19 Ağustos Cumartesi
hava durumu

Ölümsüzlük mantarı Reishi

Ölümsüzlük mantarı Reishi ÖLÜMSÜZLÜK İKSİRİ (REİSHİ) MANTARI     Mucize mantar . Ganoderma Lucidum , Lingzhi ya da Reishi...
Bu Haber 21 Ağustos 2013 23:51 Yayınlandı

ÖLÜMSÜZLÜK İKSİRİ (REİSHİ) MANTARI

 

 

Mucize mantar . Ganoderma Lucidum , Lingzhi ya da Reishi !
( Medical Science Haziran 2007 )  

Sanırım bir çoğunuzun bu bitki hakkında bir şeyler duymuşsunuzdur  ama çok daha fazlamızın ondan pek  haberi yok. Ayrıca ne kadar bilsek de onun tıbbi tedavi alanında bize daha neler kazandıracağını  henüz tam olarak  keşfetmiş değiliz

Ganoderma Fungi – Reishi ailesine ait Polyporacea grubuna ait bir bir mantar türüdür. Bu gruba dahil olan tipte ki mantarların özelliği kabuklarının yüzyıllardan beri Uzakdoğu ülkelerinde özellikle Çin , Japonya ve Korede tedavi maksatlı olarak kullanılmış olmasıdır.
Ganoderma Lucidum ( Lingzhi ) bunların içinde özel bir yer tutar çünkü o“her derde deva “ bir bitki olarak konumlandırılmıştır. HIV, kanser, düşük tansiyon, yüksek tansiyon, diabet, romatizma, kalp problemleri, felç, ülser, astım, yorgunluk, hepatit A – B – C, uykusuzluk, kısırlık, sedef hastalığı, kabakulak, epilepsi, alkolizm  ve liste uzadıça uzuyor… Lingzhi sözü Çincede  “Ruhani Güç Bitkisi“ ve ayrıca  “Ölümsüzlük Mantarı“ olarak da tanımlanmıştır.
Ganoderma Lucidum kanserle tedavide etkilidir çünkü vücudu toksinlerden arındırır ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. Karaciğer detoksifikasyonunu geliştirir böylelikle karaciğer fonksiyonunu arttırırak  karaciğer hücrelerinin yeniden yapılanmasını tetikler. Bu özelliği ile karaciğer kanserine yakalanmış olanlar için son derece önemli bir bitkisel destektir.

Ganoderma Lucidum’daki anti kanser ajanları  Polysaccharid‘ler ve Germanium dur. Ganoderma’nın Polysaccharid fraksiyonu geniş olarak anti tümor tesirinden sorumludur. Yapılan araştırmalarda Ganodermanın bitkisel destek olarak kullanıldığında;

a) Kemoterapi ve radyoterapi sonrasında oluşan yan etkileri asgari düzeye indirdiği,

b) Tümörlü organın hayatta kalma süresini uzattığı ve başka organlara sıçrama olasılığını azalttığı,

c) Yaşam kalitesini geliştirdiği,

d) Vakanın kendini tekrarlamasını engellediği ortaya çıkmıştır .

   Ganoderma Lucidum, kemoterapi veya radyoterapi sonrasında oluşan yan etkiler olan saç dökülmesi, iştah kaybı, yorgunluk, kemik iliği supresyonu ve enfeksiyon riskini ortadan kaldırır.

Ganoderma Lucidum’un ana niteliği kanser ile savaştır .

Bağışıklığın arttırılmasına ve endocrine sistemin düzenlenmesine yardım eder. Tümorleri engeller, zararlı serbest radikallerin oluşumunu elimine eder.

Kanserli hücrelerin DNA sentezini bozar, tümörlü hücrelerin terminal enzim aktivitesini yok eder, T ve B  lymphocyt‘lerindeki  macrophage’ı düzenler ve arttırır böylelikle kanser hücrelerinin yayılmasını kontrol altında tutar .

* Toksinleri azaltır ve kemoterapi / radyoterapi sonucu ortaya çıkan ağrıları yatıştırır.

Karaciğer detoksifikasyonunu arttırır ve böylelikle karaciğer fonksiyonunu geliştirerek karaciğerde yeni hücre üretimini tetikler.

* Kanser sebebi ile oluşan iştahsızlığı düzeltir.

* Son aşamadaki kanser hastalarında duyulan ağrının tedavi edilmesinde kullanılır.

