18 Ekim Çarsamba
hava durumu

Melhame-i Kübra,Büyük Savaş, yada Armegeddon gününde Şam Guta !…

Melhame-i Kübra,Büyük Savaş, yada Armegeddon gününde Şam Guta !… Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’te buyuruyor ki; “Melhame-i Kübra ( Büyük savaş ) gününde Müslümanlar’ın fustatı (...
Bu Haber 31 Aralık 2013 19:36 Yayınlandı

Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’te buyuruyor ki;
“Melhame-i Kübra ( Büyük savaş ) gününde Müslümanlar’ın fustatı ( komuta merkezi )
Şam şehrinde GUTA denilen yerdedir.O gün Müslümanlar’ın menzillerinin en hayırlısı orasıdır.”

Açıklama

Melâhım, Melhame kelimesinin çoğuludur. Melhame sözlükte “savaş yeri” veya “büyük olay” manalarına gelir.

En-Nihaye’de şöyle denilmektedir: “Melhame, savaş ve savaş yeridir. Bir kumaşın luhmesi ve sedâsi (argaç ve direzisi) nin birbirine girdiği gibi, sa­vaşta insanlar birbirine karıştığı ve birbirine girdiği için böyle denilmiştir. Savaşta öldürülenlerin etinin çokluğundan dolayı, bu kelimeni et manasına gelen Iahm kelimesinden alınmış olduğunu söyleyenler de vardır.”

 

Milletlerin Islama Karşı (Savaşmak Üzere) Biribirlerini Davet Etmeleri

4297… Sevban (r.a)Men rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a) şöyle buyurmuştur:

“Yakında milletler yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sof­ralarına) davet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) biribirlerini davet edecekler.”

Birisi:

“Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.

Rasûlullah (s.a) ;

“Hayır, aksine siz o gün kalabalık fakat selin önündeki çörçöp gi­bi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak sizin gönlünüze de vehn atacak” buyurdu. Yine bir adam:

Vehn nedir? ya Rasûlullah diye sorunca,

“Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir” bu­yurdu.

 

Açıklama

 

Hadisten anladığımıza göre, İslam düşmanları, müslümanları yok edip kuvvetlerini kırmak için birbirleri­ni birleşmeye davet edeceklerdir. Bu davet, sofrasına adam davet eden bir sofra sahibi rahatlığı içerisinde olacaktır. Yani nasıl ki onlar için sofraya oturup yemek zor olmayan bir işse, kafirlerin İslama karşı birlik çağrısın­da bulunup müslümanlarm zenginliklerini yemeleri de engellenemez bir kolaylık taşıyacakcaktı. Kafirler islam dünyasını önlerine konmuş bir sof­raya  benzetecekler  ve  bu  cazip  sofrayı  paylaşmak için birbirlerini davet edeceklerdir. Onları böyle bir işi yapmaya cüretlendiren şey müslümanların azlığı değil aksine onların takva bakımından güçsüzlüğü ve dün­yaya aşırı düşkünlükleri olacaktır. Çünkü ölümden korkan ve dünyaya fazlaca düşkün olanlar, fedakarlıklara katlanamazlar. Canları ve mallan ile katılmaları gereken cihâdı ihmal ederler. Böylece eskiden olduğu gibi düşmanlara karşı heybetli değildirler ve artık düşmanlar onlardan kor-mazlar, çekinmezler.

Hz. Peygamber (s.a)’in bu haberi, Osmanlı devletinin, birleşen kâfirler tarafından yenilip parçalanması ve bu gün müslümanların zenginlikleri­nin çeşitli yollar ve siyonist çabalarla yağmalanması olayı ile ne kadar da uyuşmaktadır.

Hadisi şerifte, Rasûlullah müslümanların uğrayacakları güçsüzlüğü vehn kelimesi ile ifâde etmiştir. Vehn aslında sözlük olarak zayıflık ma­nasınadır. Efendimiz vehn konusunda kendine sorulan soruya, zaafa se­bep olacak şeyleri bildirmek suretiyle cevap vermiştir.

Tîbî bu meseleyi: ” Zaafın çeşidini Öğrenmek için sorulmuş bir soru­dur. Yahut da soruyu soran şahıs, zayıflığın hangi cihetten geleceğini öğ­renmek istemiştir.” sözleri ile izah etmektedir.

