Kesin olmamakla beraber ilk mesir macunu dağıtımının 1527 – 1528 yıllarına rastladığı sanılmaktadır. 1529 yılında Şeyhinin ölümü üzerine Merkez Efendi İstanbul’a giderek yerine geçmiş ve burada eğitim vermeye devam etmiştir.

 

MESİR MACUNUNUN TIBBİ DEĞERİ

Yukarıda bazılarını saydığımız bazı bitkilerin farmakolojik özellikleri göz önünde bulundurularak macunu iştah açıcı, gaz giderici, barsak paristalizmi arttırıcı, idrar yaptırıcı, uyarıcı ve afrodizyak etkileri taşır. Eski hekimlerin düşüncelerine göre insanların kışın kuru gıda aldıklarından kanları koyulaşır, pislenir, iç organları çalışma düzenini kaybeder. Bu nedenle insanların sıvı dengesini ayarlamak gerekir. İlkbaharda yeşil, taze bol gıda ortaya çıkınca o devrin insanları kan aldırmak, lavmanla bağırsakları boşaltmak, divretiklerle bol idrar yaptırmak sureti ile vücudun dengesini kendilerine göre ayarlarlardı. Bu işe gecenin ve gündüzün eşit olduğu nevruz gününde başlamak gerekirdi. Hipokrat’tan beri gelen ve hekimlerce kabul edilen dört unsur teorisinin bir neticesidir.

 

MESİR MACUNUNUN FAYDALARI

İştah açıcı; gaz giderici, kuvvet verici, idrar yaptırıcı, yorgunluk giderici, hormonları hareket ettirici etkileri vardır. Bunların yanı sıra zehirli hayvan sokmalarına karşın bir etkisi de mevcuttur.

Halk arasındaki bazı inanışlardan alıntılar vererek yazımıza nokta koyalım.

Bu macundan kim yerse yesin o yıl boyunca hiçbir zehirli hayvan sokmaz.
Nevruz günü ağır hastalar bile yese iyi olur.
Macunu yiyen gelinlik çağındaki genç kızlar o yıl içerisinde evlenirler.
Macunu yiyen o sene boyunca bütün hastalıklardan korunur.
Cinsi kuvveti arttırdığına inanılır.
Çocuğu olmayanlar alırsa arzuları gerçek olacağına inanırlar.
Çocuk hastalıklarına iyi gelir.
Diğer tarihi macunlarımız- bunlar zamanın ilaçlarıydı diyebiliriz-.

 

MACUNU MÜBAREK

Bu macunun faydaları: Bir kimse erkeklikten kalsa veya kadın doğurmasa, bu macundan (40) gün sabah akşam 25 gr. yese erkek onsekiz yaşındaki delikanlı gibi olur. Kadın yerse on yaşındaki kız gibi olur, hamile olmasına mani olan bütün hastalığı vücuttan giderir. Hamile kalmaya bir vesile olur.

 

Karabiber ……………………………………….. 30 gr.
Karanfil ………………………………………….. 30 gr.
Tarçın ……………………………………………. 15 gr.
Kebabiye ……………………………………….. 30 gr.
Udihindi …………………………………………. 15 gr.
Kereviz tohumu ……………………………….. 50 gr.
Üdül kahr ……………………………………….. 30 gr.
Isırgan tohumu ………………………………… 30 gr.
Anason ……………………………………………30 gr.
Havuç tohumu …………………………………. 30 gr.
Şalgam tohumu ………………………………… 30 gr.
Turp tohumu ……………………………………. 30 gr.
Mesteki ………………………………………….. 30 gr.
Sinameki ………………………………………… 30 gr.
Günlük ……………………………………………. 30 gr.
Üzerlik tohumu …………………………………. 30 gr.
Acı badem yağı …………………………………. 10 gr.
Haşlanmış çöreotu …………………………….. 18 gr.

Yapılışı: Bunların cümlesi toz haline getirilerek ateş görmemiş bal ile macun yapılarak içerisine 100 gr. sakız(bitkisel) ilâve edilir. Ve istimal edilir.