* Özellikle böbrek rahatsızlıklarında verimlidir.

* Bitkisel tedavide 2000 yıldan uzun süredir (birçok kaynağa göre 4000) Japon ve Çin tıbbında kullanılan, bitkisel bir ürün olup, inanılmaz yararları bulunmaktadır. İmparatorluklar zamanında sadece İmparatorların  ve yakınlarının kullanabildiği bir bitki idi.
Bilinen en eski ve en değerli bitkidir. Uzak doğuda bulunan bitki sağlığı ile ilgili Shen Nuing Ben Caojin yazıtlarında bir numaralı bitki olarak listede yer alır.

* Doğal ortamda çok nadir bulunan Reishi ( Ganoderma lucidum) ile ilgili çalışmalar, son otuz yılda inanılmaz hız kazanmış. Uzun araştırmalar sonucu üretim teknikleri geliştirilmiş ve ilaç endüstrisinin hizmetine sunulmuştur.

1- Toksik etkisi olmadan günlük olarak sürekli alınabilen ve kesinlikle yan etkisi olmayan bir bitkidir.

2- Günlük alındığı takdirde, vücut fonksiyonlarını normale çevirir ve tüm organların çalışma fonksiyonlarını düzeltir.

3- Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir, düzgün çalışmasını sağlar.

Reishi Mantarı ( Ganoderma lucidum) ileri ülkelerde solunum yolları problemlerinin çözücüsü olarak tanınmaktadır. Çünkü kronik bronşitten şikâyeti olan, 2000 Çinli hasta üzerinde yapılan ve “Herbs for health Jan-Feb 97” dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre iki hafta süreyle Ganaoderma lucidium  çayı içen bu hastaların %60–90’ nın kendilerini daha iyi hissettikleri ve iştahlarının arttığı bulunmuştur.

2000 yılı aşkın süreden beri  Çin ve Japon halklarının sağlıklı yaşam ve uzun ömür için kullandığı Reishi mantarı, özellikle karaciğer bozuklukları, artrit ve hipertansiyon gibi rahatsızlıklar için tercih edilmiştir. Günümüzde insanlarla yapılan araştırmalarda da Reishi’nin antiallerjik, antiemflamatuar, antiviral, anti bakteriyel ve özellikle antioksidant  (yaşlanmayı geciktirici ) özellik taşıyan bileşikler içerdiği  bulunmuştur. İn vitro testlerle kanser tümörlerine karşı Ganoderma lucidum bileşenlerinin etkili olduğu gösterilmekle kalmayıp Reishi den izole edilen ve Ling zhi -8 adı verilen bir proteinin transplant reddini engellediği de gösterilmiştir.

Reishi metabolik ve psişik yorgunlukları (kendini hasta hissetme veya mutsuzluk gibi)  yaşam sevincine ve sağlıklı bir psikolojiye dönüştürmede  büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Herkes (Hemofili şikâyetleri olanlar hariç)günlük 1–2 gr lık dozlar halinde Reishi kullanarak çay hazırlayabilir. Bağışıklığını güçlendirme, fiziksel canlılığını koruma ve geliştirme ve her türlü asabi yorgunluktan korunabilme yönünde kendine yüksek düzeyde yardımcı olabilir

Saygın Japon Doktor Fukumi Morishige, bugüne kadar en çok nobel ödülü kazanmış Amerikan Enstitüsü olanLinus Pauling Institute of Science & Medicine‘da, Reishi’nin kanser hastalığını konrol etmedeki rolü üzerine araştırmalar yapmaktadır. Morishige, avrupa tıp dünyasında da tanınmakta ve uluslararası kanser örgütü (icg) tarafından konusunda tek japon otoritesi olarak görülmektedir. Aşağıdaki yazı Fukumi Morishige‘nin kendi konuşma ve gözlemlerinden meydana gelmektedir: 

37 yıldır cerrahi dalındayım ve sayısını hatırlayamayacağım kadar çok operasyon gerçekleştirdim. cerrahiye karşı gençliğimden beri derin bir ilgi duymuşumdur, ancak zaman geçtikçe ideal tedavinin kişinin doğal bağışıklığı yoluyla olduğu kanaatine vardım.

