19 Kasım Pazar
hava durumu

Isırgan otu – Urtica

Isırgan  otu – Urtica ISIRGAN OTU : Urtica LATİNCE ADI : Urtica DİĞER ADLARI : Dolayan diken, Gidişken otu, Sırganotu...
Bu Haber 15 Mart 2013 20:37 Yayınlandı

ISIRGAN OTU : Urtica

LATİNCE ADI : Urtica

DİĞER ADLARI : Dolayan diken, Gidişken otu, Sırganotu

YETİŞTİĞİ YERLER : Bütün Avrupa ve Kuzey Amerika’da yurdumuzun tamamında kolaylıkla rastlanır. Çit kenarları ve harabelerde sıktır.

 

FAYDALARI : İdrar söktürücüdür. İştah açıcıdır. Burun kanamaları ve kadınlarda dölyatağı kanamalarında doku ve damar büzücü özellikleriyle kanamayı kesici etki yapar. Toniktir. Bedeni güçlendirir ve destekler. Isırgan, romatizma ve siyatik ağrılarına karşı etkilidir. Saç ve tırnakların ana maddesi olan keratini güçlendirerek saç dökülmelerini ve tırnak kırılmalarını önler. Çocuklarda oluşan egzamada ya da sinirsel kökenli cilt rahatsızlıklarında etkilidir.

 

UYARILAR : Böbreklere yan tesirini önlemek için zamkı Arabi veya kesira alınmalıdır.

 

Isırgangiller familyasının örnek bitkisidir. Dünyanın tüm ılıman bölgelerine yayılmış Urtica cinsi 50 kadar bitki türünün ortak adı Isırgan’dır. Bunlardan 5 türü ülkemizde toprağı nemli olan kırlarda, yol ve tarla kenarlarında, bahçelerde ve duvar diplerinde sıkça görülür, 1 m. kadar boylanabilen, üzeri ısırıcı tüylerle kaplı, bir ya da çok-yıllık bitkilerdir. Yaprakları karşılıklı çapraz dizilişli, kenarları dişli, ucu sivri ve oval biçimlidir. Yaprak koltuklarından çıkan yeşilimsi renkli, tek eşeyli çiçek kümeleri yaz başından sonbahar başına kadar açar. Isırganın gövdesi dört köşe kesitli ve tüylü; kökü rizom gibi çok yayılıcıdır. Bitki, döktüğü minik tohumlarıyla ya da yayılıcı köklerinin fılizlenmesiyle çoğalır.

Isırgan bitkisinin tüm yüzeyini saran ve değildiğinde insan tenini yakan ısırıcı tüylerinde formik asit ile tüm bitkide histamin, klorofil, asetilkolin, demir ve C vitamini bulunur. Bazı yerlerde pazarlarda satılan ısırgan, suda kaynatıldığında yakıcı etkisini yitirdiği, yararlı ve güçlü bir besin olduğu için haşlanarak ıspanak gibi pişirilip yenir. Kurutulduğunda iyi bir hayvan yemi olur.

 

Tıbbi Etkileri ve Kullanımı : Büyük ısırgan (U. dioica) ve Küçük ısırgan (U. urens) en sık rastlanan, her yerde bulunuşu ve kolay uygulanışıyla tıbbi etkilerinden en çok yararlanılan türleridir. Isırganın tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:

 

Toniktir. Bedeni güçlendirir ve destekler.

 

Burun kanamaları ve kadınlarda dölyatağı kanamalarında doku ve damar büzücü özellikleriyle kanamayı kesici etki yapar.

 

İdrar söktürücüdür.

 

İştah açıcıdır.

 

Bu etkilerinden yararlanılmak üzere, ısırgan çiçek açtığında gövde, yaprak ve çiçekleri hep birlikte toplanarak gölge yerde kurutulur. 1-3 tatlı kaşığı kurumuş ısırgan karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir.

 

Isırgan, romatizma ve siyatik ağrılarına karşı etkilidir.

 

Saç ve tırnakların ana maddesi olan keratini güçlendirerek saç dökülmelerini ve tırnak kırılmalarını önler.

 

Çocuklarda oluşan egzamada ya da sinirsel kökenli cilt rahatsızlıklarında etkilidir.

 

Bu durumlarda ısırganın infüzyonu ya da daha iyisi dekoksiyonu kullanılır. Dekoksiyonun hazırlanması için 3-4 tatlı kaşığı kurumuş ısırgan karışımı alınır. Kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra kısık ateşte ısıtma işlemi 15 dakika daha sürdürülür. Elde edilen dekoksiyon romatizma ve siyatik ağrılı yerlere ılık olarak uygulanırken elle ovuşturularak o bölgeye yedirilir. Saç dökülmelerinde bu dekoksiyonla friksiyon yapılır. Tırnak kırılmalarında tırnaklar dekoksiyona batırılır. Egzama ve diğer deri şikayetlerinde aynı dekoksiyon dıştan uygulanır.

 

Akciğer kanseri

 

şeker hastaları

 

kuyruk sokumu iltihabı

 

saçlara parlaklık ve canlılık

 

saçlardaki kepeğe karşı

 

romatizma

 

arthiritis

 

romatizmal ağrı ve şikâyetlerine karşı

 

alerjiye karşı direnç

 

inflamasyonu azaltır

 

Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Ancak kökü yararlı. ABD’de kökü ilaç haline getirildi.

 

Demir Eksikliğine Faydalı Isırgan Otu

 

Isırgan tohumu özellikle son yıllarda vücut direncini arttırmak amacıyla astım, bronşit, romatizma, böbrek iltihabı gibi hastalıklarda doğal tedavi amaçlı kullanılmaktadır.

Romatizmal ağrıları dindirici , idrar söktürücü, ateş düşürücü, bağırsak parazitlerini öldürücü ve cinsel gücü arttırıcıdır. Ayrıca organizmayı uyarıcı, güçlendirici ve savunma sistemlerini destekleyici özelliklere sahip olduğu için, yaşlanmayı önleyici olarak da kullanılır.

Her insan yılda birkaç defa yapacağı ısırgan kürü ile vücudunu ve bazı organlarını arındırmış ve aynı zamanda bir çok rahatsızlığa karşıda kendisini korumuş olur.

Demir deposu

Isırgan bol miktarda demir ihtiva ettiğinden Anemi (kansızlık) rahatsızlığı olanlar için bulunmaz bir bitkidir. Aynı zamanda kanı temizleyici kök hücrelerini onarıcı özelliği vardır.

Isırgan otunun içeriğinde demir, histanim, seratonin, formik asit, asetilkolin, potasyum, A ve C vitaminleri bulunmaktadır.

 

Nasıl tüketilir?

 

Sabah Akşam bir tatlı kaşığı öğütülmüş ısırgan tohumu , aynı miktar bal veya pekmez ile alınır.

Böbreklerdeki kum ve taş için: 1 su bardağı kaynar suya 2 tatlı kaşığı öğütülmüş ısırgan tohumu koyulur. 10 dakika bekletilir. Günde 2-3 bardak içilir.

Kullanım düzeni ve devamlılığı önemlidir.

Aç olarak alınması tavsiye edilir.

