22 Ağustos Salı;
hava durumu

Lokman Hekim Kimdir ?

Lokman Hekim Kimdir ?   Velî veyâ peygamberdir.   LOKMAN ALEYHİSSELÂM   Lokman Hekim Kimdir ?  Lokman Hekimin Hayatı Hz....
Bu Haber 7 Şubat 2013 21:37 Yayınlandı

 

Velî veyâ peygamberdir.

 

LOKMAN ALEYHİSSELÂM


 

Lokman Hekim Kimdir ?  Lokman Hekimin Hayatı

Hz. Lokman’ın şahsiyetine ve doğum yerine dair, tarihlerde kesin bir bilgi yoktur. Bir rivayete göre, babasının ismi Baura’dir. Baura ise, Hz. Eyyüb’ün (a.s.) kız kardeşinin veya teyzesinin oğludur. Beni İsrail arasında kadı olarak bulunduğu veya Habeşli bir zenci dülger olduğu gibi, çeşitli rivayetler de vardır. Vâkidî, Lokman’ın İsrâiloğulları kadısı, Eyle ve Medyen taraflarında yaşayan, Eyle’de ölen bir kimse olduğunu zikreder.

Hz. Lokman‘ın aslen nereli olduğu hakkında da farklı rivayetler vardır. Bazıları, onun Habeş asıllı olduğunu, bazıları Nubyalı, bazıları da Mısır Sudanı’ndan olduğunu söylerler. Her halükarda onun esmer, kalın dudaklı, ayakları yarık ve sonradan hürriyetine kavuşmuş bir köle olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır.

Hz. Lokman’ın geçimini temin etmek için ne iş yaptığı hakkında da söz birliği yoktur. Onun yaptığı işler arasında, kadılık, terzilik, çobanlık, marangozluk, halı kilim vs. dokuyuculuğu ve tamirciliği gibi meslekler sayılır. Bundan başka onun efendisine dağdan odun temin eden bir köle olduğu, başka bir kaynakta da ticaretle meşgul olduğu da söylenmiştir.
Kuran’da ise, Hz. Lokman’ın ne zaman ve nerede yaşadığı, nerede öldüğü, hangi milletten olduğu, ne ile meşgul olduğu gibi konular üzerinde durulmaz. Çünkü, öyle anlaşılıyor ki Yüce Allah’ın indinde bizlere yarayacak asıl bilgiler bunlar değil; onun nasıl bir kişiliğe sahip olduğu ve hayatına yön veren değerlerin neler olduğudur.

Peygamber veya veli. Dâvud aleyhisselâmın zamânında, Arabistan’ın Umman tarafında yaşadı. Dâvud aleyhisselâmla görüşüp ondan ilim öğrendi. Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirilmeden önce, müfti olan Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra fetvâ vermeyi bıraktı. Dâvud aleyhisselâma ümmet oldu. Kendisine hikmet verildi. Eyyûb aleyhisselâmın teyzesinin oğlu oldu daa rivâyet edilmektedir. Fransız bilginlerinin, Calinos’un (Galen’in) bir adı da Lokman Hakim idi demeleri yanlıştır. Çünkü Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâm zamânında; Calinos (Galen) ise, ondan bin yıl kadar sonra yaşamıştır. Lokman ismi Kur’ân-ı kerim’de geçmekte olup, bir sûreye (otuz birinci sûre) Lokman ismi verilmiştir.Bu sûrenin on ikinci âyetinde meâlen; ”Biz Lokman’a hikmet verdik.” buyrulmaktadır. Buradaki hikmet tâbirinin; akıl, anlayış, ilim, ilimle amel etmek ve doğru karar vermek demek olduğu tefsir kitablarında yazılıdır. Lokman Hakim tabiplerin piridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasihatler meşhurdur. Kur’ân-ı kerim’de Lokman sûresi 3. âyet-i kerimede meâlen; ”Bir vakit Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah’a ortak koşma, çünkü şirk çok büyük zulümdür.” buyrulmaktadır.