 

MACUNU KEBİR

 

Bu macunun faydaları: Damar tıkanıklıklarını açar, dimağı kuvvetlendirir, aklı ve zekâyı arttırır, vücuttaki yelleri temizler.
Kabili ……………………………………………… 50 gr.
Katran köpüğü ………………………………….. 25 gr.
Zencefil …………………………………………… 25 gr.
Kişniş ……. ……………………………………… 25 gr.
Hardal ……………………………………………. 25 gr.
Yosun ……………………………………………… 25 gr.
Kına tohumu ……………………………………… 25 gr.
Kereviz ……………………………………………. 25 gr.
Sarısabır …………………………………………. 25 gr.
Dövülmüş gül ……………………………………. 13 gr.
Mesteki …………………………………………… 13 gr.
Sümbül ……………………………………………. 13 gr.
Udinindi ………………………………………….. 13 gr.
Safran …………………………………………….. 1 gr.
Papatya ……………………………………………. 3 gr.
Misk ………………………………………………… 1 gr.
Amber ……………………………………………… 1 gr.

Yapılışı: Cümlesi gülsuyu içinde ezilerek yeteri kadar süzme bal ile macun yapılır.
SARIMSAK MACUNU

 

Bu macunun faydaları: Şöhreti büyük olan bu macun, soğuktan mütevellit bütün hastalıklara iyi gelir, vücudun rutubetini giderir, balgamın kökünü keser, âleti tenasüle kuvvet verir, erkekliği arttırır, felce, unutkanlığa, sekteye, el ayak titremesine, nefes darlığına, öksürüğe, ses kısıklığına, damar sertliğine, yellere, mide ve karaciğer zafiyetine, makad ve rahim hastalıklarına şifa verir, idrarı söktürür, yüze kan getirir. Kitap, macunun tecrübe olunduğunu kaydediyor.

 

Sarımsak (dövülmüş) …………………… 1000 gr.
Taze süt ……………………………………. 1500 gr.
İnek yağı (tuzsuz) ……………………….. 1000 gr.
Bal ……………………………………….. Kâfi miktar
Zencefil ……………………………………….. 10 gr.
Karabiber ………………………………………10 gr.
Darufülfül Tarçın …………………………….. 10 gr.
Kebabiye………………………………………. 10 gr.
Hindistan cevizi………………………………. 10 gr.
Akırıkarha……………………………………….10 gr.
Havlıncan………………………………………. 10 gr.
Gül yağı ………………………………………….10 gr.
Safran ……………………………………………. 7 gr.

Yapılışı: Sarımsak sütü emene kadar kaynatılır, sonra yağ ilâve edilerek bir müddet daha kaynatılır; daha sonra bal katılarak karıştırılır ve bir müddet ateşte tutularak koyu mayi haline getirilir; diğer maddeler toz haline getirilerek elde edilen macuna karıştırılır, temiz bir kaba konarak muhafaza edilir.
Kullanılışı: Macundan 10 ar gr. alınarak birer bardak hunnab şerbeti ile içilir.
AK ŞEMSEDDİN HAZRETLERİNİN TERKİP ETTİĞİ MACUN

Bu macunun faydaları: Evlâdı olmayanlara, erkeklikten kalanlara, idrarını tutamayanlara, bel ağrısına, bel soğukluğuna, baş ağrısına, kuvve-i hazımaya, diz ve omuz ağrılarına, mafsal ağrılarına, siyatiğe, basura, kulunca nafidir.

Çöreotu …………………………………………… 90 gr.
Zencefil …………………………………………… 15 gr.
Topalak …………………………………………… 15 gr.
Havuç tohumu …………………………………… 15 gr.
Soğan tohumu …………………………………… 15 gr.
Anason ……………………………………………. 15 gr.
Tarçın ………………………………………………..9 gr.
Dârüfülfül ……………………………………………9 gr.
Kebabiye ……………………………………………9 gr.
Mesteki ……………………………………………..6 gr.
Günlük ……………………………………………….6 gr.
Safran ………………………………………………. 6 gr.
Andız kökü …………………………………………. 6 gr.
Havlıncan ………………………………………… 12 gr.
Meşe palamutu unu (kavrulmuş) ………….. 180 gr.
Kavrulmuş simit unu …………………………. 360 gr.

