22 Ağustos Salı;
hava durumu

Aura ve Kirlian Fotoğrafçılığı

Aura ve Kirlian Fotoğrafçılığı   Enerjinin Fotoğrafı – Kirlian Dr. George De La Warr ve Dr. Ruth Brown’un metodlarıyla enerjiyle...
Bu Haber 5 Şubat 2013 23:16 Yayınlandı

 

Enerjinin Fotoğrafı – Kirlian

Dr. George De La Warr ve Dr. Ruth Brown’un metodlarıyla enerjiyle uzaktan teşhis ve tedavi mümkün mü?

1900 yılından beri birçok araştırmacı enerji alanını ve enerji alanının insan vücudu üzerindeki etkilerini araştırmaya başlamıştır. Enerji alanının tespiti ile birçok hastalık da teşhis edilmiş, Dr. George De La Warr ve Dr. Ruth Brown, enerjiyle uzaktan teşhis ve tedavinin mümkün olduğu bir sistem geliştirmişlerdir.

Yine Semiyon-Velantino Kirlian adlı Rus bilimcisi çift, Kirlian fotoğrafı ile canlılardan yayılan enerjiyi  (enerji alanı) tespit etmiştir. Yapılan çalışmada kesilen parmağın, yırtılan yaprağın görüntüsünün fotoğraflarda eksiksiz ve yırtıksız haliyle tam olarak görünmesi de Yaratıcının yarattığına ve her an O’nun hakimiyetine O’ndan başka kimsenin müdahale edemeyeceğinin bir delilidir.

“Kirlian fotoğraflarında” önce sağlıklı, sonra stres altındaki varlıkların fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflarda enerji alanı fark edilir bir şekilde değişmiş olarak görüntülenmiştir.

Bütün bu araştırmacılar araştırmalarıyla, organizmadaki enerji alanımızın yorgunluk, halsizlik, hastalık veya olumsuzluk durumlarında fark edilir bir şekilde değiştiğini göstermişlerdir.

İşte bu araştırmaların sonucu de gösteriyor ki, enerji kalkanımızı olumlu düşüncelerimiz, hayallerimiz yani güzel görmek, yoğunlaşmak, solunum gibi yöntemlerle değiştirebilir, müspet veya menfi olarak yönlendirebiliriz.

“Enerji alanı insan bedeninin enerji gömleğidir.”

Krasnodar’daki Rus Bilimler Akademisi’nin araştırma enstitüsü ilim adamlarından Velantino Kirlian ve Semiyon Davidoviç Kirlian çifti, canlı organizmaların etrafında yüksek hızlı bir ışıklanma ile görülen enerji hadisesini resmî yollardan patentleştirmiş ve ilmî ad olarak bu buluşa, “Kirlian Şualanması” adını vermişlerdir.

Kirlian şualanmasının sonucunda gözle görülebilen “bio plazmanın” varlığından da anlaşılmaktadır ki insanın  enformasyon mübadelesi yani “enerji gömleği”,  “enerji alanı” ile olur.  Bu, kirlian tekniğiyle görüntülenmiştir.

“Bio plazma”nın atomun en küçük parçalarından proton ve nötronların bir boyutu olduğu düşünülebilir. “Bio plazma” güneş, güneş sisteminin hareketleri ve yıldızlar âlemi ile çok yakın bir ilişki boyutu içindedir. İnsanlar bu ilişkilerin düzenlenmesiyle etkilenebilmekte, yönlendirilebilmekte, belki de yarın için kontrol altına alınabilecek projeler üzerine çalışmalar devam etmektedir.

“Bilimler Akademisi”nde yapılan onlarca deney sonucunda deneklerin muhtelif emosyonel vaziyetlerinde yani farklı duygu hallerinde yapılan ölçümler ve çekilmiş görüntüler bize gösterir ki, bu ışıklanmadaki çeşitli renkler ve parlaklıklar deneğin psişik vaziyetine bağlı olarak değişmektedir.

Bütün bu araştırmalar tasdik eder ki, “enerji gömleği”nde -“astral beden”-bütünlüğün bozulması, fizikî bedende çeşitli hastalıkların başladığının işaretidir. Bütünlüğün bozulması halinde teşhis merkezlerinde de bu enerji gömleğinde kara lekeler yahut boşluklar oluşması ile hastalıklar teşhis edilebilmektedir. Çok sayıda diagnostik araştırmalar sonunda çekilen filmlerin de tasdik ettiği gibi, “enerji gömleği”nde bozulma olduğunda hastalıkların fizikî bedene bu bozulan boşluklardan geçtiği tespit edilmiştir.

