19 Kasım Pazar
hava durumu

Maria Treben – Tanrının eczanesinden sağlık

Maria Treben – Tanrının eczanesinden sağlık KÖTÜ KARAKTERLİ HASTALIKLARLA ilgili ÖNERİLER Akciğer hastaları: Günde dört fincan Civanperçemi çayı yudumlanarak ve ayrıca birer fincan...
Bu Haber 4 Mart 2014 11:44 Yayınlandı
KÖTÜ KARAKTERLİ HASTALIKLARLA ilgili ÖNERİLER
Akciğer hastaları: Günde dört fincan Civanperçemi çayı yudumlanarak ve ayrıca birer fincan Atkuyruğu çayı, sabah açkarnına ve yatmadan yarım saat önce içilir. Gün boyunca Eğir kökü çiğnenir. Kökten çıkan sıvı, biraz Civanperçemi çayı ile yutulur ve posa tükürülür. Ağrı krizlerinde, geceleri Atkuyruğu buğu kompresleri yapılır, gündüzleri ise, dört saat süreli İsveç Şurubu kompresleri akciğer üstüne, gerekirse sırta da uygulanır.
Bağırsak hastalığı: Silme bir çay kaşığı Eğir kökü, çeyrek litre soğuksuya koyulur, ertesi sabah ısıtılır ve süzülür. Bu sıvıdan, yemeklerden hemen önce ve hemen sonra birer yudum (günde altı yudum) içilir, ama fazla değil!Ayrıca şu bitki karışımı da gerekecektir: 300g Aynısafa, 100g Civanperçemi ve 100g Isırgan otu,.. ince kıyılarak çok iyi karıştırılmalıdır. Bu karışımdan, bir fincan su için bir çay kaşığı dolusubitki kullanılır, Günlük miktar, – bir .buçuk-iki litre demlenmiş çaydır. Hasta, tam olarak saate göre, her 15-20 dakikada bir yudum içmelidir. çay böyle içildiğinde mide tarafından kolayca kabul edilir. Deneyimlere göre, bu çay kullanılmaya başlanıldıktan sonra, hastanın iştahsızlığı kısa sürede sona erer.

Ayrıca, bu miktardan ayrılan üç yarım fincan çay, içine birer yemek kaşığı İsveç Şurubu karıştırılarak, yarısı yemeklerden önce, yarısı yemeklerden sonra olmak üzere, üç öğünde yudumlanarak içilir. Birer yemek kaşığı- şurup hastaya çok gelecek olursa, bu miktar birer

171

 

 

tedavisi ise, bilinçli bir biçimde aralıksız sürdürülmüş. Hastanın genel durumu giderek iyiye gitmeye başlamış. Bay Helmut E. daha sonraki bir mektubunda, bu mucizenin ancak Tanrının bağışlayıcı eli ile gerçekleştirilmiş olabileceğini belirtiyordu. Arkadaşlarının pek çoğu, tanıdıkları ve akrabaları, bu olaydan sonra bitki dostu olmuşlar. Helmut E. uzun mektubunun sonunda şöyle diyor: ” Eşim ve ben çevremizi, yaşadığımız olayı belirterek etkilemeye ve böylece, yardım arayan insanlara umut verebilmeye çalışıyoruz!”
Böbrek hastalığı: Bu durumda, Rahip Künzle’nin böbrek büzülmelerine karşı önerdiği bir bitki çayı içilmelidir: Orman Altınbaşak’ı, san Yoğurtotu, beyaz ve sarı Ballıbaba eşit oranda karıştırılır. Günde dört fincan yudumlanarak içilir. Bu fincanlardan üçüne birer çay kaşığı İsveç Şurubu karıştırılmalıdır. Atkuyruğu oturma banyoları, 100g bitki bir banyoya olmak üzere, akşamdan soğuk suya koyularak hazırlanır. Sabahleyin ısıtılıp, banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyo suyu bitkilerin üstüne geri dökülüp, iki banyo daha hazırlanabilir. Geceleri Atkuyruğu buğu kompresi, gündüz de dört saat süreli İsveç Şurubu kompresi böbrek bölgesine yapılır (kompresler için, genel bölüme bakın). Günde 3-4 fincan içilen Kuş otu-sütünün de şaşırtıcı bir etkisi vardır. Kuş otu (fincan başına bir çay kaşığı dolusu bitki), üstüne dökülen kaynak sütle haşlanır, demlenmesi için yarım dakika beklenir ve sıcak sıcak, yudumlanarak içilir.
Deri hastalıkları: Eğer bu, daha açılmamış kötü karakterli bir deri hastalığı ise, portakal renkli Kırlangıçotu özsuyu ile gün boyunca sık sık nemlendirilmelidir. Bahçeden veya doğadan taze yaprak toplayamayacak kişilere, gerekli bitkiyi saksı da yetiştirmelerini öneririm. Hastalık eğer açık, kötü kokulu salgılar çıkaran çürük bir yaraşeklini almışsa, haşlama ile elde edilmiş ılık Atkuyruğu banyo suyu ile ve soğuk haşlanarak ısıtılmış Ebegümeci çayı ile değişimli olarak yıkanır veya banyo edilir. Yara kenarları na önce, -Kırlangıçotu özsuyu, eğer kenarlar derinin içine işlemişlerse, Aynısafa merhemi sürülmelidir. Dar veya geniş yapraklı Sinirliot yaprakları yıkandıktan sonra bir yaprak lapası gibi ezilir ve doğrudan açık yaranın üstüne uygulanır. Herhangi bir nedenden ötürü hasta bu lapayı kaldıramayacak olursa, lapa yaradan alınır, yara yeniden yıkanır ve hasta onu rahatlatıcı bulana kadar denenir. Geceleri de Atkuyruğu

 

 