 

Yapılışı: Bunların mecmuu dövülür elekten geçirilir, yeteri kadar halis balla macun yapılır. 9-15 gr. kadar yutulur.

Kaynak: “Kitab-u menafi-u nas”

 

HAYAT MACUNU

 

Bu macunun faydaları: Balgamı söker, vücudu kuvvetlendirir, insanı gençleştirir, sıkıntıyı alır. Zekâyı geliştirir, akli dengesizliği düzeltir. Hazımsızlığı bertaraf eder. Sık sık idrara çıkmayı önler. Gazı giderir. Meniyi arttırır, tenasül uzvunu güçlendirir. Dişleri ve diş etlerini pekiştirir. Sırt ve mafsal ağrılarını, dil peltekliğini giderir

 

Karabiber ………………………………………. 20 gr.
Darufülfül ………………………………………… 20 ”
Zencefil ………………………………………….. 20 ”
Tarçın …………………………………………….. 20 ”
Hurma ……………………………………………. 20 ”
Papatya …………………………………………. 20 ”
Çam fıstığı ……………………………………… 20 ”
Hindistan cevizi ……………………………….. 20 ”
Salep ……………………………………………… 20 ”
Şam fıstığı ………………………………………. 20 ”
Havlıncan ……………………………………….. 20 ”
Papatya tohumu ………………………………. 10 ”
Kuru üzüm ……………………………………… 60 ”
Bal ………………………………………………. 700 ”
Defne tohumu ………………………………….. 20 ”

 

Yapılışı: Sert maddeler toz yapıldıktan sonra bal ile iyice yoğurulur; macun meydana getirilir. Bir kavanozda saklanır.
Kullanılışı: Günde üç defa birer ceviz kadar yutulur.
Kaynak: El-Kanun – Fittıb/ İbn-i Sina. III/318

 
MACUN-U YÜKSELEN

 

Bu macunun faydaları: Ses kısıklığı, kan tükürme, balgam ve damar sertliğinde kullanılır.
Keten tohumu (kavrulmuş) ………………….. 50 gr
Kuru üzüm ……………………………………….. 50 ”
Çam fıstığı ………………………………………. 150 ”
Badem ezmesi …………………………………. 150 ”
Meyan balı ……………………………………….. 50 ”
Arap zamkı ……………………………………….. 50 ”
Mesteki …………………………………………… 50 ”
Çemen tozu ……………………………………… 50 ”
Kitre ………………………………………………. 50 ”
Beyaz biber ……………………………………… 50 ”
Nohut tozu ………………………………………. 50 ”
Nişasta …………………………………………… 50 ”

 

Hazırlanışı: Sert maddeler toz haline getirilerek yeteri kadar bal ile macun yapılır. Bir kavanoza konur.
Kullanılışı: Sabah – akşam birer tatlı kaşığı ağızda eritilerek yutulur.

Kaynak: El-Kanun – Fittıb/ İbn-i Sina. III/429

 

MACUN-U ÂRİFÂN

 

Bu macunun faydaları: Balgamı söker, şiddetli öksürüğü keser
Keten tohumu (kavrulmuş) ………………… 25 gr.
Badem (tatlı) ………………………………….. 25 gr.
Çam fıstığı ……………………………………… 25 gr.
Arap zamkı ……………………………………… 25 gr.
Kitre …………………………………………….. 25 gr.
Demirhindi ……………………………………… 50 gr.
Hurma …………………………………………… 50 gr.
Tereyağı (tuzsuz) …………………………….. 50 gr.
Bal ……………………………………………… 500 gr.

Hazırlanışı: Sert maddeler toz yapılır, bal ilâve edilerek macun haline getirilir.
Kullanılışı: Sabahları birer kaşık yutulur.
Kaynak: El-Kanun – Fittıb/ İbn-i Sina. III/429

 
MACUNU SEVRİNCAN

 

Bu macunun faydaları: Mafsal ağrılarına, siyatiğe, idrar zorluğuna, sırt ve kalça ağrılarına, vücuttaki yellere, haya şişliklerine, basura, yüz felcine, rahim hastalıklarına, siroz hastalığına, dalak hastalıklarına şifa verir.