Buradan da “enerji gömleği”nin yani enerji alanının fizikî bedenin koruyucu bir fonksiyonu olarak görev yaptığını anlarız. Bu sahadaki araştırmacılardan biri olan Ukrayna Kiev Tıp Bilimler Akademisi doçenti V. M. Melnik’in de tasdik ettiği gibi bedenin en iyi koruyucu tabakası “enerji alanı”,  parlak kırmızı renktedir.

Sağlığı bozulma sürecine girmiş insanlarda ise enerji alanının bu parlaklığının zayıfladığı; hatta kaybolmaya yüz tuttuğu, enerji alanında çok sayıda boşluklar ve lekeler olduğu görülmüştür.

Günümüzde bu lekelenmeler, insanların fizikî yapısında, el ve yüzlerinde sık sık görülebilmektedir. Bedende el, yüz, göz ve kulağın şekli kısaca başın yaydığı enerji  renkleri ve alanı da  sağlığın teşhisinde önemli rol oynamaktadır. İlahi kitaplardaki, “İnsanların simalarına bir işaret veririz, siz onları tanırsınız.” hükmünü hatırlatıyor gibi sanki…

İnsan genlerinde inanç genini düşünme zamanı geldi sayılır. Yine aynı merkezde hastalar üzerinde yapılan araştırmalarda ilginç bir tez daha ortaya atılmış; insan bedeninin enerjisinin (enerji alanı) insana “anadan doğumla beraber” geçtiği, sonradan onu artırmanın zor olduğu, yok etmenin ise çok kolay olduğu ve bu yok olmanın da tartışmalar, korku, üzüntü, şüphe, zan, kavgalar, öfke, stres, kötü düşünce ile çok çabuk ilerlediği görülmüştür. Mistik inançta ana rahminde belirlendiğine inanılan kötü ve iyi ruh inanışı da burada teyit ediliyor.

Enerjiyi gıdalandırma amacıyla, “iyi” ve “yüksek ahlaklı düşüncelerle” insanda enerji artırılarak kuvvetli bir koruyucu enerji alanı temin edilebilir. Bugünkü anlamda, bunun izahı “manevî” gıdalanmadır diyebiliriz. Buradan da anlıyoruz ki, beynimizde oluşturduğumuz düşüncelerle “enerji alanımızda” olumlu veya olumsuz etkiler görülür.

Bütün bu araştırmaların sonucunda “kuvvetli enerji alanı olan insan”ın sağlam bedene sahip, maddî ve manevî seviyesinin yüksek bir insan olduğunu söyleyebiliriz.

Meşhur Yunan Filozofu Heraklit’in tasdik ettiği  düşünce kuvveti ve fiilleri, insan bedeninin dışında bulunur. Yine bu alanda çalışan Fransız araştırmacılardan L. Dyunvils’in “Petrokrat” adlı,  kitabında yazar; “Astral beden hissiyatın, düşüncenin sığınağıdır” diyor.

 

Aura sözlük anlamı olarak eski Yunanca’dan gelmektedir; meltem, esinti manasını taşımaktadır. İnsan bedenini çevreleyen bir enerji kalkanıdır denilebilir. Ancak sadece insan bedenini değil bitki ve hayvanları da çevrelemektedir.

Bu enerji sisi, bulutu genelde üçüncü göz denilen duru görü yeteneği açık kapasitede olan kişilerce görülebilmektedir. Semyon Kirlian adlı Rus deneycisince yapılan fotoğraf makinesi kanalıyla da bilimsel olarak gerçekliği kanıtlanmıştır. Sonraları bu sistemin ismi Kirlian fotoğraf tekniği olarak da literatürde kendine yer edinmeyi başarmıştır.

Aura’nın bulunduğu atmosferdeki beyaz ışığı çekerek renklere ayrıştırıp insan bedeninde varolan güç merkezlerine iletilmektedir. Bu güç (enerji) merkezleri chakra adıyla bilinmektedir. Ayrıca aura insan ruhunun, aklının gelişmesiyle ilgili olarak değişik renklerin sahibidir. O andaki fizik, ruh durumumunuz da auramızın renk ve netliğini etkilemektedir.

Aura üç temel katmandan ve beraberindeki ara katmanlardan oluşmaktadır.

