23 Eylül Cumartesi
hava durumu

Kanser tedavisine Çin tıbbının katkısı

Kanser tedavisine Çin tıbbının katkısı Kanser tedavisine Çin tıbbının katkısı Prof. Dr. ERKAN TOPUZ Binlerce yıldır var olan geleneksel Çin tıbbı,...
Bu Haber 27 Mart 2013 21:30 Yayınlandı

Kanser tedavisine Çin tıbbının katkısı

Prof. Dr. ERKAN TOPUZ

Binlerce yıldır var olan geleneksel Çin tıbbı, hastalıklara karşı enerji analizi yapıyor ve vücuttaki dengesizliklere çözüm buluyor. Çin tıbbında, akupunktur, reiki, masaj gibi uygulamalarla bitkilere başvuruluyor

Kökleri M.Ö. 2600’e dayanan geleneksel Çin tıbbı, bugün de geçerliliğini koruyan birçok doğal tedavi yöntemi sunmaktadır. Çin tıbbının ana dalları; akupunktur, bitkisel tıp, qi gong, tai chi, reiki tedavisi ve masajdır. Bunların hepsinde hedef aynıdır: Dengeyi ve enerji akışını güçlendirmek. Geleneksel Çin şifalı bitkileri de, kanserli hastalara yarar sağlayabilecek güçlü araçlardır. Çin tıbbı ile Batı tıbbı arasındaki en önemli farklardan biri; teşhis ve tedavide birincil önemin neye verildiğidir. Batı tıbbı, madde ve vücut kimyasındaki materyal değişiklikleri üzerine odaklanır. Batılı doktorlar, laboratuvar testleri, sıvı örnekleri gibi somut materyalleri kullanarak çözüm üretirler. Çin tıbbı uzmanları ise hastanın enerjisini analiz ederek bir fazlalık ya da eksiklik olduğunu gösteren belirtileri, enerji akışını engelleyen bir şeyin varlığına dair kanıtları veya vücuttaki ana enerji tipleri olan ‘yin ve yang’ arasındaki dengeye dair ipuçlarını araştırır.

DOĞU VE BATI UYUMU 
Çin ve Batı tıbbının çelişki içinde olması gerekmez. Bir sağlık sorununa, özellikle de kanser gibi karmaşık bir soruna yaklaşımda bulunmanın pek çok yolu vardır. Çin tıbbı ve Batı tıbbı, aynı hastalığı iki ayrı süreçle analiz ve tedavi eder. Tüm tıp sistemlerinden daha uzun süredir uygulanan Çin tıbbının altında yatan asıl kavram ‘Qi’dir. ‘Qi’, solunum, kalp atışı, sindirim ve uyku gibi tüm yaşam süreçlerini kontrol eden yaşam gücüdür. Çin tıbbı uzmanları, hastanın ‘Qi’sinin yeterli olup olmadığını inceler. ‘Qi’nin durması veya çok fazla ya da az olması, dengesizliğe ve hastalığa yol açabilir.

SAĞLIĞIN TEMEL ŞARTI ‘YIN VE YANG ‘ DENGESİ
Geleneksel Çin tıbbında önemli bir kavram da ‘Yin ve Yang’dır. Bu terimler, birbirine zıt ve dengede olan ana güçleri temsil eder. İnsanda, ‘Yin ve Yang’ arasında denge varsa uyum vardır ve sağlık durumu iyidir. İki güçten biri baskın hale gelirse, vücutta uyumsuzluk oluşur ve sonucunda hastalıklar ortaya çıkabilir.

ŞAMSAL İŞLEVLER BEŞ ANA ORGANA BAĞLI
Çin tıbbına göre; vücutta beş ana organ vardır; akciğer, böbrek, karaciğer, kalp ve dalak. Bunlar, Batı tıbbındaki organ tanımlamalarıyla aynı olmayabilir. Çin tıbbında, organ isimleri, vücut işlemlerini, duyguları ve işlevleri düzenleyen enerjileri simgeler.
 AKCİĞERAkciğerler, solunum ve hava ‘Qi’sini absorbe eder. Akciğer enerjisi, vücutta aşırı kuruluk ve üzüntü nedeniyle zarar görebilir. Grip, astım, göğüste sıkışma ve melankoli, akciğerin güçsüzlüğüne işarettir.
 BÖBREK: Böbrekler hayatın kaynağı olarak kabul edilir. Bunlar, vücuttaki sıvıları yönetir, sinirleri, beyni ve kemik iliğini destekler. Erken yaşlanma, kısırlık, sırt ağrısı ve ödem, böbrek dengesizliğini gösterir.
 KARACİĞER: Fonksiyonu, kanı depolamak, ‘Qi’nin ve kanın vücuttaki akışını düzenlemektir. Karaciğerdeki tıkanıklığın duygusal belirtileri düş kırıklığı, aşırı hassasiyet ve öfkedir. Karaciğer, kalbi besler.
KALP: Kalbin görevi kan dolaşımını sağlamaktır. Çin tıbbında kalp, ruhun da düzenleyicisidir. Göğüs ağrısı, anksiyete ve depresyon, kalpte sorunlara işaret eder.
 DALAK: Fonksiyonu kanın ve ‘Qi’nin oluşturulmasıdır. Dalak, bilgileri özümsemek, karındaki organları yerinde tutmak ve kasları korumakla da görevlidir. Yorgunluk, obezite veya aşırı zayıflık, dalağın güçsüzlüğünü gösteren belirtilerdir.

