22 Ağustos Salı;
hava durumu

felluce’yim ben

felluce’yim ben         Irak’da direnen tek şehir,di,birde Telefar vardı,onuda unutmayalım. buranın halkı, amerika ırak’a elini kolunu...
Bu Haber 27 Ocak 2013 14:25 Yayınlandı

 

 

 

 

Irak’da direnen tek şehir,di,birde Telefar vardı,onuda unutmayalım. buranın halkı, amerika ırak’a elini kolunu sallayarak girdiğinde amerikan askerleriyle birlikte saddam heykellerini devirmek yerine ellerinden geldğince karşı koymuşlardı.

 

Amerika’yı ırak’tan atacak bir güçlerinin olmadığını biliyorlardı belki,ama ,şehre giren işgal askeriyle birlikte kendi vatanını yağmalamak yerine inatla saldırmak ve kahramanca ölmeği tercih etti onlar…ama tarih oldular…teslimiyeti ve işgalci çanağı yalamayı tercih edenler,bugün belki iktidar ve rantı kontrol ediyorlar ,fakat tarihin aşağılıklar listesinde de yerlerini aldılar….. hangisi daha onurlu ve şerefli…ülkesini işgal edip fitne çıkaran çağın neronlarına şerefle direnip,Allah katına şerefle gidenmi,vatanını işgal edenlerle vatanını yağmalayanlara çanak yalayıcılık yapan  mı. 

 

İşgalciler de sonuna kadar gitmeye kararlıydı,Fellüce öldü de teslim olmadı,bilinen her türlü kitle imha silahı ve seyreltilmiş uranyum bombaları denendi üzerlerinde.çoluk çocuk demeden bombalayan amerika mı haklı yoksa iki karış toprağını vermek yerine canını veren felluce’liler mi, orasına insanlar kendi vicdanıyla karar versin.

 

Felluce’de Amerikan Kâbusu

15 Kasım 2004 / ERHAN BAŞYURT – MURAT UÇAR
BAĞDAT- Amerika, Irak’ta ‘direnişin başkenti’ olarak adlandırılan Felluce’yi önce kuşatma altına aldı, ardından yoğun bombardımana başladı. 200 bin kişinin terk ettiği şehirde, 50 binden fazla sivil bulunuyor. Amerika’nın ‘direnişçi avı’nın, binlerce masum sivilin ölümüne sebep olmasından korkuluyor. Bağdat’ın Amiriye semtinde 6 kişilik ailesi ile birlikte yaşayan Ebu Kasım’ın evinde, iki haftadır sıra dışı bir kalabalık var. 62 yaşındaki Ebu Kasım, Amerikan askeri müdahalesi öncesi Felluce’den kaçan 51 hemşehrisine kapılarını açmış. Aslında ev bu kadar kalabalığı ağırlamak için müsait değil. Ama, gidecek başka yerleri olmayan bu insanları Ebu Kasım, büyük bir misafirperverlikle ağırlamaya çalışıyor.
51 kişinin çoğu çocuklardan oluşuyor. Evde kazanlarla pişirilen yemekler, bazen herkesi doyurmaya yeterli olmuyor. Ama, onları ve Ebu Kasım’ı üzen ne evdeki kalabalık ne de yetmeyen yemekler. Hepsinin aklı, Felluce’yi terk etmeyen veya edemeyen akraba ve komşularında.ABD’nin “Hayalet Öfke” adını verdiği kuşatma ve operasyon başlamadan önce Felluce’yi terk eden 200 binden fazla sivilin çoğu Bağdat’taki yakınlarına sığınmış. 100 kişinin sığındığı evler bile var. Ancak onlar yine de şanslı denebilir. En azından içecek su ya da yiyecek ekmek bulmaları mümkün. Zaten Irak halkı, kendileri gibi işgalin ağır bedelini ödemek zorunda kalan bu mağdur insanlara ellerinden gelen yardımı yapmaktan geri durmuyor.Bağdat’ta Sünni Ulemalar Heyeti’nin merkezi Ummul Kura Camii’nin bahçesi, Felluce’ye ve mağdurlara gönderilecek yardım malzemeleriyle dolu. Gıda ve giyim yardımı yapanlar Sünnilerle de sınırlı değil. Cami avlusuna elindeki yiyecek ve giyecek dolu poşeti bırakanlardan biri Hasan Imari. Iraklı bir Şii olan Imari, poşetteki çocuk elbiselerini gösteriyor: “Bu Necef’te ABD saldırısı sırasında ölen oğlumun giysileri.” Saldırıların ramazan ayında olduğuna dikkat çeken Imari, “Hiçbir Arap ülkesi, hiçbir İslam ülkesi bir şey demiyor.” diyerek şaşkınlığını dile getiriyor.Ancak, bu yardımları, Felluce’de şehri terk edemeyen 50 binden fazla insana ulaştırma imkanı yok. Şehri kuşatan 12 bin ABD ve 3 bin Irak askeri giriş çıkışları tutmuş durumda. “Pencere kapandı.” diyerek, şehirdeki direniş yaşındaki bütün erkekleri tutuklayacaklarını belirtiyorlar. Bir taraftan hava bombardımanları yapan ABD ordusu, şehrin suyunu ve elektriğini de kestiği için Felluce’de tam bir insanlık dramı yaşanıyor. ABD, Nisan 2004’te de şehri kuşatmış, ancak insanî yardım malzemelerinin sivillere ulaştırılmasına izin vermişti. ABD o zaman 2 bin askerle Felluce’yi kuşatma altına almış, Necef’te de başlayan direniş üzerine anlaşmalı bir şekilde geri çekilmişti.ABD bu kez, Felluce düşmeden operasyonu bitirmeye niyetli görünmüyor. Amerikan askerî çevreleri, Felluce operasyonunu “1945’teki Japonya’nın İwo Jima Adası saldırısından ve 1953 Kore Savaşı’ndan bu yana en büyük savaşımız.” olarak nitelendiriyor. “Hayalet Öfke” saldırısı, bu iki savaştan sonraki en büyük operasyon olabilir, ama Felluce’de farklı olarak “şehir savaşı” yapılıyor. Şehir savaşları, en zorlu savaşlar olarak kabul ediliyor. 1950’de 500 milyon insan şehirlerde yaşarken, bu rakam bugün 3 milyara yaklaşmış durumda. Dolayısıyla, savaş taktiği olarak da şehir savaşları artık daha fazla ön plana çıkıyor.Şehrin yerleşim birimleri ve karmaşık sokak yapısı, direnişçiler için gizlenme imkanı sağlıyor. Askerî birlikler buna karşılık ağır hareket etmek zorunda kalıyor. Binalara veya sokak aralarına gizlenmiş direnişçiler karşısında açık hedef haline gelebiliyorlar. Vietnam’da Vietkong gerillaları nasıl ormanlık alanlara sığınıyorsa, Felluce’de yerleşim yerleri direnişçiler için orman vazifesi görüyor. Dahası, çok sayıda sivil vatandaş, bir nevi canlı kalkan haline geliyor. Bu da sivil katliamlarını artırıyor.Felluce’den önceki en bilinen şehir savaşları, 1942’de Rusya Stalingrad’da, 1968’de Vietnam Hui’den, 1993’te Somali Mogadişu’da ve 1994’te Çeçenistan Grozni’de yaşandı. Mogadişu’da ABD, 18 komandosunu kaybetmişti. Ama, geniş çaplı bir savaş değildi bu. Stalingrad, şehir savaşlarının anası olarak kabul ediliyor. Ancak Alman ve Rus düzenli orduları arasında geçtiği için Felluce ile örtüşmüyor. Hui ve Grozni ise, Felluce’deki savaşla benzerlikler içeriyor. Her ikisinde de hava ve kara ateş gücü zayıf gerilla güçleriyle, sayıca ve silah donanımı çok güçlü düzenli birlikler karşı karşıya geldi. Sonuç, ağır bir şekilde yıkıma uğramış bir şehir ve hayatını kaybeden binlerce sivil olmuştu.ABD’nin “Hayalet Öfke” operasyonu da, geride hayalet bir şehir bırakacak gibi görünüyor. Amerika, muhtemel asker kayıplarını azaltmak için sokak çatışmalarına girmek yerine, direnişçilerin varlığını tespit ettiği yerleri ağır bir bombardımandan geçiriyor. Direnişçilerin olabileceği kaygısıyla “camiler şehri” olarak bilinen Felluce’deki 120 caminin yarısını vurmuş durumdalar. ABD, şehre girişte ilk olarak hastaneyi ele geçirdi. Aslında, ibadethane ve hastanelerin vurulması, uluslararası savaş hukukuna aykırı. Ancak ABD, hesap sorulamamanın verdiği bir güçle pervasız davranıyor. ABD’nin, yine kullanımı yasak olan ‘misket bombaları’nı da kullandığı kaydediliyor.ABD’nin 15 bin asker eşliğinde hava ve yer bombardımanlarıyla başlattığı operasyonun hedefi bin 200 ila 3 bin arasında değiştiği tahmin edilen direnişçileri yok etmek. ABD, El Kaide ile bağlantılı olduğunu düşündüğü Ebu Zerkavi’nin ve ona bağlı direnişçilerin Felluce’de üstlendiklerini düşünüyor. Zerkavi’nin Tevhid ve Cihad Örgütü, