22 Eylül Cuma
hava durumu

MSG çin tuzu denen zehir

MSG çin tuzu denen zehir MSG (çin tuzu) ve zararları     Çin tuzu nedir? Geleneksel Asya ve Çin yemeklerinin neredeyse...
Bu Haber 9 Mart 2013 20:55 Yayınlandı

MSG (çin tuzu) ve zararları

 

 

Çin tuzu nedir?

Geleneksel Asya ve Çin yemeklerinin neredeyse temel bileşeni olan çin tuzu, bilimsel adıyla mono sodyum glutamat (MSG), dünyada en çok bilinen ve kullanılan bir lezzet artırıcıdır. Glutamik asitin sodyum tuzu olan ve sodyum glutamat olarak da bilinen MSG, birçok gıdada ve insan vücudunda proteinlerin yapı taşı; aminoasit formunda bulunur. Saf haldeyken beyaz kristal toz yapıdadır. Glutamat, anne sütü, inek sütü, peynir ve et gibi proteince zengin gıdalarla mantar ve domates gibi sebzelerde doğal olarak bulunur.

 

Zararları

Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite. Büyüme hormonu baskılanması. Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet. Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar. Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.

Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği CİPS’lerde çok kullanılmakta. Hazır köfte harçları, Et suyu tabletleri, Hazır çorbalar, dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe bulunmakta.

 

Yasal düzenlemeler

Dünya Gıda Kodeks Komisyonu (CAC); lezzet artırıcı MSGnin, uygun teknolojinin gerektirdiği miktarda kullanılmasına izin vermiştir. Yani kullanım miktarında sınırlama yoktur. Avrupa Birliğinde de MSGnin E 621 kodu ile gıdalarda kullanımına izin veriliyor. Türkiye ve ülkemizde üretilen gıdalarda MSG kullanımına, yine miktar sınırlaması olmaksızın yasayla izin verilmiştir.

 

Çin tuzu, ölüm tuzu…

 

ARDA USKAN

Bu sinsi düşmanın adı Çin tuzu! Hemen her yiyecekte var. Özellikle şu bizim dönerlere koyuyorlarmış ki, müthiş bir lezzet versin de insanda defalarca yeme isteği uyandırsın diye. Hani artık rüyalarınızı Angelina Jolie’nin köfte dudakları yerine, sığır etinden yapılmış incecik bir çift yaprak döner süslüyor ya, işte bu meret tuz yüzündenmiş!

***

Sadece dönerde olsa yine iyi…

Özellikle yurt dışından ithal edilen peynirlerde, hazır çorbalarda, köfte harçlarında, dondurmalarda ve renkli yoğurtlarda da bol miktarda mevcutmuş.

***

Etkilemesi ise şöyle oluyormuş; Önce beyin komut veriyormuş damağımıza, ‘şimdi sana bi yiyecek geliyor, tadını güzel algıla’ diye. Damak dediğin, çoğumuzda artık hangara dönmüş, ne bulursak içine tıkıştırdığımız sıradan salak bir ‘organımız!’ Aynen uyguluyormuş o da verilen emri ve dönere, böfstrogonof muamelesi çekiyormuş anında! Tabii şimdi dönerciler ayaklanıp döner bıçaklarıyla mail kutumu kesik kesik edecekler. Ama hemen söyleyeyim, bütün yiyeceklere musallat olmuş bu Çinliler… Hangisini yesek lezzetliymiş gibi gelmesi bundanmış.

HHH Şimdi

biraz bilimsel takılalım; Çin tuzu’nun bilimsel adı MSG…

Bu maddenin en büyük özelliği Nörotoksin içermesi. Nedir bu derseniz; öncelikle kobra yılanının en büyük silahı! Hani yılan yanımıza yaklaşıp kıçımızı ısırır da öldüğümüzü hiç fark etmeyiz ya, sebebi bu maddeymiş işte. Hayvan zehri bize zerk ettiğinde, sinir uçlarımız tamamen paralize oluyormuş.

Bakın hayvan ama kibar, acı çektirmeden yapıyor. Bizim ‘yılanlar’ ise alenen yapıyorlar bu işi; sonrasında zehri yiyen kalp ve sindirim sistemlerimizin durmasına aldırmadan.

***

Tabii ki bu MSG’de büyük dozda zehirler yok. Ama zamanla ve çok tüketildiği durumlarda hepimizin sonu tahtalıköy. Çünkü yol açtığı hastalıklar şöyle; ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON ve KANSER… Öldürmeyip süründüren etkilerini de şöyle sıralayabiliriz; yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, böbrek ve karaciğerde önemli hasarlar…

HHH Şimdi

biraz ciddileşiyoruz çünkü çocuklarımız söz konusu; MSG tüketiminin en çok cipslerde görülmesi, evlatlar için gerçek bir tehlike. Sadece cips değil, aralarında tüm şekerlemeler, çikolatalar vs. de var maalesef.

Ürün üreticileri, ‘Almayın kardeşim, yedirmeyin çocuğunuza, bize hükmetmeye kalkacağınıza kendi çocuklarınıza hükmedin’ diyebilirler. Doğrudur. Ama siz de sattığınız mallara, “Hiçbir koruyucu madde içermez” yazısını nal kadar koyup, ‘MSG içerir’ notunu cücük kadar yazmayın.

Çünkü belli mi olur, sizin de çocuklarınıza laf geçiremediğiniz bir an gelir ve o imalatınızın tadına bakabilirler. Allah korusun tabii.

 

Mono sodyum glutamat ‘MSG’ ya da ‘E621′ ile ifade ediliyor. Konserveler, her türlü hazır çorba, bulyonlar, salam-sucuklar, baharatlı cipsler, tatlılar, hazır köfte harçları, dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri birçok üründe kullanılıyor.

 

Işlevi, yiyeceğin içindeki lezzeti ön plana çıkarıp belirginleştirmek. Bunu da tat almamızı sağlayan bezlerin salgısını artırarak yapıyor. Mesela içinde yüzde 10 oranında tavuk suyu bulanan bir çorba MSG ile yüzde 100 tavuk suyundan yapılmış hissi, lezzeti veriyor. E621′in zararlarına gelince; merkezî sinir sistemi tahribatı yapıyor ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson hastalıkları, sara (epilepsi) görülebiliyor. Retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı), yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, büyüme hormonu baskılanması, pankreas tahribatı, insülinde artış ve buna bağlı diyabet. Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar… Bu madde plasenta bariyerini de geçmeyi başarıyor ve anne karnındaki bebeğe de bahsedilen zararları veriyor.

MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.

MONO SODYUM GLUTAMAT (E621)

Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel

Olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.

Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda

üreticilerinin bir çoğu MSG’yi karlı olduğu için kullanıyorlar.

MSG ZARARLI MI ?

Buna okuduktan sonra siz karar verin.

Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve

buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SAR (Epilepsi)

Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.

Büyüme hormonu baskılanması.

Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.

Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar.

Bu madde hamilelerde plasenta

bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.

Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği CİPS’lerde çok kullanılmakta.

 

Hazır köfte harçları, Et suyu tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.

Şimdi diyeceksiniz ki, Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?.

Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri insaf, merhamet

gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar etmek, çok daha büyümektir.

Bu mamuller, albenisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.

Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.

Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır adeta.

Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz.

Mesela Cips. Semt pazarlarında 1 kg . patatesi 1 TL ye alabilirsiniz. Oysa ki 50 gram CİPS 1 liradır.

Yani 1 kg . Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz.

Olumsuz etkileri de cabası. bu mamulleri üretenler !….

Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik ve doğaldır.

Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi,

burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı? Ben henüz rastlamadım.

Gelelim genel sağlık boyutuna;

Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına

bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli

doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12′sine çıkması ve benzerleri. Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.

.

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.