25 Kasım Cumartesi
hava durumu

HAZRET-İ İDRÎS aleyhisselâm

HAZRET-İ İDRÎS  aleyhisselâm HAZRET-İ İDRÎS  aleyhisselâm      İdris (Arapça: إدريس), Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biri. İlk kez onun döneminde insanların hayvan derileri giymekten...
Bu Haber 6 Şubat 2013 12:26 Yayınlandı

HAZRET-İ İDRÎS  aleyhisselâm 

 

HAZRET-İ İDRÎS – aleyhisselâm -

 

İdris (Arapça: إدريس), Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biri. İlk kez onun döneminde insanların hayvan derileri giymekten kurtuldukları söylenir. Kumaşı bulduğu ve yazı yazmayı geliştirdiği söylenir. Tanah’taki Enoch (İbranice: חנוך) ile aynı zat olduğu iddia edilir. Eski Yunan mitolojisindeki Hermes’in ve Eski Mısır mitolojisindeki Thot’un Kur’an’daki İdris ile aynı kişi olduğu ve M.Ö. 14.000 civarında yaşadığı iddia edilir.[1]-Turgut Gürsan, Dünyanın Gizli Tarihi, 1.Bölüm, İstanbul: Pegasus Yayınları, 1. Baskı, ISBN 978-605-5943-49-3

 

HAZRET-İ İDRÎS – aleyhisselâm -

İdrîs -aleyhisselâm-’ın Bâbil taraflarında doğduğu rivâyet edilir. Hazret-i Âdem’in altıncı kuşaktan torunudur.

İdrîs -aleyhisselâm-, peygamberlik gelmeden evvel de ibâdetle meşgûl olurdu. Sâlih kimselerle beraber bulunur, geçimini el emeğiyle bizzât te’mîn ederdi. İnsanlık târihinde ilk defâ dikiş dikme, yâni terzilik mesleği İdrîs -aleyhisselâm-’la başlamıştır.

İçinde yaşadığı toplum, Kâbil soyundan gelen bir cemâat idi. Maddeten ve mânen çok bozulmuştu. Şit -aleyhisselâm-’ın gösterdiği yoldan ayrılmışlar, kulluk vazîfesini terk etmişlerdi. Her türlü haram ve kötülüğü, helâl sayarak işliyorlardı. Hak yolundan ayrılan bu kavme Cenâb-ı Hak, İdrîs -aleyhisselâm-’ı peygamber olarak gönderdi. Kendisine otuz sahîfe nâzil oldu. Allâh’ın emir ve yasakları bildirildi. İdrîs -aleyhisselâm-, bu ilâhî emir ve yasakları cemâatine teblîğ etti.

Melekler, İdrîs -aleyhisselâm-’ı cemâatler hâlinde ziyârete gelirler, O’nunla görüşüp sohbet ederlerdi. Kendisinin, tahmînen bin kişi kadar mü’min cemâati vardı.

İdrîs -aleyhisselâm-, kavmine hikmetli sözler ile nasîhatlerde bulunurdu. Bunlardan bâzıları şunlardır:

“Akıllı kimsenin mertebesi yükseldikçe tevâzûu artar.”

“Akıllı kimse, başkasının aybına bakmaz! Kişinin aybını yüzüne vurmaz! Malı çoğaldıkça, mağrûr olup ahlâkını bozmaz!”

“Nefsini temiz tutmayanın, aklı yok demektir!”

“Âhiret ile dünyâ sevgisi aslâ bir arada bulunmaz!”

“Duâ ettiğiniz zaman niyetiniz hâlis olsun!”

Kendisi, ömrünün sonuna doğru semâya ref’ edilmiştir (kaldırılmıştır). Bu husus, Meryem Sûresi’nin 57. âyetinde şöyle ifâde edilir:

وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِيًّا

“Biz O’nu yüksek bir mekâna kaldırdık!”