çay kaşığına indirilebilir. çay, bir termosta sıcak tutulmalıdır. Ayrıca, tüm karın bölgesini içeren isveç Şurubu kompresleri yapılmalıdır.Bu kompres için irice bir pamuk şurupla nemlendirilir ve ince bir kompres haline getirilerek karına uygulanır. Atkuyruğu buğukompresleri de ağrıları hafifletir. Kompresler elden geldiğince sık, belki de sabahları ve öğleden sonraları ikişer saat olmak üzere yatakta ve daha sonra da geceleyin uygulanmalıdır (her iki kompres için, genel bölüme bakın).
1 Ekim 1979’da Hamburg’dan Helmut ve Bertha E. çifti, ‘Tanrının Eczanesinden Sağlık’ adlı kitabım sayesinde elde etmiş oldukları yardımlar için bana teşekkür etmeye geldiler. 53 yaşındaki Bayan Bertha’da, bir merdivenden düştükten sonra, güçlü ağrılara yol açanbir dölyatağı tümörü oluşmuş. 1977 Ocağında Hamburg’daki bir’

klinikte yapılan ameliyat sonucu şu durum saptanmış: Tümör, çok gelişmiş olduğu için alınamaz. Yedi hafta klinikte yattıktan ve tüm saçları döküldükten sonra, Şubat 1977’de evine dönmüş. O sırada Bayan Bertha, hastalığının kanser olduğunu biliyormuş. 1978 Kasımı’nda, tedavi için yine aynı kliniğe yatmış. Bu kere de, karnını sağ taraftan açmışlar ve yedi haftalık bir tedavi görmüş. Şubat 1979’da yapılan ikinci bir tedavi sırasında, karın boşluğunun üst tarafında, çocuk kafası iriliğinde bir kist saptanmış. Mart 1979’da hasta bir kere daha ameliyat edilmiş. Elde edilen sonuç, hastalığın yayıldığınınsaptanması olmuş. Hasta beş hafta boyunca yapay olarak beslendiği halde, hiçbir iyileşme görülmemiş. Çorba ve lapa

şeklindeki yiyecekleri bile hemen çıkarıyormuş.                            ./

O sırada doktorlar, Hastanın eşine, durumun umutsuz olduğunu bildirmişler. Kadının 80’den 62’ye inen kilosu da bunu kanıtlıyormuş. işte tam o sırada, ‘Tanrının Eczanesinden Sağlık’ adlı kitabım, bir dostu tarafından hastanın eşine armağan edilmiş. Kitabı okuduktan sonra hemen birkaç litre İsveç Şurubu, Aynısafa, Civanperçemi ve

Isırganotu’nu bir eczaneden satın almış. Klinik doktorlarının onayı alındıktan sonra, isveç Şurubu kompres olarak, kitapta yazıldığı gibi uygulanmış. Bitki çayları ve altı yudum Eğir kökü çayı hasta

tarafından içilmeye başlanmış.                                                                                                     ‘

40 saat sürekli olarak uygulanan bu yoğun tedavi sonunda, hiç beklenmeyen ve klinik doktorlarını da büyük şaşkınlığa düşüren bir iyileşme başlamış. On gün sonra, 24 Nisan 1979’da hasta, oldukça iyi durumda görülerek, ayakta tedavi edilmek kaygıyla evine gönderilmiş. Bayan E. klinikten çıktığında yine de oldukça halsizmiş ve kendine gelebilmesi için haftalarca yatması gerekmiş. Bitki

 

 

ve Ebegümeci kompresleri yapılabilir. Kan temizleyici olarak da, eşit oranda harmanlanmış Isırgan otu, Çıban otu, Aynısafa veCivanperçemi çayından dört fincan içilmelidir. Bir fincan suya (bir çeyrek litre) bir çay kaşığı bitki kullanılır. Bitkiler haşlanır ve kısacademlenir. Benlerin ve deri sertliklerinin ameliyatla alınmalarından sonra, kötü karakterli,açık, iltihaplı, salgılı yaralar oluşabilir. Burada da, kötü kokular çıkaran çürük yaralara uygulanan tedavi şekli uygulanır. Açık yaralar bedenin pek çok yerine yayılmışlarsa, Atkuyruğu veEbegümeci tam banyoları yapılmalıdır. Hasta, geceleyin, üstüne dar ve geniş yapraklı Sinirli ot yaprağı lapası sürülmüş bir örtüye sarınmalıdır.Kabuksu koyu lekeler halinde. sınırlı, kötü karakterli deri hastalıkları giderek yaygınlaşıyor. Bu durumlarda, taze Yoğurtotu özsuyu ile (Yoğurtotu bölümüne bakın) gün boyunca lekeler sık sık nemlendirilirse önemli başarılar elde edilir. Küçük şişelere doldurulan bitki özsuyu, buzdolabında saklanabilir.
30 yaşındaki genç bir annenin koltuk altına yakın bir yerdeki beni, birden büyümeye başladığı için, ameliyatla alınmış. Sonradan, bu benin kötü karakterli olduğu saptandı. Hastalık lenf bezlerine de sıçradığı için, dört ağır ameliyat daha yapılması gerekti. Koltuk altındaki derin ameliyat izleri iltihaplı ve açıktı. Genç kadın, evinin işini görememekten ve çocuklarına bakamamaktan çok üzgündü. yardımcı olması için, ona bir hemşire tutuldu. Dar ve geniş yapraklı Sinirli ot lapası, Ebegümeci ve Atkuyruğu çayı ile ılık yıkanmalar, Kekik otu tam banyoları(200g bitki)uygulanmaya’ başlandı. Aynı zamanda, 300g Aynısafa, 100g Civanperçemi ve 100g Isırgan otu karışımı ile hazırlanan çayı, günde bir litre olmak üzere. yudumlayarak içmeye başladıktan kısa süre sonra kendini iyi hissetmeye başladı( bu karışımda. bir fincan suya bir çay kaşığı bitki kullanılır). Tam bir ay sonra yaralar tümüyle iyileşmişti. Genç kadın artık ev işlerini kendi yapabiliyordu. işte bunlar, Tanrının eczanesinin yarattığı mucizelerdir!
1 \
Dil hastalığı: Taze toplanarak ince kıyılmış Sarı Yoğurtotu haşlanır ve kısaca demlenir. Her gün için 6-8 fincan çay hesaplanmalıdır. Gün boyunca, elden geldiğince derin gargaralar yapılır ve çay tükürülür. Arada bir de bir yudum içilir. Şişlikler hızla geriler ve ağrılar 4-5 gün içinde diner. Pek çok olayda artık ışın tedavisine gerek kalmayabilir.