Bir cerrah olduğumdan dolayı yüzlerce kanser vakası ile karşılaştım. kanser tedavisinde anahtar nokta erken teşhiştir ki, bunu başarmak söylemesinden oldukça zordur. toplam kanser vakalarının sadece yüzde biri erken teşhiş ile ortaya çıkmış olsa bile, bu oldukça iyi bir oran sayılabilir.

Günümüzde fiziksel çekaplar trend haline gelmiş durumdadır, bu tabii ki kötü bir şey değildir. ancak sırf kanser bulguları çekapta çıkmadı diye gardımızı düşürmemeliyiz. bazen, her ay düzenli çekap yaptırdığı halde sonradan kanser olduğu anlaşılan hastalar görülmektedir. bu gibi durumlarda pek çok kişi yanlış tanı konduğu şüphesi taşır, ancak bu hatalı bir düşüncedir. örneğin, penetrans tipi mide kanserinin sıradan kontrollerde saptanabilme istatistiği yüzde yirmibeştir. işte bu yüzden önceden önlem almak çok önemlidir.

Kanser konusunda hazır bir önlem senaryosu yoktur. kimileri bu konuda diyet kontrolüne güvenmektedir, ancak günümüzde en efektif method Reishi’dir. Reishi’nin muhteşem etkisini bizzat kullanana kadar bilmiyordum ve gözlemlediklerime gerçekten çok şaşırdım. uygulamalarım sırasında Reishi’nin hem hastalığı önleyici hem de tedaviye yardım edici etkilerini görme şansı buldum.

Daha önceleri, Reishi’nin faydalarından söz eden pek çok hasta ve hasta yakınlarıyla karşılaşıyordum. ancak bir tıp adamı olarak, Reishi’nin bazı kronik hastalıklara bir nebze iyi geldiğini, yine de kanser konusundaki ününün abartıldığını düşünmekteydim.

1986 yılının haziran ayında, 39 yaşında bir kadın, akciğer kanseri ve göğüs duvarı zarı komplikasyonları ile bana geldi. daha önce gittiği bir çok hastaneden ameliyat edilemeyeceği cevabını almıştı. benim yanımdan da umutsuz bir şekilde ayrıldı. daha sonra kocasının isteği üzerine düzenli olarak Reishi kullanmaya başladı. bir sonraki incelememin sonuçları oldukça şaşırtıcıydı: 6 ay önce göğüs kavitesinde bulunan ödem gerilemekteydi. neredeyse cenaze düzenlemelerini bile yapmış bir insan için resmen bir umut ışığı doğmuştu. hastanın kendisi de bunun, günde 4 gram gibi oldukça yüksek bir dozajla kullandığı Reishi’nin sonucu olduğunu düşünmekteydi. kısa bir süre içinde ödem yok oldu, ancak tümör durmaktaydı. yine de bir keşif operasyonu yapmaya karar verdik ve özel dondurma tekniği sayesinde göğüs zarındaki kanserli hücreleri almayı başardık. bir sonraki x-ray taramasında, göğüs zarı üzerinde, zararsız yara dokusu dışında hiç bir kanserli hücreye rastlamadık. akciğerlerden aldığımız dokularda kötü huylu hücreler tespit ettik ancak durum kontrol altına alınmıştı.

Karşılaştığım bir sonraki vaka, konjenital (doğuştan) karaciğer kanseri olan bir çocuktu. çocuk 5 yaşında iken bir operasyon geçirmişti ve daha sonraları, metastas yüzünden ince bağırsakları alınmıştı. çocuğun özel doktoru hastalığın son aşamasına girildiğine kanaat getirmiş ve tedaviyi kesmişti. hastanın anne ve babası, onu eve götürüp son bir umut olarak nasogastrik tüp yardımı ile Reishi vermeye başladılar. çocuk bana yeniden geldiğinde 9 yaşında idi ve yaptığım kontrolde hiç bir hastalık belirtisi saptayamadım. merakla yaptığım ct taramasında da hiç bir belirti bulamadım. konjenital karaciğer kanseri bir çocuk karsinoması (kötü huylu kanser) türüdür ve bunun sadece bir kaç gram Reishi ekstresi ile tedavi edilebilmiş olması beni çok şaşırtmıştı. çocuk karsinomaları çoğunlukla ölüm ile sonuçlanmaktaydı, ancak bu hastanın hayatta ve tamamen temiz olması, Reishi’ye farklı bir gözle bakmamı sağlamıştı. eğer bir hasta Reishidışında hiç bir tedavi görmeden kanserden kurtulabiliyor ise, Reishi ileri düzey bir araştırmayı hak ediyordu.