Fitnelerden (Savaşlardan) Sığınılacak Yer

4298… Ebu’d – Derda (r.a)den, Rasûlullah (s.a)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Büyük savaş gününde müslümanların çadırı (kalesi) Şam’ın en hayırlı şehirlerinden olan Dimeşk adındaki şehir tarafındaki Guta da olacaktır.

4299… Ebu Davud der ki: Bana İbn Vehb’den haber verildi, O dedi ki bana Cerir b. Hazim Ubeydullah b. Amr’den Ona Nafi İbn Ömer (r.a)’den; Rasûlullah (s.a) in şöyle buyurduğunu haber vermiş: “Yakın­da müsmmanlar (Dımeşk) şehrinde muhasara edilecekler. Öyle ki on­ların en uzak karakolu Selah olacak”

4300… Zührî, “Selalı Hayber’e yakın bir yerdir” demiştir.

Açıklama

Tercemeye “çadır” diye geçtiğimiz kelime, sözlükte büyük çadır demektir. Burada müslümanların sı­ğınacakları kale manasında kullanılmıştır.

Dımeşk: Günümüzde Suriye’nin başşehri olan Şam şehrinin adıdı. Bu ismin verilmesine sebep orasını Dımaşk b. Nemrûd b. Kenan’ın bina et­miş olmasıdır. Anılan şahıs Hz. İbrahim’e iman etmişti. Bu yüzden baba­sı Nemrud, oğlunu bu şehre gönderdi.

Guta: Şam havalisinde suyu bol ve ağaçlıklı bir yerdir. Hadisi şerifte Dımeşk şehri için “Şam’ın en hayırlı şehirlerinden olan” denilmektedir. Alkamî bu ifadeleri gözonüne alarak, Dımeşk’ın fazileti konusunda şun­ları söylemektedir:

“Bu hadis Dımeşk’in ve ahir zamanda orada oturanların faziletine ve orasının fitnelerden sığınılacak bir kale olduğuna delalet etmektedir. Ora­ya Rasülullah’ı gören on bin şahabının girmiş olması orasının faziletlerin-dendir. Nitekim Peygamber efendimiz de peygamber olmadan önce ve peygamber olduktan sonra Tebûk seferinde ve İsra gecesinde oraya gir­miştir.”

Hadiste büyük savaş çıktığında müslümanların Dımeşk yakınlarındaki Guta denilen yere sığınacakları ve en uzaktaki karakollarının Selalı olacağını bildirmektedir. Selah, Hayber yakınlarında bir yerin adıdır. Müs lümanların en uzak karakollarının Hayber yakınında bir yer oluşu ne ka­dar çok sıkıştırılacaklarına delil kabul edilmektedir.

HADİSLERDE MELHAME-İ KÜBRA / Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi

Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi’nin “Kıyamet Alametleri” adlı eserinden alınan hadis-i şerifler:    

Hz.Peygamber buyurdu ki:

64/14. İki azatlı, Arab azatlısı ve Rum azatlısı Melik olduklarında, onların elleri ile melhameler  doğar.  “Hz. İbn-i Amr RA”

66/7. Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu gönderir ki onlar Arap’ın en iyi ata binenleri ve silahlı olanlarıdır. Allah onların sebebi ile bu dini kuvvetlendirir.  “Hz. Ebû Hüreyre RA”

351/8. İnsanlar için üç temerküz noktası vardır. Antakya Amik’inde olan Melhame-i Kübrâ’da toplanma merkezi Şam olur. Deccal vak’asında merkezleri Kudüs; Ye’cüc ve Me’cüc hadisesinde Tur-i Sinâ…  “Hz. Hüseyin RA”

393/10. Müslümanların melhamede merkezleri Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye’cüc Me’cüc vak’asında merkezleri Tur-u Sinâ’dır. “Hz. Ebû Zahiriyye RA”

319/11. Beytül-Makdis’in mâmur olmasını Medine’nin harab olması takip eder. Onu da Melhamenin çıkışı ve onu da Kostantiniyye’nin  fethi takip eder. Onu ise Deccal’in çıkması takip eder. “Hz. Muaz RA”

236/18. Melhame-i Kübra, Kostantıniyye’nin fethi ve Deccal’in çıkması 7 ay (sene) içinde olur. “Hz. Muaz RA”

246/4. Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye’nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar. “Hz. Abdullah ibn-i Buğra RA”

354/13. Allah bu ümmete Deccal ile Melhamenin kılıcını birden vermez.  “Hz. Muaz RA”

298/4. Size dünya fetholunacak. Eğer bir menzilde muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın. Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir. Onun karargâhı da “Guta” denilen yer olacaktır.