 

ısıngan şu hastalıklara karşı başarıyla kullanılabilir: Romatizma ve gut, romatizmal eklem deformasyonları, böbrek ve idrar yolları iltihabı, teşhis edilemeyen şiddetli baş ağrıları, prostat büyümesi, mide ve bağırsak ülseri, böbrek ve safrakesesi taşı, güçsüzlük ve bitkinlik halleri, kansızlık ve alyuvarlar eksikliği, demir eksikliği, tüm alerjik rahatsızlıklar (bahar nezlesi dahil), egzama, ergenlik sivilceleri, fistüller.

 

Isırgan, bugüne kadar tanıdığım bitkiler arasında en karmaşık olanıdır. Bu bitkiyi araştırırken, daha dikkatli ve sabırlı olmam gerektiğini anladım. Isırgan, birbirlerinden tamamen farklı yüzlerce bitkiye uyguladığım sistematiğime ve araştırma metodolojime kesinlikle uymuyordu. Hem kimyası hem de biyokimyası değişkenlik gösteren bir bitkidir. Bugüne kadar incelediğim ve araştırdığım hiçbir bitkiye benzemiyordu. Bir kısım etkin maddeleri, metabolitlere doğrudan etki ederken, bazı etkin maddeleri de hormonal denge üzerinden etki ediyordu. Beni, kendisini tanımamda çaresiz bırakmıştı. Yıllar içerisinde geliştirmiş olduğum sistematiğe ve sistematiğimin kurallarına adeta karşı çıkıyordu. Isırganla inatlaştığımın farkına vardım. Bana adeta, “beni tanımak için ya sistematiğini ve kurduğun sistematiğinin kurallarını değiştir ya da beni istisna kabul et” der gibiydi. Yaklaşık otuzbeş yıldır sistemli olarak geliştirdiğim ve kurduğum araştırma kurallarını ve prensiplerini değiştiremezdim. Yıkmaya veya değiştirmeye de hiç niyetim yoktu…

 

Isırgan, doğal ortamında çevre şartlarına aşırı derecede bağlı olan bir bitkidir. Yetiştiği toprağın mineral ve tuz dengesinden en çok etkilenen bitki ısırgandır. Onun iri, sağlıklı ve geniş yapraklı yapısına bakarak, “işte bu en etkili olanıdır” diye düşünüp, sakın aldanmayınız. Cılız görüpte toplamak istemediğiniz bir ısırgan, tedavi amaçlı olarak bazen daha güçlü ve etkili olabilir. Bazende cılız deyip toplamamakla doğru karar vermiş olabilirsiniz.

 

Isırgan türleri

 

Isırgan, yöreden yöreye farklı türler gösterir. Avrupa, Amerika, Asya veya Avusturalya’da hep farklı türleri vardır. Çevresinde yetişen bitki florasına bağlı olarak çok fazla yatay geçişten etkilenmektedir. Ülkeden ülkeye değişen o kadar fazla türü vardır ki, saymakla bitmez. İşte size birkaç örnek,

 

Urtica angustifolia (Çin, Japonya, Kore)

Urtica ardens (Çin)

Urtica atrichocaulis (Himalaya, Çin’in güney-batısı)

Urtica atrovirens (Batı Akdeniz Bölgesi)

Urtica cannabina (Asya ve Sibirya)

Urtica chamaedryoides (Kuzey Amerika)

Urtica dioica L. (Avrupa, Kuzey Karadeniz)

Urtica dubia (Kanada)

Urtica ferox (Avusturalya, Yeni Zellanda)

Urtica fissa (Çin)

Urtica galeopsifolia (Orta Avrupa, Çorum, Sivas, Yozgat)

Urtica gracilenta (Orta Amerika)

Urtica hyperborea (Karadeniz’in yüksek yaylaları, Pakistan)

Urtica incisa (Avusturalya)

Urtica kioviensis (İngiltere, Fransa, Hollanda)

Urtica laetivirens (Moğolistan, Japonya)

Urtica mairei (Himalaya)

Urtica membranace(İngiltere, Azor Adaları)

Urtica morifolia (Kanarya Adaları)

Urtica parviflora (Hindistan)

Urtica pilulifera (İtalya, Sicilya, Fransa’nın güneyi)

Urtica platyphylla (Çin, Japonya)

Urtica pubescens (İran, Rusya)

Urtica rupestris (Sicilya)

Urtica sondenii (İskandinav Ülkeleri, Rusya)

Urtica taiwaniana (Tayvan, Endenozya)

Urtica thunbergiana (Japonya, Tayvan)

Urtica triangularis

Urtica urens (Ege, Orta Avrupa)

 

Daha onlarca türü vardır. Safranbolu evlerinin arka bahçelerinde yetişen ısırgan bu bölgenin endemik bitkisidir. Özellikle, Safranbolu evlerinin arka bahçelerinde yatişen diyorum çünkü, Safranbolu evlerinin arka bahçelerinin kendine özgü bir alt yapısı vardır. Bu alt yapının toprağa kazandırdığı özellik sayesinde burada yetişen ısırgan, yıllar içerisinde evrimini tamamlayarak Safranbolu’nun endemik bitkisi olmaya hak kazanmıştır. Bu alt yapı özelliği bozulduğu taktirde, Safranbolu’ya özgü (has) endemik ısırgan da kayıp olmaya mahkumdur.

 

Isırganın içerdiği etkin maddeler kompozisyonu, çevre şartlarına (iklime, havanın nemine, güneşin şiddetine, güneşi alış süresine) ve de toprağın kimyasına, mikrobiyolojik florasına, asitlik derecesine, elektrolit dengesine ve toprağın nemliliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Öyle ise, ısırganın etkin maddeler dengesini bu kadar çok etkileyen faktör varken, onun tedavi gücünden nasıl emin olabilirim? İşte, bu soru yanlış. Doğru olan soru, mademki ısırganın etkin maddeler dengesini bu kadar çok etkileyen faktör var, bu faktörlerden (parametrelerden) hangisini veya hangilerini kontrol ederek veya kontrol altında tutarak, içerdiği etkin maddeleri en etkili olan şekliyle koruyabilirim? Isırganı amaca uygun olarak yetiştirmek bizim elimizdedir. Onu yönetebiliriz. Doğru soruyu bulduktan sonra sistematiğimi değiştirmeme ve ısırganı da bir istisna olarak tanımama gerek kalmamıştı.

 

Isırganın, saçlara verdiği canlılık, parlaklık ve kepeğe karşı koruyucu etkisi bilinen en genel özelliğidir. Isırganın tarihçesinde kanser tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Bunun dışında kabızlığa, astıma, gut (gout) hastalığına, romatizmal şikayetlere, bel soğukluğuna ve tüberküloza karşı kullanıldığı tarihçesi içinde bir çok yerde belirtilmiştir. Son yıllarda ısırganın tohumlarının da özellikle Avrupa’da iyi huylu prostat büyümesine (Prostate Hyperplazy) karşı tablet olarak kullanılmasına başlanmıştır. Tüm bunların yanında hemen hemen bir çok bitkide bulunan idrar söktürücü (diüretik) özellik ısırganda da bulunmaktadır. Vücuttan su atılmasında oldukça etkilidir. Su atılması esnasında elektrolit de atılmaktadır. Kısaca, vücudun tuz dengesini de etkilemektedir. Tuz dengesi denilince potasyum, sodyum, kalsiyum gibi iyonlar akla gelmelidir. Özellikle, potasyum kalp için çok önemlidir. Potasyum dengesizliği kalp ritim bozukluğuna (aritmi, ekstrasistol) neden olabilmektedir. Bu yüzden ısırgan çayını sık sık tüketenlere, ısırgana karşı ölçülü olmalarını öneririm. Çünkü, ısırgan çayını tüketen bir çok insana soru sorduğumda, aldıkları ısırgan miktarının, demleme sürelerinin ve de kullandıkları ısırganın doğru seçilmiş olmadığını gördüm.