Japonya’da oldukça tanınan bir şirket, bana araştırmam için büyük miktarda Reishi sağlamaya başladı. ben de tüm hastalarıma, yüksek dozda Reishi ile c vitamini karşımını düzenli olarak vermeye başladım. sadece bir yıl içerisinde 500 kilogram Reishi ekstresini (6 ton Reishi mantarı) hastalarıma vermiştim. tedavilerim boyunca bazı ilginç bulgular ile karşılaştım. yüksek dozda safReishi kullanımı, bazı kişilerde melena hastalığını tetiklediği halde, c vitamini ile yapılan karışım bunu engellemekteydi. ayrıca Reishi kullanan hastalarımın dışarıdan gelen hastalıklara karşı daha dayanıklı olduklarını gözlemledim. bunun üzerine Reishi kullanan kanser hastalarımı, diğer tür bağışıklık sistemi hastalarından (kornik bronşit, hepatit vb.) oluşan küçük grupların başına geçirdim ve Reishi ekstresi kullandırmaya başladım. daha sonra yaptığımız ımmunogloburin testlerinde, Reishi kullanmaya başlayan hastaların ıga, ıgg ve ıgm (bağışıklık gücünün doğrudan bağlı olduğu hücreler) seviyelerinin yükseldiğini gözlemledim. bu, Reishi’nin vücut dayanıklılığını arttırdığının bir kanıtıdır.

Bugün 140 kanser hastasını tedavi etmekteyim. bu hastlardan göğüs kanseri olan 6 tanesi hariç hepsi metastatik kanser hastasıdır ve 60 tanesi hastanede yatılı durumdadır. bütün bu hastaların tedavisinde Reishi’yi test etmeye devam etmekteyiz. bugüne kadar (1988 bahar) 300 hasta’daReishi test edilmiş durumdadır. 

Reishi niçin kansere karşı etkili : Polisakkaritler 

Çeşitli vakalarla örnekler vermeden önce Reishi’nin niçin bu kadar etkili olduğunu açıklamak isterim. bugün hala nedenini tam olarak anlayabilmiş değiliz, ancak bir gün bunu başardığımızda kanserin kesin çözümünü de bulmuş olacağız. en son teknolojilerden yararlanılarak yapılan bir araştırmada, Reishi’de bulunan polisakkaritlerin kanserli hücreleri bastırdığı görüldü. bu keşifi japon bilim adamları gerçekleştirdi. bunun nedeni japonlar’ın bitkisel tedaviye daha fazla önem vermeleri ve polisakkaritler üzerinde detaylı araştırmalar yapmaları olabilir. bu keşif kuzey amerika’da da onaylanmıştır ve araştırmalar devam etmektedir. 

Resihi’deki polisakkaritler niçin kanser tedavisinde etkili? 

Polissakkaritler milyona yakın atomun birleşmesinden meydana gelen, vücuda emilmesi oldukça zor organik yapılardır. emilimlerinin kolayca gerçekleşebilmesi için bu sayı azaltılmalıdır ki, c vitamini Reishi’de bu görevi üstlenmektedir. polisakkaritler daha az sayıda atom içeren oligoglukon’a çevrilmekte ve kolayca vücuda emilmektedir. emilen oligoglukonlar vücudun bağışıklık sistemini tetikleyen makrofajları uyarır.

“makro” ön eki “büyük” anlamına gelir. bu tip hücreler tüm yabancı organizmaları silip süpürebilir. vücut normal işleyişine devam ederken aktif değillerdir ancak yabancı bakteriyel organizmaların varlığında aktif ve saldırgan hale gelirler. akyuvarlar hastalıklara karşı vücudun birincil defans mekanizmasını oluşturur, fakat kronik ve kötü huylu hastalıklara karşı etkisizlerdir. bu gibi zamanlarda lenfositler ikincil defans mekanizmasını oluşturur. ancak lenfositler de etkisiz kalırsa, son kale olarak makrofajlar ortaya çıkar. bu hücreler uyandırılmayı bekleyen birer canavar gibidirler ve bir kez aktif hale geldiklerinde kanser hücreleri de dahil olmak üzere tüm yabancı organizmaları yok ederler. mikroskop altında incelendiğinde bir makrofaj hücresinin boyutunun, bir kanser hücresinin boyutunun sadece onda biri olduğu görülür; ancak yine de makrofajlar bu hücreleri yenecek kadar güçlüdür. her ne kadar bu kadar yetenekli hücreler olsalar da, onları aktive etmek oldukça zordur. son yapılan araştırmalarda, kümelenmiş atomların makrofajları aktive ettiği görülmüştür ve Reishi bu kümelenmiş atomları üretecek özü içermektedir. 