Bu yüce mekândan maksat, Allâh Teâlâ’ya yakın bir mertebeye veyâ cennete, veyâhut da dördüncü kat semâya kaldırılmasıdır. Nitekim bu konuyla alâkalı şöyle bir hadîs-i şerîf vardır:

“Ben Mîrâc’da dördüncü kat semâya çıktığımda, İdrîs (peygamber)

ile karşılaştım. Cibrîl bana:

«–Bu gördüğün İdrîs’tir. O’na selâm ver!» dedi.

Ben de O’na selâm verdim. O da benim selâmıma cevap verdi. Sonra (bana):

«–Merhabâ sâlih kardeş, sâlih peygamber!» dedi.” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Müslim, Îmân, 259-264)

Bâzı âlimler, İdrîs -aleyhisselâm-’ın hâlen semâda ve hayatta olduğunu söylemektedirler.

İdrîs -aleyhisselâm-’ın sıdkı, doğruluğu ve fazîleti, Meryem Sûresi’nin 56. âyet-i kerîmesinde şu şekilde anlatılmaktadır:

(1)وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِدْرِيسَ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَّبِيًّا

“Kitâb’da İdrîs’i de zikret! Çünkü O, çok sâdık bir peygamberdi.”

Enbiyâ Sûresi’nin 85 ve 86. âyet-i kerîmelerinde ise şöyle buyrulur:

(85)وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ الصَّابِرِينَ

(86)وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا إِنَّهُم مِّنَ الصَّالِحِينَ

(Ey Habîbim!) İsmâîl, İdrîs ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da hatırla! Onların her biri sabredenlerdendi. Onları rahmetimize dâhil ettik! Çünkü onlar, sâlih kimselerdendi.”

Kur’ân-ı Kerîm’de peygamberler için geçen bu “sâlihlerden” ifâdesi, o peygamberlerin fazîletini îzâh sadedindedir.

Mevlânâ -kuddise sirruh-, her ikisi de semâya kaldırılan Hazret-i İdrîs ile Îsâ -aleyhimesselâm-’ın hâllerini şöyle anlatır:

“İdrîs ve Îsâ -aleyhimesselâm-, fevkalâde riyâzât ve mücâhede ile melekler gibi oldular. Neredeyse, yemez, içmez hâle geldiler. Âdeta meleklerle hemcins olduklarından semâya kaldırıldılar…”

Onların sabır, şükür ve riyâzâtla rûhlarının büyük bir olgunluk kazanıp kemâle ermesi neticesinde, letâfete bürünüp melekler gibi semâya ref’ olunması, kulun da nefs tezkiyesi ve kalb tasfiyesi ile birçok ulvî makamlara vâsıl olabileceğine işaret etmektedir.

Mânevî tekâmülün zirvesi olan peygamberler, maddî tekâmülde de beşeriyete öncü olmuşlardır. Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ın ziraatte, Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm-’ın terzilikte olduğu gibi. Ayrıca, insanlık ile beraber başlayan yazı, Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- zamanında bir hayli gelişmiştir.

Velhâsıl Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm-:

Kendisine suhuf indirilen bir peygamberdir.

Sıdkı, doğruluğu ve fazîletiyle Kur’ân-ı Kerîm’de methedilmiştir.

Terzilerin pîridir.

Yüce bir mekâna yükseltilmiştir.

Sabırda âbideleşenlerdendir.

Sâlihlerdendir.

Rahmet-i ilâhiyeye mazhar olmuştur.

Aleyhisselâm!..

