18 Ekim Çarsamba
hava durumu

Ganoderma lucidum ( Reishi ) mantarı

Ganoderma lucidum ( Reishi ) mantarı Ganoderma lucidum ( Reishi ) mantarı ( Ölümsüzlük Mantarı) Efsane mantar Reishi, 2000 yılı askın süreden...
Bu Haber 18 Ocak 2015 21:06 Yayınlandı

ScreenHunter_42 Jan. 10 15.05

Ganoderma lucidum ( Reishi ) mantarı

( Ölümsüzlük Mantarı)

Efsane mantar Reishi, 2000 yılı askın süreden beri, Çin ve Japon halkları tarafından sağlıklı yasam ve uzun ömür için kullanılagelmiş, özellikle karaciğer bozuklukları, kanser, bronsit, artrit ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların tedavisinde doğal bir ilaç olarak tercih edilmistir. Son yıllarda Ganoderma lucidum’un tıbbi etkisine yönelik olarak çok sayıda arastırma yapılmıştır.

 

Bu konuda yapılan arastırmaları www.pubmed.com adresinden kontrol edebilirsiniz.

Dünyada en çok kullanılan biomedikal yayın arama motoru olan PUBMED, 01/07/2008 tarihi itibariyle Ganoderma lucidum için 436 sonuç vermektedir.

Yapılan arastırmalarda Ganoderma lucidum’un antitümör, antiallerjik, antienflamatuar, antiviral, anti bakteriyel ve özellikle antioksidan (yaslanmayı geciktirici) özellik tasıyan bilesikler içerdigi bulunmustur.

 

Bu özellikleri nedeniyle “Şifalı bitkilerin mucizevi kralı” olarak nitelendirilen Ganoderma lucidum’un Ginseng’den daha güçlü olduğu öne sürülmektedir.

http://www.kayted.com /gano.html Efsane mantar Ganoderma lucidum’un tıbbi etkilerini ayrıntılı olarak incelemeden önce önemle belirtmek isteriz ki Ganoderma lucidum toksik degildir. (toksisite verileri için bakınız: syf 18). Ölümsüzlük mantarı Ganoderma lucidum herhangi bir yan etki oluşturmadan her gün alınabilir.

Ganoderma lucidum Amerika Birlesik Devletleri, Avustralya ve Avrupa’da da satılmakta ve kullanılmaktadır.

 

Genel Tıbbi Etkileri

Bağışıklık Sistemi ve Kansere Karşı Etkileri

Kanser tümörlerine karşı Ganoderma lucidum (Reishi) bileşenlerinin etkili olduğu birçok bilimsel araştırmada gösterilmiştir. (Maruyama ve ark., 1989; Sliva ve ark., 2002; Hu ve ark., 2002; Liu ve ark., 2002; Lu ve ark., 2002; Jiang ve ark. 2008; Nonaka ve ark. 2008; Yue ve ark., 2008).

Bu konuda yapılmış olan bilimsel çalısmaları görmek için http://www.pubmed.com adresinde “Ganoderma lucidum cancer” kelimeleri ile tarama yapabilirsiniz. Radyoterapiden önce veya sonra alınması hiç fark etmez; Lökosit, eritrosit ve trombosit seviyeleri en kısa sürede normale dönmektedir.

Efsane mantar Ganoderma lucidum, terminal kanser hastalarında morfin kullanımını azaltırken bağışıklık hücrelerinin sayısının artmasını sağlayarak ameliyat sonrası hastaların iyileşmesini hızlandırmaktadır.

Amerika Birlesik Devletleri’nde Methodist Araştırma Enstitüsü Kanser Araştırma Laboratuvarı’nda yapılan bir arastırmada G. lucidum mantarından elde edilen ganoderik asit A ve H adlı triterpenlerin göğüs kanseri hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını durdurduğu gözlenmistir.

(Jiang ve ark. 2008).(Lu ve ark., 2002). 2002 yılında Cancer Letters dergisinde yayınlanan bir makalede Ganoderma lucidum’un sporlarından elde edilen yağların hepatoma (karaciger tümörü), sarcoma (bağ dokusu habis tümörü) ve reticulocyte sarcoma (genç eritrosit tümörü) tümörlerinin büyümesini % 80-90 oranında engelledigi bildirilmiştir. (Liu ve ark., 2002). Asağıda özetini gördügünüz araştırmada G. lucidum’un kanser hücrelerinin metastazını durdurduğu gözlenmistir. (Nonaka ve ark. 2008). Asağıda gördügünüz derlemede Ganoderma lucidum’un bağısıklık sistemi üzerindeki olumu etkilerinden ve anti-tümör aktivitesinden bahsedilmektedir.

Bu makalede Ganoderma’nın suda elde edilen özütünün ve bu mantardan elde edilen polisakkaritlerin bağışıklığı arttırıcı etkisi sayesinde çesitli tümörlü hayvanlarda ciddi anti-tümör aktivitesi gösterdigi belirtilmektedir. Yakın zamanda yapılan çalısmalar göstermistir ki, Ganoderma lucidum’un alkolle elde edilen özütü ve bu mantardan elde edilen triterpenler de anti- tümör etkiye sahiptir ve bu etki, mantardaki aktif bilesiklerin tümör hücreleri üzerindeki direk sitotoksik (öldürücü) etkilerinden kaynaklanmaktadır. (Lin ve Zhang, 2004). Ganoderma lucidum’un suda elde edilen özütünün kolon kanserine karşı koruyucudur.

İnsanlar gibi aerobik organizmalarda oksijen kullanımının doğal sonucu olarak reaktif oksijen metabolitleri (ROM) veya serbest radikaller oluşmakta, bunların oluşumları ve vücudun dogal mekanizmaları tarafından zararsız hale getirilme mekanizmaları arasında bir dengesizlik olduğunda oksidatif stres ortaya çıkmaktadır.

Günlük hayatta karsılastıgımız egzos gazı, hazır gıdalardaki koruyucu kimyasallar, sigara, sulardaki ağır metaller gibi çok çesitli unsurlar serbest radikal olusumunu artırmaktadır. Gelisen oksidatif stres, çesitli mekanizmalar ile proteinler, lipitler ve DNA’ya hasar vermektedir. İnsan vücudunun her hücresinde DNA’nın günde 10 kez oksidatif hasara maruz kaldığı öne sürülmüstür.