 

Değerli okuyucu, kullanacağınız her bitkisel kürün, bitki miktarları, demleme süreleri, içim zamanları farklıdır. Bunlar doğru uygulanmadığı taktirde başarılı bir sonuç yerine olumsuz sonuçlar alınabilir. Bitkisel kürlerini öylesine yanlış uygulayan insanlar gördüm ve tanıdım ki, daha etkili olur düşüncesiyle yarım saat veya bir saat kaynatıyorlar. Böylece daha etkili olacağını zannediyorlar. Tam aksine, bu şekilde bitkinin tüm şifa veren gücünü ortadan kaldırıyorlar.

 

Benim, ısırgan üzerinde yaptığım çalışmalarımda üzerinde durduğum nokta, ısırganın akciğer kanserine karşı olan etkisini daha da artıracak olan ikinci bir promotor veya stimule özelliği olan bitkiyi aramaktı. Aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi ısırganın kanseri önleyici, tümörü yok edici ve de vücudumuzdaki kanserojen maddeleri uzaklaştırma gücü var. Bu gücü, tek bir etkin maddeden kaynaklanmamakdadır. Isırganda kansere karşı savaşan en az onbeş tane birbirinden farklı etkin madde bulunmaktadır. Ancak, bu gücü çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Bunun nedeni, ısırganın içerdiği etkin maddelerin vücudumuz tarafından yeterli düzeyde absorbe (emilmek) edilememesidir.

 

Akciğer kanserinin tedavisinde, tek başına ısırganın başarılı olma gücü çok çok azdır. Isırganın tek başına akciğer kanserini tedavi etmekteki gücü bir milyonda bir civarındadır diyebilirim. Yani, bir milyon akciğer kanseri hastasından bir tanesini tedavi edebilir. Bu da çok az bir orandır. Birbirinden çok farklı özellikte etkin madde içeren ısırganın akciğer kanserine karşı hem önleyici hem de tedavi edici gücünü arttıran bitki ebegümecidir. Isırgan-Ebegümeci karışımı bazı akciğer kanseri hastalarında tedavi başarı oranını %3 – 5′e kadar yükseltebilmektedir. Yani %3-%5 oranında akciğer kanserini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu noktada çok sık karşılaştığım sorulardan bir tanesi de neden bazı akciğer kanseri hastalarında tedavi gücü var ama bazılarında yok? Bunun en önemli nedeni genetik yapıda gizlidir. Çünkü, hücre içerisinde bulunan genler, o hücrenin metabolizmasını kontrol etmektedir.

 

Unutmayınızki, hiçbir insanın genetik yapısı bir başka insanın genetik yapısına benzemez. Bir insanın bir başka insana tıpa tıp (%100) benzemesi mümkün değildir. Bu kişiler aynı yumurta ikizi dahi olsa birbirleri ile aynı genetik yapıya sahip değillerdir. Her insan orjinal olarak yaratılmış olup, özdeşi yoktur. İşte, genetik yapının farklı olması demek, hastalığın seyrinin de farklı olması demektir.

 

Hemen belirtmekte fayda görüyorum; tek başına ebegümeci bitkisinin de akciğer kanseri üzerinde önleyici, durdurucu veya tedavi edici bir etkisi yoktur. Ebegümeci, ısırganla karıştırıldığı zaman ısırganın kansere karşı etkin olan maddelerinin vücudumuz tarafından emilmesini arttırıcı ve bu etkin maddelere medyatör ve işlevlerini arttırıcı rol oynamaktadır. Isırganın ülkemizde ve dünyada çok değişik çeşitleri vardır. Mühim olan doğru ısırgan türünü bulmaktır. Isırganın küründen amaca uygun olarak faydalanabilmek için ısırganın çiçek açmadan önce toplanması gerekir. Isırgan toplandıktan sonra köklerinden iple bağlanarak asılıp (yaprakları aşağıya doğru) havadar ve gölge bir ortamda kurutulması gerekir.

 

Değerli okuyucu, yeri gelmişken vurgulamak istediğim bir nokta da şudur, ısırganla ilgili bu yazının ilk paragrafında ısırganın çok kolaylıkla etkin madde spektrumunun toprağın pH’ına (asitlik derecesi) ve elektrolit dengesine ve güneşe bağlı olarak değiştiğini belirtmiştim. Her nekadar ısırgan doğru zamanda toplansa bile, etkin madde bütünlüğünün toprağa ve güneşe olan bağımlılığı önemli bir noktadır. Isırgan kesinlikle hassas bir bitki değildir. O sadece, etkin madde bakımından çok değişken bir bitkidir. Onun bu değişkenliği toprağa, güneşe, yağış debisine, vb. sıkı sıkıya bağlıdır. Isırgan demek istiyorki, “benim yetiştiğim toprağın özelliğini ve üzerime düşen güneş ışığını öyle kontrol ediniz ki, siz insanlara en iyi şekilde, amacınıza uygun olarak hizmet vereyim”. Doğru toprakta, doğru yağış alanında ve doğru güneş ışığında yetişmiş olanları öylesine tedavi ve önleyici gücüne sahiptir ki, adeta mucize yaratırlar.

 

Tablo: Isırganın yapraklarında ve saplarında bulunan temel etkin maddeler

 

formic acid flavonoids

histamine, sterols

serotonin tannins

choline acetophenone

friedelins linolenic acid

carotenoids agglutinins

 

Lycopen maddesinin etki farklılığı

 

Karpuz, domates, soğan ve ısırganda bol miktarda bulunan lycopen, prostat, rahim, idrar kesesi ve meme kanserlerine karşı önleyici, koruyucu ve tedavi edici güce sahip bir maddedir. Ancak, lycopenin bu kanser türlerini önleyici gücü tedavi gücünden çok daha fazladır. Değerli okuyucu bir hastalığı önlemek onu tedavi etmekten çok daha kolaydır.

 

Yeri gelmişken bir noktaya açıklık getirmek istiyorum, son birkaç yıldan beri lycopen moda bir kelime haline geldi. Lycopen maddesi öyle sanıldığı gibi tek başına ve doğrudan etkili bir etkin madde değildir.