Hz. İdris(a.s)’in hayatta olduğu, ölmediği ve göklere yükseldiği söyleniyor, doğru mudur, hayatta ise ne zaman ölecektir? Ayrıca hayatı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
İdris (a.s) Kur’an-ı Kerîm’de adı geçen peygamberlerden biridir. Peygamberler silsilesinin ikinci halkasında bulunan İdris (a.s) Kur’an-ı Kerîm’de adı geçmeyen Şit/Sis (a.s)’den sonra peygamber olmuştur.Kur’an-ı Kerîm’de yer alan İdris (a.s) hakkında dört ayet-i kerime vardır. Bunlardan ilk ikisi şu şekildedir: “(Ey Muhammed)! Kitapta İdris’e dair söylediklerimizi de an. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik” (Meryem, 19/56-57). İdris (a.s) hakkında nâzil olan diğer iki ayet-i kerime şu anlamdadır: ”(Ey Muhammed)! İsmail, İdris, Zü’l-kifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi. Onları rahmetimize kattık. Doğrusu onlar iyilerdendi” (el-Enbiyâ, 21 /85-86).İdris (a.s) hakkında indirilen bu ayetlerden onun; peygamber, dosdoğru, yüce bir mevkie yükseltilmiş, sabırlı, Allah’ın rahmetine kavuşmuş ve iyilerden olmak gibi niteliklere sahip olduğu görülmektedir.

Bir çok müfessir, “Kitapta İdris ‘i de an. Gerçekten o da doğruluğun timsali biri idi, bir nebî idi. Onu üstün bir makama yücelttik” (Meryem, 19/56-57) mealindeki ayette yer alan “Onu üstün/yüksek bir makama yücelttik” ifadesinden, onun göklere veya cennete çıkarıldığını anlamışlardır. (bk. Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

İslam alimlerinin belirttiğine göre, İdris’in asıl adı “Uhnuh”dur ki, Kitab-ı Mukaddes’te “Honuk” olarak geçer.

Kitab-ı Mukaddeste de Hz. İdris için şu bilgilere yer verilmiştir: “Hanok/İdris) toplam 365 yıl yaşadı. Tanrı yolunda yürüdü, sonra ortadan kayboldu; çünkü Tanrı onu yanına almıştı.” (Tekvin/Yaratılış, 5/23-24)

“Biz onu pek yüce bir yere yükselttik” ayetinin anlattığı konuda iki görüş bulunmaktadır.

a) Bu, menzil ve rütbe bakımından yükseklik anlamındadır. Nitekim Cenâb-ı Hak. Hz. Muhammed (s.a.s)’e de: “Senin şanını da yükselttik” (inşirah, 4) buyurmuştur. Çünkü Allah Teâlâ Hz. İdris (a.s)’ı peygamberlikle şereflendirip ona, otuz sahife indirmişti. O, kalemle ilk yazı yazan; yıldız ve hesap ilminden ilk anlayan kişi ve İlk defa elbise biçip diken ve giyen de o idi.

b) Bundan murat, mekan bakımından onu, yüce bir mevkiye yükseltmektir. Bu görüş, daha uygundur. Çünkü, “mekân” kelimesiyle birlikte zikredilen“yükseltme” işi, derece bakımından değil de mekân bakımından yükseltme olur. (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 15/371-372)

Hz. İdris’in de Hz. İsa a.s gibi göklere yükseltildiği ve hayatta olduğu kabul ediliyor. Nitekim bir rivayette “Dört zat vardır ki: hala hayattadır. Bunlardan Hızır ve İlyas yerde, Hz.İsa ve Hz. İdris de gökte hayat sürmektedirler.” (Bilmen, Ömer Nasuhi, Tefsir, 4/2034) denilmektedir.

İdris a.s ın cennette olduğu konusuna gelince:

Hz. İsa a.s gibi göklerde olduğu ve ahiret alemlerinden olan cennete girmediği kanaatindeyiz. Çünkü cennete kıyametten sonra gidilecektir. Ancak cennet gibi bir alemde olduğu ve melekler gibi yaşadığı bilinmektedir.

Her canlının ölümü tadacağı gerçeği, Kıyamet kopunca Hz. İdris aleyhisselamın da ölümü tadacağını gösterir. Bunun için yeryüzüne inmesi şart değildir.

Hayat mertebeleri beş’tir. Hz. idris ise üçüncü mertebededir. Bu mertebeler ise:

1- Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek zorundayız.

2- Hz. Hızır ve İlyas ( a.s) hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma girerler.

3- Hz. İdris ve İsa (a.s) hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri olmaz.