 

Kara helile ……………………………………… 21 gr.
Sarı helile ………………………………………. 21 gr.
Çiğdem …………………………………………. 21 gr.
Kabili ……………………………………………. 15 gr.
Kimyon …………………………………………… 6 gr.
Kereviz tohumu ………………………………… 3 gr.
Karabiber ………………………………………… 3 gr.
Deniz köpüğü ……………………………………. 3 gr.
Hindistan tuzu ………………………………….. 3 gr.
Udinindi ………………………………………….. 3 gr.
Kına ………………………………………………. 3 gr.
Rezene …………………………………………… 3 gr.
Mahmude ………………………………………. 20 gr.
Zencefil …………………………………………. 10 gr.

 

Yapılışı: Bu maddeler toz haline getirilerek bal ile macun yapılır.
Kullanılışı: 5 – 20 gr. yutulur.

 

 

Çörek Otu Macunu

Ballı Macun Çoğu hastalıklar için en güzel kullanım yöntemi macun şeklindedir. 1 kg bala, 200 gr. Çörek otu öğütülüp karıştırılır. Bir kaba konur, üstü tülbentle örtülür. Üç gün üç gece ay ve yıldızları görecek şekilde bekletilir. Sonra bu macundan günde 3 defa çay veya 1 defa tatlı kaşığı miktarınca aç karnına yenir.Burada önemli olan kısım, öğütülme işlemi. Kesinlikle öğütülmüş çörekotu almayın. Kendiniz öğütün ama havanda döverek değil ufak elektrikli kahve öğütme makinelerinde. Eğer havanda da dövecek iseniz çok çabuk davranmanız gerekir. Çünkü çörek otunun muhteviyatında bulunan uçucu yağlar ve diğer kıymetli bileşimler eğer öğütme işlemi uzun sürer ve bekleme söz konusu olur ise niteliğini yitirebiliyor. Bunun için öğütme işlemini çok çok hızlı yapıp öğütülmüş çörek otunu bir an evvel süzme bal ile karıştırmalısınız. Balında kaliteli olması konusu üzerinde durursanız daha da fazla şifa bulacağınızı düşünüyoruz.Eğer macun yapmadan hergün düzenli olarak öğütüp yutarak tüketiyorsanız öğüteceğiniz çörek otunu cihazın haznesine koyduktan sonra öğütme işlemine başlamadan içine bir lokma büyüklüğünde de ekmek parçası koyun. Bu sayede çörek otu tohumlarından cihazın haznesine saçılan ve bulaşan ve çok kıymetli olan çörek otu yağı ekmek tarafından emilecek ve bu sayede daha çok fayda göreceksiniz.

Merak etmeyin ve üzülmeyin. Allah (CC.)’nun izniyle çörek otu vücudunuzu tümüyle düzene sokacaktır. Bütün benliğinizle buna inanmanız bulacağınız şifayı artıracaktır. Bir şeyi de belirtmek isteriz. Çörek otunu lütfen fazla tüketmeyiniz. Fazla suyun, fazla oksijenin, fazla balın zararlı olduğu gibi fazla çörek otu da zararlıdır, fazla yemeyiniz. Sabırlı olunuz.

Sadece kaynak gösterilerek kopyalanabilir.

Kansere çareyi Trabzonlu Ömer Özdoğan buldu!

Trabzonlu Ömer Özdoğan, bir yıl önce, telefonla arıyor ve “Kansere çare buldum, ya beni kendi programınızı çıkarın ya da Uğur Dündar’ın telefonunu verin” diyordu. Önceleri pek ciddiye almamıştım ama ısrar üzerine Dündar’ın telefonunu bulup kendisine verdim.

Sonra bir yakınımın kanser olduğu ve iki aylık ömrü kaldığı ortaya çıktı. Öyle ki doktorlar kemoterapi bile uygulayamıyor, vücudun bu ağır ilaçlara direnemeyeceğini ve hastanın hemen öleceğini söylüyordu.