DNA hasarı ve onarımı arasındaki denge nedeniyle, çok düsük düzeylerde hasar, sağlıklı bireylerde de saptanmaktadır. Yeni doğan sıçanlarda dahi DNA’da oksidatif baz modifikasyonunun (8OHdG) oldugu gösterilmistir. Oksidatif stres sonucunda olusan DNA hasarı mutasyonlara, kansere ve yaslanmaya sebep olmaktadır. Oksidatif stres insanlarda ateroskleroz, Parkinson hastalığı, Alzheimer gibi birçok hastalıga neden olmaktadır.

 

Oksidatif stres aynı zamanda yaşlanmada da önemli bir yere sahiptir. Antioksidanlar, serbest radikallerin oluşmasını engelleyen, olusanları ortadan kaldıran ve verdikleri zararı önleyen maddelerdir. Antioksidan enzim düzeylerindeki azalma ve/ veya DNA onarım mekanizmalarında eksiklik olması, ROM ve oksidatif DNA hasarının artmasına yol açmaktadır. (Burçak ve Andican, 2004). Serbest radikal aracılı oksidatif DNA hasarı (Burçak ve Andican, 2004) Antioksidan enzim düzeyleri yaslılıkla birlikte azalmaktadır (Leviev ve ark., 2001; Can Demirdögen ve ark., 2008). Baska bir deyisle vücutta antioksidanların azalması sonucu yaslanma meydana gelmektedir. Bundan dolayı, yaslanmayla beraber vücutta oksidatif stres düzeyleri artarken kanser, kalp-damar hastalıkları ve beyin felci (inme) olgularında artış görülmektedir.

 

Son yıllarda insanların maruz kaldıkları hava kirliliği, hazır gıdalardaki koruyucu katkı maddeleri, denizlerin kirlenmesi sonucu balıklar yoluyla alınan kimaysallar, pestisitler, agır metaller, sigara vb. zararlı maddeler nedeniyle de oksidatif stres artmaktadır.

İnsanlar arasında antioksidan enzim seviyeleri açısından ciddi farklılıklar bulunmaktadır. DNA yapısındaki nükleotid farklılıklarından kaynalanan bu degisimlere polimorfizm denilmektedir. Antioksidan enzimler kimi insanda çok aktif oldukları halde kimilerinde düsük seviyelerdedir.

Bundan dolayı birinin maruz kaldıgı çevresel kirlilik, oksidatif stres, kanserojen madde gibi etkenler o kiside herhangi bir hastalıga yol açmazken, bir baskasında kanser, kalp hastalıgı, inme gibi ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir.

 

Şu anda rutin çalısan laboratuvarlarda antioksidan enzim seviyelerine ve DNA farklılıklarına bakılmamaktadır. Bu yüzden hiçbirimiz vücudumuzda bu enzimlerin hangi seviyelerde bulundugunu, DNA’mızda antioksidan enzim seviyelerini düsürecek bir mutasyon olup olmadığını bilmiyoruz. Vücudumuzda neler olup bittigini bilmediüimize göre hastalıklardan korunmak için yapılacak en akıllıca iş antioksidan alımımızı arttırmak olacaktır.

 

Diyabet hastalarında da oksidatif stres artmakta, bu da böbrek, kalp ve karaciger gibi organlarda hasara yol açmaktadır. Efsane mantar Ganoderma lucidum karaciger ve böbreklerin oksidatif hasarını önlemektedir. Ganoderma lucidum’un hücresel DNA’yı oksidatif hasara karsı koruyan biyolojik aktif

bileşikler içerdiği bildirilmiştir.(Shi ve ark., 2002). Ganoderma lucidum’un özütünün Ultraviyole (UV) ısınları ve hidroksil radikali sonucu DNA’da olusan kırıklara karsı koruma sağladığı bulunmuştur.

 

Ayrıca bu yıl Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayınlanan bir çalışmada Ganoderma lucidum’un suda çözünen özünün oksidatif DNA hasarı sırasında ortaya çıkan 8OHdG konsantrasyonunu düşürdüğü gösterilmiştir. (Yuen ve Gohel, 2008). Lee ve ark. tarafından yapılan bir arastırmada Ganoderma lucidum’dan izole edilen aminopolisakkaritlerin hidroksil radikali (OH×) ve süperoksit anyonunu (O2 -) inaktive etmiş ve reaktif oksijen türleri tarafından indüklenen oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu ortaya konmustur. (Lee ve ark., 2001). Ajith ve Janardhanan tarafından yazılan bir makalede Ganoderma lucidum’un ciddi antioksidan özellikler içerdiği belirtilmektedir. (Ajith ve Janardhanan, 2007). Ganoderma lucidum’un antioksidan özelligi sayesinde makrofajlardaki süperoksit anyonu olusumunu engellediği, bundan dolayı da ateroskleroza karşı terapatik bir ajan olarak kullanılabileceği ortaya konmustur. (Woo ve ark., 2005) Vücudun oksijen kullanımını düzenleyen Ganoderma lucidum kalp krizini ve spazmı önlemektedir.

Antidiabetik Etkisi

Ganoderma lucidum’dan izole edilen polisakkaritlerin hipoglisemik (şeker düşürücü) etkisi olduğu gösterilmiştir. (Zhang ve Lin, 2004). Ayrıca Ganoderma lucidum’dan elde edilen polisakkaritlerin diabetik farelerdeki metabolik anormallikleri düzelttiği ve diabetik böbrek komlikasyonlarını durdurdugu veya ilerlemesini yavaşlattığı ortaya konmuştur. (He ve ark., 2006). Ganoderma lucidum’da bulunan bazı peptidoglukanlar, Ganoderan B, D ve triterpenler pankreasın düzgün çalışmasını sağlayarak kandaki şeker seviyesinin kontrol altında tutulmasını sağlayabilmektedir. Özellikle tip 2 diyabette etkili olduğunu belirtilen G. lucidum, bu hastalığın beraberinde getirdiği rahatsızlıkların da iyileştirilmesinde koruma amaçlı olarak önerilmektedir. (Tomoda ve ark., 1986; Hikino ve ark., 1989; Gao ve ark., 2004).

Hepatite Etkisi

Çin’de geleneksel tıpta kullanılan bir mantar olan Ganoderma lucidum, değişik etiyolojilere sahip kronik hepatopatilerin tedavisinde yaygın olarak kullanılmıştır. Ganoderma lucidum hem akut hem de kronik hepatitin tedavisinde kullanılır. Antienflamatuar ve antifibrotik etkisiyle karaciğer sirozunda çok faydalıdır. In-vitro ve hayvan çalısmalarında G. lucidum ekstraktından elde edilen polisakkarit ve triterpenoidlerin toksik kimyasallar (örnegin CCl4) sonucu meydana gelen karaciger hasarına karşı koruyucu etki gösterdiği bulunmuştur. (Byun ve Rim, 1987; Wasser 2005).

G.lucidum’dan elde edilen ganodermik asit T ve Z karacigerde tümör gelişmesini engellemektedir. Bu aktif maddelerin Hepatit B virüsüne karşı koruyucu etki göstererek kronik hepatiti önlediği bulunmuştur. Ayrıca, mantarın misellerinden elde edilen ganodermik asit R ve S ile sporlarından elde edilen ganosporik asit A da kronik heptite karşı koruyucu etki göstermektedir. (Chen ve Yu, 1999; Kim ve ark., 1999; Zhang ve ark., 2002; Gao ve ark., 2003a; Wasser 2005). Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayınlanan bir araştırmada, Ganoderma lucidum’dan elde edilen peptidlerin kronik hepatit durumunda görülen yüksek serum AST, ALT enzim aktivitelerini, yüksek MDA degerlerini, düşük SOD aktivitesi ve düşük GSH seviyesini normale döndürdüğü ve karaciger koruyucu etkileri olduğu gözlenmistir. (Shi ve ark. 2008).

Kolestrole Etkisi

Ganoderma lucidum plazma ve karaciğerde kolesterol sentezini yavaşlatarak ve kolesterol metabolizmasını hızlandırarak toplam kolesterol düzeyinde düsüş meydana getirir (Hajjaj ve ark., 2005; Berger ve ark., 2004).

Hypertansiyona Etkisi

G.lucidum uzakdoğu ülkelerinde yüzyıllar boyunca yüksek kan basıncının düşürülmesinde kullanılmıstır. Yüksek tansiyona yol açan bir enzim olan anjiyotensin-dönüstüren enzimin (ACE) çalısması G.lucidum’dan izole edilen ganodermik asit B ve D tarafından engellenmekte, bu sayede kan basıncı düşmektedir. (Morigiwa ve ark., 1986). G.lucidum’un antibakteriyel etkisinde en önemli bileşikler triterpenlerdir ve bu mantardan elde edilen bazı ekstraktlar Bacillus subtilis, B.cerus, Corynebacterium diphtaeria, Eshericia coli, Klebsiella oxytoca, Phylococcus aeteus, Salmonella typhi, Streptococcus pyogens, vb. toplam 15 bakteriye karşı başarıyla kullanılmaktadır. (Gao ve ark., 2003b; Roberts 2004). Helicobacter pylori insanlarda gastrit, ülser ve mide kanserine yol açmaktadır. G.lucidum’un ekstraktının (özütünün) bu bakterinin büyümesini durdurduğu gözlenmistir. (Wasser 2005). Bu nedenle efsane mantar G.lucidum ülsere karşı son derece etkilidir.

Antiviral Etkisi

Ganoderma lucidum’dan izole edilen lucidenik asit O, lucidenik lakton, linoleik asit, ganodermik asit B,C,H, ganoderiol A,B,F, ganodermanontriol ve lucidimol B’nin antiviral özellikler taşıdığı, AIDS’e neden olan HIV ve herpes virüslerine karşı ümit verici sonuçlar verdiği belirtilmektedir. (Eo ve ark., 1999; Wasser 2005). G. lucidum’un Herpes simplex virüsüne direkt etki ettiği, virüsün konak hücreye yapısmasını ve girmesini engelleyerek antiviral etkili olduğu gösterilmiştir. Ganoderma lucidum’dan izole edilen Ganoderik asitin Hepatit B virüsünün çogalmasını engellediği gösterilmistir. (Li ve Wang, 2006). Herpes zosterde (ZONA) agrı ve derideki problemleri azaltmaktadır. İçinde Ganoderma lucidum da olan bitki karısımının sıcak suda elde edilen özütünün verildiği 5 Japon zona hastasında birkaç gün içinde ağrı azalmış, 10 gün içinde ise tamamen yok olmustur. (Hijikata ve ark., 2005).

Kan Pıhtılaşmasına Etkisi

Kan hücrelerinden trombositlerin bir araya gelerek pıhtılasmasıyla trombozis oluşmaktadır. Damarların tıkanmasına yol açan bu durum insan sağlığı açısından son derece tehlikelidir. G. lucidum’da bulunan bir adenosin, 5’-deoxy-5’-metilsülfinadenosine, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damarların tıkanmasını engellemektedir. Bununla birlikte, G.lucidum’da bulunan yüksek adenosin miktarının kanı sulandırması nedeniyle bu mantar hemofili hastalarına önerilmemektedir. (Gau ve ark., 1990; Kawagishi ve ark., 1993; Su ve ark., 1999).

Antienflamatuar Etkisi

Astım, alerji, romatizma ve ateşli hastalıklarda mast hücrelerinden asırı miktarda histamin salgılanmaktadır. G.lucidum’da doğal olarak bulunan Ganodermik asit A, C, D ve cyclooctasulfur’ün histamin salınımını engelleyici etkisi bulunmaktadır. Böylece G.lucidum alerji, sisme ve anaflaktik şoku engellemektedir. (Tasaka ve ark., 1988a, b; Wasser 2005). Pre-klinik çalısmalarda G. lucidum’un bağışıklık düzenleyici, antienflamatuar ve analjezik (ağrı giderici) etkileri olduğu gösterilmistir. (Wasser ve Weis, 1997; Wasser ve Weis, 1999; Giner-Larza ve ark, 2000).

Astım, sedef, romatizma, pankreas iltihaplanması ve büyümesi gibi bazı hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynayan fosfolipaz gurubu enzimler de G.lucidum tarafından engellenmektedir. Efsane mantar Reishi (Ganoderma lucidum) ileri ülkelerde solunum yolları problemlerinin çözücüsü olarak tanınmaktadır. Kronik bronşit hastası olan 2000 Çinli hasta üzerinde yapılan ve “Herbs for Health” dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, iki hafta süreyle Ganoderma lucidum (Reishi) içen bu hastaların %60–90’ nın kendilerini daha iyi hissettikleri ve istahlarının artığı bulunmuştur.

Diğer Etkileri

Ganoderma lucidum’dan izole edilen ve Ling zhi -8 adı verilen bir proteinin transplant reddini engellediği de gösterilmiştir. (van Der Hem ve ark., 1995). Ganoderma lucidum (Reishi), kas distrofisinde de kullanılmaktadır. Rusya’da kozmonotların uzay yolculukları sırasında bu mantarı yanlarında götürdüğü ve dönüşte vücutlarının dünyaya kısa sürede adaptasyonunu sağlamada kullandığı belirtilmektedir.

