19 Kasım Pazar
hava durumu

Bana kulluk et dediler, ben de asın dedim

Bana kulluk et dediler, ben de asın dedim        Şehadet şerbetini içmeden söyledikleri son sözler.   . Bir Kaplan Yüreğine Sahip Adam:...
Bu Haber 17 Aralık 2013 01:14 Yayınlandı

 

 

 

 Şehadet şerbetini içmeden söyledikleri son sözler.

ScreenHunter_01 Dec. 17 00.47

 

.

Bir Kaplan Yüreğine Sahip Adam: Molla Abdulkadir 

.

Bana kulluk et dediler, ben de asın dedim …

.

.
Bir Kaplan Yüreğine Sahip Adam: Molla Abdulkadir . Geçtiğimiz günlerde islam ümmetini yasa boğan haber Bengladeş’ten geldi. 1971 yılında Bengladeş’in Pakistan’dan ayrılmasına karşı büyük mücadeleler veren, Hindular ve İngiliz oyunlarına karşı büyük direnişler gösteren Cemaat’i İslam’ın liderlerinden Abdulkadir Molla, siyasi bir dava sonucunda hukuksuz ve harksız bir gerekçe ile idam edilerek şehit oldu. Bütün ümmetin gözleri önünde adım adım gerçekleşen şehadet sürecinde ümmetin içindeki sessizlik ise karamsar yürekleri bir kez daha karamsarlığa boğdu.

.
İçinde taşıdığı yürek ile bir Bengal Kaplanı gibi boynunu eğmeyen, yüreğini ümmeti kucaklayacak kadar geniş tutan Abdulkadir Molla, gülen yüzü ve mübarek sakalıyla, Allah’a olan özleminde şehadet şerbetini içmeye nail oldu. Molla, soyadındaki anlam ile adeta ümmete öyle bir mesaj yolladı ki, söylediği sözlerle de ümmeti dik durmaya, yalnız ve yalnız Allah’a boyun eğmeye çağırdı. Son sözleri sorulduğunda, ‘Suçum; Allah’tan başkasına kulluk etmemektir. Bana kulluk et dediler, ben de asın dedim’ diyerek dar ağacına giden Molla, bu duruşuyla bile ümmete İslam’ın o en vazgeçilmez çağrısını da şehadetiyle yaptı.

.
Son sözleri sorulduğunda, ‘Suçum; Allah’tan başkasına kulluk etmemektir. Bana kulluk et dediler, ben de asın dedim’ diyerek dar ağacına giden Molla, bu duruşuyla bile ümmete İslam’ın o en vazgeçilmez çağrısını da şehadetiyle yaptı. 

.

Korkusuz Bengal kaplanları ile ünlenen Bangladeşte kahpe ve kalleş çakallarında de kol gezdiği  hakikati Meşhur Bengal şairinin mısraları ile birkez daha tekerrür etmiş oluyordu;

.

 ‘Benim Ormanımın Ağacı, Ya Minber Olur, Ya Dârağacı…”

.

 

Ey şehit Abdulkadir bütün Ümmetin duası ve imrenisi ile seni uğurluyoruz.Allah Şehadetini kabul ve makbul eylesin inşallah.Makamını cennet firdevs ve Hateminnebiye komşu eylesin.

.

Çölün Aslanıda aynı Sehpaya Çıkmıştı ve son sözleri ;

“Ey huzura ermiş nefs! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön”  ayetlerini okumak olmuştu.

.

.
Çölün Aslanı da Aynı Sehpaya Çıkmıştı İtalyan sömürgesine karşı direnen bir islam lideri de herkesin önünde saygıyla eğildiği, adı anıldığında bir oh çektiği, dirençli, kararlı bir lider Ömer Muhtar’da idam edilerek şehadet şerbetini içenlerin başında geliyor. Lejyon askerlerine karşı başarılı bir direniş ortaya koyan Çöl Aslanı Ömer, gayri nizami harp usulleriyle ve ortaya koyduğu irade ile halkını, İtalyanlara karşı
Osmanlı’nın son yıllarında imzalanan Uşi anlaşması sonrası savaşma kararı alan Ömer Muhter, 1923 yılında ilk harekatı başlattı. 1931 yılına kadar on yıl boyunca savaşan Muhtar, aynı yılın 11 Eylülü’nde yaralanarak, İtalyanlara esir düştü. Savaş mahkemesinde yargılanarak idama mahkum edilen Muhtar, Graziani’nin daha önceden emrettiği gibi idam kararı veren mahkemenin yüzüne şu tokadı savurdu:

 .
Son bir kere daha baktı ve!..
.
“Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. “İnna lillah ve inna ileyhi raciun” (Biz Allah’ın kullarıyız ve sonunda ona dönücüleriz.”
.
Aynı gün toplama kamplarından getirilen binlerce Libyalının gözleri önünde gayet sakin ve korkusuzca idam sehpasına çıktı. Fecr suresinin son ayetlerinden:
.
“Ey huzura ermiş nefs! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön” ayetleri dilinde virdi zebandı… Özgürlüğü için her şeyi göze aldığı yeşil dağlara son bir kere daha baktı ve bir milleti yetim bırakarak ebedî âleme doğru kanatlandı…

Böylece Libya’da bulunan Saluk kentinde şehadete ulaştı.

.

Hasan El Benna da Şehadete Ulaşmıştı 

.
Hasan El Benna da Şehadete Ulaşmıştı Abdulkadir Molla’nın şehadeti islam coğrafyalarındaki ilk şehadet haberi değil. İslam coğrafylarında milyonlarca Müslüman hiç sorgusuz sualsiz, mermilerin hedefi olurken, kadınları çocukları adeta sömürgeci, lejyon askerlere peşkeş çekilirken, önderlerimiz de bir bir şehadet şerbetine nail oluyor.

Son dönemin en dikkat çeken idam ve suikastlerinin başında tabiî ki Mısır’da yaşayan ümmete birlik çağrısını yineleyen, en önemli isim Hasan El Benna idi. İngiliz sömürgesi altında ilk çocukluk yıllarını geçiren Hasan El Benna, sömürgeye karşı başlattığı İhvan Hareketi bu gün dünyanın dört bir yanında yer alıyor.

İşbirlikçi diktatörlere karşı yürütülen çalışmalar neticesinde Hasan El Benna gizli emelleri olan Siyonist bir yapılanmaların bombalarına hedef olarak şehadet ayı olarak bilinen bir Şubat günü 1948 tarihinde şehit edildi.

HASAN EL-BENNA’DAN SÖZLER
Nefsinle şiddetli bir şekilde mücadele et ki, onun yularını ele alasın; gözünü haramdan ayır. duygularına hakim ol… iç güdülerine karşı mukavemetli ol. onu daima helale ve güzele yönelt. onunla haram arasında engel ol…İçki, sarhoş edici ve gevşeklik verici maddelerden ve bu kabilden olan her şeyden tamamen sakın…Her yerde davanı yaymaya çalış, önderlik senin her hallerine vakıf olmalıdır. önderliği direkt etkileyen bir işi danışmadan yapma…Durmadan tevbe istiğfar et. küçük büyük tüm günahlardan sakın. uykudan evvelki bir müddeti nefsini muhasebeye ayır. zamanını değerlendir. çünkü vakit hayattır. boşa vakit geçirme. şüpheli şeylerden kaçın ki harama düşmeyesin…Güzellik, sağlamlık, hilesizlik ve söze sadakat hususlarında vazifeni eksiksiz ifa etmeye çok düşkün ol…

Çok faal ol, umumu ait hizmetlerde yetişkin ol. başkalarına bir iş sunabildiğin zaman mutluluk ve sevinç hisset. hastalara başvur, muhtaçlara yardım et, zayıfları koru, felaketzedelerin güzel söz de olsa acılarına ortak ol… devamlı hayır işlere koş…

Cesaret ve büyük bir dayanma gücüne sahip ol. cesaretin en faziletli olanı da hakkı haykırmak, sır saklamak, hatasını itiraf etmek, insanların hakkını vermekte insaflı olmak ve hiddet anında nefsine hakim olmaktır.

Allah’ın kitabından bir cüzden az olmayan günlük bir virdin olsun. Kuranı bir aydan fazla ve üç günden az olmayacak bir sürede hatmetmeye çalış.