***

Hastamızın midesi bir yıl önce tamamen alınmıştı. Hastalık daha sonra midenin üstünde 12 parmak bağırsağından yemek borusuna ve oradan da artık bütün vücuda yayılmaya başladı.

Yapacak başka bir şey kalmadığından Ömer’i aradım ve bahsettiği ilâcı göndermesini istedim.

Ömer’in gönderdiği bal, arı sütü ve polenden oluşan macunu ve arı sakızını hastaya verdim, Bir hafta içinde kendi çabasıyla ayağa kalkmaya, yürümeye başladı. Bacağındaki 20 cm. uzunluğunda ve dört-beş cm. enindeki yara da hızla iyileşmeye başladı. Belden aşağısı davul gibi şişiyor, su topluyor ve bacağındaki yaradan şırıl şırıl su akıyordu. Bu arada iyileşmeye başlayıp evin içinde dolaşırken ayağı bir mindere takılıp düştü, kalçasını kırdı, ameliyat edildi, (bilgi yelpazesi.net) ameliyat yaraları da üç ay içinde hızla kapandı. Bir deri bir kemik kalmışken, kilo aldı, kendisini iyi hissetmeye başladı, genel karakteri olan karamsarlığı bile kayboldu, sağlıklı düşünmeye başladı. Şimdi hastamızın kan tahlilleri de tamamen temiz çıkıyor.

Bütün bunlar 200 gram arı reçinesi, 1,5 kilo bal macunu ve doktorun reçeteyle verdiği, hastamızın her gün kullandığı vitamin yüklü mamalar ile oldu.

***

Anladığım kadarı ile arı reçinesi, (propolis), vücuttaki kanserli hücreleri yok ediyor. Bunu yapmak için önce kanı temizliyor. Temiz kan, sadece hasta hücreleri yok ederken, iyi beslenme ile yeni üretilen sağlıklı hücreler onların yerini alıyor.

Fakat propolis, her türlü kanserde etkili olur mu bilmiyorum. Yine de yöntem kesinlikle denemeye değer, çünkü hiçbir yan etkisi yok, kanı temizlediği için faydası kesin.

Kemoterapi, kanserli hücrelerle birlikte sağlıklı hücreleri de yok ettiğinden hastanın iyileşmesi, çok dirençli bir vücuda sahip olmasına bağlıdır.

Böyle bir bilgi elde ederek hastamızın iyileştiğini görünce, vicdanen rahatsız oldum ve birkaç ay önce “kansere çare var” diye bir yazı yazdım ve bizim gibi tamamen çaresiz kalanlar uygulasın istedim. Yazmasam, böyle bir çareyi sadece kendi yakınlarım için saklamış olurdum.***

Arı, kış dönemi öncesi, kovanın girişini kapatmak ve kovanı dezenfekte etmek için arı reçinesini üretir. Yalnız bu maddenin hepsi alınırsa bütün arılar, mikroptan ve soğuktan ölür. Arıya da bırakmak gerekir. Bir kovandan ne kadar alınabileceğini arıcılar bilir. Son yıllarda görülen toplu arı ölümlerinin sebebi, kovanlarından aşırı miktarda arı reçinesi alınması olabilir.

Hasta, bu sakızdan normal sakız kadar bir parça keserek veya kopararak ağzında eritip un-ufak edene kadar çiğneyip yutacak. Bunu günde üç-beş defa tekrarlayacak.

Macun ise hakiki bala, arı poleni ve çok az miktarda arı sütü karıştırılarak elde edilir. Sabahları, kavanozdaki macun iyice karıştırıldıktan sonra hastaya bir kaşık verilir. Arı sütünün fazlası tehlikeli olabilir, doping etkisi vardır.