 

Isırganda, domateste ve soğanda bulunan lycopen hep aynı lycopendir. Peki, farklı olan nedir? Farklı olan nokta, lycopenin soğanda, domateste veya ısırganda bulunmasındaki etki farklılığındadır. Lycopenin etki mekanizmasını farklı kılan bulunduğu bitkiye bağlıdır. Soğanda bulunan lycopen aynı lycopendir ancak, soğanda bulunan medyatör ve fonksiyonel maddeler domateste yoktur, bu çok önemli bir fark ve ayrıcalıktır. Aynı şekilde domateste bulunan medaytör ve fonksiyonel maddeler de soğanda yoktur. Bu nedenle soğanda bulunan lycopenin etkisi ve endikasyonları farklıdır. Ve yine domateste bulunan lycopenin etkisi ve endikasyonları da farklıdır.

 

Domateste bulunan lycopen maddesinin endikasyonları (etki ettiği hastalıklar) kendisinde bulunan medyatör ve fonksiyonel maddelerden dolayı farklıdır. Şöyle de açıklayabiliriz, domates kürünü uyguladığımız zaman, domateste bulunan medyatör ve fonksiyonel maddeler lycopeni spesifik olarak farklı bir organa yönlendirirken, soğanda bulunan medyatör ve fonksiyonel maddeler domatestekinden farklı olduğu için, lycopeni spesifik olarak farklı organlara yönlendirir.

 

Buna bir örnek vermek gerekirse, domates kürü uygulandığında lycopen gözlere, kalbe ve idrar torbasına yönelik etkisini gösterir. Soğan kürü uygulandığında ise, prostata ve karaciğer metabolizmasına yönelir ve orada ağırlıklı olarak etkisini gösterir. Buradan çok önemli bir sonuç çıkmaktadır. Saf halde lycopen etkin maddesini tablet olarak aldığımızda lycopen nereye yönelecektir ve hangi endikasyonu gösterecektir? Lycopen saf halde olduğu ve medyatör ve de fonksiyonel etkin maddeleri yanında bulunmadığı için yönlendirilemeyecek ve de istenilen endikasyonuda (etkiyi, etkili tedaviyi) göstermekte zorlanacaktır. Bu zorlanma insan vücudunda yan tesir olarak çeşitli reaksiyonların ortaya çıkmasına veya da hemen hemen hiçbir etki gösteremeden vücuttan dışarı atılmasına neden olacaktır.

 

Unutmayınız, alınan her etkin maddenin vücutta belli bir kalış süresi vardır. Eğer, bir etkin maddeyi yardımcı etkin maddeleri (medyatör, fonksiyonel, ikincil yardımcı maddeler) ile beraber vücudumuza alırsak kısa sürede hem doğrudan gideceği dokuyu veya organı bulur hem de kısa sürede etkisini gösterir. Tablet formunda olan bitkisel kökenli tabletler, saflaştırılarak elde edildiklerinden ve de katkı maddeleri de içerdiklerinden, yardımcı ve fonksiyonel yardımcı etkin maddeleri içermemektedirler. Çünkü, tablet haline getirlirken çok sayıda yardımcı ve fonksiyonel madde uzaklaştırılmaktadır. Bir bitkiyi doğal olarak kullanmakla onun tabletini kullanmak arasında mukayese dahi edilemeyecek kadar büyük farklar vardır. Memleketimiz hemen hemen her ürünün doğal olarak yetiştiği mükemmel bir ülkedir. Hedef, hep doğal ürünü kullanmak olmalıdır. Böyle zengin bir ülkede yaşıyor olmak gurur verici ve bundan dolayı da Allah’a şükrediyorum.

 

Bu noktada önemle belirtmek istediğim bir sonuç daha ortaya çıkmaktadır. Bitkilerin ana etkin maddelerini (lycopen, quercetin, beta-karoten, agglutinin gibi) saf halde örneğin, tablet olarak tüketmeyi tercih etmeyiniz. Daha ziyade o bitkiyi bir bütün olarak düşününüz. Ana etkin maddelerinin etkilerini gösterebilmesi için de mutlaka yardımcı maddelerini de vücudumuza almak zorundayız. Bunun yoluda o bitkinin doğru hazırlanacak ve doğru tüketilecek kürü ile mümkündür.

 

Dikkat!: Menopoz dönemindeki bayanlar

 

Menopoz dönemine girmekte veya girmiş olan bayanların ısırgan tüketiminden ve ısırgan küründen uzak durmaları gerekir. Isırgan, östrojen hormonunun üretimini baskılama (inhibe etme) gücüne sahiptir. Başka bir ifade tarzıyla, ısırganın östrojen hormon üretimini yavaşlatma gücü vardır. Menopoz dönemine girmekte olan veya girmiş olan bayanlarda östrojen hormon üretimi zaten yavaşlamaktadır. Bu durumda birde ısırgan tüketimi veya kürü uygulandığı taktirde, östrojen üretimi daha da fazla inhibe edileceğinden, yani, daha da az üretileceğinden, menopoz dönemindeki bayanların şikâyetlerini artırıcı etkisi olacak demektir.

 

Kısaca, ısırgan tüketimi veya ısırgan kürünün uygulanması menopoz dönemindeki bayanlar için kontra endikedir (ters etkili, zıt etkili) . Östrojen dengesi ile kalsiyum dengesi adeta iki kardeş gibidir. Menepoz döneminde üretimi azalmaya başlayan östrojen hormonu, kemiklerden kalsiyumun atılmasına neden olur.

 

Erkeklerde iyi huylu prostat büyümesi ve ısırgan kürü

 

Bayanlarda nasıl menopoz dönemi varsa erkeklerde de androgen dönem vardır. Erkeklerin androgen dönemi gerek psikolojik olarak gerekse de genel sağlıkları açısından, kadınların menopoz dönemlerine göre oldukça rahat geçmektedir. Yaklaşık kırk yaşından sonra erkeklerin %40′ ında iyi huylu prostat büyümesi gelişmektedir. Altmış yaşına gelmiş erkeklerin yaklaşık %60′ ında iyi huylu prostat büyümesi gözlenmektedir. Kadınlarda görülen menopozun temel nedeni östrojen hormonudur. Erkeklerde görülen androgen dönemin temel sebebi de yine hormonal olup testosteron hormonudur. Erkekler kadınların aksine androgen dönemlerinde ve iyi huylu prostat büyümesine karşı (benigne prostate hyperplazy), ısırgan kürünü hem bir önleyici hem de yardımcı tedavi olarak uygulayabilirler. Çünkü, erkeklerin ileri yaşlarında ortaya çıkan testosteron hormonunun dihydrotestosterona dönüşümünü baskılamaktadır (inhibe etmektedir). Erkeklerin yaşı ilerledikçe, testosteronun dihydrotestosteron’a dönüşümü artmaktadır. Bu artış, prostat hücrelerinde büyümeye neden olmaktadır. Isırgan kürü, iyi huylu prostat büyümesini (bph), dihydrotestosteron üretimini frenleyebilmektedir (inhibe ederek). Bu sayede ısırgan kürü bph hastaları için iyi bir destekleyici ve iyi bir önleyicidir.

 

Tablo: Isırganda bulunan bazı etkin maddelerin özellikleri

 

hypotensive tansiyon düşürücü

immunostimulant bağışıklık sistemini güclendirici

spermigenic sperm artırıcı

vulnerary yara iyileştirici

antiobesity şişmanlamaya karşı

laxative müshil

antimigrene migrene karşı

antibacterial bakterilere karşı

antiseptic antiseptik

analgesic ağrı kesici

cancer preventive kanser önleyici

antitumor tümöre karşı

hypoglycemic şeker düşürücü

antiacne sivilcelere karşı

antiasthmatic astıma karşı

antifatigue yorgunluğa karşı

antihepatotoxic karaciğer arındırıcı

antihypercholesterolemic kolestrol düşürücü

anticancer kansere karşı

hypoglycemic kan şekerini düşürücü

antioxsidant antioksidan

antiprostatic prostat rahatsızlıklarına karşı

hepatoprotective karaciğeri koruyucu

antieczemic egzamaya karşı

antianemic kansızlığa karşı

vasodilator damar genişletici

antidepressant depresyona karşı

diuretic idrar söktürücü

antiviral virüslere karşı

antiinflammatory enfeksiyonlara karşı

antiaging yaşlanmaya karşı

Yukarıdaki tabloda belirtilmiş olan özellikler aynı anda çok az bitkide bulunur. Her insanın yılda bir veya iki defa yapacağı ısırganotu kürü. vücudunu ve bazı organlarını arındırmış ve aynı zamanda da bir çok rahatsızlığa karşı da kendisini korumuş olur. Yılda bir veya iki defa yapılacak onbeş günlük kürlerin nasıl uygulanacağı aşağıda belirtilmiştir. Isırgan, Allah’ın insanlara sunduğu sonsuz nimetlerinden biridir.

 

Isırganın, pankreas bezini uyarıcı etkisi olduğu genel olarak bilinen bir özelliğidir. Bu özelliğinden dolayı kan şekerini düşürücü ve dengeleyici etkisi de vardır. Pankreası uyarması demek, insulin hormonunun daha çok salgılanması anlamına gelir. Insulin hormonu, pankreas tarafından yeterli düzeyde salgılana biliyor ise, kan şekeri de yeterli düzeyde (normal sınırları içerisinde) kontrol altında tutulabiliyor demektir. Bazı şeker hastaları, ısırganın kan şekerlerini düşürmekte veya dengelemekte hiçbir etkisinin olmadığını söylemişlerdir. Böylesi bir durum beni, ısırganı tekrar tekrar başa dönerek araştırmaya yöneltmiştir. Bu ayrıcalığın nedenini bulmam gerekiyordu. Neden bazı şeker hastalarında etkili ol muyordu? Bu ayrıcalık niye? Her zaman söylerim, hastalık yoktur hasta vardır. Hiçbir insanın metabolizması, bir başka insanın metabolizması ile aynı değildir. Detaya inildiği zaman her insanın metabolizması farklılıklar gösterir. Yani, farklı çalışır. Bu nedenle ısırganın her şeker hastasında aynı oranda kan şekerini düşüremeyeceği sonucu da doğaldır. Kısaca, her şeker hastası için ısırgan etkili olmayabilir. Bu durum modern tıbbın tedavi yöntemlerinde de aynıdır.

 

Bir hastaya uygulanan tedavi bir başka hastada hiç cevap vermeyebilir. Tıpkı, interferon tedavisinin her hepatit hastasında etkili olmadığı gibi. Günümüzde interferon tedavisinin başarı oranı ancak %25 civarındadır. Öyle ise, ısırgan da her şeker hastasında etkili olmayabilir. Yani, bazı şeker hastalarında etkili olabilir bazılarında ise etkili olmayabilir. Tam bu noktada ısırganın bazı şeker hastalarında, metabolizma farklılıklarından dolayı etkili olamayacağı kararını vererek, araştırma-larımı sonlandıracaktım ki, ısırganın çevre şartlarına ne denli bağlı olduğunu son bir defa değerlendirdikten sonra karar vermem gerektiği sonucuna vardım. Çünkü, ısırganın tedavideki gizemliliği (sırları) toprağına, iklim şartlarına ve doğrudan aldığı güneş ışığı miktarına sıkı sıkya bağlıydı.

 

Isırgandan fayda görmemiş şeker hastaları ile görüşmemin hiçbir anlamı yoktu. Çünkü, bu hastalar ısırganı aktarlardan satın alıyorlardı. Aktarlar da toplayıcılardan alıyorlar. Aktar, satın aldığı ısırganın hangi yöreden ve hangi mevsimde toplandığını nereden bilebilir ki? Isırganın kaynağını araştırarak harekete geçmek yolu kapanmıştı. Bu şartlar altında tek bir yol kalıyordu, ısırganı tekrar kendim araştırmam ve incelemem gerekiyordu. Önce, mevsime bağlı ısırganı araştırmakla işe başladım. Hayatımda hiç bu kadar şanslı olduğum olmamıştım. Daha ilk kararımda, beni doğru sonuca ulaştıracak soruyu sorabilmiştim.

 

Her zaman bu kadar şanslı olmayabiliyorum. Sonbahardan kışa geçiş dönemindeki ayda toplanan ısırgan etkin maddeler bakımından çok ayrıcalıklı idi. Şeker hastaları için bu aylarda toplanan ısırgan en doğru olanıydı. Bu çalışmamda neden bazı şeker hastalarının ısırgandan faydalanamadıklarını ortaya koyabilmiştim. Şimdi, bunun bilimsel nedenlerini aşağıda “şeker hastaları ve ısırgan” başlığıyla açıklamak istiyorum.

 

Değerli okuyucu, ısırgan öylesine bir nimettir ki, onu amaca uygun olarak yetiştirmek bizim elimizdedir. Isırganın, çevre koşullarına aşırı derecede bağlı olarak etkin madde spektrumunu değiştirmesi, bir dez avantaj değil aksine çok büyük ve önemli bir avantajdır. Çünkü, çevre koşullarını kontrol ederek ve dilediğimiz şekilde ona hükmederek etkin madde spektrumunun denetlenmesi imkanını bizlere sunuyor. Isırgan üzerine çalışan ve çalışacak olan genç araştırma-cılara yollarının açık olmasını diliyorum.

 

Şeker hastaları ve ısırgan

 

Sonbahar mevsiminin sonlarına ve kış aylarının ilk dönemlerine doğru yetişen ısırganın ayrıcalığı vardır. Özellikle bu bir aylık dönemde toplanan ısırganın (Urtica dioica) rhizome’larında, yapraklarında ve yaprak saplarında isolectin adı verilen kompleks bir karışım (grup) oluşmaktadır. Heterojen yapılı bu grup, glycoprotein özelliği taşımaktadır ve kimyasal yapıları birbirlerinden tamamen farklıdır. Kimyasal yapılarındaki bu farklılıklar aminoasit dizilişlerinden kaynaklanmaktadır. Kimyasal yapıları çok farklı olmasına rağmen, hepsinin biyokimyasal olarak etkisi aynıdır. Bu ortak tarafları da farklı şeker moleküllerini tanımaları ve tanıdıkları bu şeker moleküllerini de kendilerine bağlamalarıdır. Şeker hastalarının kanında yükselmesi istenmeyen şekerin adı glukoz’dur (kan şekeri). İşte, söz konusu aylarda toplanan ısırganın kürü doğru uygulandığında kan şekerini bağlayarak, kandaki şekerin düşürülmesinde etkin rol oynayabilmektedir. Değerli okuyucu, bu çalışmamda ısırganın kan şekerinin düşürülmesinde iki farklı etkisinin olduğunu gördüm. Bunlar sırasıyla,

 

1. Isırgan, pankreası uyararak daha fazla insulin hormonu salgılatıyor

2. Isırgan, kandaki şekeri (glukoz) kendisine bağlıyor.

 

Kısaca, ısırganın aynı anda iki farklı etkisi olmaktadır. Bir taraftan pankreası uyararak kan şekerinin kontrolünü destekliyor. Diğer taraftanda kanda bulunan glukozu kendisine bağlayarak, glukozun düşüşünü sağlıyor. Bazı şeker hasta-larının pankreası az çalışmaktadır. Yeterli oranda insulin hormonu salgılaya-mamaktadır. Bu tip şeker hastalarının pankreasını uyararak kan şekerlerinin düşmesine yardımcı olmaktadır.

