24 Eylül Pazar
hava durumu

Suyun mesajı. لا اله الا الله

Suyun mesajı. لا اله الا الله Siz,içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü ? Sizler mi,onu yağmur bulutundan indiriyorsunuz,yoksa onu indiren Biz miyiz ?...
Bu Haber 3 Aralık 2013 21:18 Yayınlandı

Siz,içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü ? Sizler mi,onu yağmur bulutundan indiriyorsunuz,yoksa onu indiren Biz miyiz ? Şayet dileseydik onu tuzlu kılardık,teşekkür edenlerden olmalı değil miydiniz?

.

VAKİA SURESİ AYET 68-70

.

Fransız bilimadamı Dr. Jacques Benveniste yaptığı araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton (ışık) yaydığını, farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladıklarını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiş. 1980′lerde başlattığı çalışmalarında suyun hafızası olduğunu anlamış. Suya bir madde ekleyerek bunu 1 milyon kez sulandırmış ve özel bir alet ile aşırı hızda sallayarak o maddenin yok olacağını tahmin etmiş ama hala maddenin suda mevcut olduğunu görünce deneylere defalarca milyonlarca kez daha sulandırarak devam etmiş.

Ancak ne kadar sulandırsa da suyun içine en başta eklenmiş olan maddenin yok olmadığını tespit etmiş.

O zaman suyun yüklenen maddeyi bir şekilde hafızaya kaydettiğini anlamış. Bir başka deneyinde suya bir zehir yerine sadece zehirin frekansını yüklemiş ve aynen zehirin kendisi eklenmiş gibi içine koyulan sinekleri öldürdüğünü görmüş. Benvenistenin araştırmalarını şüphe ile karşılayan Queens Belfast üniversitesi Profesörü Madeleine Ennis Avrupa ülkelerinde yelpazelenen bir araştırma grubuna katılmış. Fransa, İtalya, Belçika, ve Hollanda’dan oluşan ekip Profesör M. Roberfroid tarafından koordine edilmiş. Belçika Katolik Üniversitesinde Benvenistenin kullandığı orijinal deneyin daha rafine edilmişini kullanarak yapılan uygulamayla ilgili her dört laboratuardaki bilim adamları deney solüsyonlarının içinde ne olduğunu bilmeden çalışmışlar. Hatta tüplerin bazılarında sadece saf su varmış. Tüm deney bağımsız bir bilim adamı tarafından koordine ediliyormuş. Bu kişi tüm solüsyonları kodluyor ve bilgiyi topluyormuş ama deneylerde bil-fiil çalışmıyormuş, bu yüzden yalan ve dolana yer kalmamış.Yapılan tüm deneyler Benveniste’nin sonuçlarını desteklemiş. Benveniste buna karşılık “12 sene önceye, bizim başladığımız noktaya gittiler” demiş. Benveniste ayrıca “Biokimyevi maddelerin yaydığı sinyal kaydedilip internet aracılığı ile dünyaya yayılabilir ve bu sinyal biyolojik hücreleri sanki gerçekte o madde varmış gibi etkileyip değişim yaratır” da demiş.

.

 

Unutmayalım ki; insan bedeninin %85′i sudur. Düşüncelerimiz ve konuştuklarımız bedenimizdeki suya kaydedilir ve o kalitede yaşarız. Şeklimizi, sağlığımızı ve hayatımızı biz oluştururuz. Yaşam muhteşem bir enerjisel danstır, frekansların uyumu, birleşmesi, çatışması, aşağı-yukarı, sağa-sola, zıt yönlere dalgalanmasının dansı.

.

Masaru EMOTO Çalışmaları “İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR.”

.

Dahi Japon bilim adamı Emotonun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır. Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta. Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ve su borularında, depolarda bekletilen durgun su kesin olarak şekilsel bozukluk ve rastgele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor . Bu fotoğraflar suyun inanılmaz yansıtmalarını gösteriyor. Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde. Suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortada. Su, bir şey söylendiğinde, aktarıldığı anda, anında etkilenmekte. Fotoğraflardaki dondurulmuş sulara fotoğrafları çekilmeden önce ya sözel olarak veya şişenin üstüne yazılarak resimlerin altındaki kelimeler yüklenilmiş. Suyun kelimelerin manalarının enerjisini kopyalayıp, görüntü olarak verdiği yansımanın gerçekliği şaşırtıcı.

.