 

 

Yoğurtotu çayı içilmesi, onunla gargara ve çalkalamalar yapılması durumunda,şaşılacak kadar kısa bir süre içinde hasta tüm rahatsızlıklarından kurtulur.
Hava (husye) hastalıkları: Ne yazık ki, yetişkin erkeklerin yanı sıra, okul çocukları ve gençler de bu kötü hastalığa yakalanmaya başladılar. Belki de günümüzün çok dar pantolon modası bu hastalığa neden oluyordur. Bazen, bir ameliyattan haftalar sonra, birden başlayan ağrılar eşliğinde başka bölgelerde sertleşmeler başlayabiliyor. Bu durumlarda bile, hastalığın başlangıç yeri olan bölgede, yani erkeklik bezi bölgesinde tedaviyi, hiç ara vermeden, yoğunlaştırmak gerekir. Bu tür durumlarda, ‘kötü karakterli lenf bezi hastalıklarında’ başarılı olan tedavi yöntemi uygulanmalıdır.
Gırtlak hastalıkları: Bu hastalığa karşı, her şeyden önce taze Ebegümeci kullanılmalıdır. Ebegümeci kurutulduğunda, şifalı gücünün çoğunu yitirir. Yani, geceden soğuk suya koyularak hazırlanan bitkilerin mutlaka taze olmaları gerekir. Gün boyunca, içmek için dört, gargara yapmak için de altı fincan çay hazırlanmalıdır. Bunun tümü iki buçuk litredir. Fincan başına bir çay kaşığı bitki hesaplanmalıdır. Bitkiler akşamdan soğuk suya koyulur, sabahleyin hafifçe ısıtılıp süzüldükten sonra, kaynar suyla çalkalanmış bir termosa doldurulur veya gerektikçe sıcak su banyosunda ısıtılır. Dört fincan, gün boyuna yayılıp, yudumlanarakiçilir, altı fincan ise gargara ve çalkalamada kullanılır. Bu on fincan çay, kötü karakterli gırtlak hastalığını, en son kertesine gelmiş olsa bile, kısa sürede yok eder.Hazırlanan çayların posaları kabında bırakılır ve akşamleyin biraz suyla ısıtılıp, arpa unu ile karıştırılarak lapa yapılır ve yine ısıtılır. Bu sıcak lapa, bir beze yayıldıktan sonra gırtlağa bağlanır. Ayrıca onun üstüne de sıcak bir bez bağlanmalıdır. Bu ilk uygulamadan sonra hastada bir rahatlama görülür ve 4-5 gün kadar sonra, yitirilmiş ses yeniden kazanılır.

Gırtlak hastalığında uygulanan tedavi, aynı biçimde yutak hastalıklarında da uygulanır. Sıcak arpa lapası kompreslerinin yanı sıra, geceleri Atkuyruğu buğu kompresleri de yapılmalıdır. Ayrıca, tazeYoğurtotu çayı ile derin gargaralar yapılmalıdır(dil hastalıklarına bakın).

 

 

Kadın hastalıkları (yumurtalık ve dölyatağı): 300g Aynısafa ve 300g Civanperçemi karışımından oluşan bitki çayından günde bir buçuk-iki litre hazırlanmalıdır. Bunun için, 6-8 çay kaşığı bitkiye gerek vardır. Bu miktar çay gün boyunca yudumlanarak içi1ir. Üç yemek kaşığı İsveç Şurubu da bu çayla inceltilerek, yemeklerden önce ve sonra olmak üzere içilir.Ayrıca, haftalık Civanperçemi oturma banyoları (Civanperçemi bölümündeki, kullanım biçimlerine bakın) yapılır. ilk banyonun suyu bitki posasının üstüne geri dökülüp, ısıtılarak, iki banyo için daha kullanılabilir. Böylece, haftada üç banyo yapılır. Civanperçemi oturma banyoları, eğer bir rahatsızlık vermiyorsa, her gün de yapılabilir. Ağrılı durumlarda, Atkuyruğu buğu kompresleri ve İsveçŞurubu kompresleri ayrıca yapılabilir(tümör bölümüne bakın).
Batı Almanyalı bir kadının yazmış olduğu 4.2.1980 tarihli mektup: “Size yazmak ve teşekkür etmek gereğini duyuyorum. Aralık 1978’de kırık iki kaburga kemiği yüzünden yatağa düştüm. Bu süre içinde de kitabınızı dikkatle okuyabilme olanağı buldum. 1979 Şubatı’nda yengem, iyileştirilemeyeceği belirtilen bir dölyatağı kanseri ile hastaneden taburcu edildi. Doktorlar kardeşime, eşinin belki dört hafta daha yaşayabileceğini ve yapılabilecek hiçbir şeyin olmadığını bildirmişler. Hasta hiçbir şey yiyemiyordu ve odası daha o/zaman bir çürüme kokusuyla doluydu. İşte bu durumda, kitabınızda belirttiğiniz. bitkileri kullanmaya başladı. Civanperçemi, Isırgan otu ve Aynısafakarışımından;ı hazırlanan bitki çayından günde iki buçuk litre içiyordu. Sabah, öğlen ve akşam olmak üzere, günde üç yemek kaşığı İsveç Şurubu’nu da çayla karıştırarak içiyordu. Ayrıca, İsveç Şurubukompresleri de dölyatağı bölgesine uygulanıyordu. Kısa bir süre sonraiştahı açıldı, yeniden yemek yemeye başladı ve o çürüme kokusu da kesildi. Daha sonra, büyük bir korkuya kapılmasına neden olacak biçimde, vajinadan siyah parçalar geldi. Ama bu temizlikti! Bugün yine ev işlerini yapıyor, yemek pişiriyor ve gezmeye gidiyor. Hastane raporunu okuyan aile doktoru ise, daha önce böyle bir şey yaşamadığını belirtti. Ama biz, bu mucizenin Tanrının eczanesinden kaynaklandığını biliyoruz!”
Kemik hastalıkları : Kan yapıcı özelliğe sahip olduğu için kemik iliğini çok olumlu etkileyebildiğinden, günde dört fincan Civanperçemi çayı içilmelidir. Bunun .yanında da, iki fincan Aynısafa ve iki’ fincan