 

Dikkat: Hypoglysemi hastalarının (kan şekeri düşük olanlar veya ani kan şekeri düşüşü yaşayanlar) hekimlerine danışmadan kesinlikle ısırgan kürünü uygula-mamalarını, ısırgan çorbası veya salatasını tüketmemelerini öneririm.

 

Radyoterapi veya kemoterapi almış hastalar dikkat:

 

Radyoterapi (RT) ve/veya kemoterapi (KT) alan hastalarda panzitopeni çok sık görülen bir tablodur. Panzitopeni, kandaki alyuvarların (eritrozit) azalması, akyuvarların (lökosit) azalması ve kansızlığın (anemi) gelişmesidir. Panzitopeniye düşen hastanın bağışıklık sistemi zayıflamış demektir. RT ve KT alan hastaların çoğunda trombozit (platelet) seviyesi de düşmektedir. Isırgan bu hastalarda trombozit seviyesinin daha da düşmesine neden olduğundan, kullanılmaması gerekir. Unutmayınız, trombozit seviyesinin düşüklüğü, iç kanama veya dış kanama riskiyle doğru orantılıdır. Peki, hiç mi ısırgan kullanılmamalıdır?

Kan tahliline bakılarak hareket edilmesi gerekir. Eğer, trombozit (PLT) seviyesi normal değerinin altında seyrediyor ise, kullanılmamalıdır.

 

Isırganın, daladığını (deride kaşıntıya ve yanma duygusuna sebep olduğunu) hemen herkes bilir. Isırgan bitkisinin üzerindeki tüylerde alerjiye ve yanmaya neden olan bileşikler (kimyasallar) formik asit, histamin, seretonin, acethylcolin, 5- hydroxy tryptamine ve diğer bazı iritant’lardır (tahriş ediciler). Dalama özelliği pişirildikten veya kurutulduktan sonra kaybolur. Isırgan otunun genç (taze) olanları hem besleyici hem de yemeği yapıldığında daha lezzetlidir.

 

Kuyruk sokumunda kıl dönmesi (kist dermoid sakral)

 

Kuyruk sokumunda zaman zaman beliren çıbanlara, halk arasında kıl dönmesi denmektedir. Tıp dilinde kist dermoid sakral olarak adlandırılır. Kuyruk sokumunda bulunan kıl kökleri oturma veya giydiğiniz kıyafetin sürtmesi gibi etkenler ile içe doğru döner ve kıl deri altına doğru büyümeye başlar. Deri altında zamanla oluşan kıl yumağı bu bölgede kistik bir yapı oluşturur. İşte bu bölgenin iltihaplanması cerahatli bir çıbanın ortaya çıkmasına neden olur. Kendiliğinden ya da yardımla patladığı zaman içindeki cerahat boşalır, ancak kistik yapı ve kıl yumağı içeride kaldığı için olay tekrar tekrar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda ısırgan lapası mükemmel bir yardımcıdır. (Bakınız: Kür 3) Kıl dönmesine karşı şikayeti olan Çankırı’lı bir hasta, kitabımdaki ısırgan kürünü uyguladıktan sonra bakınız ne anlatıyor, ” hocam, yıllardır kuyruk sokumumdaki kıl dönmesine bağlı iltihaplan-madan ve ağrıdan çektiğimi bir Allah, bir de ben bilirim. Ne zamanki, kitabınızı okudum ve oradaki ısırgan lapasını uyguladım ve şifa buldum. Her uygulayışımda topak topak siyah kıl yumakları çıktı. O kadar çok çıktı ki, hayret ettim. Size minnettarım, yıllardır çektiğim bu dertten kurtuldum.”

 

Değerli okuyucu, ısırgan lapası kürünü kullanıp başarılı sonuç almış o kadar çok insan var ki, küçük bir kıl dönmesi, insanın tüm yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Ne rahat oturabilirler, ne de sızıları diner. Bazen öylesine rahatsız edicidir ki, insanı çalışamaz hale getirebilir. Şüphesiz ki, bir çözümü de ameliyattır. Hekiminize bu konuda danışınız. Bazen ameliyat da çözüm olamamaktadır, çünkü, tekrar nüks etme ihtimali de vardır.

 

Isırgan aynı zamanda zirai ilaç olarak da kullanılabilir. Taze ısırganın yapraklarını ve saplarını 24 saat suyun içerisinde bekletirseniz, içerdiği formik asit suya geçer. Bu suyu maytlara (mite) ve yaprak bitlerine (aphids) karşı başarı ile kullanabilirsiniz. Formik asit, zirai ilaç sektöründe organik pestizid olarak bilinmekte ve kullanılmaktadır.

 

Romatizma ağrılarının olduğu bölgeye uygulayacağınız ısırgan lâpası ağrı kesici ve tedavi edici özelliğe sahiptir. Onun bu gücünden istifade edebilmek için haftada iki-üç defa uygulanması gerekir. Kürün uygulama şekli Kür 4 de verilmiştir. Bu kürü uygularken taze ısırganı kullanmak daha etkilidir. Eğer, kurutulmuş ısırgan kullanılacaksa, aktarlardan satın alırken en azından o yılın ürünü olmasına dikkat ediniz. Kurutulmuş ısırganın, kök kısımlarını içermediğine ve çiçek açmış olmamasına dikkat ediniz. Eğer satın alacağınız ısırgan aynı zamanda çiçeklerini de içeriyor ise, o ısırganı satın almayınız. Çünkü, ısırganın bu uygulamada çiçek açmadan önce toplanmış olması gerekir. Romatizmaya ve arthiritis’e karşı ısırganın tedavi edici gücü olduğu çok sayıda yapılan klinik deneyler ile kanıtlanmıştır. Ancak, onun hazırlama ve uygulama şekline uyulması başarı oranını artırmaktadır. Özellikle de yetiştiği çevre şartları ve toprağının kimyasal yapısı da dikkate alınmalıdır.

 

Isırganın toplama zamanı da çok önemlidir. Tedavi amaçlı kullanılacak olan ısırganın çiçek açmadan önce toplanması gerekir. Bazı hastalıklarda ısırganın sadece çiçeklerinin kullanılması veya da çiçek açtıktan sonra toplanmış olma şartı da vardır. Isırgan zengin beta-karoten, C- ve E-vitamini kaynağıdır.