322/10. Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. “Hz. Ebüd-Derdâ RA”

74/3. Kıyametin önü sıra altı şeyi say: Benim ölümüm, koyun kıran gibi ölüm çokluğu, Kudüs’ün fethi, mal bolluğu; öyle ki, bir kişiye yüz dinar (altın para) verilir de beğenmez. Arap evlerinden girmedik hiç bir evin kalmadığı bir fitne,  Benî Esfer’in (Rumlar’ın) sizinle olan sulhunun bozulması  ve 12 000 kişilik 80 sancakla size hücüm etmesi. “Hz. Avf ibn-i Mâlik RA”

296/7. Altı şey kıyamet alâmetlerindendir: Benim ölümüm, Kudüs’ün fethi, bir adama bin dinar (altın para) verildiği halde azımsaması, her müslümanın evinde ateşi duyulan fitne, koyun boynuzu kıvrımları gibi insanlar arasında ölüm çokluğu, Rum’un gadri (müslümanlara ihaneti), şöyle ki: Her biri 12 000 kişilik 80 sancakla  müslümanların üzerine yürümeleri.  “Hz. Muaz RA

296/8. Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefatı, aranızda malın artması. Öyle ki, bir adama on bin dirhem (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek. Sizden her erkeğin evine giren bir fitne… Koyun boynuzu kıvrımları gibi ölüm çokluğu. Benî Esfer’le (Rumlar’la) aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının hamileliği süresi gibi, dokuz ay toplanırlar, sonra size gadirlik (ihanet ederler) yaparlar. Medine’nin fethi.
Denildi ki: “–Hangi medine?..”
Buyurdu ki: “–Kostantıniyye.(İstanbul)”

258/3. Sizinle Benî Esfer (Rumlar) arasında sulh olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar(ihanet ederler) ve onikibin kişilik seksen fırkalık bir kuvvetle üzerinize yürürler. (Amik Ovası harbi) “Hz. Avf ibn-i Mâlik RA”

298/1. Yakında siz Rumlar’la emin bir sulh yapacaksınız. Sonra siz gaza edeceksiniz. Onlar da gerinizde sizin gaza ettiğinize düşman olacaklar. O harpten muzaffer çıkacak ve ganimet alacaksınız. Sonra yeşil bir ovaya konacaksınız. Orada bir Rum neferi salibini kaldıracak ve diyecek ki: “Haç galip geldi.” Ona müslümanlardan biri karşı koyup, kendisini öldürecek. Bunun üzerine Rumlar muahedeyi bozacak ve gadredecek. Büyük muharebeler olacak. Sizin için toplanacaklar ve seksen sancak halinde üstünüze gelecekler. Her bir sancak altında onbin (on iki bin) kişi olarak.  “Hz. Zu Mihmer RA”

299/8. Yakında, sizinle Rumlar arasında dört sulh anlaşması olur. Dördüncü Âl-i Harun’dan biri ile gerçekleşir. Ve bu yedi sene devam eder.
Denildi ki: “–Yâ Rasûlallah, o gün insanların imamı kimdir?”
Buyurdu ki: “–İmam, benim evlâdımdan kırk yaşında, yüzü parlar bir yıldız gibi olan, sağ yanağında siyah bir beni bulunan ve üzerinde iki kutvânî aba olan, bir kimsedir. Tavrı Benî İsrâil ulemasına benzer. Yirmi sene hüküm sürer. Arzdaki hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini fetheder.” “Hz. Ebû Umame RA”