Eterik alan; evrenden gelen ve çevremizde mevcut bulunan hayat enerjilerini
vücudumuza iletmektedir.

Psikolojik alan; duygularımız üzerinde yıldızlarla, ruhsal dünyayla bağlantı
oluşturmaktadır.

Zihinsel alan; düşünce şeklimiz üzerinde etkilidir.

Çift eterik alan; bu üç temel katmanın aralarında yer almaktadır. Bu temel katmanların uyumunu sağlamakla yükümlüdür.

AURA RENKLERİ

KIRMIZI : Bu rengin dahilinde olan tonlamalar gözle görülebilen en düşük seviyedeki titreşimsel frekansa sahiptirler. İkili bir doğanın sahibidir. Pozitif hallerinde mesela parlak ve berrak olduklarında ısıtıcı, sıcak enerjili, coşkulu özelliklerin sahibidir. Negatif hallerinde ise asilik, hırçınlık, isyankarlık, öfkeli tutum, kötü niyetlilik, yıkıcı tavırlar hatta nefrete kadar varan özellikleri taşırlar. Fakat kırmızı renk çok koyu tonda ise asil davranışlardan yoksunluk, egoistliğin göstergesidir. Koyu kırmızı
renk aynı anda ihtirasında işaretçisidir. Sisli bir görünüm alırsa ihtiras titreşiminin kirli ve sağlık dışı olduğu manasına gelmektedir. Özünde kahverengi ton bulunan kırmızı renk korkunun; kahverengi ton koyulaşarak siyaha döndüğündeyse negatif titreşimli niyetin habercisidir. Kırmızı rengin içerisinde hafif sarımsı tonda bir renk olması halinde istem dışı duygu ve istekleri sergilemektedir. Açık kırmızı renk sinirli bir yapıyı simgeler. Parlak, berrak kırmızı renk tonu ise canlı enerjiyi, eli açıklığı, fizik sağlığı da belirtir. Parlak, gül rengi tonu ise evlat sevgisini, yuva sevgisini simgelerken, kırmızının pembemsi tonu ise, mutluluk, huzur, yumuşak yürekliğin habercisidir.

TURUNCU : Bu renk en berrak tonda bulunduğu zaman taşkın güç potansiyelini ve canlılığı göstermektedir. Kırmızı tonlarına kaçtığı zaman ben-merkezcilik
egonun habercisidir.

SARI: Mantık, şuur ve zekanın rengi olan sarı mat bir tona sahip olduğunda dünyevi özelliklerindeki bir zekanın habercisidir. Parlaklaşıp altın rengi tonuna doğru değişim gösterdiğinde zekada yükselme, ruhsallık aracılığıyla gerçeklenen arınmayı göstericidir. Sisli veya çamurlu gibi olan sarı renk ise cin düşüncelere sahip olmayı, kurnazlığı, açgözlülüğü ve ben merkezci egoistliği gösterir.

YEŞİL : Dengeselliğin rengi olan yeşil aynı anda kalbin de yansıtıcı rengidir. Zümrüt renginin tonlarına büründüğünde şifayı temsil eder. Eğer birinin aurasında zümrüt yeşili rengi çokça bulunuyorsa, o kişinin şifa yeteneğine sahip olduğunu ve şifa sanatıyla alakalı olduğunun habercisidir veya o alan üzerinde uygulamalar yaptığının belirtisidir. Işık tayfının merkezi rengi olan yeşil bir insanın aurasında görüldüğü takdirde ahenk, denge, uyum, esnek davranışların göstergesidir. Yeşilin tüm açık tonları uyumlu olmayı, barışçı yapıyı, yakın alakayı ifade eder, Negatif anlamda ise aşırı bencilliğin, tam bir egoistliğin göstergesidir. Fakat yeşil renk çamurlu veya sisli gibi gözüküyorsa, o kişide üç kağıtçılığı ve açgözlülüğü sergilerken; kahverengimsi bir tona döndüğünde ise kıskanç davranışların habercisidir.

MAVİ : Oldukça eski zamanlardan itibaren dini duygu ve sezgisel anlayışın sembolü olarak kabul gören mavi rengi en yüksek seviyede Üçüncü Gözle, yaratıcılık, ilham ve zekanın daha yüksek formsal titreşimi ile ilişkilidir. Mavi renk şifacının ilk görebildiği renklerden biridir. Aurada mavi, çivit mavi tonda renge doğru koyulaştıkça sadık bir kişiliğe, dini inançları olan birinin karşımızda olduğunu haber verir. İçerisinde kahverengi tonları veya siyah tonlarına yakın renkleri barındıran mavi rengin negatif tarafıyla dini duygularda, ruhsallığın karanlık yönlerine doğru bir sapmanın belirtisidir.