 

Kür 1: Akciğer kanserini önleyici ve tedavi edici

Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine bir tutam ebegümeci (yaklaşık 4-5 gram) ve bir tutam da ısırgan (yaklaşık 4-5 gram) atınız. Hafif ateşte ağzı kapalı olarak 4 dakika haşlayınız. Ilıdıktan sonra mutlaka süzerek bitkileri ayırınız. Aç karına sabah ve akşam bir çay bardağı içiniz. Aç karna içtikten en az yirmi dakika sonra yemek yemeye başlanabilir. Önleyici kür olarak haftada 3-4 gün uygulanır ve bir ay devam edilir. Yılda en az iki defa uygulanır. Kanserli hastalarda ise üç ay boyunca hergün hiç ara vermeden günde bir su bardağı içilerek devam edilir.

Üç ay tamamlandıktan sonra 15 gün ara verilir ve tekrar 3 ay boyunca bir gün atlayarak bir su bardağı içilir. Daha sonraki günlerde zaman zaman uygulanır.

 

Dikkat:

 

Her iki bitkinin de aynı şartlarda kullanılması gerekir. Ya her ikisi de kurutulmuş veya her ikisi de taze olarak kullanılmak zorundadır. Birini taze olarak, diğerini kurutulmuş olarak kesinlikle kullanmayınız. Kullanma aşağıdaki şekilde olmalıdır:

 

Birinci hafta bir gün arayla, sabah ve akşam aç karna

İkinci hafta iki gün arayla, sabah ve akşam aç karna

Üçüncü hafta üç gün arayla, sabah ve akşam aç karna

Dördüncü hafta dört gün arayla, sabah ve akşam aç karna

Beşinci haftadan itibaren haftada bir defa sabah ve akşam aç karna birer çay bardağı içilecek.

 

Saçlara canlılık ve parlaklık vermek ve kepeği önlemek

 

Bu amaçla ısırgan otunu kuru veya taze olarak kullanabilirsiniz. Bir tutam ısırgan otunu (yaklaşık 4-5 gram) 750 ml kaynamakta olan suda dört dakika hafif ateşte haşlayınız. Soğuduktan sonra süzünüz. Eğer saçlarınız temiz ise ısırgan otu suyu ile yıkayınız. Yarım saat etki ettiriniz. Daha sonra sadece su ile yıkayıp kurulayınız. Eğer saçınız kirli ise önce şampuan veya sabunla yıkayınız. Daha sonra hazırladığınız ısırgan otu suyunu saçlarınıza yarım saat etki ettiriniz ve sadece suyla yıkayıp kurulayınız. Bu uygulama ile saçlarınıza, canlılık, parlaklık kazandırmış olursunuz. Aynı zamanda kepeklenmeyi de önlemiş olursunuz.

 

Kuyruk sokumu iltihablanmasına karşı

 

Kurutulmuş ısırganı çok az suda beş dakika haşlayıp lapasını yapınız. Ilıdıktan sonra on-onbeş dakika üzerinde bekletiniz. Lapayı ince tülbente sararak da yaranın üzerine on-onbeş dakika koyabilirsiniz. Bu işlemi yara kapanana kadar haftada iki-üç defa tekrar edebilirsiniz.

 

Romatizma ağrılarına karşı

 

Çok az suda beş dakika haşlayarak lapası yapılır. Hazırlanmış olan bu ısırgan lâpası çok sıcak olmamak şartıyla tülbente sarılarak romatizma ağrısının olduğu bölgenin üzerine konularak onbeş dakika etki ettirilir. Haftada iki-üç defa uygulanır.

ISIRGAN OTU,kanser olmadan ısırgan,ama bu şartı imkansızlık nedeniyle ben bile yerine getiremiyorum,ama nerede bulursam toplar eve götürürüm.içinde kanı temizleyici idrar söktürücü,kan pıhtılaşmasını önleyici maddeler vardır ayrıca müthiş bir hücre yenileyici, ama kanser olanlarda da hücre yenilediği için kesinlikle tavsiye edilmez.çünkü kanserli hücreleride hızlı bir şekilde çoğaltır içinde potasyum,kalsiyum nitrat, C vitamini,demir ve vucutta yakıcılığa sebep olan FORMİK ASİT ve ürik asit bulunur,ürik asit gut hastalıgı olan romatizmal hastalıkta vucutta biriken ürik asiti söker atar,böylelikle ağrılar son bulur,yani çivi çiviye söktürülmüş olur: büyük,küçük,beyaz,ve kara ısırgan cinsleri vardır özellikler hemen ,hemen aynıdır:

 

ISIRGAN OTU:Isırgan otu, kara kavuk, hatmi, çörekotu ve karahindibayı herkes bilir; ancak pek çok insan dünyanın birçok yerinde bulunan bu çeşit bitkilerin tıbbî ilâç olarak kullanıldığının farkında değildir.

 

Nerede yetişir?

 

En Hangi durumlarda tesirlidir?

Her iki ısırgan otu çeşidinin birçok şifalı yönü olduğu söylenir, şimdiye kadar kesin olarak teyit edileni ise idrar söktürücü özelliğidir. Bundan başka ısırgan otu:

 

– Kanı temizler.

– Metabolizmayı uyarır.

– Def’i haceti kolaylaştırır.

– Gut ve romatizma hastalıklarında rahatlık sağlar.

– İdrar yolları ve böbrek iltihap ve rahatsızlıklarında tedaviyi destekleyici tesir gösterir.

– Karaciğer, safra kesesi ve dalağa iyi gelir.

– Bayanların şiddetli âdet kanamalarında, kanın normal akışını sağlar.

 

Çevreci çiftçiler, ısırgan otu gübresine umut bağlamaktalar. Hayvan besicileri; at, kümes hayvanları ve sığıra besleyici yem olarak kurutulmuş ısırgan otu verirler. Özellikle bu durumda sığırın daha fazla süt vermesi beklenir. Avrupalı pamukla tanışmadan önce ısırgan otu sapının liflerinden bir çeşit bez imal ediyordu. Ayrıca birçok kelebeğin tırtıllarının ısırgan otu yemeden hayatta kalmaları mümkün değildir. Şayet ısırgan otu ararken bir dizi tırtılla karşılaşırsanız, meydanı onlara bırakınız. Isırgan otunu başka yerde bol miktarda bulabilirsiniz.

 

Nasıl işlenir?

 

Bitkinin herşeyi kullanılabilir. En iyi toplama zamanı, çiçekleri açmadan önceki dönem yani ilkbahardır. Trafiğin yoğun olduğu cadde ve zehirleme ile haşere mücadelesi yapılan yerlerden toplanmamalıdır. Toplarken eldiven giyilmelidir. Isırgan otu taze olmalı ve bol miktarda toplanmalıdır. Özellikle taze filizleri, sebze yemeği için elverişlidir.

Isırgan otu çayı

 

Çay için ise; 10-15 santimetre büyüklüğünde ısırgan otu saplarını iple bağlayınız. Bu bağları gölgeye asarak kurumaya bırakınız. Ne zaman ısırgan otu yaprakları çıtır çıtır kurursa, o zaman yaprakları sapından ayırınız. Kurumuş halde ısırgan otu artık dalamaz. Bu şifalı bitki, cam kavanozda ışıktan uzak muhafaza edilmelidir.