Mustafa Özcan

Yaşanan kıyamet alametleri

Mustafa Özcan
13 Aralık 2013 Cuma 01:46
Şüphesiz haber verilen kıyamet alametlerini yaşıyoruz. Yoğunlaşan bu alametler ahir zaman diliminde ve devresinde yaşadığımızı ortaya koyuyor. Ama bu alametlerin neresindeyiz veya hangi bölümünde ve kısmında yaşıyoruz? Günlük hay huy içinde pek de dönüp kendimizi gözden geçiremiyor ve ebedi değerler karşısında durumumuzu muhasebe etmiyoruz. Bundan dolayı dönem olarak ve zaman olarak ahir zaman veya kıyamet öncesi süreçte yaşasak da psikolojik zamanımız çok farklı. Henri Bergson’un ifadesiyle, bu süreçte zamanı, hakikat düzeyinde değil de algı düzeyinde yaşıyoruz. Buna gaflet düzeyi de diyebiliriz. İnsanoğlu gaflet olmasa idi dünyayı asla imar etmez ve bu da hikmete uygun düşmezdi. Zira Allah insanı ne melek ne de hayvan boyutunda yarattı. İki statik boyut arasında; arşla arz arasında, melek ile hayvan arasında kâh melekleşen kâh hayvanlaşan dinamik bir varlık olarak yarattı. Hayatı gafletle örüldü. Gafletin ziyadesi, bozulmayı da beraberinde getiriyor. Bu da çözülmeyi ve yok olmayı hızlandırıyor.  Denildiği gibi, gafletin çoğu zarar azı karardır.  Kıyameti tetikleyen temel unsur da gaflet ve dinde hafiflik ve laubaliliktir.  Deccal ve Yecüc Mecüc gibi felaketlerin çıkmasının temel nedeni insanların bozulması ve dinden uzaklaşmasıdır.
Gündelik hayatımızda kıyamet alametlerinin her türlüsünü görüyoruz. Bunları kanıksadığımız için bize rahatsız edici veya ürkütücü gelmiyor. Lakin bu bildik alametlere yenileri ekleniyor. Bunlardan birisi Yecüc ve Mecüc’ün içerek kurutacakları ileri sürülen Ölü Deniz veya Taberiye Gölü’nün Aral Gölü gibi giderek kurumasıdır. Temim de Dari’nin Cessase hadisinde bir adada rastladıkları bağlı ve kıllı adam (Deccal) Taberiye Gölü’nün kuruyup kuramadığını soruyor. Ve kuruyacağını haber veriyor. Taberiye Gölü’nün kuruması hem Deccal hem de Yecüc ve Mecüc çağının zuhur alametlerinden biridir. Taberiye Gölü yıllardır kuruyor ve 27 metre alçaldığı haber veriliyor. Bu da Deccal’ın zuhurunun mukaddimesi olarak sayılıyor. Bu kurumayı önlemek için İsrail, Ramallah Yönetimi ve Ürdün arasında üçlü bir anlaşma imzalandı. Buna göre, Kızıldeniz’den Ölü Deniz’e su takviyesi yapılacak. Bununla birlikte bu haliyle devam ederse Taberiye Gölü’nün 2050’ye varmadan kuruyacağı varsayılıyor. Bu hesap üzerine söylemek gerekirse, o zaman Deccal meselesi ve Yecüc ve Mecüc meselesinin zuhuru ve tamamlanması 35 yıl içinde olup bitmelidir. Esbap düzeyinde değişim tahakkuk düzeyinde de değişimi beraberinde getirir.
*