 

 

Isırgan otu çayı, kan temizleyici olarak içilmelidir. Olanaklar elverdiğince, bu olayda da taze bitki kullanılmalıdır. Bir fincan suya bir çay kaşığı bitki hesaplanır. Ayrıca, bir fincan çayın içine bir yemek kaşığı İsveç Şurubu karıştırılarak, yemek öncesi ve yemek sonrası yarımşar fincan olmak üzere, her üç öğünde içilir. Aynı zamanda da, gün boyunca sık sık Civanperçemi tentürü, Tıbbi Karakafes otu tentürü ve İsveç Şurubu ile friksiyonlar. yapılmalıdır (kullanım biçimlerine bakın).Eğer kemikte bir tümör varsa, ‘kötü karakterli tümörler’ tedavisi aynen uygulanmalıdır. Kemikteki ağrılar eğer hastalığın yayılmasından kaynaklanıyorsa, tedavi, yayılmanın başlamış olduğu bölgede yoğunlaştırılmalıdır!
Lenf bezi hastalığı: Son mahsul Mercanköşk bir şişenin boğazına kadar gevşekçe doldurulur, üstüne zeytinyağı doldurulur ve on gün güneşte veya sıcak bir yerde bekletilir Hasta lenf bezlerine bu yağ veyaAynısafa merhemi veya Binbirdelikotu yağı sürülür (Aynısafa ve Binbirdelikotu bölümlerine bakın).Dar veya geniş yapraklı Sinirli ot yaprakları veya Kel otu yaprakları (Kel otu, Öksürükotu ailesindendir. Büyük, şapkayı andıran yaprakları dere kıyılarında ve nemli orman kıyılarında yetişir), taze Yoğurtotu veya Aynısafa çiçeğinin taze yaprakları ve sapları yıkanıp, bir tahta tablanın üstünde iyice ezilir. Yapraklar, yıkandıktan sonra nemliyken ezilmelidirler ki, bu nem, ezilen yaprakların suyunun çıkmasına yardımcı olabilsin. Bu yaprak lapaları, değişimli olarak hasta lenf bezinin üstüne koyulur. Hangi yaprak lapasının daha yararlı olduğunu hasta daha iyi anlayacaktır.

Eğer hasta ameliyat olmuşsa, taze yaprak lapalarının yanı sıra, dört saat süreli İsveç Şurubu kompresleri veya friksiyonları ve Atkuyruğu buğu kompresleri iki saat süreli olarak yatakta uygulanabilir (kompresler için, genel bölüme bakın). Ağız yolu ile de mutlaka bir buçuk-iki litreye kadar, 300g Aynısafa, 100g Atkuyruğu, 100g Civanperçemi ve 100g Isırgan otu karışımından hazırlanan çay (bir fincan suya bir çay kaşığı dolusu bitki) gün boyunca yudumlanarak içilmelidir. Daha önceki hastalıklar için önerdiğimiz üç yemek kaşığıİsveç Şurubu da gözden uzak tutulmamalıdır.

Lösemi: Önerilen çay karışımı: 20g Çıban otu, 25g Sarı Yoğurtotu,25g Civanperçemi, 20g Pelin otu, 30g Mürver filizi, 30g Aynısafa,

 

 

309 Kırlangıçotu, 309 ısırgan otu, 159 Binbir delik otu, 159 Hindiba kökü, 259 Orman Keçisakalı.
Bu bitki karışımından, bir fincan suya bir çay kaşığı dolusu bitki kullanılır. Bir gün boyunca en az iki litre çay yudumlanarak içilmelidir. Bu bitki çeşitlerinin elden geldiğince çoğunun doğadan taze olarak toplanması çok önemlidir! Löseminin oluşma nedeninin genellikle dalakta aranması gerektiğinden, ayrıca altı yudum da Eğir kökü çayı içilmelidir. Silme bir çay kaşığı ince kıyılmış Eğir kökü, bir fincan soğuk suya akşamdan koyulur, sabahleyin hafifçe ısıtılır ve süzülür. Bundan, her yemekten önce ve sonra birer yudum içilir. Üç çay kaşığı (üç yemek kaşığına çıkarılabilir) İsveç Şurubu, üç fincan bitki çayı ile inceltilir. Bu miktar, yemeklerden yarım saat önce ve sonra olmak üzere içilir. Karaciğer ve dalak bölgesine İsveç Şurubu kompresleri dört saat süreli olarak ve ayrıca Atkuyruğu buğu kompresleri (genel bölümdeki, kompres bölümüne bakın) önerilir. Portakal, limon, greyfurt, çeşitli meyve suları ve ekşi taze meyvelerin asitlerinden olduğu kadar, tuzlu ve baharatlı yemeklerden, salam türlerinden ve yağlı etlerden kaçınılmalıdır. Elma kompostosu, yenebildiğince yenmelidir.
,1978 Kasımı’nın başında, çaresiz kalmış bir ana baba, altı yaşındaki oğulları ile birlikte bana geldiler. Peter, löseminin son devresindeydi. Hastalık “1978 Mayısı’nda, ateş ve bacak ağrıları ile başlamış. Durumunda bir iyileşme görülmediği için, temmuz başında Mannheim’de bir hastaneye yatırılmış ve orada on bir hafta kalmış. Hastaneden ayrıldığında hala bir iyileşme belirtisi yokmuş. Onu ilk gördüğümde, saçları dökülmüştü, yüzünde renk yoktu, yorgun ve iştahsızdı. Gözlerinin altındaki siyah halkalardan anlaşılıyordu ağır

hastalığı. Benim önerim üzerine yaptırılan ilk Kekik otu .

banyosundan sonra (Kekik otu bölümüne bakın) hemen kendine geldi. Bitkilerin üstüne geri dökülen banyo suyu sonradan ısıtılarak, iki banyo daha yapıldı. Sonra da, yukarda reçetesi görülen çayı içmeye başladı. Çocuk o kadar küçük olduğu halde, gözünü saatten ayırmadan, her çeyrek saatte bir çayını yudumladı. Yemekte de öngörülen diyete sıkı bir biçimde uydu. 1978 Kasımı’nın sonunda, çocuğu Mannheim’deki hastaneye kan kontrol una götürdüler. Kan durumunun çok iyi bulunması, profesör için bir problem oluşturmuş. Aralık ortasına doğru, sık saçları yeniden uzadı ve yine kan kontrolü yaptırmaya gittiler. Orada onlara şunları söylemişler: “Kan durumu normalden daha iyi!” Doktorlar, bu inanılamayacak durumu nasıl

 

 

değerlendireceklerini bilememişler. 1979 Nisanı’nda Peter, Taunsteinlı Oberbayern’deki konferansıma annesi ve babası ile birlikte, sağlığına tam kavuşmuş olarak geldi. Orada 1800 kişi vardı. Peter’i onlara tanıtıp, çekmiş olduğu hastalığı anlattığımda tutulan alkış da buna göre oldu. 1979 Ekimi’nde Pfortzheim’deki 2200 kişilik bir topluluğa verdiğim konferansa da geldi Peter. Sağlığına tam olarak kavuşmuş çocuğuburada da dinleyicilere gösterdim. !979 Noel’inde bana yazdığına göre, Peter hala bitki çayını içiyor ve annesi hep dalağına ve boynuna İsveçŞurubu kompresleri yapıyor, ayrıca Mercanköşk yağı ile de yağlıyormuş (hastalık, boğazındaki bezeleri de hırpalamıştı).Benim için bir kağıdın üstüne, Aynısafa, Isırgan otu ve Civanperçemi resimlerini renkli olarak yapıp, altına da, çok hoşuma giden şu sözü yazmıştı: ” Kurtarıcılarım!” Artık sağlıklı olduğu halde, Peter yine de arada bir doktor kontrol undan geçiriliyor. Doktor kontrollerine ben çok önem veriyorum. Bitki çayı içilmesini ve kompresler yapılmasını sürdürmeyi de olumlu karşılıyorum. Bu tutum, bir zamanlar hasta olan kişiyi, hastalığın yine baş göstermesinden korur.
Meme hastalıkları: Tedavi ameliyattan sonra başlar! Ameliyat izlerine, koltuk altına kadar Aynısafa merhemi sürülür (merhem için, Aynısafa bölümüne bakın). Merhem yapımından artan posalar 4-5 kere, önceden biraz ısıtılarak kullanılabilir. Bu posalar, derinin pürüzsüz olmasına ve normal bir renk kazanmasına yardım eder. Aynısafa merhemi kullanımı ile, bu tür ameliyatlardan sonra oluşan ve kola kadar etkili olabilen gerginlikler yok olur. Lenf bezleri de hasara uğradığında, dar veya geniş yapraklı Sinirli ot lapa haline getirilerek (dar yapraklı Sinirli ot bölümüne bakın) sık sık uygulanır ve ‘lenf bezleri hastalıkları’ bölümündeki önerilere uyulur.Ayrıca kullanılması gereken bitki çayı karışımı ise şöyledir: 300gAynısafa, 100g Civanperçemi ve 100g Isırgan otu ince kıyılarak iyice harman edilir. çay hazırlamak için bu karışımdan, bir fincan suya bir çay kaşığı dolusu bitki kullanılır. Her gün bir buçuk-iki litre kadar mutlaka içilmesi gereken bu çay, gün boyuna yayılarak yudumlanmalıdır. Ayrıca bu miktardan ayrılan üç yarım fincan çay, içine birer yemek kaşığı İsveç Şurubu karıştırılarak, yarısı yemeklerden önce, yarısı yemeklerden sonra olmak üzere, üç öğünde yudumlanarak içilir.

Ağrılar baş gösterdiğinde, İsveç Şurubu kompresleri ve Atkuyruğu buğu kompresleri (kompresler için, genel bölüme bak) sık sık

 

 

yapılmalıdır Tüm bu tedavi biçimleri, düğümler, sertlikler oluştuğunda da uygulanmalıdır Meme ve dölyatağı birbirleri ile çok )yakından ilgili oldukları için, ‘kötü karakterli dölyatağı hastalıkları’ bölümündeki tedavi biçimlerini de okuyup, aynı zamanda uygulamalıdır.
Genç bir kadın anlatıyor: ‘: Çocuğumu doğurduktan iki hafta sonra mememde sertlikler ve meme uçlarında iltihaplanma, ateş veağrı eşliğinde belirdi. Bir İsveç Şurubu kompresi, bir gecede tüm’

şikayetlerime son verdi. Ben bir köylü kadınıyım. Günün birinde, ineklerimizden birinin memesinde de iltihaplanma ve sertlikler olduğunu fark ettim Düşündüm ki, eğer İsveç Şurubu insanlara bu kadar etkili ve çabuk yardım edebiliyorsa, bu, hayvanlar için de geçerli olmalı. Aynı tedavi şeklini o ineğe de uyguladım ve kısa bir süre sonra aynı sonucu elde ettiğimde çok sevindim.”