4- şehitlerin hayatıdır. Kur’nın ifade ettiği gibi, şehitleri olarak bilmemek gerekir. Çünkü onlar kendilerini ölü bilmedikleri için, kendilerini hayatta bilmektedirler. Vekabir ehlinden farklı bir mertebede yaşamaktadırlar.

5- Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları imanın ve kur’anın ifadeleriyle sabittir. (bk. Nursi, Mektubat, Birinci Mektup)

İdris Aleyhisselâmın Soyu:

İdris (Ahnuh veya Unhuh veya Hanuh) b.Yerd (yahud Yarid)b.Mehlâil b.Kaynarı (yahud Kaynen) b.Enuş, b.Şis, b.Âdem Aleyhisselâm.(1)

İdris Aleyhisselâma İdris Denilmesinin Sebebi: 

İdris Aleyhisselâma; Yüce Allâh’ın kitabından ve İslam Dininin Sünnetinden(2), Kitaplardan, Âdem ve Şis Aleyhisselamların Sahifelerinden(3) çok çok ders yaptığı için(4) İdris adı verildiği rivayet edilir.(5)

İdris Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:

İdris Aleyhisselâm; beyaz tenli(6), uzun boylu, büyük karınlı, geniş göğüslü(7),

kaba sakallı, iri kemikli, güzel yüzlü idi.(8)  Yürürken, adımını, kısa atar(9), önüne bakardı.(10)  Vücudu, az kıllı, başı, çok saçlı idi. Vücudunda, yaratılıştan beyaz bir nokta vardı.(11) Sesi, ince ve konuşması mülayimdi.(12)

İdris Aleyhisselâmın Özelliklerinden Bazıları:

İdris Aleyhisselâm; Âdem Aleyhisselâmdan sonra(13), kalemle ilk kez yazı yazan (14),  ilk kez yıldızlar ve hisab ilmini gözden geçiren zat idi.(15) Geçmiş devirlerin bütün ilimleri kendisinde toplanmıştı.(16)

Bütün ilimler kendisine öğretilmiş, Şis Aleyhisselâmdan sonra hiç kimseye  gizli ilimlerin Mushafı da ona teslim edilmişti.(17)

Kendisi terzi idi..(18) İlk kez, iğne ile dikiş diken(19), ilk kez elbise dikip giyen de İdris Aleyhisselâmdı. Halbuki, ondan önceki insanlar, hayvanların derilerini giyerlerdi(20)

Babası Yerd b. Mehlâil, İdris Aleyhisselâmı yerine bıraktığı ve kavmin oturdukları mukaddes dağdan , Kabil oğullarının yanına inmemeleri için(21) yaptığı va’z ve nasihata kulak asamadıkları zaman(22) İdris Aleyhisselâm, ayağa kalkıp onlara: “İyi biliniz ki: içinizden kim Babamız Yerd’i , dinlemeyerek dağımızdan inerse, biz, onun bir daha dağımıza çıkmasına meydan bırakmayacağız!” demiş, fakat onlar, dağdan inmekten başkasına yanaşmamışlar, inecekleri yere inmişler, Kabil oğullarının kadınları ile düşüp kalkmışlardır.(23)

İdris Aleyhisselâm, çok ibadet edici bir zat idi. Kendisinin, bir günde yükselen ameline, zamanındaki Âdem oğullarını bir ayda yükselen amelleri denk gelmezdi.(24)

İdris Aleyhisselâmın Peygamberliği, Mücadele Ve Mücâhedesi:

Âdem, Şis Aleyhisselâmlardan sonra(25), İdris Aleyhisselâma , Yüce Allah tarafından peygamberlik verildi.(26) Ve kendisine otuz sahife indirildi.(27) İdris Aleyhisselâm; kavmini, putlara tapmaktan men ve yüce Allaha ibadete davet etti. Fakat, onlar, onu, yalanladılar.(28)

İdris Aleyhisselâm; Şis oğullarından olan kavmini yanına çağırıp onlara, öğütler vermiş, Yüce Allâh’a itaat, Şeytana ise, isyan etmelerini ve Kabil oğulları ile düşüp kalkmamalarını emr etmiş ise de, onlar, dinlememişler(29), Kabil oğullarının yanına, birbiri ardınca, kafile kafile inmeğe başlamışlar(30), İdris Aleyhisselâmın dâvetine, ancak, bin kişi icabet etmiştir.(31) İdris Aleyhisselâm, ilk kez, Allah yolunda Kabil oğulları ile savaşmış, onlardan esirler alıp âzad etmiştir.