MENEKŞE : Kırmızı rengin ve mavi rengin karışımlarının oluşturduğu mor menekşe rengi çok yüce ruhani hedefleri ve ruhsal gücü simgelemektedir. Ruhsal tekamül yolunda çok ilerlemiş birinin aurasında menekşe rengi ağırlıklı olarak görülür. O hep asil bir kişilik yapısını, kraliyet rengini temsil ettiği gibi, aura üzerinde bir yalıtıcı ve arıtıcı olarak da işlev yapar. Ortak bir renk olmadığı için her aurada gözükmeyebilir. O yüksek alemlerden yansıma yapan bir renktir, sadece spiritüel üstatlarda görülmektedir. Eflatun tonuna doğru kaçtığında yüksek ruhsallığı ve canlılığı, leylak rengi tonuna doğru derinleştikçe de şefkati ve özverili bir kişiliği simgeler. O, Sahasrara Chakrasının tepesinde bir yumurta şeklinde kendini göstermektedir. Üstadın tekamülü esnasında pozitife doğru ilerleme oldukça da oradan yayılarak ışık aracılığıyla bütün aurayı doldurarak, kendini hissettirir.

KAHVERENGİ : Renk çarkı içerisinde yer almayan, fakat tüm renklerin karışımından oluşan bir renktir. Bazı kişilere göre ona işadamlarının rengi de denilmektedir. Lakin genelde fiziksel hastalıkları algılattıran bir renk olduğu için aurada görülmesinde olumsuz etkileri hissedilebilir. Şifacıların çoğu kahverengi renk ile negatif beşeri özellikler arasında bağlantı kurmaktadır. Bu renk gözüktüğünde cimriselliği, açgözlülüğü ve alt düzeydeki maddi içgüdüleri simgeler. Bir şekilde titreşimsel etkileri en üst seviyeye ulaşır. Bu da altuni kahverengi tonda olduğu zamandır ve o zaman çalışkan, organize ve yöntemli bir karakteri simgelemektedir.

SİYAH : Her cins seviyede karanlığın habercisi olan siyah aynı anda ışığın yokluğu anlamına da demektir. Tek istisna hali ise fizik bedenle eterik beden arasında dar bir bant şeklinde görüldüğündeki halidir. Buna fiziksel aura demekteyiz. Bu, aurayı doldurduğunda yaşamı, yaşamın kendisini yadırgamak hatta reddetmek manasın gelmektedir. Başka bir şekilde aura içinde çizgiler halinde gözüktüğünde pozitif yönleri öldürür.

GRİ : Bu renk ise durgunluğu, donukluğu, alışılagelmiş bir karakteri sergileyen bir renktir denilebilir. Fiziki seviyede de donukluğu, durgunluğu belirttiği gibi, pek çok zaman hastalıklarla beraber gözüken insanın canlılıktan yoksunluğunu da simgelemektedir. Koyu ve kurşuni tonlarda hale gelmesi ise korkulara, karmaşalara hatta hastalık derecesine varan karamsarlığa habercidir. Bu renk aura içerisinde gözüktüğünde ise, güven eksikliğini hatta beraberinde aldatıcı kişiliği simgelemektedir.

Beyaz : Bütün renklerin bileşiminden oluşur ve birlik, bütünlük bilincinin sembolü olan beyaz renk aynı anda kozmiksel bilincin ve ego ’nun yani ‘’ben’’ in de rengidir. Ruhsal anlamda ise mükemmeliyet, birliğe ve bütünlüğe ulaşmanın, aydınlanmış erdem sahibi varlıkların kendisini anlatma şekli beyaz rengin ortaya çıkması neticesinde olmaktadır.