 

http://www.shennong.com/eng/principles/whatdualmodulation.html Efsane mantar Ganoderma lucidum (Reishi) metabolik ve psisik yorgunlukları, (kendini hasta hissetme veya mutsuzluk gibi) yaşam sevincine ve sağlıklı bir psikolojiye dönüstürmede, büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Ganoderma lucidum (Reishi), sinir dokusunu koruyucu etkiler gösterdiği gibi, sinir hücrelerinin gelişimini tesvik etmektedir. Sinir sistemine yatıştırıcı etkisi bulunmakta, uykusuzluk ve stres sorunu olan kişilerde olumlu etkisi görülmektedir. Efsane mantar Ganoderma lucidum, halsizligi, baş dönmesini ve baş agrısını engellemekte, ayrıca afrodizyak etkisi bulunmaktadır. Şu ana dek yapılmış olan birçok arastırmanın ışığı altında Ganoderma lucidum’un antitümör, antioksidan, antibakteriyel, antiviral, antihiv (AIDS), antiülser, antialerjik, antidepresan, agrı kesici, ateş düsürücü, yaslanmayı geciktirici, kan basıncını düzenleyici ve detoks özellikleri bulunduğu ortaya konmustur.

 

ÖZETLE:

Efsane mantar Reishi, kalp, beyin, karaciger ve akciger koruyucusu olmasının yanında, bağışıklık sistemini de güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırmakta, akne, adet düzensizligi, alzheimer, anoreksiya, astım, bronsit, depresyon, eklem romatizması, epilepsi, hemoroit, hipertansiyon, kanser, kireçlenme, kronik hepatit, katarakt, obezite, gut, nezle, rinit, retinal pigment dejenerasyonu, saç dökülmesi, nefrit, nevrasteni, ülser ve uykusuzluk gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğu belirtilmektedir. (Ooi 2000, Chen ve ark.2004, Liu ve Zhang 2005). Asağıda görülen www.fungi.com sitesinin yayınladıgı tabloya göre Ganoderma lucidum (Reishi/Ling Chi) belirlenmiş olan 17 kriterden 16 tanesini sağlamaktadır. Bu özelligiyle de G.lucidum tıbbi mantarlar arasında birinci sırada gelmektedir.

Toksisite Verileri

Ganoderma lucidum mantarının toksisite çalışmaları da yapılmıştır. Akut toksisite testinde enjekte edilebilecek maksimum doz verildiğinde dahi ciddi toksik belirtiler ya da ölüm gözlenmemistir. Bu nedenle LD50 degeri hesaplanamamıştır. Sub-akut toksisite testinde çalışmanın hiçbir evresinde hayvan ölümü gözlenmemistir. Test grubundaki fare ve sıçanlar ile kontrol grubu arasında vücut ağırlığı ve besin alımı yönünden fark görülmemiştir. Ayrıca, test bitiminde yapılan idrar ve kan analizlerinde herhangi bir anormallik gözlenmemiştir. Otopsi ve organ tartım analizleri de test edilen maddenin bir etkisini ortaya koymamıştır. Histopatolojik incelemede test edilen aktif bilesiklerin oluşturduğu karakteristik toksik bulgulara rastlanmamıstır. (Sugiura ve Ito, 1977; Chiu ve ark., 2000).

Ganoderma Lucidum/Reishi Nedir?

Ganoderma lucidum’un (ölümsüzlük mantarı,mucize mantar olarak ta bilinir)Japonya ve Çin’de 2000 yıllık folklorik bir geçmişi vardır. Yüzyıllar boyunca doğal bir sağlık ilacı olarak özellikle hepatopati, kronik hepatit, nefrit, hipertansiyon, eklem romatizması, kireçlenme, nevrasteni, uykusuzluk, bronşit, astım, ülser ve kanser hastalıklarında etkili bir şekilde kullanılmıştır
G.Lucidum’un bünyesinde yer alan biyoaktif maddeler bazı tip tümörlerin gelişmesini önlemede, durdurmada, yok etmede son derece etkilidir ve önleme mekanizması halen çok geniş çaplı bir şekilde dünyada araştırılmaktadır. İnsan vucudunda bağışıklık siteminden beyaz kan hücreleri sorumludur. Beyaz kan hücrelerinin birçok değişik tipi bulunmaktadır.G.Lucidum’un aktif bileşenleri bu bağışıklık hücrelerinin sayısını çok kısa sürede artırmaktadır. Kandaki makrofaj hücreleri vucudun kendi doğasının dışında her türlü yabancı maddeyi, serbest radikalleri, mikropları, tümör hücrelerini kuşatarak sarmakta ve onları yiyerek yok etmektedir.
G.Lucidum bağışıklık sisteminin bir koruyucusu, güçlendiricisi olarak sadece kanser hastalarının değil, tüm insanların hizmetindedir. Vücudun güçlenmesiyle dinçlik kazanılmakta,bu durum tümörlerin ortaya çıkmasını önlerken G.Lucidum’a antiviral, antibakteriyel, antihistaminik, ateş düşürücü, yaşlanmayı geciktirici özellik kazandırmaktadır.
G.lucidum’da bulunan bazı bileşenler pankreasın düzgün çalışmasını sağlayarak kandaki şekerle, insülin seviyesinin artışını engelleyebilmektedir.
Son yıllarda in vitro çalışmalarında G.Lucidum’dan izole edilen lucidenik asit O,Lucidenik lakton,linoleic asit,ganodermik asit O,Lucidenik lakton,linoleik asit,ganodermik asit B,C,H ile ganoderiol A,B,F,ganodermanontriol,lucidimol B’nin antivirüs özellikler taşıdığı, HIV, Herpes, Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonlarında umut verici sonuçlar elde edildiği belirtilmektedir.

Ganoderma Lucidum/Reishi mantarının yan etkileri var mıdır?

Reishinin yan etkileri belirtilmemektedir.. literatürlerde de Reishi , mucize mantar olarak sınıflandırılmaktadır. Büyük miktarlarda ve uzun süreli olarak kullanıldıklarında dahi herhangi bir yan etki olmadığı ifade edilmektedir.Ancak hemofili hastalarının,diyaliz hastalarının ve organ nakli yapılmış kişilerin doktora danışarak kullanmaları önerilir.

Ganoderma Lucidum/Reishi tüm yaş grupları için uygun mudur?