Yapılan araştırmada suya müzik de çalınmış, film de oynatılmış. Örneklerde kelimelerin ve müziğin etkisini görebiliyorsunuz. Film oynatıldığında da korku filmlerinin, şiddet içeren filmlerin kötü bir etkisi olup şekil bozuklukları oluşmuş. (Bu yüzden sizlere bu tarz filmleri hiç seyretmemenizi veya mümkünse hiç olmazsa hemen uykudan önce seyretmemenizi tavsiye ederim. Uykudan hemen önce yapılan şeyler bilinçaltına daha çabuk yerleşir ve etkiler.) Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Sizin gün içinde düşündüğünüz ve söylediğiniz her şey tüm hücrelerinizi etkiler, çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Dolayısı ile siz bir bakıma düşündüğünüz ve konuştuğunuz şeyler olursunuz, bedeninizi de etkilersiniz.

.

“Ben hep hasta olurum.” dediğinizde içinizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir. “Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim” cümlesi yüklenilmiş olan suyun fotoğrafına bakınız. Düşündüklerinizin ve konuştuklarınızın kalitesinde yaşarsınız.

.

Tüm hayatınız ve sağlığınız hücrelerinizde var olan, atalarınızdan aktarılan ve kendi geçmişinizden gelen bedeninizdeki sudaki bilgilerin kaydıdır.

.

Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız ALLAHü teâlâdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki: (Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [ İsra 82 ] Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir” (ibn-i mace) Tıbbın aciz kaldığı veya yeterli olmadığı hastalıklarda vardır.

.

Kul Tıbb-i fenni ile Tıbb-ı Nebeviyi birleştirirse hastalık kemal noktasında tedavi edilmiş olur. Bu noktada sadece tıptan meded umanların, tıp varken alternatif tıbba yönelmenin yanlış olduğunu, hastalara şifa duaları okumaların çağdışı beyanları, Su ile alakalı bu makale güzel bir cevaptır.

.

“İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR.”

.

Güzel Beşer kelamıyla değişim gösteren su, Yaratıcısı Yaradanımızın ( C.C ) kelamıyla kelimelerin en güzeli özeti,Bismillahirrahmanirrahim ile nasıl güzelleşmez, nasıl Şifa kaynağı olmaz….Vesselam…O halde Allahın ismi ile suyumuzu,lokmamızı şifaya çevirelim.Yemeye içmeye her güzel işimize Bismillahirrahmanirrahim kelamı ilahisiyle başlayalım,Allah’ın emrine uygun düşünelim ve onun emrine uygun yaşayalım.İşte o zaman yaşam kalitemiz nasıl yükseliyor ,görelim.

.

 Bu vesile akla gelen bir soruya bir cevap ; Soru : Büyüklerimizin öğrettiği suya dualar okumak ve onu şifa yada korunma niyetine içmek dinimizde var mıdır?

 

.

Cevap : Korku ve hastalık gibi şeylerden korunmak için dua etmek ve âyet ile hadis gibi şeyleri yazıp taşımak ve suya okuyup onu içmek dinen caizdir.

Abdullah bin Ömer Peygamberden (sav) şöyle rivayet etmiştir : “Sizden biriniz uykuda korkarsa şöyle desin: Allah’ın gazab ve azabından ve kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve yanıma gelmelerinden eksikliği olmayan Allah’ın sözlerine sığınırım” O zaman, hiçbir şey ona zarar vermez.

Abdullah bin Amr onları temyiz çağına gelen çocuklarına öğretir, temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp onların boynuna asardı. (Ebu Davud, Nesâî, Tirmizî).

Ancak bunları istismar edip sanat haline getiren ve saf kadınlarla teşriki mesai edip onlarla haşr ve neşir olmak kesinlikle haramdır.

Ayrıca suya okuyup onu içirmek gibi şeyler para karşılığında yapılması da caiz değildir. (Halil Günenç, Günümüz meselelerine Fetvalar, Yasin Yayınevi, 2/258)1

Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız ALLAHü teâlâdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:

.

(Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) – İsra suresi ayet: 82

.

Gene bilvesile Dua kitaplarında geçen birkaç örnek uygulama ; İçi su dolu kaba 40 Fatiha okuyup, içilir ve hastanın bedeni o su ile yıkanırsa hasta şifa bulur. Hasta üzerine 41 Fatiha okunursa hasta şifa bulur. Şahsıma bu förmülleri uygulayıp hikmetlerine mazhar olmuşumdur,şahit olmuşumdur.