Kirlian Fotoğrafçılığı ve Tıptaki Kullanımı

İlk önce Kirlian Fotoğrafçılığı’nın tıbbi analizlerde kullanılıp kullanılmayacağı saptanmalıdır. Bunun paralelinde analiz, tespit ve yüksek frekans terapisinin görüş alanını ve analizindeki kullanımını Avusturyalı olan doktor ve şifacı Zeileis’in de dediği gibi inceleme alanına yerleştirmek gereklidir. Tıp alanında ise keşifleri giderek azalan yeni ilaçlarla birlikte, bilimcilerin inandıkları yönde, yeni başlamakta olan hastalıkların biyoplazma bedende ilk önce görüldükleri ve Kirlian kullanımı sayesinde önceden analiz edilebileceğinin gerçekten de mümkün olup olmayacağını saptamanın imkanı vardır. Elektron mikroskobu uzantısı neticesinde ilaçların ve de diğer şifa maddelerinin etkileri özellikle de hastalar açısından söz konusu olabilecek en düşük riskle çok daha önceden bilinebilmektedir. Bu tıp alanında bir meydan okuma olarak da görülmektedir.

Kirlian Fotoğrafın araştırmaları neticesinde bazı verilerin geçerliliği kanıtlanmış olmakla birlikte, özellikle mikrobiyolojide oldukça değerli denilebilecek yönde yeni bakış açılarını da beraberinde doğurmaktadır. Defalarca belirtildiği gibi, Kirlian sistemi bir kişinin psikolojik durumunun eşsiz bir belirleyicisi durumundadır. Bir kişinin halindeki, hatta ruh durumundaki en küçük dalgalanmalar dahi tespit edilebilir. Mesela, bir kişinin birazcık bile heyecanlanması veya korkması halinde derisindeki parlaklığının anında değişmesine neden olmakta, bu kişinin halesinin yoğunluğu, şekli, yapısı tam anlamıyla değişik bir durum sergilemektedir. Kirlian tekniğinin yardımı ile sürücü olan birinin içki içip içmediğinin tespitinde tam anlamıyla bir başarı kazanılmıştır. Mesela bir bardak bir bira içildikten sonra hemen parmakların etrafındaki hale belirgin bir tarzda değişmektedir.

Şifa Enerjileri ve Kirlian Tespitlerinin Yorumları

Kirlian fotoğraf tekniği ile şifacılar üzerinde yapılan test koşulları altında uygulanan denemeler neticesinde göstermiş bulunmaktadır ki, gerek yakın seviyedeki şifa sırasında gerek ise uzak seviyedeki ruhsal şifa sırasında şifacı medyumun aurası üzerinde oluşan değişiklikler aynı olmaktadır. Kirlian fotoğraf çekiminde renkli bir film kullanılmak sureti ile insan cildinin pek çok farklı olan gölgeleri elde edilmektedir.

Genellikle de içsel kısımlar mavi renktedir ve dışarıya doğru bu mavilik yeşile doğru açılmaktadır. İnsanın heyecanlı veya heyecan olmayan durumlarına göre bu renkler üzerinde de değişimler meydana gelmektedir. Cilt üzerinden yayılan renkler arasında belli başlı olanları mavi, eflatun, sarı, açık mor, gri ve turuncudur.

Biyo – enerji tedavisi esnasında medyumdan hastaya doğru yapılan enerji nakli esnasında hastalar, genelde hafif bir ürperme duygusunu hissederler. Bazı durumlarda ise şifacının kendisine söylenmeden, arızalı organın hangisi olduğunu hissel olarak algılar. Adeta cilt titreşim göstermektedir. Tedavi esnasında hasta olan kişinin kalp atışlarının, şifacı medyumunkilerle şifa boyunca aynı titreşimde olduğu olaylar da tespit edilmiştir.

Modern tıp daha düne kadar ruhsal şifacılık tekniklerini kabul etmemekteydiler. Fakat günümüzde bunun gibi olaylara artık alternatif tıp gözüyle bakılmaktadır. Günümüzde ise modern tıp profesörleri şifacı medyumların parmak uçlarından çıkan esrarengiz olan bu ışıkların fotoğraflarının çekilmekte olduğunu söylemişlerdir. Hatta bunun şimdiye kadar tespit edilmemiş olan yeni bir tip enerji sistemi olduğunu belirtmişlerdir. Son söz olarak ise evrendeki imgeler olan auranın görünümünü sağlayan bu sistem günümüzde pek çok kişi tarafından uygulanmaktadır.

 Kirlian fotoğrafçılığı ve biyoenerji gerçeği

Kirlian fotoğrafçılığı ve biyoenerji gerçeği

Kirlian fotoğrafları, madde ötesi ve ruhun varlığının mevcud olduğu yönünde önemli bir delildir.