İdris Aleyhisselâm; göğe yükseltilmeden önce, oğlu Mettu Şelah’ı, kendisine Halef ve ev halkına Vasi tayin etti.

Yüce Allah’ın; Kabil oğullarını, onlarla düşüp kalkanları ve onlara meyl edenleri azaba uğratacağını bildirdi ve kendilerini, onlarla düşüp kalkmaktan nehy etti.(32) Allâh’a ibadette ihlaslı olmalarını, doğruluk ve yakîn üzere amel etmelerini tavsiye etti.(33) Bundan sonra, Yüce Allah, İdris Aleyhisselâmı, pek yüce bir yere kaldırıp yükseltti. (34)

O zaman, kendisi, yüz altmış beş yaşında idi.(35) Ona ve gönderilen bütün Peygamberlere Selâm olsun!(36)

Cehennem Ve Cennetin İdris Aleyhisselâma Gösterilişi:

Hz.Ümmü Seleme’nin, bildirdiğine göre: İdris Aleyhisselâm, Ölüm Meleğinin dostu idi. O’ndan, Cennet’i ve Cehennem’i, kendisine göstermesini istedi. O da, onu, yükseltti. İdris Aleyhisselâm, Cehennem’i görünce, ondan korktu. Az kalsın bayılacaktı.

Ölüm Meleği, onun üzerine kanadını gerip: “Gördün onu, değil mi?” dedi. İdris Aleyhisselâm: “Evet! Bu güne kadar, onu, hiç görmemiştim!” dedi.

Ölüm Meleği, Cennet’i görünceye kadar onu götürüp Cennet’e girdi ve İdris Aleyhisselâma: “Cennet’i de, gördün değil mi?” dedi. İdris Aleyhisselâm: “Evet! Vallahi, burası, Cennet’tir!” dedi.

Ölüm Meleği: “Haydi, gördüğüne git!” dedi. İdris Aleyhisselâm: “Nereye gideyim?” diye sordu. Ölüm Meleği: “Nerede olmak istersen, oraya git!” dedi.

İdris Aleyhisselâm: “Hayır! Vallahi, ben, oraya girdikten sonra, çıkmam!” dedi.

Ölüm Meleğine: “Sen, onu, oraya koyma! Oraya girince, hiç kimse için, bir daha oradan çıkmak yoktur!” denildi.(37)

Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselâmın Mîrac Gecesinde İdris Aleyhisselâmla Selamlaşması:

Peygamberimiz Aleyhisselâm, Miraç gecesinde, Cebrail Aleyhisselâmla birlikte dördüncü kat göğe yükseldiği zaman, orada, İdris Aleyhisselâmla karşılaştı.

Cebrail Aleyhisselâma: “Kim bu?” diye sordu.(38)

Cebrail Aleyhisselâm: “Bu, İdris (Aleyhisselâm)dır! Selâm ver ona!” dedi.

Peygamberimiz, selâm verdi. O da, peygamberimizin selâmına mukabele ettikten sonra:

“Hoş geldin, safa geldin sâlih kardeş, sâlih Peygamber!” dedi ve hayır dua etti.(39)

 
Dipnotlar: (1) ibn.Hişam-Sîre c.l,s.3, ibn.Sa’d-Tabakat c.l,s.54, Belâzürî-Ensabüleşraf c.l,s.3, ibn.Kuteybe-Maarif s.10, Yâkubî-Tarih c.l,s.8-11, Taberî-Tarih c.l,s.82, Sâlebî-Arais s.49, İbn.Esîr-Kâmil c.l,s.54-55.(2) İbn.Kuteybe-Maarif s.10, Mes’udî-Ahbaruzzaman s.54.(3) Şâlebî-Arais s.49.