Reishi : Yüksek Moleküler Polisakkarit 

Bir süre önce, yüksek tansiyonu bulunan bir hastam Reishi’nin etkisi hakkında sorular sordu. o sıralarda Reishi hakkında araştırmalarım devam etmekteydi ve denemesinin hiç bir zararı olmayacağını söyledim. normalde çok az bir miktarda Reishi özünün kan basıncını düşürmesi gerekir, fakat bu hastamın kan basıncında hiç bir değişiklik olmadı. daha sonra c vitamini ile beraber Reishi almasını önerdim ve bunu gerçekleştirmesiyle beraber kan basıncı normal seviyesine döndü. c vitamininin buradaki rolü, daha önce de söylediğim gibi Reishi’de bulunan emilimi oldukça zor polisakkaritleri küçültmesi ve emilimlerini kolaylaştırmasıdır.

17 yıl önce, c vitamininin polisakkaritleri parçalaması üzerinde araştırmalar yaptım. o zamanlarda, viskozite ölçeği denen bir metod kullanılmaktaydı. bir miktar c vitamini, ölçülmüş miktarda polisakkarit özüne eklenmekte ve polisakkaritlerin moleküler sayısı viskozitedeki düşüş ile hesaplanmaktaydı. bu şekilde, c vitamininin polisakkaritleri parçaladığı kanıtlanmıştı. hayvanlar üzerinde yapılan bazı testlerde ise tüm şeker tiplerinin rahatça emildiği görülmüştü, oysa ki aynı durum insanlarda geçerli değildi. daha sonraki araştırmalarda bunun hayvanların kendi c vitaminlerini üretebilmesinden, ancak insanların bunu başaramamasından kaynaklandığı ortaya çıktı. işte bu yüzden Reishi ile c vitamininin beraber kullanılması önemlidir. 

Şimdi bir kaç Reishi kullanılmış vakadan bahsetmek istiyorum. 

1) Bilincini sadece 2 ayda geri kazanan beyin tümörlü hasta:

Hastanede yatılı durumda ve beyin hastalığı bulunan hastalarımdan bir tanesi 70 yaşın üzerinde idi ve beyninde 5 cm’lik bir tümör vardı. operasyon geçirmiş olmasına rağmen bilincini kaybetmişti. 1986 haziranı’nda Reishi tedavisine başladık ve eylül ayında duyuları tekrar yerine gelmişti. o dönemde tümörde bir değişiklik yoktu, ancak aralık’ta tümör de küçülmeye başladı. nörolojist arkadaşlarım bile çok şaşırmıştı. hasta şu anda kendini gayet iyi hissediyor. başlangıç olarak mide tüpü yardımı ile günde 6 gram Reishi ekstresi almaktaydı, fakat hastalığının toparlaması ile birlikte, ağız yolundan günde 3 gram Reishi almaya devam etti. dozaj azalmış olmasına rağmen tümörü 1 cm’ye kadar küçüldü. hafızasının da yerine gelmesi ile birlikte hasta taburcu oldu ve şu anda ailesi ile birlikte yaşamakta. 

2) 6 ayda gerileyen akciğer kanseri:

Bir keresinde 50 yaş üstü göğüs kanseri bir kadın hastam oldu. göğüs operasyonu yapıldıktan sonra, hastalık akciğerde metastas yaptı. durumu kan kusacak kadar kötüleşmişti. (kan kusma, tıptaki adıyla hemoptisis, kanser hastalığında son aşamada ortaya çıkan bir komplikasyondur.) bu durumdayken günde 6 gram Reishi almaya başladı ve bu dozajı 6 ay boyunca korudu. bu sürenin sonunda akciğerindeki tümör yok oldu. daha önce çok çabuk nefesten kesilirken şimdi yorulmadan merdiven çıkabiliyor. bu yaşadıklarından sonra onun da Reishi tedavisine güveni tam. 