İkinci yeni alamet ise mevsimlerin değişmesidir. İklimde devran değişiyor. Arap dünyası iki bin yıl öncesine dönüyor. Peygamberimiz Arafat Dağı’nın kıyamet öncesinde bağlık bahçelik olacağını haber vermiştir. Son yıllarda Suudi Arabistan Yönetimi burasını yeşillendirdiği gibi gıda da kendi kendine yeterli olabilmek için çölde bazı bölgeleri ekim ve dikime evleşirli hale getirmiş ve gıda ve özellikle buğday üretimini artırmıştır. 2000 yıl önce Libya ve Mısır Bizans ve Roma İmparatorluğu’nun tahıl ambarıdır. Şimdi Mesih’in nüzulü arifesinde Arabistan acaba Mesih’in doğduğu günlerdeki duruma geri mi dönüyor? Son yıllarda dikkat çekici bir biçimde iklim şartları değişmiş ve Arap diyarına kar yağmaya başlamıştır. Elbette zaman zaman Kudüs, Ürdün, Lübnan Dağları vesaire yüksek yerler kar alsa da kar öteye geçemiyordu. Cezayir, Libya, Tunus, Mısır hatta Suudi Arabistan’ın bazı bölgeleri ve Bağdat’a kar yağması pek görülmüş bir hadise değildir. Bu nüzul döneminde, Hazreti İsa’nın doğduğu günlere geri dönmemiz anlamına geliyor. Bunun sadece Mesih’in nüzulüyle değil aynı zamanda Mehdi’nin zuhuruyla da yakından alakası var. Bir hadisi şerif nedeniyle kar yağışı kıyamet alametleri bahsinde hararetli yeni bir tartışmayı beraberinde getirmiştir. İbni Mace gibi hadis mecmualarında zikredilen, “Kar üzerinde sürünerek de olsa Mehdi’ye biat edin” hadisi doğrultusunda kar yağışı yeni bir tartışmayı alevlendirmiştir.
*
Hadisin tedai ettirdiği ve çağrıştırdığı hususlardan birisi şudur: Mehdi kışın mı zuhur edecek? Hadisin sıhhatini teslim edersek (ki kimi muhaddislere göre Buhari ve Müslim’in şartlarında sahihtir), Mehdi’nin zuhuru kışın olacaktır. Hadisin ifadesinden anlaşılan anlam budur. Bu hadis bağlamında, Mehdi’nin kar alan bölgelerde zuhur edeceği de varsayılmıştır. Lakin yeni iklim değişikleriyle birlikte bu yorum biraz kıymetini kaybetmiştir. Zira Arabistan da kar almaktadır. Dolayısıyla Mehdi hadislerinin coğrafi yorumu değişmiştir. Yine de başka hadislere istinaden şimalde çıkacağına hükmedenler olmuştur. Özellikle anılan hadisin siyak ve sibakında şarktan zuhur edecek siyah bayraklılardan bahsedilmektedir. Bunu Abbasilere yoran ve dolayısıyla meselenin tarihselleştiğini söyleyenler varsa da Nefsüzzekiyye bahsinde olduğu gibi hâlâ bunun gerçekleşmediğini söyleyenler de vardır. Lakin Mehdi’nin siyah bayraklılarla alakası mekani değil, zamanidir. İkisinin de çıkışı aynı döneme denk gelecektir.  Dolayısıyla yeni iklim şartları ışığında Mehdi’nin zuhur yeri Ortadoğu ve yakın çevresi olarak taayyün ederken, zaman olarak da kışın çıkacağı ağırlık kazanmış oluyor. Ortadoğu’ya kar yağması kimileri tarafından Mehdi’nin zuhurunun yeni alameti olarak telakki ediliyor. Bu yoruma göre, tabir caizse Mehdi karın ayağına gideceğine kar Mehdi’nin ayağına gelmiş oluyor! Zaten hadislerde genelde Mehdi’nin zuhur yeri olarak Mekke, Medine vesair şehirler verilmektedir. Makam olarak da bugün Suriye’de savaşan en kanlı sahnelerinin cereyan ettiği Guta zikrediliyor. Onun saltanat otağı Şam ve Kudüs olacaktır. Mesih’in misyon makamı da yine Şam ve Babü’l Lüd bölgesidir. Suriye ve Filistin ya da eski adıyla buluşma ve faaliyet alanları Büyük Suriye’dir.