Lokman Hakim’e sen bu hâle nasıl geldin dediklerinde; ”Doğru sözlü olmak, emâneti yerine getirmek, lüzumsuz söz ve işi terk etmekle.” cevâbını verdi. İnsanlar ondan nasihat istediler, o da şöyle nasihat etti: Öncekilerin ve sonrakilerin ilimleriyle ameledilebilmesi için sekiz şeye dikkat etmek lazımdır. Dört zamanda dört şeyi korumak gerekir; Namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü korumaktır. İki şeyi hâtırdan hiçbir zaman çıkarmamalıdır. Bunlar; Allahü teâlânın büyüklüğü ve ölümdür. İki şeyi de tamâmen unutmaya çalışmalıdır. Bunlar da; bir kimseye yapılan iyilik ile dost ve yakınlardan görülen kötülüktür.” Lokman Hakim’in oğluna nasihatlarının bir kısmı şöyledir: ”Ey oğlum! Dünyâ derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Geminin takvâ, yükün imân, hâlin tevekkül olsun, umulurki kurtulursun.”

”Ey oğlum! Âlimlere karşı öğünmek, akılsızlarla inatlaşmak ve meclislerde, toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme! İhtiyâcım yok diyerek de ilmi terk etme.” ”Ey oğlum! Allahü teâlâyı anan (hâtırlayan) insanlar görürsen onlarla otur. Âlim olsan da, ilminin faydasını görürsün ve ilmin artar, sen ehil isen sana öğretirler. Allahü teâlâ onlara olan rahmetinden seni de faydalandırır. Allahü teâlâyı ziktetmeyenleri görürsen onlardan uzak dur.” ”Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun.”

”Ey oğlum! Seçilmiş kullara teslim ol, kötülerle dost olma.” ”Ey oğlum! İnsanlara iyilikleri emir ve nasihat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir.” ”Ey oğlum! Yalandan çok sakın! Çünkü dinini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makâmını kaybedersin.”

”Ey oğlum! Kötü huydan, gönüldağınıklığından sakın. Sabırsız olma, yoksa arkadaş bulamazsın.İşini severek yap, sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol.” ”Ey oğlum! Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamâ etmektensakın. Kazâya râzı ol ve Allahü teâlânın sana verdiği rızka kanâat et.” ”Ey oğlum! Dünyâ geçici ve kısadır. Senin dünyâ hayâtın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmış, çoğu geçmiştir.”

!!Ey oğlum! Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar.” ”Ey oğlum! Sükût etmekle pişmân olmazsın. Söz gümüş ise sükût altındır.” ”Ey oğlum! Helâl lokma ye ve işlerinde âlimlere danış, işlerini nasıl yapacağını onlara sor.” ”Ey oğlum! Âlimler meclisine devâm et. Bahar yağmuru ile yeryüzünü yeşillendiren Allahü teâlâ, âlimlerin meclisindeki hikmet nûru ile de müminlerin kalbini aydınlatır.”

”Ey oğlum! Amel ancak yakın (Allahü teâlâya olan ilim ve mârifet) ile yapılır. Herkes yakini nisbetinde amel eder. Amel noksanlığı, yakin noksanlığından gelir.” ”Ey oğlum! Bir hatâ işlediğinde hemen tövbe et ve sadaka ver.” ”Ey oğlum! Ölümden şüphe ediyorsan uyku uyuma. Uyuduğun ve uyumak mecbûriyetinde kaldığın gibi, ölüme de mahkûmsun. Dirilmekten de şüphe ediyorsan, uykudan uyanma. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin.”

”Ey oğlum! Helâl kazanç ile yoksulluktan korun. Yoksul kimse şu üç musibetle karşılaşır: Din zayıflığı, akıl zayıflığı ve mürüvvetin kaybolması.” ”Ey oğlum!Merhamet eden merhamet bulur. Sükût eden selâmete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günâhkar olur, diline hâkim olmayan pişmân olur.” ”Ey Oğlum! Dünyâmalından yetecek kadarını al, fazlasını âhiret için hayra sarfet, Sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekil de tembellik etme.”

”Ey oğlum! Sakin kimseyi küçük görüp hakâret etme. Çünkü onun da senin de rabbimiz birdir.”