3) Mega doz ile tamamen iyileşen göğüs kanseri hastası:

Bu hastanın göğüs kanseri ve metastas yüzünden kemiklerde oluşmuş kanserli hücreleri mevcuttu. başından aşağısını hareket ettirme yetisini kaybetmişti. çok acı çekiyordu ama şansılıyız ki, sindirim sistemi halen görevini sürdürebilmekteydi. bundan yararlanarak günde 9 gram Reishi ekstresi vermeye başladık, bu dozu kısa zamanda günde 20 grama yükselttik. sadece 2 ay içinde tüm acısı yok oldu. yürüme yetisini yeniden kazandığında da taburcu edildi. 

4) 6 ayda toparlanan, karaciğere sıçramış rektum kanseri:

Bir süre önce bu hasta, rektum kanseri metastası nedeniyle ortaya çıkmış karaciğer kanseri tedavisi için hastaneye geldi. günde 6 gramlık dozaj ile Reishi verilmeye başlandı. 6 ay sonra yapılan ct taramasında karaciğerde bulunan tümörün 1 cm’ye küçülmüş olduğu görüldü. yine de ct uzmanları bunun Reishi’nin sonucu olduğuna inanmadılar ve yanlış tarama yapıldığını iddia ettiler. bu tavırlarına karşı oldukça sinirlenmiştim, çünkü sadece tümör değil, hastanın tüm sağlık belirtileri düzelmekteydi ve bu bence yeterli bir kanıttı. rektal kanserlerin tedavisi çok zordur ve çoğu vaka ölümle sonuçlanır. ancak bu hasta çok yumuşak ve kolay bir tedavi süreci geçirmişti, üstelik bunu sadece Reishi sağlamış olabilirdi. 

5) Yeniden yürümeyi başaran pankreas kanseri hastası:

Yeni ameliyat geçirmiş 60 yaşındaki bir kanser hastasının durumu kötüleşmekteydi. vücudunda ödem oluşmuştu ve kilo kaybetmişti. test sonuçları, kanında oldukça yüksek sayıda ca19-19cea bulunduğunu söylüyordu. ona, uyguladığımız tedaviye devam ettiğimiz taktirde kısa süre sonra öleceğini söylemiştim. finansal sebepler yüzünden değişik tür bir ilaç tedavisi yapıldı ancak vücudu olumlu cevap vermedi. bu nedenle günde 30 gram c vitamini enjeksiyonu eşliğinde, ağız yoluyla günde 9 gram Reishi vermeye başladık. bu tedaviye yaklaşık 1 yıl kadar önce, 1986 ağustosunda başladık ve bugün yapılan testlerde eski hastalığının hiç bir belirtisi kalmamıştı. hasta günlük yaşantısına, günde 5 gram Reishi alması haricinde, eskiden olduğu gibi devam etmektedir. hastaneye her 2 haftada bir kontrol için gelmekte ve kanındaki ca19-19 sayısı sürekli azalmaktadır.

Hastanemde bu şekilde örnek verebileceğim bir çok kanser vakası vardır. her ne kadar akciğer, karaciğer ve beyin kanserleri daha ciddi hastalıklar olsalar da sindirim yollarını hedef alan kanser tiplerine göre daha kolay tedavi edilebilmektedir; çünkü hastalar Reishi ekstresi ağız yoluyla ve kolayca sindirebilecek durumda olmaktadırlar.

Kanser dışında, Reishi’nin bir o kadar etkili olduğu bir diğer hastalık ise hepatitdir.. günde 1 ila 3 gram arasında Reishi verilen hepatit hastalarında mükemmel sonuçlar elde edilmektedir. 

6) Reishi sayesinde iyileşen hepatit hastası:

Yıllardan beri hepatit hastası olan bir kişi, kanındaki sgot ve sgpt sayısı 200 – 300 civarındayken bize geldi. normalde olması gereken miktar 30’un altıdır. hastaya günde 3 gram Reishi vermeye başladım ve 2 ay içinde sgot & sgpt sayısı 50’ye düştü. her ne kadar bu sayı normal miktardan yüksek olsa da, bu düzenli Reishi kullanımı ile çözülebilecek bir sorundu. bu noktada test amaçlı olarak Reishi kullanımı kestirdim ve sayım bir anda 150 – 200 aralığına çıktı. tedaviyi yeniden başlattığımızda ise tekrar düzelme görüldü. bu sayede Reishi’nin hepatit üzerine olan etkisini kanıtlamış oldum. belirtmeliyim ki burada da c vitamini ile beraber kullanım esastır. hepatit tedavisinde 3 gram Reishi için karşılık gelen c vitamını dozajı 6 gramdır. ayrıca hepatit tekrarlama şansı çok yüksek olan kronik bir hastalıktır ve bunu engellemek için daha küçük dozlarda Reishi kullanımına sürekli devam etmek gerekir. önlem almak her zaman en iyi çözümdür.