Reishi sağlıklı gıda desteğidir ve tüm yaş gruplarında kullanılabilir. Ancak 15 yaş altındaki sağlıklı çocuklarda, hamile ve emziren kadınlarda kullanılması konusunda bir tereddüt durumunda doktora danışılarak kullanılması önerilir.

Ganoderma Lucidum/Reishi kullanmanın faydaları ne kadar sürede hissedilebilir?

Sonuç kişiden kişiye değişebilir. Normal olarak bir insan, Reishi kullanmaya başladıktan 1-2 hafta sonra faydalı etkilerini hissetmeye başlar. Genel sağlık durumunda belirgin bir farklılık ise 2 ay süreli düzenli ve ara vermeden kullanım sonunda görülebilir. Reishinin en önemli özelliği bilinen bir yan etkisi olmamasıdır; bu nedenle sürekli kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur.

Ganoderma Lucidum/Reishiyi ne şekilde kullanabilirim?

Sulu Ekstrakt haline getirilmiş ürünler doğal ve katkısız olduğu için kullanılması daha çok yarar sağlayacaktır. En iyi verim almak için sabah aç karnına kullanmalısınız. Reishi kullanırken bol su içmeniz Reishinin vucuttaki zehirli maddeleri atıcı (detoks) etkisini güçlendirecektir. Reishi Mantarı ekstraktının C vitamini ile birlikte kullanılması önemlidir.
C vitamini büyük moleküllü polisakkaritleri parçalayarak vücutta emilimini sağlamış olur.
Ganoderma Lucidum/Reishiyi Sağlıklı Kişiler Kullanabilir mi?
Reishi mantarının en büyük özelliklerinden başta geleni; bağışıklık sistemini güçlendirmesi vücutta var olan ama açığa çıkmamış olan sorunu arar bulur iyileştirir mantığı ile çalışmasıdır. Bu nedenle reishi sağlıklı kişiler için daha kolay koruyucu ve iyileştirici olarak etki edecektir. Reishiyi tıpkı çay gibi günlük hayatın bir parçası olarak kullanmak koruyucu işlevi açısından çok yararlı olacaktır.

Ganoderma Lucidum/Reishi Diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilir mi?

Reishi doğal bir üründür ve 2000 yılı aşkın süredir insanlar tarafından kullanılmasına rağmen herhangi bir negatif etkileşim bildirilmemiştir. Tam tersine Kemoterapinin,radyoterapinin yan etkilerini azalttığı belirtilmektedir.Her ihtimale karşı ilaç kullanan hastalar doktora danışarak kullanmalıdır.

Reishi mantarının faydaları

 