Lokman Hakim’in oğlu: ”Babacığım, insanda hangi haslet daha iyiydir?” diye sorunca; ”Temiz, hâlis din.” buyurdu. Eğer iki haslet olursa? ”Din ve mal”, üç haslet olursa? ”Din, mal ve hayâ.” buyurdu. Dört haslet olursa? dedi. ”Din, mal, hayâ ve güzel ahlâk.” buyurdu. Beş haslet saymak icâbederse diye sorunca; ”Din, mal, hayâ güzel huy ve cömertlik.” buyurdu. Altı haslet sayarsak deyince; ”Eu oğlum! Allahü teâlâ her kime bu beş iyi hasleti verdiyse, o kimse mümin ve müttekidir. Allahü teâlâ katında veli ve sevgilidir. Şeytanın şerrinden uzaktır.” buyurdu. Oğlu: ”Babacığım, insandan en kötü haslet hangisidir?” dedi. ”Allahü teâlâyı inkârdır” buyurdu. İki olursa dedi. ”İnkâr ve kibirdir.” buyurdu. Üç olursa dedi. ”İnkâr, kibir ve şükür azlığı.” buyurdu. Dört olursa dedi. ”İnkâr, kibir, şükür azlığı ve cimrilik.” buyurdu. Beş olursa diye sorunca; ”İnkâr, kibir, şükür azlığı, cimrilik ve kötü ahlâk.” buyurdu. Altı olursa deyince; ”Ey oğlum! Bu beş kötü hasletin bulunduğu kimse münâfıktır, şakidir ve Allahü teâlâdan uzaktır.” buyurdu.

Hafs bin Ömer’den rivâyet edildi ki: Lokman Hakim, yanına bir hardal torbası koydu ve oğluna nasihat etmeye başladı. Her bir nasihatte bir hardal tânesini çıkardı. Nihâyet hardalları tükendi. Sonra da; Ey oğlum! Sana o kadar nasihat ettim ki, şâyet bu nasihatler bir dağa verilseudi, dağ yarılır, parça parça olurdu” buyurdu. Oğlu da bu nasihatleri tuttu.

Hz.lokman(s)’ın Tavsiyeleri ll

– Sağlık için;çiğ yeme, sıcak yeme , çok yeme

– Günahın zerresinden bile kaç.Gazaba uğrayacakmışsın gibi Allah;tan kork. Lakin ümidin korkundan fazla olsun.

– En iyi nimet iyi huylu olmaktır.

– Sözüne sadık ol.

– Akranınla sohbet et.

– Herkese yumuşak ol.

– Geçmişte seninle düşmanlığı olmuş kimseye güvenme.

– Dosdoğru ol.

– Başına gelene sabret.

– İyi kişilerle arkadaş ol.

– Dilini küfür sözlerden koru.

– Sadakayı terk etme,zekatı men etme

– Kötülüğü terk edip Allah;tan af dile,tövbe edip bir daha tevbeni bozma.

– Sahtekarlık etme ,kimseyi aldatma.

– Sarımsak şifalıdır.

– Soğanın çiği zarar,pişmişi yarar.

– Duvarı nem,insanı gam yıkar.

– Ey oğlum!Cahili bir yere elçi olarak gönderme. Eğer akıllı birini bulamazsan kendin git.

– Ey oğlum!Dünya derin deniz gibidir. Çok insan onda boğulmuştur. Takva gemin ,iman yükün ,tevekkül halin ,salih amel azığın olsun. Kurtulursan Allah;ın rahmetiyle,boğulursan günahın sebebiyledir.

– Ey oğlum! Ben nice ağır yükler taşıdım,fakat fakirlik gibi acı görmedim.

Nice ağır yükler çektim ,kötü komşudan ağırını görmedim.

– Merhamet eden merhamet bulur.

– Hayır söyleyen kar eder;kötü konuşan günahkar olur. Diline hakim olmayan pişman olur.

– Ey oğlum! Kanaatkar olursan cihanda senden zengin kimse yoktur.

– Başkasına hased eden ıstıraptan kurtulamaz.

– Ey oğlum! Her halinde Allah;a sığın,her şeyi Allah;tan bil.

– Dünyanın sevinç ve neşelerini tecrübe ettim;ilimden lezzetlisini görmedim.

– Ey oğlum! Sözü tatlı söyle,katı ,kaba, sert söyleme. Çok zaman sus. Tefekkür et,o zaman dilin belasından emin olursun.

– Sende olmayan ö

– Ey oğlum! Ticaret olarak takvaya sarıl. Bu mal olmadan kar getirir.

– Sıhhat gibi zenginlik, güzel ahlak gibi nimet yoktur.

– Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın. O her sabah zikir ve tesbih ederken sen uyuma.

– Dünya geçici ve kısadır. Senin dünya hayatın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmıştır, çoğu geçmiştir.