Mide hastalığı: Bu durumlarda, midenin üstüne gündüzleri dört saat süreli İsveç Şurubu kompresleri uygulanmalıdır. Eğer hasta açısından olanaklı ise, bu sürenin yatak dışında geçirilmesi daha iyi olur. Buharlaşma soğuğunun önlenebilmesi için, kompresler sıcak bir bezle örtülmelidir. Geceleri iseAtkuyruğu buğu kompresleri uygulanmalı, eğer şiddetli ağrılar başlayacak olursa, sabah ve öğleden sonra ikişer saat olmak>.. üzere, bu kompresler yatakta yinelenmelidir (kompresler için genel bölüme bakın). Kompreslerin yanı sıra, gün boyunca bir buçuk-iki litre, elden geldiğince taze Isırgan otu ve Aynısafa çiçeği eşit karışımından hazırlanacak çay yudumlanarak içilmelidir. Mide kanseri başlangıcında, Ekşi Yonca özsuyu, önerilmiş olan bitki çayına karıştırılarak, her saatte 3-5 damla alındığında yardımcı olur.Savaşa katılmış eski bir askerin 1979’da yazmış olduğu mektup: “1974’te tutsaklıktan kurtulup eve döndüğümde, mide kanseri olduğum saptandı. Üç doktor tarafından, iyileşemeyeceğim gerekçesiyle yüzüstü bırakıldım. Çaresizlik içinde, Yaratıcımızın doğasına dönerek, gerekli bitkileri aramaya başladım: Isırgan otu, Civanperçemi, Hindiba ve Sinirli ot bitkilerinin özsuyundan saatte bir yudum almaya başladım ve zaten pek az yiyebildiğim besinleri midemde tutabilmeye başladım. 8enim kurtuluşum olmuştu bu’ O zamandan başlayarak, gönlümü kazanmış olan bu bitkilerle yakından ilgilenmeye başladım ve pek çok değerli başarılar elde ettim. Çünkü Yaratıcımız, doğasına çok etkili şifalı güçler kazandırmış.”

 

 

Bu durumda, şifalı bitkiler aracılığı ile insanlık görevini yerine getirerek, mucize üstüne mucize yaşayabilen kişilere duyduğum yakınlığı anlayacaksınız. Karanlık güçler tarafından yönlendirilen, bu konu ile ilgili saldırılarla cesaretinizi yitirmeyiniz. Bitki tedavileri sonunda yaşanan büyük sevinçler, bizi bu tür zorluklarla karşılaştıran insansı kusurları aşıyor!
Pankreas hastalığı: Bu konuda, ‘bağırsak hastalıkları’ bölümünde uygulanan tedavi biçimleri uygulanır (bağırsak hastalıkları bölümüne bakın).
Siroz ve karaciğer hastalıkları: Sabahları aç karnına ve akşam yemeğinden yarım saat önce içilen birer fincan Kurtpençesi çayı,sirozda olduğu kadar, kötü karakterli karaciğer hastalıklarında da

/

yardımcı olur. Her iki hastalıkta da görülen soluk alma zorluğu birden sona erer. i3ir fincan $uya bir silme çay kaşığı bitki kullanılmalıdır. Bunun yanı sıra, altı yudum Eğir kökü çayı’ (Eğir kökü bölümüne bakın) ve 2-3 fincan Isırgan otu çayı içilmelidir. İsveç Şurubu kompreslerigündüzleri dört saat süreli olarak, Atkuyruğu buğu kompreslerisabahları ve öğleden sonraları iki saat süreli olarak yatakta ve gece boyunca yatakta karaciğer bölgesine uygulanmalıdır (her iki kompres için:ı, genel bölüme bakın). Her iki kompres de sıcak örtülerle örtülmelidir.

Tiroit bezi hastalığı: Sarı Yoğurtotu ve Ebegümeci ile olabildiğince derin gargaralar yapılmalıdır. Aynı taze bitkilerle geceleyin de kompres yapılır. Taze bitkiler yıkanır, bir tahta tablanın üstünde kalır. bir oklava ile lapa haline gelene kadar ezilerek, hasta. bölgeye yatırılır ve bağlanır. Kuru bitkilerde ise, hazırlanan gargara

, çayının bitki posaları, biraz, su katılarak ısıtılır ve arpa unu ile karıştırılıp lapa haline getirilerek bir bezin üstüne yayılır ve hasta bölgeye uygulanarak bağlanır. Gündüzleri iki saat süreli Atkuyruğu buğu kompresleri (yatakta)ve dört saat süreli İsveç Şurubu kompresleri yapılır (kompresler için genel bölüme bakın).

Ayrıca, günde bir buçuk-iki litre, Aynısafa, Civanperçemi ve Isırgan otu eşit karışımından hazırlanan çay, gün boyuna yayılarak ve yudumlanarak içilir (bir fincan suya bir çay kaşığı dolusu bitki). Günlük miktardan üç kere yarım fincan çay ayrılarak, içine birer çay

 

 

kaşığı İsveç Şurubu karıştırılır ve yarısı yemekten yarım saat önce,yarısı da yemekten yarım saat sonra olmak üzere, üç öğünde

, yudumlanarak içilir.