Japanese Periodical Dergisi, Geleneksel Çin Tıbbı 3. bölümü
Sayfa 12 – 23, ISBN 4-88580-053-6 c-0077
Saygın Japon Doktor Fukumi Morishige, bugüne kadar en çok nobel ödülü kazanmış Amerikan Enstitüsü olan Linus Pauling Institute of Science & Medicine’da, Reishi’nin kanser hastalığını konrol etmedeki rolü üzerine araştırmalar yapmaktadır. Morishige, Avrupa Tıp dünyasında da tanınmakta ve uluslararası kanser örgütü (ICG) tarafından konusunda tek Japon otoritesi olarak görülmektedir. Aşağıdaki yazı Fukumi Morishige’nin kendi konuşma ve gözlemlerinden meydana gelmektedir:
37 yıldır cerrahi dalındayım ve sayısını hatırlayamayacağım kadar çok operasyon gerçekleştirdim. Cerrahiye karşı gençliğimden beri derin bir ilgi duymuşumdur; ancak zaman geçtikçe ideal tedavinin kişinin doğal bağışıklığı yoluyla olduğu kanaatine vardım.
Bir cerrah olduğumdan dolayı yüzlerce kanser vakası ile karşılaştım. Kanser tedavisinde anahtar nokta erken teşhiştir ki; bunu başarmak söylemesinden oldukça zordur. Toplam kanser vakalarının sadece yüzde biri erken teşhiş ile ortaya çıkmış olsa bile, bu oldukça iyi bir oran sayılabilir.
Günümüzde fiziksel çekaplar trend haline gelmiş durumdadır.Bu tabii ki kötü bir şey değildir. Ancak sırf kanser bulguları çekapta çıkmadı diye gardımızı düşürmemeliyiz. Bazen, her ay düzenli çekap yaptırdığı halde sonradan kanser olduğu anlaşılan hastalar görülmektedir. Bu gibi durumlarda pek çok kişi yanlış tanı konduğu şüphesi taşır; ancak bu hatalı bir düşüncedir. Örneğin, penetrans tipi mide kanserinin sıradan kontrollerde saptanabilme istatistiği yüzde yirmibeştir. İşte bu yüzden önceden önlem almak çok önemlidir.
Kanser konusunda hazır bir önlem senaryosu yoktur. kimileri bu konuda diyet kontrolüne güvenmektedir, ancak günümüzde en efektif method Reishi’dir. Reishi’nin muhteşem etkisini bizzat kullanana kadar bilmiyordum ve gözlemlediklerime gerçekten çok şaşırdım. uygulamalarım sırasında Reishi’nin hem hastalığı önleyici hem de tedaviye yardım edici etkilerini görme şansı buldum.
Daha önceleri, Reishi’nin faydalarından söz eden pek çok hasta ve hasta yakınlarıyla karşılaşıyordum. Ancak bir tıp adamı olarak, Reishi’nin bazı kronik hastalıklara bir nebze iyi geldiğini, yine de kanser konusundaki ününün abartıldığını düşünmekteydim.
Japonya’da oldukça tanınan bir şirket, bana araştırmam için büyük miktarda Reishi sağlamaya başladı. Ben de tüm hastalarıma, yüksek dozda Reishi ile c vitamini karşımını düzenli olarak vermeye başladım. Sadece bir yıl içerisinde 500 kilogram Reishi ekstresini (6 ton Reishi mantarı) hastalarıma vermiştim. Tedavilerim boyunca bazı ilginç bulgular ile karşılaştım. Reishi kullanan hastalarımın dışarıdan gelen hastalıklara karşı daha dayanıklı olduklarını gözlemledim. Bunun üzerine Reishi kullanan kanser hastalarımı, diğer tür bağışıklık sistemi hastalarından (kornik bronşit, hepatit vb.) oluşan küçük grupların başına geçirdim ve Reishi kullandırmaya başladım. Daha sonra yaptığımız ımmunoglobulin testlerinde, Reishi kullanmaya başlayan hastaların ıga, ıgg ve ıgm (bağışıklık gücünün doğrudan bağlı olduğu hücreler) seviyelerinin yükseldiğini gözlemledim. Bu bulgular; Reishi’nin vücut dayanıklılığını arttırdığının bir kanıtıdır.
Bugün 140 kanser hastasını tedavi etmekteyim. Bu hastalardan göğüs kanseri olan 6 tanesi hariç hepsi metastatik kanser hastasıdır ve 60 tanesi hastanede yatılı durumdadır. Bütün bu hastaların tedavisinde Reishi’yi test etmeye devam etmekteyiz. Bugüne kadar (1988 bahar) 300 hastada Reishi test edilmiş durumdadır.
Reishi niçin kansere karşı etkili : Polisakkaritler
Çeşitli vakalarla örnekler vermeden önce Reishi’nin niçin bu kadar etkili olduğunu açıklamak isterim. Bugün hala nedenini tam olarak anlayabilmiş değiliz, ancak bir gün bunu başardığımızda kanserin kesin çözümünü de bulmuş olacağız. En son teknolojilerden yararlanılarak yapılan bir araştırmada, Reishi’de bulunan polisakkaritlerin kanserli hücreleri bastırdığı görüldü. Bu keşifi japon bilim adamları gerçekleştirdi. Bunun nedeni japonlar’ın bitkisel tedaviye daha fazla önem vermeleri ve polisakkaritler üzerinde detaylı araştırmalar yapmaları olabilir. Bu keşif Kuzey Amerika’da da onaylanmıştır ve araştırmalar devam etmektedir.
Resihi’deki polisakkaritler niçin kanser tedavisinde etkili?
Polissakkaritler milyona yakın atomun birleşmesinden meydana gelen, vücuda emilmesi oldukça zor organik yapılardır. Emilimlerinin kolayca gerçekleşebilmesi için bu sayı azaltılmalıdır ki, c vitamini Reishi’de bu görevi üstlenmektedir. Polisakkaritler daha az sayıda atom içeren oligoglukon’a çevrilmekte ve kolayca vücuda emilmektedir. Emilen oligoglukonlar vücudun bağışıklık sistemini tetikleyen makrofajları uyarır.
“makro” ön eki “büyük” anlamına gelir. Bu tip hücreler tüm yabancı organizmaları silip süpürebilir. Vücut normal işleyişine devam ederken aktif değillerdir ancak yabancı bakteriyel organizmaların varlığında aktif ve saldırgan hale gelirler. Akyuvarlar hastalıklara karşı vücudun birincil defans mekanizmasını oluşturur, fakat kronik ve kötü huylu hastalıklara karşı etkisizlerdir. Bu gibi zamanlarda lenfositler ikincil defans mekanizmasını oluşturur. Ancak lenfositler de etkisiz kalırsa, son kale olarak makrofajlar ortaya çıkar. Bu hücreler uyandırılmayı bekleyen birer canavar gibidirler ve bir kez aktif hale geldiklerinde kanser hücreleri de dahil olmak üzere tüm yabancı organizmaları yok ederler. Mikroskop altında incelendiğinde bir makrofaj hücresinin boyutunun, bir kanser hücresinin boyutunun sadece onda biri olduğu görülür; ancak yine de makrofajlar bu hücreleri yenecek kadar güçlüdür. Her ne kadar bu kadar yetenekli hücreler olsalar da, onları aktive etmek oldukça zordur. Son yapılan araştırmalarda, kümelenmiş atomların makrofajları aktive ettiği görülmüştür ve Reishi bu kümelenmiş atomları üretecek özü içermektedir.
Reishi : Yüksek Moleküler Polisakkarit
Bir süre önce, yüksek tansiyonu bulunan bir hastam Reishi’nin etkisi hakkında sorular sordu. O sıralarda Reishi hakkında araştırmalarım devam etmekteydi ve denemesinin hiç bir zararı olmayacağını söyledim. Normalde çok az bir miktarda Reishi özünün kan basıncını düşürmesi gerekir, fakat bu hastamın kan basıncında hiç bir değişiklik olmadı. Daha sonra c vitamini ile beraber Reishi almasını önerdim ve bunu gerçekleştirmesiyle beraber kan basıncı normal seviyesine döndü. C vitamininin buradaki rolü, daha önce de söylediğim gibi Reishi’de bulunan emilimi oldukça zor polisakkaritleri küçültmesi ve emilimlerini kolaylaştırmasıdır.
17 yıl önce, c vitamininin polisakkaritleri parçalaması üzerinde araştırmalar yaptım. O zamanlarda, viskozite ölçeği denen bir metod kullanılmaktaydı. Bir miktar c vitamini, ölçülmüş miktarda polisakkarit özüne eklenmekte ve polisakkaritlerin moleküler sayısı viskozitedeki düşüş ile hesaplanmaktaydı. Bu şekilde, c vitamininin polisakkaritleri parçaladığı kanıtlanmıştı. Hayvanlar üzerinde yapılan bazı testlerde ise tüm şeker tiplerinin rahatça emildiği görülmüştü, oysa ki aynı durum insanlarda geçerli değildi. Daha sonraki araştırmalarda bunun hayvanların kendi c vitaminlerini üretebilmesinden, ancak insanların bunu başaramamasından kaynaklandığı ortaya çıktı. İşte bu yüzden Reishi ile c vitamininin beraber kullanılması önemlidir.

Reishi mantarı Bilimsel çalışmalar

Sağlığınızı Tehdit Eden 14 Önemli Risk Nedir?

Siz Hangi Belirti ve Riskleri Taşıyorsunuz?

Lütfen aşağıdaki durumlardan size uyanları işaretleyin ve
Reishi Mantarının size ne gibi faydalar sağlayabileceğini öğrenin.
1- Genelde kendinizi yorgun ve halsiz hissediyor musunuz?

2- Merdiven çıkarken ya da orta dereceli egzersizler yaparken bile nefes problemi yaşıyor musunuz?

3- Cildiniz kuru, renksiz ya da solgun mu? ya da yaşınıza göre erken kırışmaya mı başladı?

4- Alerjiler nedeni ile günlük hayatınızda sıkıntı mı yaşıyorsunuz?

5- Yaşantınız hareketli ve stresli mi?

6- Çevre kirliliğinin yüksek olduğu bir ortamda mı yaşıyorsunuz?

7- Soğuk havalara karşı duyarlı mısınız? Sık sık nezle, grip ve/veya öksürük problemi yaşıyor musunuz?

8- Ailenizde diabet hastalığı olan var mı?

9- Ailenizde kalp problemi yaşamış olan var mı?