 

2-3 çay kaşığı kurutulmuş ısırgan otunu bir bardak (150 ml) suyla kaynatıp 10 dakika bekletiniz, daha sonra süzünüz. Tedavi maksadıyla günde iki-üç bardak olmak üzere, iki-üç hafta ısırgan otu çayı içiniz.

 

Taze yapraklardan yapılan çay:Yarım litre suya 40 gram ısırgan otunu yapraklarıyla kaynatıp, 15 dakika bekletiniz (bir günlük doz). Kalb ve böbrek fonksiyonlarının yetersizliği sonucu oluşan su birikimi (ödem) durumunda bu çay içilmemelidir. Şüpheli durumlarda hekiminize baş vurunuz. Sebze olarak ısırgan otu

Yaklaşık 800 gram taze filiz ve yaprakları dört kişilik yemek için yeterlidir. Evvelâ iyice yıkanarak, içinde bol su bulunan büyük bir kapta biraz haşlanmalıdır. Kaynamış suyu dökünüz ve ısırgan otunu soğumaya bırakınız. Daha sonra yaş yaprakları sucuk biçiminde yuvarlayınız ve şerit halinde kesiniz. İçinde, ince kıyılmış soğan veya iki-üç diş sarımsak bulunan zeytinyağında; hafif ateşte kavurunuz. İsteğe göre tuz, karabiber ve baharat ilâve ed

 

Şifası kök, sap ve yaprak ve çiçeğindedir. Bitki ne kadar taze olursa tedavi gücü o oranda fazladır. Kışın kullanımı için Mayıs ayında toplanıp, kurutulmalıdır. Tohumları ise Temmuz- Ağustos aylarında toplanıp, gölgede kurutulmalıdır.

 

Yaprak tüycüklerinin köklerinde bulunan histamin benzeri bir madde nedeni ile şiddetli kaşıntılara neden olur.

 

A-C vitamini ihtiva eder.(C,K ve E vitaminlerini içeriyor mu bakk!)

İçeriğinde demir ve bağırsak, karaciğer, pankreas ve safra kesesi salgılarını uyaran “sekretin ” isimli bir madde vardır.

 

ÖZETLETLEYEREK FAYDALARINI TEKRAR SAYALIM

 

*Kanser den bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden koruyucu etkisi vardır.

 

*Siyatik, lumbago ağrılarını giderir.1- 200gr’lık 6 tam ısırgan otu banyosu 6 ay boyunca yapılır.

(Ayak eklemlerinden başlamak üzere dıştan kalçaya kadar ve oradanda bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşça sürülür. Bu iki kez daha yinelenir ve son olarak kalçadan başlayarak kaba etten aşağıya doğru inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelerde aynı biçimde uygulanabilir. Kaşıntıyı önlemek için o bölgeye pudra sürülür.)

 

* Romatizma ve mafsal ağrılarında buralara uygulanırsa kan dolaşımını uyaracağından ağrıların giderilmesine yarcımcı olur. Yalnız bu işleme deri kızarınca hemen son vermek gerekir.

 

*Kanı temizler, alyuvarları yeniler, kan yapıcıdır.Kan şekerini düşürür, ödemi giderir.

 

*Bağırsak temizleyici, gaz gidericidir. İdrar söktürücü, idrar yolları hastalıkları ve iltihaplarında , (çayı veya kökleri kaynatılarak içilir.)

 

*Bedeni güçlendirici ve uyarıcıdır. Vücudun savunma gücünü artırmak için ısırganın tohumları kullanılır.

 

*Fazla aybaşılarda, adet düzensizliklerinde, kanlı basurda ,burun kanamalarında durdurucu özelliğe sahiptir. Şurubu kanı pıhtılaştırır.

 

*Mide krapların da ve ülserinde, bağırsak ülserinde kullanılır. Karaciğer,safra kesesi, dalak akciğer hastalıklarında(yaprakları haşlanarak hazırlanır. Önleyici olarak da yıl boyunca günde 1 fincan içilir.)

 

*Gut ve fistüllere iyi gelir.(Çayı)

 

*Boğaz ağrılarında, göğsü yumuşatmada ve balgam söktürücü olarak kullanılır.(boğaz ağrılarında şurubu kullanılır.)

 

*Şeker hastalığı ve bulantısında; 50gr. ısırgan yaprağı, 1litre suda haşlanır, süzülür ve bu çay her yemekten önce bir çay bardağı içilir.

 

*Herhangi bir allerji rahatsızlığı olanlar (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içmelidir. Soğuk algınlığına karşı korur.

 

*Tansiyon düşürücüdür.Zehirlenmelerde kullanılır.

 

*Damar kireçlenmesi ve damarları açmada kökleri kullanılır. Baldırlardaki damar tıkanıklıklarında, ısırgan kökü ayak banyosu, kramplarda ısırganotu banyosu yapılır. Kroner damarların daralmasında banyonun yanısıra, kaynatılmış bitkinin ılık suyu ile kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır.

 

*Baş ağrılarında; 2.5 litre çay 1 güne yayılarak içilir. Prostat büyümesinde kökler kaynatılıp suyu içilir.

 

*Ağız çevresi ve koltukaltı iltihaplarını giderir.Kullanımı (genel) 3-4 ölçek sekrencebin, maydanoz, veya kereviz suyu, ısırganotu karıştırılıp günde 1-2 fincan içilir.

 

*Nasır ve tırnak mantarlarında çayı içilir. Ellerde bu çayla yıkanırsa güzelleştirir.

 

*Egzama ve sivilcelerde şurubuna batırılan pamukla yıkanır, temizlenir, aynı zamanda çayı içilir.

 

*Saçları canlandırır, dökülmesini önler, sıklaştırır, kepeği giderir. -Taze ısırgan ve kökü kaynatılarak suyuyla saçlar yıkanır. – Tenyür ile kafa derisine hergün masaj yapılır.

 

KULLANIM BİÇİMLERİ

 

Bu şifalı bitkiyi, yemeğini yaparak veya salata şeklinde yiyerek, kaynatılıp çay gibi demleyerek yada tohumlarını süzme balla karıştırarak kullanılabilir.

 

Çay Hazırlamak: Dolu bir çay kaşığı bitki, bir fincan kaynak suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir.

 

Isırgan Tentürü: İlkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler, bir fırça yardımı ile iyice yıkanır, küçük küçük kesilir ve şişenin boğazına kadar doldurulur. Köklerin üstüne çıkana kadar konyak eklenir ve 14 gün sıcak bir yerde bekletilir.

 

Ayak Banyoları: İki avuç dolusu yıkanmış kök, saplar ve yapraklar, 5 litre suya koyularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama serecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içerisinde kalır. Bu ayak banyosu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.

 

Saç Yıkama: 8-10 avuç taze veya kurutulmuş bitki, bir kabın içindeki 5 litre suya koyulur ve ağır ateşte, kaynayana kadar ısıtılır ve 5 dakika demlemeye bırakılır. Isırgan kökü kullanıldığında, iki avuç dolusu kök akşamdan soğuk suya koyulur, ertesi gün kaynayana kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklenir. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.

 

 

 

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.