(4) İbn.Kuteybe-Maarif s. 10, Dineverî-Elahbar s.l, Mes’ûdî-Ahbaruzzaman s.54, Sâlebî-Arais s.49.

(5) İbn. Kuteybe-Maarif s.10, Dineveri-Elahbar s.l, Mes’udî-Ahbaruzzaman s.54, Sâlebî-Arais s.49.

(6) Hâkim-Müstedrek c.2,s.549.

(7) İbn.Kuteybe-Maarif s.10, Hâkim-Müstedrek c.2,s.549.

(8) Mîr Haâvend-Ravza.Terceme s.121.

(9) ibn.Kuteybe-Maarif s.10.

(10) Mir Havend-Ravzatussafa Terceme 5 121.

(11) ibn.Kuteybe-Maarif s.10, Hâkim-Müstedrek c.2,s.549.

(12) ibn.Kuteybe-Maarif c.10.

(13) ibn.Abd-i Rabbih-lkdülferid c.4,s.157.

(14) ibn.Hişam-Sîre c.l,s.3, ibn.Kuteybe-Maarif s.10, Yâkubî-Tarih c.l,s. 11, Taberî-tarih c.İ,s.86, ibn.Abd-i Rabbih-lkdülferid c.4,s.157, Sâlebî-Arais s.49, Deylemî-Firdevs c.1,s.32, İbn.Esîr-Kâmil c.l,s.59, Ebulfida-Elbidaye vennihaye c.1, s. 99.

(15) Sâlebî-Arais s.49, İbn.Esîr-Kâmil c.l,s.59.

(16) Taberî-tarih c.1 ,s.86, İbn.Esîr-Kâmil c.l,s. 60.

(17) Mes’ Udi-Ahbaruzzaman s. 54.

(18) Hâkim-Müstedrek c.2,s.596.

(19) Mes’ Udi-Murucuzzeheb c.1, s. 40.

(20) İbn.Kuteybe-Maarif s.10.

(21) Yâkubî-Tarih c.l,s. 11.

(22) Taberî-tarih c.1,s.83, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.57.

(23) Yâkubî-Tarih c.l,s. 11.

(24)İbn.Sa’d-Tabakat c.1,s. 40, Sâlebî-Arais s. 50.

(25) Ebulfida-Elbidaye vennihaye c.1, s. 99.

(26) Meryem:56, İbn Hişam sire c.1, s. 3, ibn.Kuteybe-Maarif s.10, Yâkubî-Tarih c.l,s. 11, Dineveri-El’ahbar s.1, Taberî-Tarih C.1.S.85, Mes’ Udi-Ahbaruzzaman s. 54, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.59, Ebulfida-Elbidaye vennihaye c.1, s. 99.

(27) ibn.Kuteybe-Maarif s.10, Taberî-Tarih C.1.S.86, Mes’ Udi-Murucuzzeheb c.1, s. 40. İbnünnedim-Fihrist s.39, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s. 60.

(28) Ebülmünzir Hişam-Kitabul esnam s. 52, Yakut-Mucemülbülden c.5, s. 367.

(29) Taberî-tarih c.İ,s.85, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.59.

(30) Taberî-Tarih C.1.S.85.

(31) ibn.Kuteybe-Maarif s.10.

(32) Taberî-Tarih c.1,s.85, 86, 87, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.59-62.

(33) Yâkubî-Tarih c.1,s.11.

(34) Meryem: 57.

(35) İbn.Habîb-Kitabülmuhabber s.3.

(36) M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/80-81.

(37) Deylemî-Firdevs c.1,s.224-225

(38) ibn.İshak, İbn.Hişam-Sîre c.2,s.48, Buharî-Sahih c.4,s.1O7; bk. M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 1/79-84.

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.