Gayemiz Allah, önderimiz rasulullah, anayasamız kuran, yolumuz cihad, en büyük arzumuz Allah yolunda şehit olmaktır.

.

.
Bir Kutup Gibi Parladı Mısır’da yükselen şehadet haberleri sadece Hasan El Benna ile sınırlı kalmadı. Daha sonra ümmete yazdığı kitaplarla yol işaretleri koyan Seyyit Kutup’da bir yıldız gibi şehadet ışığıyla parladı. 1954 yılında Kahire zindanlarına konulan Kutup, 15 yıl boyunca Medrese-i Yusufiye’de dersler verdi.

.

Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun önünde eğilmez.

.
Burda Fizila’il Kuran ve Yol İşaretleri kitaplarını kaleme alan Kutup daha sonra serbest bırakıldı. 1966 yılında hakkında idam cezası verilen Kutup, aynı yıl 29 Ağustos günü şehadet mertebesine ulaştı. Devlet Başkanı’ndan ‘af dile’ sözlerine ise Kutup şu tarihi cevabı vermişti:

.
“Eğer Allah kanunu ile mahkum edilmişsem ben Hakk’ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahkum olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah’a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım.Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem.Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun önünde eğilmez.”

.

Başına Şapka Değil, Boynuna İp İstedi 

.
Başına Şapka Değil, Boynuna İp İstedi Müslüman liderlere yönelik idam ve baskı girişimleri sadece diğer islam coğrafyalarında değil, ülkemizde de yaşandı. Türkiye’nin Osmanlı sonrası ilk yıllarında Batı yanlısı politikaları ve din ve ırklara karşı tavrı, büyük acılar ve hüzünleride beraberinde getirmişti. Ankara’daki Ulucanlar Caddesi bile bunun en bariz örneğini teşkil ediyor. İskilipli Atıf Hoca da şehadet mertebesine ulaşan bir başka önder. Şapka Kanunu’ndan 2 yıl öncesinde yazdığı bir risale yüzünden İstiklal Mahkemesi’nde yargılanarak Hakim Kılıç Ali tarafından idama mahkum edilen İskilipli Atıf da örnek duruşu ve vakur tavrı ile de bu günlere ışık saçtı. Başına Batı’yı temsil eden şapkayı koymayacağını söyleyen Atıf Hoca, başına koymadığı o şapka yüzünden boynuna dar ağacının ipi sarıldı. 4 Şubat 1936 günü Ankara’da idam kararı infaz edilen İskilipli Atıf Hoca’nın naşından da korkan dönemin rejimi, bilinmeyen bir yere gömdü. Yıllar sonra başarılı bir çalışma ile ortaya çıkan Atıf Hoca’nın naaşı Ankara’dan bir parkta alınarak, memleketi İskilip’e defnedildi. İslam coğrafyalarındaki bu idamlar sadece bu isimlerle sınırlı kalmadı.

.

Yıllar sonra başarılı bir çalışma ile ortaya çıkan Atıf Hoca’nın naaşı Ankara’dan bir parkta alınarak, memleketi İskilip’e defnedildi. İslam coğrafyalarındaki bu idamlar sadece bu isimlerle sınırlı kalmadı.

 .
Atıf Hoca’nın rüyası İskilipli Atıf Hoca’yı ilk defa maşeri vicdana (kamuoyu) tanıtan Necip Fazıl Kısakürek’in “Son Devrin Din Mazlumları” adlı eseri oldu. Fakat eserin akademik ciddiyetten mahrum bir şekilde kaynak gösterilmeden yazılmış olduğu da dikkate alınmalıdır. Eserde Atıf Hoca’nın 1926 yılının bir sonbaharında evinden alındığı yazılıdır. Halbuki Atıf Efendi’nin idamı 4 Şubat 1926’dır. Necip Fazıl’ın naklettiği bir hadise de;

.

Atıf efendi’nin mahkemeden bir gün evvel müdafaasını yazarken, birden dalıp rüyasında Hz. Muhammed’i görmesi, Kâinat’ın Fahri’nin: “Yanıma gelmek dururken ne diye müdafaa karalamakla meşgul oluyorsun?” buyurması üzerine, yazdığı müdafaasını yırtması hadisesidir.

.

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.