10- Ailenizde kanser olan kimse var mı? Genetik, çalışma ortamı gibi nedenlerle yüksek kanser risk grubunda mısınız?

11- Uzun süreli bir tedavi görüyor musunuz? Ya da ciddi bir rahatsızlığın ardından iyileşme sürecinde misiniz?

12- Yüksek tansiyon ve/ veya yüksek kolesterol probleminiz mi var?

13- Sigara ya da içki kullanıyor musunuz?

14- Uyku problemi yaşıyor musunuz? Ya da günlük 8 saatten daha mı az uyuyorsunuz?

Eğer yukarıdaki sorulardan en az 2 tanesine evet yanıtını verdiyseniz,
Kırmızı Reishi Mantarını kullanmalısınız, kesinlikle faydasını göreceksiniz.

 

Eğer bir sağlık probleminiz yoksa bile sağlıklı ve genç kalmak, hastalıklara yakalanmamak, daha az bedensel ve ruhsal problem ile sağlıklı bir yaşlılık dönemi için koruyucu olarak reishi mantarını kullanabilirsiniz.

........................................................................................

Doktorlar Tarafından Yayınlanmış
781 Bilimsel Araştırma ile Kanıtlanmış Sonuçlar!

İlk defa Reishi mantarının faydalarını öğrendiğimizde, tek bir ürünün insan vücudunun bu kadar farklı noktalarına etkili olabileceği bize inandırıcı gelmemişti. Ancak reishi mantarı ile ilgili kaynakları incelerken, doktorlar tarafından yayınlanmış 781 farklı bilimsel araştırma olduğunu öğrendik.

Araştırmaların sonuçlarını incelediğimizde gördüğümüz faydalar ve de doktorlarımızın  sonuçlar hakkındaki değerlendirmeleri bizi reishinin faydaları konusunda ikna etmeye yetti. Altı yıllık süreçte birçoğu profesör 43 farklı tıp doktoruyla çalışarak hem araştırmalar yaptık, hem de reishi mantarının faydalarının Türkiye’ye doğru tanıtılması için çeşitli tanıtım faaliyetlerinde bulunduk.

Reishi mantarı gibi bitkisel destek ürünleri patentleri alınamadığı için  ilaç firmaları tarafından ticari olarak karlı görülmüyor. Bu sebeple de tanıtımı yeterli seviyede yapılamıyor.

........................................................................................

Yeni Keşif – Kırmızı Reishi Mantarının
Gen Haritası Çözüldü

Amerika’nın USA Today gazetesinin geçen ay yayınladığı rapora göre reishi mantarının gen haritası çıkartıldı. Artık ilaç firmaları tarafından reishinin içerisinde bulunan aktif maddeler sentetik olarak üretilip, patenti alınabilecek. Tabi bu sentetik olarak üretilen bileşenlerle üretilen ilaçlarla orijinal, doğal mantarın gücü ve etkinliğini yakalamaya çalışacaklar.

Mevcut sağlık sisteminin negatif tarafı da bu; Ticari olarak bir menfaatleri olmayacağını bildikleri halde ilaç firmaları neden reishi gibi patenti alınamayacak doğal bir ürünün kanser üzerine etkilerini ispatlamak için milyonlarca dolar harcasınlar?

Oysa açık fikirli, araştırmaya meraklı, konusunun uzmanı doktorlarımızla
yapıtığımız çalışmalarda her zaman olumlu yorumlar aldık:

Türkiye’de Reishi Mantarı Hakkında
Çalışma Yapan Doktorların Görüşleri

........................................................................................

“Kanser tedavisinde en çok kullanılan mantar Kırmızı Reishi Mantarı’dır. Kırmızı Reishi Mantarı’nın kansere karşı etkisi kanser hücrelerine karşı toksik olmasına, iltihap azaltıcı etkisine ve immün modülatör etkisine bağlanmaktadır. En çok etkili olduğu kanserlerin başında meme, prostat ve akciğer kanserleri gelmektedir.

Kırmızı Reishi Mantarı’nın kanser tedavisine destekleyici olduğu, kemoterapinin yan etkilerini azalttığı yönünde bilimsel araştırma sonuçları var. Ben de bu görüşü paylaşıyorum ve hastalarıma öneriyorum.”

Prof.Dr.Ahmet Aydın
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

........................................................................................

“Kanser de enfeksiyonlar gibi vücuda giren bir düşmandır. Vücudun buna karşı bağışıklık sistemi vardır. Bağışıklık sisteminin de askerleri vardır. Bunlar lökosit-akyuvarlardır. Akyuvarların çeşitleri: lenfosit, makrofaj, diğer parçalı lökositler. Bunlar, kana giren yabancı bakteri, mikrop, kanser hücresini yakalayıp yok eder.

Yani bağışıklık elemanları, güvenlik kuvvetleridir. Ama eğer güvenlik sisteminiz zayıfsa, kanser hücresi doğar, büyür. Güvenlik güçleri onu yakalayıp, tutup yok edemez. Böylece kanser hücreleri çoğalmaya başlar.Demek ki bağışıklıkla çok yakından ilişkilidir. Bağışıklık güçlüyse, kanser olma riski azdır.

Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren maddeler vardır. Beta glukan, C Vitaminleri gibi. Japonya’da Reishi Mantarları gıda ve ilaç olarak kullanılıyor. Yapılan araştırmalarda bu mantarlardaki etkili maddelerden birinin beta glukanlar olduğunu gösteriyor. Bu konuyla alakalı yapılmış birçok deney var. Dolayısıyla beslenmemize ya da tedavimize bunların eklenmesi muhakkak faydalıdır.”

Onkoloji Uzmanı Prof.Dr.Bülent Berkarda
Kemoterapi Derneği Başkanı

........................................................................................

“Yeni yapılan bilimsel çalışmalar Kırmızı Reishi mantarının tümörü önlemede, ve de teşhisi konmuş kanserli hastalarda uygulanan kemoterapinin yan etkilerini gidermede ya da uygulanan radyoterapinin yan etkilerini gidermede etkinliğini göstermektedir.”

Onkoloji Uzmanı Dr.Altay Martı
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

........................................................................................

“Kırmızı Reishi Mantarı Polisakkarit içerikleri bakımından zengindir, dolayısıyla bağışıklık sistemini desteklemektedir. Bu nedenle insanın daha dinç, hastalıklara daha dirençli olmasını sağlar. İnsan ömrünü uzatıcı özellikleri bulunduğu kabul edilir.