Tümörler: Rahip Kneipp yazılarında, Atkuyruğu’nun tüm iyi veya kötü karakterli tümörlerin gelişmelerini durdurup, yavaş yavaş yok ettiğini belirtir. Bunu kanıtlama olanağı elime geçti. Kneipp’ın yazıları neden yeterince dikkat çekmiyor ki? Ölümcül hasta olan ne kadar çok kişiye burada yaşama şansı verilebilir ve o kişilerin aileleri ne büyük üzüntülerden kurtarılabilir! Gözlemlerim sonucu şunu öğrendim ki,Atkuyruğu buğu kompresleri her tür tümörde en etkili yardımcıdır. iki avuç dolusu bitki bir süzgece koyulur ve süzgeç, içinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilir. Buğulanıp yumuşayan bitki, bir bezin arasına yatırılarak, tümör, yumru, çıban, kist, salgıbezi uru, melanom’ uru, siğil veya hematom’un bulunduğu bölgeye uygulanır. Çok ağ1r hastalıklarda, komprese sabahları. yatakta başlanır ve iki saat süreyle uygulanır. Geceleyin kompresi yenilemek üzere, öğleden sonra da iki saat yatakta yinelenir. Buradaki önemli konu, hastanın terlemesi ve sıcak tutulmasıdır! Aynı Atkuyruğu miktarı, 3-4 kere kullanılabilir. Öğlenleri, dört saat süreli bir İsveç Şurubu kompresi uygulanmalıdır. Hasta bölgeye önce içyağı veya Aynısafa merhemi sürülmeli. Şurupla nemlendirilmiş bir pamuk hasta bölgeye yatırılır, onun üstüne kuru bir tabaka pamuk, ısıyı korumak için koyulur ve çamaşırların lekelenmemesi için hepsinin üstüne irice bir naylon parçası örtüldükten sonra, hepsi büyücek bir bezle bağlanır. Bu kompresle hasta evde dolaşabilir veya oturabilir. Kaşıntı olmaması için, kompres süresi sonunda o bölge pudralanır.
Dış derideki tümörlerin, çıbanların ve yumruların üstüne, taze sinirli ot veTavşancılotu yaprak lapası uygulanmalıdır (lenf bezihastalıklarına bakın). Bu tedavi şekli aralıksız ve düzenli bir biçimde

uygulandığında, beşinci günde iyileşme başlar ve 10-14 gün içinde de en iyi sonuca ulaşılır. Ekşi yoncanın özsuyu hasta bölgeye sürüldüğünde de iyi sonuç alınabilir.

\ağız yolu ile de, sabahları kahvaltıdan yarım saat önce ve akşam yemeğinden yarım saat önce, birer fincan Atkuyruğu çayı, gün boyunca da, 3009 Aynısafa, 1009 Civanperçemi ve 100g Isırgan otu karışımından hazırlanan çaydan bir buçuk-iki litre içilmelidir (bir fincan suya bir çay kaşığı, dolusu bitki). Eğer

 

 

uygulanabilirse, bu çayın içine günde altı kere (birer saat aralıklarla) 3-5 damla Ekşi Yonca özsuyu karıştırılmalıdır.
Bayern’den bir kadın şöyle yazıyor : ” Kısa bir süre önce size yazdığım mektupta, dört çocuk babası olan 48 . yaşındaki komşumuzun, kafa tümörü ve felç belirtileri ile, ağır hasta ve çaresiz bir halde hastaneden taburcu edildiğini bildirmiştim. Yüzün bir tarafına felç gelmişti bile ve o taraftaki göz de tamamen kapalıydı. Doktorlar tarafından, bu gözün bir daha hiç açılamayacağı bildirilmişti. Önerdiğiniz bitkileri kullanmaya başladıktan birkaç gün sonra gözün yeniden açılması ile nasıl sevindiğimizi düşünebilirsiniz. Adamın durumu düzelmeye başladı. Aile doktoru hastaya uğradığında, açılmış gözü ve hastanın iyi durumunu görünce, şaşkınlıktan oturmak zorunda kalmıştı. Böyle bir şeyi daha önce hiç görmediğini söyledi.” .
Allgau’dan Bay Joachim M. 25.6.1979’da bir Alman gazetesine şunları yazmış: ” Alman basınının Bayan Maria Treben’e ve ‘Tanrının Eczanesinden Sağlık’ adlı kitabına yaptığı saldırılara karşı, çocuğumun başından geçenleri bildirmek istiyorum: 4 Ağustos 1973’de dünyaya gelen Daniela’yı gerekli tüm kontrollardan geçirttiğimiz ve en küçük bir hastalık belirtisinde bile doktora götürdüğümüz halde, hiçbir doktor çocuğumuzun ölümcül hastalığın. zamanında saptayamadı. Bu durum ilk olarak 1978 Ağustosu’nda saptanabildi ancak. çocuğumuz o zamana kadar çok hareketliydi. Ama sonra birden durgunlaştı, kabuğuna çekildi ve kendini hep yorgun hissetmeye başladı. Kesin bir hastalık saptanamayan konsültasyondan sonra, çocuğumuz Augsburg’daki bir kliniğe havale edildi.çocuğun fiziksel gücünü aşma derecesindeki, günlerce süren

kontrollardan sonra, günümüz olanakları ile iyileştirilemeyecek bir tümörün, hastalığın nedeni olduğunu bildirdiler. Umudumuzu tam olarak yitirmememiz için, iyileşme şansının yüzde 2-5 arasında olabileceğini söylediler. Sonra da, tümörün ameliyatla alınabilecek kadar ufalabileceği umuduyla, kortizon iğneleri ve ışın tedavisi yapılmaya başlandı.