Bay ve bayan Kirlian’ın yaptığı kamera ile şans eseri olarak ortaya çıktığı Kirlian fotoğrafcılığı, enerji yüklü olan nesenelerin filmlerde bir görüntü bırakmasına yol açabilecek bazı değişikliklere neden olduğu sonucu ile gelişmiştir.

Kirlian Kamerası cansız nesne veya canlı varlıkların fotoğraf görüntülerinin yüksek değerli bir elektriksel alan vasıtasıyla elde edildiği cihazdır. Kamera başlangıçta, bitkilerin veya onların bazı kısımlarının, özellikle yapraklarının fotoğraflarının çekilmesinde kullanılmıştır. Daha sonraları ise, insan vücudundan yayılan biyo elektriksel manyetik enerjinin resimleri de çekilmiştir.

Bir elektronik mühendisi olan Samyon Kirlian, insan eli, böcek veya bir bitki yaprağını, fotoğraf plağı üzerine koyarak, bunu da bir elektrodun üzerine yerleştirip, sırayla cismi, yüksek voltajlı elektrik akımına ve alçak amperli elektrik akımına maruz bırakmıştır.

Teknik bakımdan, bu görüntülerin elde edilmesinde kullanılan iki metot vardır. Birinci metot, söz konusu nesneye kuvvetlice elektrik vermek ve ondan yayılan radyasyonun karanlıkta normal bir kamera ile fotoğrafını çekmek. İkinci metot ise nesneye birinci metotta olduğu gibi doğrudan değil de, nesnenin çok yakınına yerleştirilmiş voltajı farklı bir veya iki tane metal plakadan geçirilen yüksek gerilimli akım uygulamaktır. Bu metotta kamera kullanılmaz; hassas fotoğraf materyali, nesneden doğrudan doğruya görüntü alacak şekilde düzenlenir. Birinci metot daha kapsamlı görüntülerin elde edilmesini mümkün kılar. İkincisi, daha düşük güçlü elektrik kullanarak çok daha fazla ayrıntının görülmesini sağlar. Bu nedenle deneycilerin çoğu güvenlik ve kullanım kolaylığı açısından ikincisini tercih etmişlerdir.

İnsanda değişik şekillere bürünen bir biyoenerji sistemleri bulunmaktadır. Yani fiziksel, elektriksel, biyoelektriksel, biyoenzimatik enerjiler. Bu enerji formları karşılıklı olarak birbirine dönüşmektedir. Her canlı hücre bir şebekeye bağlıdır ve hiçbir hücre bağımsız değildir. Vücudumuzda tüm organlarımızı saran ve fiziksel, kimyasal, hücresel düzeyde değişebilen bir sinir sistemi enerjisi mevcuttur.

Akapunkturun temeli olan Çin Tıbbı, bu enerjinin insan bedeninde sürekli olarak tek yönlü aktığından bahseder ve bu enerji insan bedeninin sinir ağı boyunca daima akmaktadır.

Fizik bedenimizle diğer bir canlıya yaklaşıp ona dokunduğumuzda enerjimizi de, aynı zamanda o canlı ile irtibata geçiririz. Bu durumda bir biyoenerji diğer bir biyoenerji ile temas etmiş olur ve bu şekilde bir enerji alışverişine yol açar.

Sonuç olarak, Kirlian fotoğraf tekniği ile normalde göremeyeceğimiz biyoenerji alanımız (Aura), özel bir elektrik alanı içine alınarak sınırları ve çeşitli ışıma şekilleriyle fotoğraf kağıdı üzerinde açıkça görünür hale getirilmesi tekniğidir.

Kirlian fotoğrafçılığı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Parmak uçlarının Kirlian fotoğrafı

Kirlian fotoğrafçılığı, yüksek voltajlı, yüksek frekanslı, düşük amperli elektrik alanına dayalı aygıtlarla nesnelerden yayılan birtakım ışınımları fotoğrafik olarak saptamayı amaçlayan elektrografik fotoğrafçılık tekniğine verilen addır.