 

Kuran’daki arı mucizesi

 

“Kansere çareyi Trabzonlu Ömer Özdoğan buldu” başlıklı yazımla ilgili olarak, çok sayıda okuyucumuz aradı veya mesaj gönderdi. Öncelikle belirteyim ki, sadece yaşadığım tecrübeleri aktararak, doktorların umut kestiği hastalara bir faydam olabilir mi diye düşündüğüm ve birileri hemen bu işin ticaretini yapmaya başladığı için, ayrıca bu buluş, bizim hastamızın kurtuluşuna vesile olan Ömer Özdoğan adıyla anılsın ve arıcılar özellikle propolisi, sadece hastası olanlara satsın diye bu yazıyı yazdım. Çünkü yabancılar, bütün arı sakızlarını toplamaya başladı! Yani dünya, bu çareyi biliyor!

***

Arayan bütün dostlar, Ömer Bey’in telefonunu istiyor. Ömer Bey, doktor değil, bu işin ticaretini de yapmıyor. Fakat tıp fakülteleri Ömer Bey’in tecrübeleri ile ilgileniyor. Ömer Bey, arayanlara sadece kendi tecrübesini anlatabilir ve bu doğal maddelerin nasıl kullanılması gerektiğini söyleyebilir. Bal, polen gibi arı ürünleri serbestçe satılan maddeler olduğu için de tavsiye edilmesinde tıbben ve hukuken hiçbir sakınca yoktur. Tabii, kanserin her çeşidinde ve her hastada olumlu sonuç alınabileceğini, tecrübe edilmedikçe kimse söyleyemez.

***

Bal, arı poleni, arı sütü ve arı reçinesi sadece Trabzon’da bulunmuyor, yurdun ve dünyanın her tarafında arıcılardan temin edilebilir. Bu bakımdan, herkes kendi bulunduğu şehirde veya ulaşabildiği herhangi bir arıcıda bu maddeleri bulabilir. Yalnız arı sütünü doktor tavsiyesine göre kullanmak gerekir. Fazlası, tehlikeli olabilir.

Eskiden arıcılar bu reçineyi, bahar temizliği yaparken bıçakla kazıyarak çöpe atardı. 100 gramı bir kişiye bir ay yeter. Çam sakızı gibidir. Arı bu maddeyi yaparken çam sakızından da faydalanır. Hasta, günde üç beş defa bu sakızdan normal sakız kadar bir parça keserek veya kopararak ağzında eritip un-ufak edene kadar çiğneyip yutacak. Tabii bir hastanın bunu yapabilmesi, yemek yiyebilmesine bağlıdır.

Macun ise herhangi bir arıcıdan temin edilecek hakiki bala, üçte bir oranında arı poleni ve bir çay kaşığı arı sütü karıştırılarak elde edilir. Sabahları, kavanozdaki macun iyice karıştırıldıktan sonra hastaya bir kaşık verilir.

Macunun karıştırılmasının sebebi, içindeki arı sütünün her kaşığa dengeli dağılması içindir.

***

Asıl etkili olan madde arı reçinesidir.

Propolis diye aranırsa İnternet’te ayrıntılı bilgi de bulunabilir.

Ömer Özdoğan’a göre kemoterapi uygulanmamışsa, normal yemeğini yiyebiliyorsa, hasta birinci hafta biraz toparlanmaya başlar, iki ay içinde iyileşir. Ne olur ne olmaz diye bir ay daha devam etmek faydalıdır.

Ayrıca propolisin şeker, guatr ve astıma da çok iyi geldiği öne sürülüyor. Zaten kanser, şekerle ilgilidir. Kanser, şekerle beslenir denilmektedir.

Propolis, Japonya’da mucize ilaç diye bilinir. Bütün dünyada ve Türkiye’de eczanelerde satılıyor ama onlar kimyasal işlem görmüştür, alkolle temizlenmiştir.

Her maddenin doğal olanı ve az miktarda kullanılması faydalıdır.

Ömer’in bu yöntemi nasıl bulduğuna gelince; “Arının ürettiklerinde sizin bilemediğiniz faydalar vardır” mealindeki ayetten yola çıkarak ve arıcılara “Arı, bizim bilmediğimiz başka ne üretiyor?” diye sora sora bu yöntemi bulmuş. İnternet’teki propolis bilgilerinden ise ben bahsedene kadar hiç haberi yokmuş.



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.