 

Guta !!!

Bekir HAZAR /Takvim

Magido Dağı…
İbranice’de HAR-MEGİDO
Akdeniz’den 15 mil içeridedir.
Tel Aviv’den 55 mil kuzeydedir.
Yahudiler bu dağa Kıyamet savaşının kopacağı yer olarak inanır.
Aziz Yuhanna İncili’nde der ki;
“Bir gün gelecek çok büyük bir savaş yaşanacak.
O büyük savaş Şam civarında olacak.”
Aziz Yuhanna İncil’i tarih boyunca tercüme edilmiştir.
İbranice’den İngilizce’ye sayısız dile çevrilmiştir.
Her tercümede her kafadan bir ses çıkmıştır.
Dolayısıyla ortaya çok farklı bir İncil çıkmıştır.
Yahudiler ve Evangelistler İncil’de bahsi geçen “Büyük savaş”a isim takmıştır.
O İsmin adı; “ARMEGEDON”dur.
Yani 3. DÜNYA SAVAŞI.
Savaşların en büyüğü.
İslam dininde de “BÜYÜK SAVAŞ” vardır.
Ona; Melhame-i Kübra adı verilmiştir.
Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’te buyuruyor ki;
“Melhame-i Kübra gününde Müslümanlar’ın fustatı (çadırımerkezi)
Şam şehrinde GUTA denilen yerdedir.
O gün Müslümanlar’ın menzillerinin en hayırlısı orasıdır.”
Mehdi Aleyhisselam’ın ilk zuhur edeceği dönemde yaşanacak
en büyük ve en kanlı savaşın adıdır Melhame-i Kübra.
O gün Müslümanlar Şam’da GUTA bölgesinde konuşlanacaktır.
Peygamber Efendimiz yüzyıllar öncesinden GUTA’yı işaret etmiştir.
“Büyük Savaş geldiğinde sizin için GUTA’daki menzil en hayırlısıdır” demiştir.
O gün zafer GUTA’da yerleşenlerin ve Allah’a inananların olacaktır.
Ve önceki gece saatler 02.30.
İnsanlar uyuyor.
Bebekler ana koynunda…
Çocuklar rüyada… 
Şam semalarında Esad’ın savaş uçakları şehri gürültüye boğuyor.
Jetler bir bölgeye geldiğinde ard arda bombalar bırakıyor.
O bombalardan SARİN gazı akıyor bir bölgeye.
1700 kişi kimyasal silahla yerlerde debeleniyor.
Çocuklar, bebeler nefes alamıyor, daralıyor, çırpına çırpına can veriyor.
O bölgenin adı; GUTA.
Yahudi ve Evangelist inancında Armegedon savaşının yaşanacağı yer.
İslam dininde ise Melhame-i Kübra..
Yani Büyük Savaş’ta Müslümanlar’ın ordugahının bulunduğu yer.
Yüzlerce yıl önce Peygamber Efendimiz “GUTA” diyor.
İslam dünyası “GUTA”yı yüzyıllardır konuşuyor ve biliyor.
İşte bu bölgeyi şimdi tüm dünya da tanıdı.
Kimyasal silah kullanarak savaş suçu işleyen Esad’ı
“Bruce Willis’in Armagedon” sinema filmini izler gibi
Alaska frigo yiyerek seyreden DÜNYA şunu bilmeli ki; GUTA artık bir Dünya Markası olmuştur.
GUTA çocukların ve bebeklerin zalimce uykuda SARİN gazıyla öldürüldüğü yer olarak tarihe geçmiştir.
Siz kalkın ARMEGEDON deyin.
Ben diyorum ki; “MELHAME-İ KÜBRA” günü geldiğinde…
Şam’da saf tutacak o güzel insanlar…
Bebeklerin öldürüldüğü GUTA‘nın anısına orduyu burada konuşlandıracaktır.
GUTA katliamı, Kıyamet Savaşı’na kadar unutulmayacaktır.
Ve tabii mahşer günü o mizan kurulduğunda da…
Cani katillere o gün mahşerden sonra gidecek tek yer vardır.
Orası da Şam’dan binlerce derece daha sıcaktır.
Cehenneme kadar yolunuz var!!!

 

ScreenHunter_01 Dec. 31 19.25

http://www.youtube.com/watch?v=fz40G0c387w

 

Doğu Ğuta kuşatması kırıldı!

Doğu Ğuta kuşatması kırıldı!

Suriyeli direnişçilerin Esed ve Hizbullah güçlerine yoğun saldırıları sonucunda Doğu Ğuta’da 1 yıla yakındır devam etmekte olan kuşatma kırılabildi. Kuşatmayı yaran direnişçilerin Ğuta’ya giren konvoylarının görüntüleri yayımlandı. Yaşanan bu gelişme Ğuta’nın önemini bir kez daha akıllara getiriyor.

Şam ve Doğu Ğuta

Devrimden bu yana Ğuta

Esed rejiminin başkenti Şam’ın yanı başında olan ve savaş öncesinde antik çağlardan bu yana Şam’ın bereketli tarım ve sayfiye bölgesi olarak bilinen Ğuta Suriye Devrimi’ne destek veren yerel nüfusça ele geçirilmiş, Esed rejiminin güçleri Ğuta dışına çıkarılmış ve halk tarafından devlet sistemini andırır şekilde işleyen bir idare kurulmuştu.

Rejimin başkentine yakınlığı ile dikkat çeken Ğuta, rejim muhaliflerinin eline geçmesinden bu yana Esed ve onun yanında savaşan İran, Rusya ve Hizbullah güçlerinin ağır saldırılarına maruz kalmıştı. 1 yıla yakındır devam etmekte olan Ğuta kuşatması, bölgede kıtlık yaşanmasına, halkın açlıktan öldüğü ve kedi eti yemeye başlandığına haberlerinin Suriye dışına ulaşmasına neden olmuştu.

