20 Kasım Pazartesi
hava durumu

Osman sarı şiirleri

Osman sarı şiirleri Yönelişler İçimde birikmiş Kerbela gibi İşte kalbini getirdim sana Yere çaldım bütün kelimeleri Adını aradım yalnız...
Bu Haber 12 Ocak 2013 14:33 Yayınlandı

Yönelişler

İçimde birikmiş Kerbela gibi
İşte kalbini getirdim sana
Yere çaldım bütün kelimeleri
Adını aradım yalnız adını

Gel de durdur burda sürekli dönen
Beynimi öğüten değirmenleri

Elini uzat ki bana elini
Kat kat duvarları yarıp çıkayım

Bir eşya ağıdır sökemiyorum
İçimden dışımdan kuşatmış beni

Osman Sarı

 

Taş Gazeli

 

I.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin
Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin

Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin

Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhad’dan aldığın ders taş senin

Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin

Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
Bana güldür çiçektir attığın her taş senin

Gözünü dikme taşa işte parça parçadır
Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin

Deprem değildir dağı ve beni sarsan
Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin

Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin

II.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Ülkendir taş ve beton bu yanlışkent
Her gün bir yanın biraz daha taş senin

Taş alanlarıdır taş insanları taşır bir
Nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin

Uygarlık taşla taşımak çağlar üzre
Kolların bu denli güçlü müdür senin

Bir taş devridir ama bağışla beni
Niçin bunca geldim üstüne ey taş senin

Bir İbrahim bıçağı ikiye biçer taşı
Sevgili nasıl kırdı kutlu dişin taş senin

Ölüm bir kasırgadır çevirir seni beni
Nedir kucağında kocaman taş senin

III.
Bir bir yürürlükten kaldırılıp çürümüş devrimleri
En gürbüz bir devrimi dikmek yerine taş senin

Nereye koysam seni söyle ey yüreğim
Bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin

Osman Sarı

Ölüm

Beklemiş beklemiş birden gelmiş ölüm
Sanki bin yıl beklemiş beni bulmuş ölüm
Kuşatmış her yandan bütün yolları tutmuş
Herkesi bir av gibi önüne katmış ölüm

Siz niçin böyle dimdik ayaktasınız dağlar
Sanki sizi görmemiş sizi unutmuş ölüm

Ey bir türlü doymayan gözleri zulmün
Seni de vurmak için pusuya yatmış ölüm

Ey zulüm denizleri köpürüp taşan
Her yanı tutmuş ölüm her yanı tutmuş ölüm

Nerede bir can varsa ağını atmış ölüm
Kendi hiç uyumamış bizi uyutmuş ölüm

Beklemiş beklemiş birden gelmiş ölüm
Sanki bin yıl beklemiş beni bulmuş ölüm

Osman Sarı

Haber Versem Toprağa

I.
Bütün varım toplasam sonra varsam toprağa
Hepsin üstüne atsam ve savursam toprağa

Er geç basar bağrına sevgili gibi beni
Ne denli meydan okur gibi dursam toprağa

Elbet bilir uğruna niçin öldüğümüzü
Ve bir bir söyler bana, bir gün sorsam toprağa

Anlatsam üzerinde ne olup bittiğini
Çıkar toprak olmaktan, haber versem toprağa

Kimse karşı koyamaz alır götürür bir bir
Çeker beni ne denli, göğüs gersem toprağa

Uğraşıp biriktirip döksem alın terimi
Bir özgürlük evreni varıp kursam toprağa

II.

Bütün varım toplasam, sonra varsam toprağa
Senin çağınla olsam, senle girsem toprağa

Senin doğduğunu ve geldiğini senin
Atılır yerden yere, haber versem toprağa

Bulsam ve saptasam bir bir ayak izlerin
Öpsem öpsem ve sonra alnım vursam toprağa

Kutlu ayaklarındır, değdi diye sevgili
Yalnız senin adına,bir kapansam toprağa

İncinmesin diye sen, taşlara dikenlere
Diz çöküp te önünde ve yakarsam toprağa

Osman Sarı

Hüzün Şiiri

Çöl çöl olmuş kalbimiz bir hal olmuş bize
Şam nerede bu akşam bir hal olmuş bize
Yağmalanmış kalbimin ülkesi Kudüs
Filistin ve Endülüs bir hal olmuş bize
Buhara nerede ey baharı unutmuş kalbim
Şam nerede bu akşam bir hal olmuş bize
Sürülmüş sahipleri canım İstanbul’un
Tükenmiş gurbetlerde bir hal olmuş bize
Kurumuş ta içerden İstanbul çeşmeleri
Kalmamış bir damla su bir hal olmuş bize

Bizlere sunulmuş gerçi şarabı kevser
Nerdedir içenleri bir hal olmuş bize

Sen niçin susmaktasın ey şiiri şairin
Bu zulüm boğmuş bizi bir hal olmuş bize

Önümüzde uçuşan sayfaları tarihin
Savrulmuş dört bir yana bir hal olmuş bize

Geride paramparça bir şiir coğrafyası
yıkılmış viran olmuş bir hal olmuş bize

Çıkmaz olmuş nerdedir kahraman dergilerin
Kahraman sayfaları bir hal olmuş bize

Öpsek yeridir hüzünlü gözlerinden
Narin minarelerin bir hal olmuş bize

Kan gölleri içinde şimdi Filistin gülleri
Kapanmış Kudüs yolları bir hal olmuş bize

Derin uykular tutmuş bizi ey
Dağlar gürleyin bir hal olmuş bize

Ey bizi bekleyip bekleyip hüzünlenen çağ
Bir hal olmuş bize bir hal olmuş bize

Osman Sarı

Kurşun Gazeli

Savaşa girdin kalbim bin yara aldı beni
Ne denli acı varsa aradı buldu beni
Seni bir bomba gibi taşımak bu göğüste
Bir Ebubekir kıldı bir Ömer kıldı beni
Kurmak bize düştü bu kalbi sökülmüş çağı
Buyruk en ağır yükün altına saldı beni
Atıldık kurşun gibi kentin alanlarına
Bir kaç put ve taş gördü birden irkildi beni
Parça parça bir yürek delik deşik bir bağır
Bir beş değil sevgili bin kurşun deldi beni
Bir de bakışlarındır kurşun gözlerin senin
Kılı kıpırdamadı el gördü geldi beni

Yine seni özlemek birikti bir dağ gibi
Ve yürüdü üstüme altına aldı beni

Bir katılık döşenmiş upuzun bulvarlara
Adım atar atmaz bir donma aldı beni

Böyle çıktım alana ve yürüdüm yürüdüm
Ne görebildi kimse ne anlayabildi beni

Ve put alanlarından geçtim İbrahim gibi
Bir savaş bildi beni bir eylem bildi beni

Osman Sarı



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.