Reishi diğer kronik hastalıklara karşı da oldukça etkilidir ve c vitamini ile beraber kullanımı en iyi çözümdür. Reishi en iyi etkisini uzun dönem önlemi olarak, sürekli kullanıldığında gösterir. özet olarak Reishi, acıyı azaltma, vücudun bağışıklığını güçlendirme ve yaşamı uzatma konusunda kendini kanıtlamıştır. yine de kanser kontrolü konusundaki rolü %100 belirlenmemiştir. günümüzde kansere karşı kullanılan ilaçlar oldukça etkilidir ancak, ne yazık ki, yan etkileri de bir o kadar fazladır. Reishi yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahiptir ve bu süreç içinde kayda geçmiş hiç bir yan etkisi yoktur. bu yüzden Reishi’nin bir tedavi ve önlem aracı olarak kullanılmasını, güvenlik açısından önermekteyim. umarım her kesimden insanlar bu projeye katılır ve Reishi ile ilgilenir ve umarım, yakın gelecekte, Reishi insanoğluna daha uzun bir ömrün kapılarını açar.

GOOD NATURAL FOODS.NET
Ayın Şifalı Bitkisi: Reishi

Reishi Mantarı (Ganoderma Lucidum) güzel dünyamızda yetişen yüksek derecede değerli bir bitkidir. Yaban ormanlık alanda canlı ağaçlar üzerinde ve çok nemli,  içerisin az ışık geçiren yoğun bir şekilde ağaçlı ormanların içinde bulunan çürümeye yüz tutmuş ağaç kütükleri üzerinde yetişir. Bu mantar 4000 yıldan fazla bir süredir Geleneksel Çin ve Japon tıbbında kullanılmaktadır. Reishi geniş, oldukça dayanıklı, odunsu ve şişe mantarımsı bir mantardır. Reishi mantarının %75’i su iken mantarların çoğunluğu %90 civarında sudur. Kuru ya da ıslak yenilmez bu yüzden bu mantardan bir mantar özü ya da çay elde edilmelidir.

Saygı gösterilen bu mantarın birçok ismi vardır: Çincede “hayalet bitki” anlamına gelen Ling Zhi ve Japoncada Reishi sade olanlarıdır. “Ölümsüzlük Bitkisi”, “Ruhsal Gücün Bitkisi” ve “On Bin Yıllık Mantar” gibi isimler yaygın olarak bilinen ve bu mantarın mutluluğu, bilgeliği ve uzun yaşamı destekleyen, sağlamlaşan zihin ve vücut içindeki itibarı için verilen isimlerdir. Latince ismi Ganoderma Lucidum’dur. “Gan” parlak, “Derma” kabuk ve “Lucidum” göz alıcı anlamına gelir ve Latincede meyvemsi gövde görünüşlü anlamını ima eder.

Reishi mantarının 6 çeşidi ve rengi vardır fakat yaygın olarak kullanılan ve Kuzey Amerika, Çin, Japonya, Tayvan ve Kore’de ticari olarak ekilen çeşidi Kırmızı Reishi’dir Geçmişte Reishi doğada sadece az bir miktarda yetişirdi ve bu yüzden oldukça pahalıydı. Geçmiş 20 yıl içerisindeki başarılı Ganoderma Lucidum ekimleri mantarı daha kolay bulunur ve uğraşılabilir yaptı. 15 yılını bir doğal ekim metodunu geliştirmek için harcayan Japon bilim adamı olan Shigeaki Mori Reishi mantarından sporlar ya da tohumlar yetiştirdi ve Reishi mantarı ekimine öncülük etti.
Dünyanın önde gelen mantar uzmanlarından biri olan Paul Stamets yağmur ormanlarından Reishi mantarlarını seçer ve Amerika Birleşik Devletlerinde çok dikkatli bir şekilde kontrol edilen şartlarda sporları ıslah eder. Onun mantarları çok güçlü ve hayati olduğundan müşteri toplar ve dünya çapında takipçiye sahiptir.