Mevcut kaynaklar reishi mantarının kalp-damar, antioksidan ve immün sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunduğu deneysel olarak gösteriyor. Özellikle prostat ve göğüs kanseri üzerine yapılan sayılı klinik çalışmalardatedavi edici özelliği saptanmıştır.

Bilimsel çalışma sonuçlarına bakıldığında Reishi’nin avantajı hem anti kanser özelliğine sahip olması, hem de bağışıklık sistemini desteklemiş olmasıdır.

Kanser bugünden yarına oluşabilen bir durum değil, uzun süreçte ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, reishi’nin belirli bir program dâhilinde, sistematik olarak kullanılması sağlığın korunması bakımından önemli yararlar sağlayabilecektir.”

Prof.Dr. Erdem Yeşilada
Yeditepe Üniversitesi

........................................................................................

“Benim yaptığım araştırmalarda ve hastalardan gelen isteklerde Kırmızı Reishi Mantarı ile karşılaştım. Yüzyıllar önce ‘Ölümsüzlük Mantarı’ denilen ve Japonya’da kullanılan bu mantarın bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair araştırmalar var. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, doğal hücresel aktiviteyi hareketlendiren etkileri var. Hücresel bağışıklığı harekete geçiren bir vitamin bu.

Bunun yanında Alzimer, Parkinson, antioksidan etkisi olduğu için immun sistemi kuvvetlendiriyor, enfeksiyonlara karşıda koruyucu etkileri var.

Biz bu ürünleri korunma amaçlı öneriyoruz. Ailesinde tümör olan insanlar mesela, Kırmızı Reishi Mantarı’nı hayat boyu kullanabilir.”

Prof. Dr. Çiğdem Papila
İst. Ün. Cerrahpaşa Tıp Fak. İç Hast. Onkoloji B.D. Ü.

........................................................................................

“Uzakdoğu’nun yanısıra artık Avrupa ve Amerika’nın önemli üniversitelerinde yapılan araştırmalarda çok olumlu sonuçlar alındı. Reishi mantarı birçok kanser tedavilerinde kullanılmaya başlanmış.

Yapılan araştırmaları incelediğimizde;

  • Kemoterapi tedavisi gören hastaları çok sıkıntıya sokan yan etkilerinde %40-50 gibi çok ciddi oranlarda azaldığını gördük.
  • Şeker hastalarında şeker oranlarının tedavileriyle beraber %30-40 azaldığını görüyoruz.
  • Karaciğer yetmezliği ve karaciğer hastalarında karaciğer enzimlerinin düştüğünü görüyoruz.
  • Kan sulandırıcı etkisi kalp hastalarında çok önemli etkiler gösteriyor.”

“Tedavileriyle birlikte doktor kontrolünde kullanıldığında sonuçlar çok başarılı.”

İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Soner Dileklen
Acıbadem Hastanesi

........................................................................................

“Tıbbı mantarlar hakkında bilgileri topladık. “Ölümsüzlük Mantarı” diye isimlendirilen Reishi Mantarı hakkında neler yapılmış diye araştırdık. sitotoksik etkileri sebebiylekansere karşı kullanıldığını gördük, birçok olumlu diğer etkilerinin yanısıra anti-oksidan ve anti-tümör etkisi var.”

Prof.Dr.Afife Mat
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yrd.

........................................................................................

“Kansere karşı Kırmızı Reishi Mantarı’nın olumlu etkilerini kanıtlayan birçok bilimsel araştırma var.

Kadınlarımız meme kanserine karşı Kırmızı Reishi Mantarını destek olarak kullanabilir. Bu mantar binlerce yıllık süreçten gelen doğal seçeneklerden biri. Yani bir şey eğer 3-5 bin yıllık bir bilgi birikiminden süzülüp toplum gözünde ‘Bu faydalıdır’ şeklinde etiketlenmişse bunda genellikle bir hata olmuyor. Burada ayrıca yapılmış hayli fazla temel bilim çalışması da bulunmakta, bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair güçlü veriler var. Bilimsel veriler eğer böyle diyorsa, önerilen dozda kullanmak kaydıyla bir faydası vardır.”

Uzm. Dr. Yavuz Dizdar
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü

........................................................................................

“Koruyucu sağlık hizmeti olarak cilt sağlığından tutun da kalp-damar sağlığına kadar, bazı kanserlere yakalanmaktan tutun da pankreasla, böbrekle, karaciğer oluşabilecek sıkıntıları ortadan kaldırmak, hafifletmek adına günde bir şişe olarak kullanılabilir.

C vitaminiyle birlikte alınmasında fayda vardır.”

Uzman Diyetisyen Turgay Köse

........................................................................................

Özetle; Reishi Mantarını Düzenli Kullanarak;

Bilimsel araştırmalarla kanıtlanan etkileriyle,

 

  • Vücudunuzun doğal savunma mekanizması bağışıklık sisteminizi güçlendirerek, genetik, bulaşıcı ve yaşlanmaya bağlı gelişebilen birçok hastalığa karşı kendinizi koruyabilir. Günlük yaşamınızı sağlıklı sürdürebilirsiniz,
  • Yaşın ilerlemesi sonucu oluşan problemlerin önüne geçebilirsiniz,
  • Bağışıklık, sinir, dolaşım, solunum, boşaltım, kas ve kemik sistemlerinizi güçlendirebilirsiniz,
  • Kanser riskine karşı kendinizi koruyabilirsiniz. Özellike kanser yönünden risk grubunda olan biriyseniz (ailenizde kanser vakası varsa, yoğun stres altında veya yoğun hava kirliliği ortamında çalışışıyorsanız, işiniz gereği radyasyon ve/veya kimyasallara maruz kalıyorsanız) özellikle kullanmanız önerilir.
  • Yüksek tansiyon, kolesterol, diabet, bronşit, prostat gibi problemlerle baş edebilirsiniz,
  • Karaciğer bozuklukları, hepatit, HIV/AIDS gibi hastalıklardan korunabilirsiniz ve bu hastalıklarla savaşabilirsiniz.
  • Kan dolaşımınızı düzenleyerek, kalp krizi ve spazmı, damarlarda tıkanma, felç gibi riskleri önleyebilirsiniz.
  • Kanınızdaki oksijen miktarının artmasını sağlayarak ve kan akışının düzenlenleyerek cilde gelen oksijen ve besin miktarını yükseltebilirsiniz. Böylece cildiniz üzerinde iyileştirici etkilerinigözlemleyebilirsiniz.
  • Vücudunuzda biriken toksinlerin atılmasına yardımcı olabilirsiniz.

.

 



Yoruma kapalı.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.