.

Yanlış anlaşılmaya buradan maksat ve sözümüz,modern tıbbı eleştirmek değil zira tıpda Allahın ayetlerinden işaretlerinden dir,kaynağı ilmi ilahidir,eleştirimiz, içlerindeki inaçsızlık negatif enerjisini yaymak isteyenlere ve inançsız bir insan Duasız bir nesil arzu edenlere sitemdir.

 

.

Biz ALLAH ‘ın boyasi ile iman ettik ALLAH’ tan daha guzel boya vuran kim Biz ancak ona ibadet ederiz. Bakara :138

KÖTÜ SÖZ VE KÖTÜ GÖZLE SUYUMUZU BOZDURMAYALIM 

.

Benzer bir başka deneyde, Japonya’da iki ilkokul öğrencisi, yan yana duran iki şişeye pişmiş pirinç koyup şişelerden birini “Teşekkür ederim!” diğerini “Seni aptal!” şeklinde etiketlemiştir. Bir ay sonra öğrenciler, “Teşekkür ederim!” yazılan pirincin renginin sarı ve kokusunun güzel olduğunu, “Seni aptal!” yazılan pirincin ise karardığını ve kötü kokulu bir hâl aldığını görmüşlerdir. Bu deney dünyanın birçok yerinde değişik insanlar tarafından tekrarlandığında, benzer neticeler elde edilmiştir.

.

Bir başka araştırmada suya müzik dinletilmiş ve film gösterilmiştir; hislendirici olmayan gürültülü müzikler ile korku ve şiddet filmlerinin suya kötü tesir yaptığı, su kristallerinde şekil bozukluklarına sebep olduğu görülmüştür. Suyun hafızasının olup olmadığı ayrı bir konudur. Ancak bütün bu deneylerde insanın akıl, şuur ve duygu sahibi olan ruhunun çevresiyle sürekli bir münasebet içerisinde olduğu, sadece canlı değil, cansız varlıklardan da şuurlu denebilecek cevaplar aldığı görülmektedir.

.

Buna güzel bir örnek, “Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim!” cümlesiyle hitap edilen suyun kristal yapısının düzensiz hâle gelmesi; “Teşekkür ederim!” şeklinde hitap edilen veya üzerine hayır dualar okunan su kristallerinin şeklinin ise, düzenli hâlini koruması ve fıtrî mükemmelliğini devam ettirmesidir. Temiz akarsulardan ve kaynaklardan alınan su örnekleri çok güzel geometrik yapıda kristaller gösterirken, sanayi bölgelerinden ve yoğun yerleşim alanlarından gelen kirli ve toksik su örneklerinde şekil bozuklukları ve rastgele oluşmuş kristaller ortaya çıkmaktadır. Su borularında ve depolarda bekletilen su, damıtılmış olsa bile, benzer şekil bozuklukları göstermektedir.

.

Su, hayat demektir.

Çeşitli dokulara ve yaşa göre değişmekle birlikte vücut ağırlığımızın ortalama % 70’i sudur. Yani hücrelerimiz ve hücre içindeki mikro yapılar, âdeta kendine özgü birer su okyanusu içinde yüzerler. Hücreler arası bilgi ve madde alışverişinde, metabolik hâdiselerde su, önemli vazifeler üstlenir. İyi ve güzel düşünüp etrafımıza pozitif tesir yayarsak, netice de iyi ve güzel olur. Negatif düşünceler ise, hem bize hem de çevreye menfî tesir eder. Dolayısıyla çevremiz ve bizler bir bakıma hissettiğimiz, düşündüğümüz, konuştuğumuz ve davrandığımız şeyler oluruz. Onun için pozitif düşünceli, tatlı sözlü ve ağzı dualı insanların arasında yaşamak çok önemlidir. Çocuklarımıza ve çevremizdeki insanlara hiç kimse hakkında kötü hisler beslememelerini, kötü düşünmemelerini ve kötü konuşmamalarını, hüsn-ü zan, hüsn-ü niyet ve hayır duayla insanlığa yaklaşmalarını öğütlemeliyiz. Daha da önemlisi, bu konuda hüsn-ü misâl olmalıyız. Çünkü Yaratıcı’nın imtihan gereği fıtratımıza yerleştirdiği nefisten, vehim, vesvese, su-i zan gibi menfî hisler irade dışı doğmaktadır. Bu sistemin hayır, güzellik ve doğruluk tarafında baskın hâle gelebilmesi, iradî olarak hayra yorma, müspet düşünme ve pozitif yaklaşım göstermeye bağlıdır. Unutmamalıyız ki, ruhlarımız her zaman birbirleriyle ve çevreleriyle karşılıklı münasebet içerisindedir. Herhangi birisi hakkındaki konuşmalarımız gibi duygu ve düşüncelerimiz de dua ve temenni hükmüne geçebilmektedir. “Ben hep hastayım.” diyen insanlar kendileri bir yana, çevrelerine de olumsuz tesir ederler. “Hamdolsun!”, “ALLAH bugünlerimizi aratmasın!” ve “Hâlimize şükür ” gibi dâima müspet ifadelerle şükür içinde bulunan insanlarsa, fıtratlarındaki olumsuz düşüncelerin, evham ve vesveselerin baskın hâle gelmemesi için dua ile O’nun yardımını talep etmekte, etraflarında pozitif his ve düşüncelerin gelişmesine zemin hazırlamakta, neticede de güzel örnek olmaktadırlar.