– İbadet ancak Allah;ı görüyormuş gibi yapılır. Her kimse Allah;ı yakın hissetiği derecede Allah;a ibadet eder.

– Altın ateşte denenip saflaştırıldığı gibi insan da bela ve musibetlerle denenir.

– Ey oğlum! Kötü huydan ,gönül dağınıklığından sakın. Sabırsız olma,yoksa arkadaş bulamazsın. İşini severek yap . Sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol. Çünkü insanlara karşı iyi huylu olan onlara güler yüz göstereni herkes sever.

– Dünyadan yetecek kadar nasibini al .yoksa insanlara muhtaç olur ellerine bakarsın.

– Ey oğlum kötü kadından sakın. Çünkü o vaktinden önce seni kocaltır. Kötü kadınların şerrinden kork, çünkü onlar iyiliğe çağırmaz.

– Yavrucuğm! Alimlerin meclislerinde devamlı bulun. Davranışları sözleriyle uyum gösteren alimlerin sözlerini dinle.

– Yavrucuğum! İlimden bilmediğini öğren.bildiğini bilmeyenlere öğret.

– Bir gün Davud (as) Hz. Lokman;a Bir koyun boğazlayıp bütün vvvucudunun en iyisi olan bir parça et getir dedi. o da gidip koyunun diliyle yüreğini getirdi. Yine başka bir zamanda Koyunun en kötıüsünden bir parça eet getir dedi. yine diliyle yüreğini getirdi. Sebebini sorduğunda : Dille yürek iyi olursa ,o kimsse iyi olur; o kötü olunca bütün kötülerin kötüsü olur dedi.

– Ey oğlum ! Dostlarının bir şeyini reddetme. Fakat Allah;ı istediğinden başka türlü hareket edcek kadar da ileri gitme.

– Yalanddan sdakın. O serçe eti gibi tatlıdır. Ondan az kimse kurtulabilir.

– Oğlum ! Sana bir takım hasletler tavsiye edceğim: bunları yerine getirirsen mensup olduğğun toplumun efendisi olursun. Herkese tatlı davran. İyden de kötüden de cehaletini gizle. Dostlarını koru. Yakınlarını ziyaret et. Gammazların sözüne kıymet vermeyeceğine, arayı bozacak azgınların sözünü dinlemeyeceğine dair onlara teminat ver. Öyle arkadaşlar seç ki, ayrıldığınız zaman ne onları diline dola, ne de onlar seni dillerine dolasınlar.

– Oğlum ! Dünyayı sat ahireti al. Böylece alışverişinde her iki yönden de kar edersin. Sakın ahiretini satıp da dünyayı alma. Çünkü, her iki tarafta da zararlı çıkarsın.

– Oğlum! İlim meclislerine sokul,fakat alimlerle mücadele edip onları üzme. Dünyadan yetecek kadarını al,fazlasını ahierin için infak et. Sıkıntya düşerek başkasının sırtına yük oşlacak şekilde dünyayı temamen arkana atma. Şehvetini kıracak şekilde oruç tut. Adi kimselerin meclislerine katılma.

Ey oğlum ! ikram edici ol, saçıcı olma.

– Hasta olmadan önce tabib çağır. Tabibe hasta olmadan önce hürmet göster.

– Ey olum! Bir insanda şu beş özellik toplanırsa o insan müttaki , veli , Allah;ın kendisine yakın kıldığı kullardan olup şeytandan uzaklaşır. Bunlar: din,mal,güzel ahlak,haya, ve cömertlik.

– Şu beş özellik de kimde bulunursa o kötü insandır,Allah ;tan uzaktır. Bunlar ; küfür, kibir, şükür azlığı ,cimrilik ve kötü ahlaktır.

– Oğlum ! Hayreti gerktirmyen lüzumsuz şeylere gülme luzumsuz yerlerde gezme,üstüne vazife olmayandan sorma.

– Başkasının servetini koruyacağın diye kendi servetini mahvetme. Senin malın kendin için harcayıp infak ettiğindir. Başkasının malı , veresiye terk etiğindir.

– Sakın fakirdir diye kimseye hakaret etme. Ünkü her ikinizin de

– Bir işin sonunu gören pişmanlıktan emin olur.

– Bilmediği şeyi tam öğren.

– Borçlu olmaktan sakın. Borç gündüz zillet,gece üzüntü içindde olursun.