İki metal paranın Kirlian fotoğrafı

Sovyetler Birliği dönemindeki çalışmalar

1939’dan sonra Kirlian’ın buluşu daha önceleri “elektrografi”, “elektrofotoğrafi” adlarıyla bilinen tekniğin yeniden tanınmasını sağladı. Fikrin temeli (ki kuru fotoğraf kopyalamayı mümkün kılmıştır) 1777’ye kadar erken bir zamanda George Christoph Lichtenberg tarafından atılmıştır. Bu alanda daha sonra çalışmalarda bulunan, aralarında Nikola Tesla’nın da olduğu bilimadamları 19-20’nci yüzyıllarda bu etkiyi daha derinlemesine incelemişlerdir. Ama Kirlian, bu araştırmayı seleflerinden daha ileriye götürmüştür. O dönemdeki bilim adamlarından bazıları kirlian fotoğrafçılığında sözkonusu olan güce “kirlian enerjisi” adını, bazı Rus ve Çekoslavak bilim adamları (Dr. Zdenek Rejdak) ise “biyoenerji” adını vermiştir. Fakat 1940’lı ve 1950’li yıllarda Sovyetler Birliği’nde aura’ya veya enerji-beden’le ilgili verilerin yeterli olmayışından dolayı, kirlian cihazı ününe ancak 1960’larda, yine Sovyet bilim adamlarının çalışmalarıyla kavuşmuştur. Kirlian fotoğrafçılığı yöntemi Kazakistan devlet üniversitesi’nce 1968’de yayımlanan “Kirlian Etkisi’nin Biyolojik Mahiyeti” adlı çalışmayla bilim dünyasına sunulmuştur. Bu çalışmaların Batı’ya tanıtılması ya da bu konunun Batı’da popüler hale gelmesi ise Sheila Ostrander ve Lynn Schroeder adlı araştırmacı yazarların 1978’de yayımladıkları kitapla gerçekleşmiştir.

Biyoenerji (parapsikoloji)

Biyoenerji, evrensel yaşam gücü kavramına vaktiyle Doğu Avrupa ülkelerinde, özellikle Çekoslovakya ve Sovyetler Birliği’ndeparapsikolojik araştırmalarda bulunmuş bilim adamlarınca verilmiş addır. Terimi günümüzde yaygın olarak kullanıldığı gibi “biyolojik kaynaklardan türetilmiş materyellerden edinilen yenilebilir enerji” anlamında kullanmamış bu araştırmacılara göre, biyoenerji, canlıların bedenlerinden, özellikle insan bedeninden çıkan, her şeye bağlanan, denetlenebilen ve yönlendirilebilen bir enerji türüdür; psikokinezideve benzeri psişik fenomenlerde esas rolü bu enerji oynar. Terim ilk kez Avusturyalı hekim ve psikanalist Wilhelm Reich (1897-1957) tarafından kullanılmıştır. Fakat Reich terimi sadece “vücuttaki yaşam enerjisi” anlamında ortaya atmıştı.

Biyoenerji incelemelerinin yapıldığı Doğu Avrupa ülkelerinde biyoenerjiye dayalı birçok uygulama ve tedavi teknikleri geliştirilmiştir. Dr.Zdenek Rejdak, biyoenerjiye dayalı tedavi tekniklerinin esasını enerji dengesi bozulmuş hastaya, kendi yaşam (vital) enerjisini aktarabilen bir kişiden bu enerjinin aktarımı sağlanarak dengenin yeniden kurulması şeklinde açıklar. Aktarımın biyoenerji akımlarıyla sağlandığı ve uzak mesafeden de gerçekleştirilebileceği kabul edilir.

Aura Teozofi’de kullanılan bir terim olup, canlıların bedenlerinden yayıldığı varsayılan ışınımla oluşan ve gitgide yayılan tesir kuşakları tarzında kendini gösteren elektromanyetik alana verilen addır. Aura okumak ise aura’ hissedebilmektir.

Metapsişikçilerin “eflüv” adını verdikleri partiküllerin ışınımıyla (radyasyon) oluştuğunu iddia ettikleri bu alan, Teozoflara ve Kirlian Fotoğrafçılığı üzerinde çalışan araştırmacıların kendi sözlerinin özetlerine göre “yaşam enerjisi olarak adlandırılan bir tür enerjinin organizmalardan insan gözünün göremediği bir frekans düzeyinde titreşen ışınlar tarzında yayılmasıyla oluşur”.

Aura, eflüv ve psişik radyasyon terimlerinin sık sık karıştırıldığı görülür. Bu üç terim arasındaki ilişki şöyle açıklanır:

  • Bedenden yayıldığı söylenen ışınıma ve bu ışınımın yayılma olayına radyasyon (psişik radyasyon) adı verilir.
  • Bu ışınlara ve ışınları oluşturdukları iddia edilen partiküllere eflüv adı verilir.
  • Bu yayılma olayının meydana geldiği öne sürülen ve medyumlarca görülebildiği iddia edilen güç ve etki alanına ise aura adı verilir.