.

Netice itibariyle, insan, söz ve niyetiyle gerek kendisinin, gerekse çevresindeki canlı-cansız varlıkların durumunun değişmesine sebep olur. ALLAH, insanı ve tabiatı buna açık yarattığından, doğru olanı buyurmuş, su-i zandan kaçınmayı, hüsn-ü zanda bulunmayı emretmiştir. Okyanusun dibindeki bir kayanın altındaki mikro organizmayıda boş bırakmayan Yüce yaradan hiç bir zerreyi boş bırakmamış,hepsine bir akıl vahye itaat insana hizmet görevi vermiş,o halde sudaki bu şifadan kelimelerin en güzelini Allahın kelamını,kelamın anahtarı besmeleyi okuyarak ”Bismillahirrahmanirrahim ” diyerek istifade edelim,hikmetler hazinesinin sırlarına bir nebze olsun temaşa eyleyelim , İlacın şifasıda ,suyun şifasıda onun elindedir,O nun ismiyledir,O’ nun Şafii ismi celalinin tezahürü iledir. Yemeğe,içmeye,ilaç almaya ve her işimize besmele ile başlayıp Yüce yaradana teşekkür (Hamd ) ile bitirelim.

.

Hiç bir olumsuzlıktan sızlanmadan,etrafımıza negatif enerji yaymadan……Mevlam neyler,neylerse güzel eyler….. diyelim. Okyanusun dibindeki bir kayanın altındaki mikro organizmayıda boş bırakmayan Yüce yaradan hiç bir zerreyi boş bırakmamış,hepsine bir akıl vahye itaat insana hizmet görevi vermiş,o halde sudaki bu şifadan kelimelerin en güzelini Allahın kelamını,kelamın anahtarı besmeleyi okuyarak istifade edelim,hikmetler hazinesinin sırlarına bir nebze olsun temaşa eyleyelim , İlacın şifasıda O nun ismiyledir,O’ nun Şafii ismi celalinin tezahürü iledir.İşte bunun adı Allahın Kainata verdiği irade üstü akıl,yani SÜNNETULLAH,yani Kozmik bilinç,kozmik akıl ve KOZMİK ŞİFADIR.Yemeğe,içmeye,ilaç almaya ve her işimize besmele ile başlayıp Yüce yaradana teşekkür (Hamd ) ile bitirelim…..hiç bir olumsuzlıktan sızlanmadan,etrafımıza negatif enerji yaymadan……Mevlam neyler,neylerse güzel eyler….. diyelim.

.

Muhakkak, göklerin ve Arz’ın yaratılmasında, gece ile gündüzün arka arkaya gelmesin de, insanlara yararlı şeylerle, denizde yüzen gemilerde, Allah’ın Gök’ten indirdiği suda ve onunla Yeryüzü’nü ölümünden sonra diriltmesinde, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, bulutların Gök’le Arz arasında, müsahhar(boyun eğdirilmiş) kılınmasında, akleden bir topluluk için ayetler vardır. .

BAKARA SURESİ AYET 164

.

O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık ve ondan da kümelenmiş taneler ve hurma ağacının tomurcuğundan, sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen; üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. Onlar, olgunluğa erişip ürün verdiğinde, onlara bir bakın! Muhakkak, iman edecek bir kavim için, bunda ayetler vardır.

EN’AM SURESİ AYET 99



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.