– Ey oğlum! Alimlere karşı öcünmek,akılsızlarla inatlaşmak, meclislerde ve toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme. İhtiyacım yok diye de ilmi terk etme.

– Ey oğlum ! Yalandan çok sakın. Çünkü dinini bozar ve insznlar yanında şerefini düşürür. Bununla birlikte hayanı,değerini ve makamını kaybedersin.

– Hep üzüntülü olma ,kalbini dertli kılma.

– Ey oğlum! Allah;ım beni affet,bağışla; duasını çok oku. Çüünkü öyle anlar vardır ki, Allah o anda dua ednin duasını kabul eder.

– Yavrucuğum! Dünyaya gönül bağlama. Ona güvenme. Çünkü sen bunun için yaratılmadın.

– İnsanlara muhtaç olduğunu gösterme. Çünkü senin iböyle yapman zenginliktir.

– Dünyada, dünyada kalacağın kadar çalış;ahirete, ahirette kalacağın kadar çalış

– Allah;a isyan edceğin zaman, Allah;ın ve meleklerinin göremeyeceği bir yer ara.

– Cehennemde Allah;ın azabına dayanacak kadar günah işlemeye cesaret göster.

– Namazını dünyaya veda eder gibi kıl

– Özür dilemeyi gerektirercek şeylerden sakın.

– Dostlarına da düşmanlarına da güler yüzlü ol. Dostlarına saygılı ol ,onlara ikramda bulun.

– Büyüklerle konuşurken sözü uzatdma.

– Kaş göz hareketleriyle hiç kimseyi küçük düşürecek hareketlerde bulunma!

– Başkasının yanında kendini ve aileni övme.

– Gördüğünü gizlemen,şüphe ettiğini açıklamandan daha iyidir.

– Bir kimse konuşurken araya laf karıştırma.

– Ey oğlum! Allah kendisine emanet edilen şeyi korur. Bende seni ,malını,dinini ve amelinin sonunu Allah;a emanet ediyorum.

 

Bunlarda Lokman Hekim efsaneleri ve masalları

Hikmet ül-Lokman

Lokman Hekim’in babası da kendisi gibi hekimdir. Ölmeden karısına bir defter verir ve ”Doğacak çocuğumuz eşsiz bir hekim olacak; bilgide yeryüzünde ona yetişecek kimse çıkmayacak. Bu defteri zamanı gelince ona ver,” der. Bir süre sonra kadının bir oğlu olur. Adını Lokman koyar. Çağına geldiğinde, tüm çabalara karşın okuma-yazma bile öğrenemez. Evinin geçimini sağlamak için odun­culuk yapmaya başlar.

Birgün, yine odunlarını satmış, yorgun argın eve dönerken canı dolaşmak ister. Kır yoluna sapar. Bir inilti duyar. Dönüp baktığında insan başlı, ak, yılan gövdeli bir yaratık görür. Çok korkar. Yılan: “Ey insanoğlu, benden sakın korkma. Ben yılanların padişahı Şahmeran ım. Yaralıyım. Bana yardım edersen bir gün bunun karşılığını mutlaka öderim.” der. Lokman, Şahmeran’ı kucağına alır, söylediği yoldan bir mağaranın önüne götürür. Yılan, birşeyler mırıldanır ve mağaranın kapısı açılır. Burası, eşsiz güzellikte bir yerdir. Mağarayı bekleyen karayılan, Şahmeran’ı sarayına götürür. Şahmeran, kısa sürede iyileşir. Aradan kırk gün geçmiştir. Lokman, artık eve dönmek istediğini söyleyince; Şahmeran, gördüklerini kim­seye söylememesini tembih eder ve: “Ölümüm insan elinden olacak, bunu biliyorum. Öldüğümü duyduğunda yapacağın şeyleri sana tek tek anlatacağım. Sakın unutma, dediklerimi aynen yapacaksın,” der. Neyin hangi hastalığa iyi geldiğini, ilaçların nasıl hazırlanacağını bir bir anlatır.

 

.