 

Ğutalı bir kadın “kasap” olarak nitelendirdiği Beşar Esed’e hitap ederek, kuşatmanın Ğuta halkını yıldıramayacağını belirtiyor

Ğuta’da kuşatma altında bulunan nüfusa dair kesin bilgiler olmasa da, 1 milyonun üzerinde olabilecekleri belirtiliyor.

Suriye’nin Duma şehrinde Ğuta kuşatmasının protesto edildiği bir gösteri

Hizbullah Liderliğinde Suriye Savaşı

Hizbullah kayıplarına ağıt yakıyor

21 Ağustos 2013’te Esed rejiminin Ğuta’ya düzenlediği kimyasal saldırının yol açtığı büyük katliam, Ğuta’nın ismini tüm dünyada duyurmuş, tarafların açıkladığı rakamlar değişiklik gösterse de binlerce kişinin katledilmiş olabileceği belirtilmişti.

“Alçaklar” ile “Güvenli Eller” arasında el-Ğuta

Ğuta’da devam etmekte olan kuşatmaya ve kıtlığa rağmen direniş faaliyetlerinin ve yerel çalışmaların sürdüğü, halkın desteği ve katılımı ile kurulan yerel sistemin düzenli bir şekilde işlemeye devam ettiği gözlemlenmekteydi.

Ğuta Kuşatmasının Kırılışı

Ğuta’yı hedef alan kimyasal saldırının ardından uluslararası sistemin yeterli tepkiyi göstermediği kulislerde konuşulan Esed rejimi ve müttefikleri Rusya, İran, çoğunluğu Irak’tan gelen Şii silahlı gruplar ve Hizbullah’ın cesaret kazanarak Ğuta’yı düşürmek üzere kuşatmayı sıkılaştırmaya çalıştığı ve bölgeyi bir an önce düşürmek üzere saldırılarınıa artırdığı bildiriliyordu.

Ğuta’nın ise yaşadığı tüm zorluklara rağmen, savaşçı ve özellikle silah dengesinin karşılaştırılamaz derecede asimterik olduğu bu taaruzlara direnmeyi başarabildiği gözlemlenmekteydi.

Iraklı Şii grupların Ğutalılara ve Ğuta kuşatmasını yarmaya çalışan direnişçilere karşı savaşı

Ğuta’da farklı direniş gruplarının ortak faaliyeti sürmekteyken, Ğuta dışından kuşatmayı yarmak üzere yoğun ve ortak saldırıya geçen farklı gruplardan muhalif güçler Esed ve müttefiklerinin güçlerini yenip kuşatmayı kırabilmeyi ve Ğuta’ya girmeyi başardı.

Ğuta’ya giren rejim muhaliflerinin halkın sevinç gösterileri ile karşılandığı gözlemleniyor

Ğuta halkı direnişçilerin cenaze namazını kılıyor

Son çatışmalarda hayatını kaybeden, Ğuta’daki direnişçilerin medyacılarından Muhammed Said’in vasiyeti

 Ğuta Savaşında Hizbullahın Rolü

Suriye Savaşında Esed rejimi safında yer alışını ve hatta savaş yönettiğini gizleme gereği duymadığı gözlemlenen Hizbullah Ğuta Savaşında da baştan beri başat rol oynadığı belirtilmekteydi.

Ğuta kuşatmasının kırılması ve Esed rejimi ve müttefiklerinin yenilmesi ile direnişçilerin Hizbullah’a dair çok sayıda belge ele geçirdikleri ve Hizbullah mensubu çok sayıda savaşçıyı esir aldıkları gözlemlendi.

Ayrıca Rus, İranlı ve Iraklı savaşçılara dair belgelerin ve bu kimselerden alınan esirlerin de olduğu bilgileri bölgeden ulaşmaya devam ediyor.

Hizbullah’a Suriye’de büyük darbe

Ğuta’da öldürülen Hizbullah savaşçılarına dair belgeler

Ğuta’da son çatışmalarda direnişçilerce esir alınan Hizbullah ve Iraklı Şii milis savaşçıları

 

Ğuta Kuşatmasının Yarılmasının Önemi ve Ğuta’nın Geleceği

Esed rejiminin başkenti Şam’ın hemen yanında yer alması, hatta Şam Metropolitan Alanı’na dahil olması nedeniyle Esed rejimi için de muhalifleri için de büyük stratejik önem taşıdığı bilinen Ğuta, diğer taraftan yaşanan insanlık dramı nedeniyle de Suriye’deki devrimcilerin ve dünyanın dört bir tarafında bu devrimi destekleyenlerin en hassas noktalarından birini oluşturmaktaydı.