 

KIRMIZIREISHI – BASINDA KIRMIZI REISHI

Genç yaşta art arda 5 organına yayılan kanserhastalığı nedeniyle 6 ay ömür biçilmesine rağmen 6 yılı aşkındır zamandır mücadele ederek binlerce hastaya motivasyon ve umut kaynağı olan Kansersiz Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı 32 yaşındaki Dida Kaymaz, kanserli hücreleri vücudunda 3 noktada yenmeyi başardı.

Dida Kaymaz, İtalya’da eski Sağlık Bakanı ve onkoloji Profesörü Umberto Veronesi tarafından gerçekleştirilen ve 1 aydan fazla süren kök hücre tedavisinin ardından döndüğü Türkiye’de, yaklaşık bir buçuk aylık süreyi evinde son derece steril, izole bir ortamda ve mümkün olduğunca az sayıda insanla görüşerek geçirdikten sonra kurucu başkanı olduğu derneğin iki önemli projesi ile ilgili çalışmaların ilk adımlarını atmak için Adana’ya geldi.

Oksijen deposu Toros Dağlarının eteğinde bulunan Adana’nın Pozantı ilçesindeki dağ oteli Pendosis Tatil Köyü’nün ortağı Süreyya Kayar ile gerçekleştireceği proje için alan keşif gezisi yapan Dida Kaymaz, AA muhabirine, önce tedavi sürecini, ardından, kanser hastalarına umut olacak projelerini anlattı.

Kaymaz, beslenmesinden yaşam tarzına kadar tüm hayatını tedaviye göre şekillendirdiğini belirterek, şöyle devam etti:

”Tedavi sürecinde doktorunun önerisi ile kırmızı et ve şeker gibi gıdaların olmadığı bir diyet uyguluyor, mümkün olduğunca bol oksijenli ortamlarda bulunmaya özen gösteriyorum. İmmun sistemini güçlü tutuyor, mevsimsel üst solunum yolları enfeksiyonu bu aralar sık görüldüğünden kalabalık ortamlarda bulunmamaya özen gösteriyorum. Oksijen, tedavi sürecimde büyük bir öneme sahip. Günlük egzersizler ve doğru nefes alma, hücresel düzeyde daha fazla oksijen alınmasına yardımcı oluyor. Bol oksijenin yanı sıra ozon terapisi de tedavimin bir parçası. Doktorumun bana önerdiği diyetteki kırmızı et yasağı nedeniyle bu gıdadan alamadığım proteini, diğer gıdalardan alıyorum. Tedavim öncelikle bilimsel tıpla sürüyor ancak, alternatif tıptan da faydalanıyorum. Bu konuda da doktorlarımın tavsiyesine uyuyorum. 

Japon ve Çin tıbbında kansere karşı en önemli silah olarak gösterilen, Japonya Sağlık Bakanlığı tarafından kanser hastalığı tedavisinde tek doğal ilaç olarak kabul edilen ve binlerce yıldır birçok hastalığın tedavisinde kullanılan Reishi mantarının ”ölümsüzlük mantarı” olarak da bilindiğini vurgulan Kaymaz, şunları kaydetti:

”Özellikle yayınlanmış birçok önemli çalışmada kanser tedavisinde başarılı etkisi kanıtlandığından Reishi’nin kanser hastalığının destek tedavisinde önemi çok büyük ancak temin edilmesi oldukça güç ve son derece pahalı. ”

Kansersiz Yaşam Derneği İkinci Başkanı Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Beg üm Kayar ise ”Ganoderma lucidum (Reishi mantarı) adında anlaşılacağı gibi Gan (parlak) derma (kabuk) ve lucidum (göz alıcı, büyüleyici) mucizevi bir tıbbi mantardır.

Japonya, Kore ve özellikle de Çin’de ilk çağlardan beri kullanılan gençlikle, uzun ve sağlıklı bir yaşamla özdeşleştirilmiştir. Sınırlı bir yetişme alanı olduğu için maddi değeri de oldukça yüksektir. Yapılan birçok araştırma sonucunda özellikle kırmızı reishi’nin bağışıklık sistemini güçlendirici, kanseri önleyici ve tedavisine yardımcı birçok mekanizmasının yanı sıra, sinirsel gerilimi azaltıcı ve kan basıncını düşürücü özellikleri olduğu kanıtlanmıştır” dedi.

Reishi mantarını 30 gün süreyle kullanın, sağlığınız üzerindeki olumlu etkilerini görün, sabah kalktığınızda enerjinizin arttığını hissedin, kendinizi daha zinde hissettiğinizi fark edin.



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.