Lokman, eve döndüğünde bambaşka bir insan olmuştur. Tüm zamanını okumaya, yazmaya, Öğrenmeye ayırmaktadır. Aradan uzun bir zaman geçer. Şahmeran, sarayındaki billur suda evrenin tüm güzelliklerini izlerken, birden gözü Tarsus Beyi’nin kızına takılır. Kıza aşık olur. Yemeden içmeden kesilir. Günün bi­rinde de kızın hamama gittiğini görür. Kızın güzelliği karşısında çılgına döner. Hamama gider. Islak mermerler üzerinden kayıp düşer. Hamamcı ve kızın hizmetkârları Şahmeran’ı göbek taşının üstünde öldürürler. Günümüzde Eski Hamam’ın göbek taşı bu yüzden kutsal sayılır. Taştaki lekenin Şahmeran’ın kanı olduğuna ve vücudunu buraya sürenlerin tüm dertlerinden kurtulacağına inanılır.

.

Şahmeran’ın öldürüldüğünü duyan Lokman, Tarsus’a gelir. Tarsus Beyi, amansız bir hastalığa yakalanmıştır. Vezirin baktığı fala göre Şahmeran’ın gözlerini ve ciğerini yerse iyileşecektir. Vezir, Şahmeran’da olağanüstü güçler olduğunu bildiğinden, ilacı kendisi hazırlamak ister. Amacı, Tarsus Beyi’ni öldürüp yerine geçmektir. Lokman da ilacı hazırlamak isteyince Tarsus Beyi, işi Lokman’a verir. Lokman, Şahmeran’ın kendisine anlattığı gibi, cansız gövdeyi üçe böler ve her paftayı ayrı ayn kaynatır. Parçalar kaynarken, her biri hangi hastalığa iyi geleceğini söylemektedir. Bu sırada Lokman ın yanına gelen vezir, hasta olduğunu söyleyerek; insanlara olağanüstü güçler veren parçanın suyunu ister. Lokman, vezirin kötü niyetini anlar. Kuyruk suyundan verir ve vezir ölür. Gövdenin ikinci suyunu kendi içer. Tarsus Beyi’ne de gerekli ilacı yapar. İlacı içen Bey, iyileşir.

.

Lokman, saraydan ayrılıp kırda yürürken, birden tüm bitkiler dile gelir. Hangi hastalığa şifa olduklarını söylemeye başlarlar. Okuma yazmayı öğrenmiş olan Lokman, bitkilerden duyduklarının tümünü yazmaya başlar. Böylece ünlü Hikmet ül-Lokman kitabı ortaya çıkar.

.

Lokman Hekim Efsanesi

.

 .

Lokman Hekim Efsanesi II Adana ve çevresinde yüzyıllardır yaygın olarak Lokman Hekim efsaneleri anlatılmaktadır. Bunlardan bir tanesi şöyledir:

Lokman Hekim inanışa göre bütün hekimlerin piri üstadıdır. Her çiçeğin her otun özelliklerini tanıyan Lokman ilaç yapar dertlilere deva bulurmuş. Bütün dünyayı dolaşmış. Çukurova’ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis’e yerleşmiş. Çevredeki bütün hastaları iyileştirmiş. Artık hastalığın ne olduğunu unutan Çukurovalılar ölümsüz hayatın peşine düşmüşler. Kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmasını istemişler.
Lokman Hekim Çukurova’yı adım adım dolaşmış bütün Bitkileri incelemiş. Bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuya kalmış. Bir ara bir ses duymuş: “Ey Lokman artık araman bitsin ben ölümsüz hayatın devasıyım. Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok”. Lokman Hekim sesin geldiği Bitkiye doğru yürüyüp koparmış.
Bu arada Tanrı Cebrail’e Yetiş Cebrail Lokman ölümsüzlüğe çare bulursa bu insanların hali ne olur?” demiş. Bunun üzerine Cebrail pir-i fani kılığında Misis Havraniye tarafına bir gelmiş. Misis Köprüsü’nün üstünde Lokman Hekimle karşılaşmış. Cebrail: “Selamün-aleyküm” dedikten sonra. Lokman’ın elindeki kitaba bakmak istemiş. Kitabı alıp coşkuyla akan Ceyhan Nehri’ne atmış. Kitabın ardından Lokman da suya atlamış ama bulamamış. Yaz gelip Sular çekilince ırmak boyunda aramaya devam etmiş. Sonunda kitabın sadece bir yaprağını Arpa tarlasında bulmuş.
Bugünkü tıp biliminin o günkü yapraktan geliştiğine inanılır. Yörede hâlâ efsanenin izlerine rastlanılmaktadır. Kitabın bulunduğu arpa tarlasının toprağı kutsal sayılır. Çocukların karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp beze sararak çocuğun karnına koyarlar.



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.