Renkli haleler ve ışımalar tarzında kendini gösterdiği öne sürülen auranın, parapsikolojide esas olarak üç kısımdan oluştuğu kabul edilir:

  • Yapışık aura: Vücudu bir zarf gibi saran 0.5 cm. kalınlığında, koyu bir bölgedir. Süptil bedenin süptil ikiz denilen kısmıdır. Auranın Kirlian fotoğrafçılık tekniğiyle çekildiği iddia edilen kısmıdır.
  • İç aura: Yapışık aurayı çevreleyen bölgedir. Kişilere göre 3 ile 8 cm. arasında değişen kalınlığı olduğu iddiasında bulunulan bir bölgedir.
  • Dış aura: Yüksekliği İnsan bedeninin iki misli genişliği İnsan bedeninin dört misli olduğu ve Oval, yumurta biçiminde olduğu iddia edilen auradır.
  • Tam dış aura: Bedenden yayılan ışınım alanının tümü; sınırsız kabul edilir.Aura görebilme yeteneğine sahip olduğu ileri sürülen medyumlar, aura renklerinin kişilerin ruhsal tekamül durumlarına, karakterlerine ve heyecan hallerine bağlı olarak değişiklik gösterdiklerini belirtirler.

Aura (astronomi), kutuplarda görülen ışıma olayı.

Aura (semptom), bazı epilepsi nöbetlerinde görülen belirti.

Aura (sanat), Sanatta atmosfer

Aura (teozofik) Canlıların bedenlerini çevreleyen elektromanyetik alana Teozofi’de verilen ad

Kirlian’ın keşfinin tinsel sonuçları

Sözkonusu fotoğrafların yaşayan her şeyin muhtevasında “yaşam gücü” bulunduğunun ya da “aura”nın varlığının fiziksel kanıtı olduğunu belirten Kirlian, böylece, kendi metodu ile, öteden beri okültistlerin ve teozofların varlığını ileri sürdükleri, canlı bedenlerini sarmalayan, nadir vakalar haricinde gözle görülemez olan aura’nın varlığını kanıtlamış olduğunu iddia etmiştir. Kirlian fotoğrafçılığının ünlü olduğu yönlerden biri de insan vücudundaki akupunktur noktalarını işaret edebilmesidir. Bu iddiayı doğrulamak için yapılan deneylerden en ilginci, bir bitki yaprağının bir kısmı kesilse de, kirlian fotoğraflarında yaprak sanki kesilmemiş gibi, yaprağın bir bütün halinde ışınımının devam etmiş olmasıdır. Bu da, Semyon Kirlian’a göre fotoğraflardaki ışınım görüntülerinin önceden bilinen fiziksel etkenlerden kaynaklanmadığını ortaya koyan açık bir kanıttır. Bu tür “kanıtlar” neden metal paraların dahi “aura”sının olduğunu açıklayamadıkları için bilimsel çevrelerde kabul görmezler.

Kirlian aygıtı

Kirlian fotoğrafçılığında kullanılan aygıtlar, en basit şekliyle, izole edilmiş bir kutu içerisinde bulunan, bir sıkma plakasıyla, fotoğraf camıyla veya bir optik aletle irtibatlandırılmış bir yüksek frekans kıvılcım üretecinden oluşur. Bir kamera gerektirmeyen aygıt, elektrik akımlarıyla saniyede 75.000-200.000 elektrik salınımı yapabilen jeneratörler gerektirir. Bu jeneratörler de çeşitli optik aletlere ve mikroskoplara bağlanabilir. Kirlian fotoğrafçılığı alanında çalışma yapan araştırmacılar, koronanın canlının heyecan ve sağlık durumlarına bağlı olarak renk ve ışıma değişiklikleri gösterdiğini belirtmişlerdir. Kirlian fotoğrafçılığı yöntemini Ruslar 1970’li yıllardan itibaren birçok hastanede hastalıkları teşhis amacıyla kullanmaktadırlar….

Kirlian fotoğrafçılığı ve benzeri çeşitli tekniklerle organlardan ve canlılardan yayılan eflüvleri gösteren fotoğraflara metapsişikte eflüvyoğrafi (effluviographie) adı verilir.

 

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.