Ğuta kuşatmasının yarılması ile Ğuta cephesinde direnişçilerin savunmadan saldırı pozisyonuna geçeceği, muhaliflerce Esed rejiminin merkezinin hedef alınabileceği, ayrıca Ğuta’da meydana gelen bu gelişmenin rejim muhalifleri için büyük bir moral kaynağı, Esed rejimi ve müttefikleri için ise hayal kırıklığı olacağı belirtiliyor.

İslam Dini, Melhame-i Kübra ve Ğuta

İslam’da Kur’an-ı Kerim ile beraber teşri (yasama) kaynağı olan Sünnet’te yer alan ve başta Ğutalılar olmak üzere Suriyeli direnişçilere ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar Suriye Devrimi’nden yana olanlara büyük bir motivasyon kaynağı olduğu belirtilen, Ğuta ile ilgili hadis bilginlerinin sahih olarak kabul ettikleri şu hadis dikkat çekmektedir: 

Melhame-i Kübra (Büyük Savaş, Batılı literatürde Armegeddon) gününde Müslümanların fustatı (karargah çadırı) Şam Beldesi’nin en hayırlı şehirlerinden olan Dimeşk adındaki şehir tarafındaki Guta’da olacaktır. (Ebû Davud 4297, Melâhim 6)

 

Şam’da kurulan Kıyamet Ordusu kuruluş beyanatı

Nusret Cephesi, Ahrar’uş Şam ve Ecnad’uş Şam Doğu Guta’da Kıyamet Ordusu anlamına gelen ”Cundul Melahim” ortak operasyon odası kurduklarını ilan etti.

Şam’da kurulan Kıyamet Ordusu kuruluş beyanatı
22 Ekim 2015 – 15:30

”Ebu Derda (r.a), Resulullah (sav) buyurdular ki: “Guta’daki savaş sırasında Müslümanların sığınağı, Şam şehirlerinin en hayırlısı olan Dımeşk denen şehrin yakınındadır.”

Ebu Davud, Melahim 6, (4298), Sünnet 9, (4639)

Hadiste geçen ”Guta Savaşı” için kurulan Cundul Melahim ortak operasyon odası beyanının çevirisini Küresel Analiz okuyucularına sunuyoruz;

HaE294DO

 

”Rahman ve Rahim Olan Allahın Adıyla

Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a, Salat ve Selam Allah’ın Rasulü, Ashabı ve ondan sonraki gelenlerin üzerine olsun.

Allahu Teala şöyle buyurdu
Allah kendisine inanıp sarılanları rahmetine, bol bağışına kavuşturacak, onları doğru yola iletecektir. {Nisa 175}

Hiçbir akıl sahibi, İslam ümmetinin ve Özellikle de Şam beldesinin maruz kaldığı bu şiddetli saldırılara sessiz kalmaz.

Rafiziler, haçlılar ve müttefikleri Suriyeye girdikten sonra Ruslar da apaçık bir şekilde Şam topraklarına girdi.
Dımeşk kırsalındaki mübarek Doğu Guta boğucu bir muhasara ve kuşatmaya maruz kaldı.
Mücrim Rejim, özellikle bölgenin  kimliğini değiştirmek için ve mücahidleri başkentten uzaklaştırmak için ulaşımı engelledi, bölgeyi yerle bir etti, Guta halkının yerlerinden olmasına ve yok edilmesine sebep oldu.

Bu yüzden sadakat ve vefa ehlinin toplanması, çaba ve güçlerini, müslümanların beldelerine yapılan bu şiddetli saldırılara karşı savaşmaları için birleştirmesi gerekiyor.

Mücahid kardeşleriniz operasyon odasını oluşturan grupları ilan ediyor:
Nusra Cephesi – Ahrar’uş Şam islami hareket – Ecnad’uş Şam islami birlikleri

Yüce arşın Rabbi olan Allah’tan, bu odanın ayrı gruplarını tek sancak ve tek ordu altında toplayıp bir cevher kılmasını diliyoruz.

Alemlerin Rabbi Olan Allaha hamdolsun”

yayın tarihi 8.Muharrem 1437- 21.20.2015

Çeviri: Küresel Analiz

_pOiwExM

Kaynak : Küresel Analiz

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.