      Geleneksel Çin Tıbbında Reishi birçok yararlarına göre en çok değerli şifalı bitkidir ve yan etkisi yoktur. Steroid hormonlarına benzeyen bir moleküler yapıya sahip ganoderik asit olarak bilinen triterpenler gurubu sadece bilinen bir kaynaktır. Meyvemsi gövdesi, Beta-D-Glucans içeren şifalı bitkiler arasında en aktif polisakkaritlere (uzun moleküllü şekerler) sahiptir.  Reishi ayrıca ergosteroller, tamamlanmış proteinler, doymamış yağ asitleri, vitaminler ve riboflavin (B2), magnezyum, kalsiyum ve çinko içeren mineraller ihtiva eder.

Ganoderma Lucidumun farmakolijik kullanımı; bronşit, alerji, kan basıncı düzenleyici, yükseklik korkusu,  kemoterapi destekleyici, HIV destekleyici, yorgunluk, yüksek tansiyon, yüksek triglıserid ve hepatit için kuvvet ilacı, bağışıklık sistemi güçlendirici gibidir ve ağrı kesici özelliklere sahiptir. Yeni oluşmakta olan ve hatta tedavisi başlayan Hepatit A,B ve C içinde Reishi Mantarı özünün yüksek derecede etkili olduğuna dair kanıtlar vardır. Reishinin temel özellikleri; kanı temizlemek, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek, sinir gerginlilğini azaltmaktır. Bu özellikler, vücudu dengeleyen ve normal çalışmasına yardım eden özelliklerdir ve  hastalıklar tedavi edici özelliklerdir.

Kullanımın başlarında bazı insanlar baş dönmesi, kaşıntı, susuzluk ve hatta küçük ve büyük tuvalet ihtiyacında artış hissedebilir. Bunlar Ling Zhi mantarının yararlılığını deney ve uygulamayla kanıtlar. Toksinler vücut tarafından eritilir, bir araya getirilir ve vücuttan atılırlar. Bu yüzden yukarıda bahsettiğimiz bu reaksiyonlar normaldir ve iyileşmek için gereklidir.

  Mide, karaciğer, böbrek ve kalp üzerine güçlendirici ve destekleyici etki yaptığı, kanı beslediği, kandan toksinleri söküp atarak, vücudun herhangi bir yerinde toksin birikmesini engellediği bilinmektedir. Ruhu dinlendirdiği sakinleştirdiği için tonikum ve sedativum olarak kullanılmıştır.

Yüksek tansiyonda, karaciğer rahatsızlıklarında, kanserde, uykusuzlukta, öksürükte, baş dönmesinde ve iştahsızlık ile libido düşüklüğünde yüzyıllardan beri kullanılmaktadır. (1)

Son yıllardaki bazı çalışmalarda, Ganoderma lucidum (Reishi) meyvelerinin ekstraktlarında kanser hücrelerinin haberleşme yolları (signaling patways) üzerine etkili bileşikler bulunduğu gösterilmiştir. Yüksek metastatik kanser hücrelerinin en önemli özelliklerinden birinin AP–1 ve NF-KB trankripsiyon faktörlerinin sürekli aktivasyonu olduğu bilinmektedir. Hızla yayılan göğüs kanser hücrelerinin yayılma hızlarının inhibisyonu için bu trankripsyon faktörlerinin inhibe edilmesi gerektiği gösterilmiştir. Ganoderma lucidium (Reishi) mantarından hazırlanan ekstraktlarda (meyva ve spor) bulunan bileşiklerin AP-1ve NF-KB nin aktivitelerini (özellikle prostat ve meme kanserlerinde) sürekli inhibe ettiği gösterilmiştir.
Buna  ek olarak,  diğer bir çok aynı yönde etkili bileşiğin yanı sıra  Ganoderma  lucidum (Reishi) dan elde edilen bir alkolik ekstraktın, meme kanserinde kanser hücrelerinin cell siklus inhibitörü olan p21 /waf-1 in aktivitesini G1 fazının arresti (ölümü) yoluyla  bozarak ve cyclin D1’i nonfonksyonel hale getirerek, proliferasyonu inhibe ettiği gösterilmiştir. (2)



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.