1978 Eylülü’nde yapılmak istenen bir ameliyattan, kanamanın durdurulamayacağı düşüncesiyle, başlandıktan sonra vazgeçildi. Tümör, tüm karın bölgesine yayılmıştı. Karaciğer, safrakesesi, dalak ve böbrekler gibi, tüm önemli organları sarmış. büyük atardamarı olduğu kadar, bacak atardamar!arını da sıkıştırmıştı

 

 

Böylece, onun neden yürümek istemediğini de anlamış olduk. çocuğun çilesi işte asıl o zaman başladı. Sürekli olarak ışın tedavisi uygulanıyor ve kortizon iğnesi yapılıyordu artık. Bu durumun, anne baba olarak bizler için ne anlama geldiğini bilemezsiniz! Yedi hafta boyunca her gün çocuğumuzun yanındaydık ve gülüp neşeli olmaya çalışıyorduk. Aynı zamanda da onun her geçen gün biraz daha eridiğini görüyorduk. Bu durumlara göğüs gerebilmek büyük bir ruhsal güç gerektiriyor. Işıntedavisi ve kortizon iğnelerinin sonucu olarak, artık hemen hemen hiçbir şey yiyemez olmuştu. Ameliyattan bir hafta sonra, giderek kötüleşen bir sarılık başladı. Başlangıçta doktorlar, bunun çocuğa verilmiş olan kandan kaynaklandığını sandılar.Saatlerce süren yeni kontrollardan sonra, tümörün safrakesesi

çıkışını tıkadığı saptanarak, yapay bir “Çıkış düzenlemek için yeni bir ameliyat önerildi. Bu ameliyatın mutlaka gerekli mi olduğu şeklindeki soruma doktorlar, çocuğumu karaciğer yetmezliği yüzünden ölmeye mi terk etmek istediğimi sordular. Böyle bir deneme sonunda çocuğum herhalde yaşamını yitirebilirdi. Fakat tam o sırada, ameliyathanede yeni düzenlemeler yapılıyordu. Ameliyat sırasında gerekli tüm olanakların el altında olması gerektiği için, doktorumuzun düşüncesine göre, ameliyat çok gerekli olduğu halde, on gün kadar beklenebilirdi. Bu süre içinde hiçbir tedavi yapılamayacağı için, benim ısrarım üzerine çocuğumuzu eve götürdük. O sırada 1978

Eylülü’nün sonuna yaklaşıyorduk. Sonunda, bir tanıdıktan duymuş olduğum Bayan Maria Treben’e telefon ettim. Bana telefonda, ‘Tanrının Eczanesinden Sağlık’ adlı kitabındaki, kötü karakterli tümörler için önerilmiş bitkileri kullanmamı öğütledi. içinde

bulunduğumuz zor durumda ne yapacağımızı şaşırmıştık ve bir

şeylere inanmak zorundaydık. O arada haber aldığımıza göre, çocuğumuza ancak Noel kadar yaşama şansı tanınmaktaydı. Bayan Treben telefonda, beş gün sonra iyileşmenin başlaması gerektiğini söylemişti. Bu büyük mucize gerçekleşti!

Beşinci günün gecesinde, biraz önce sancıdan haykırmış olan çocuğumuz ağlamaya başladı. Birden, dünyanın en mutlu kişileri olduk! Neydi bu olanlar? Atardamarların sıkışması yüzünden bacaklara geçemeyen kan, sonunda oralara ulaşmış ve bacaklarda uyuşmaya benzer bir olay başlamıştı. işte o zaman, şifalı bitkilerin görev yaptıklarına inandık. Kararlaştırılmış ameliyat tarihinden kısa bir süre önce sarılığın da gerilediğini fark ederek, ameliyattan vazgeçtiğimizi bildirdik. Yapılmış olan iğneler yüzünden çocuğumuzun tüm saçları dökülmüştü. 1978 noelinden kısa bir süre

 

 

önce, mesleğinin ustalarından olduğu kabul edilen profesöre çocuğumuzu kontrole götürdük. Adam, tümörden hiçbir iz bulamadı! Çekilen röntgen filmlerinde yalnızca kireçlenme lekeleri görülebilmesi bize büyük umutlar verdi. Tüm bunlar dokuz; haftada gerçekleşmişti. O zamandan beri çocuğumuz eskisi gibi sağlıklı. Bayan Treben’in öğütleri sayesinde, çocuğumuzu doktorların açıklamalarından altı ay daha uzun yaşatabilmiştik.
Bayan Treben’in hiçbir karşılık beklemeden yardımcı olduğunu özellikle belirtmek isterim. Bu durum karşısında, Bayan Treben’in Alman basını tarafından saldırıya uğramasına şaşırmaktan kendimi alamıyorum. Bu nedenden ötürü, yaşamış olduğumuz olayı açıklamak istedim. Her şeyi anlatabilmek için bir roman yazma m gerekirdi. Bayan Treben’e, hiçbir karşılık beklemeden yapmış olduğu yardımlar için bir kez daha teşekkürlerimi belirtmek isterim. Ailem için büyük bir mucize gerçekleşti!”
Bu açıklama oldukça umut verici ve bu durumda, bundan böyle çocuktahastalığın yeniden başlayabileceğini düşünmeye gerek yoktur. Tüm önemli organları sararak, küçük Daniela’nın yaşamını tehdit eden tümör tam anlamıyla yok olmuş. Ama gene de, çocuk altı ay kadar sonra öldü. Bunu ne yazık ki onun ailesinden değil, bana yapılmakta olan saldırılara katılan bir gazeteciden, alaylı bir biçimde duydum. Bu ölümcül hastalığın iyileşmeye yönelmesinden sonra bu beklenmedik ölümün nedeni ne olabilirdi?!Altı ay kadar sonra bana yazan babası, onun birden ateşlendiğini bildirdi. Yapılan kontrollerin sonunda çok iyi sonuçlarla karşılaştıkları için, bitki çaylarını içirmeye son vermişler. Öyle küçük bir çocuğu çay içmeye zorlamak doğru muymuş! Hayır, doğru değildir. Ama anne ve baba akıllıca davranarak, o çayları içirmeyi başarabilirlerdi. Hastalık ölümcüldü ve doktorlar yardımcı olamıyorlardı” Yardım edenler, Tanrının eczanesinin bitkileriydi. Onlar yin8 de mutlaka yardımcı olacaklardı. Lösemi bölümündeki küçük Peterin öyküsünü okuyun lütfen!


Yoruma kapalı.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.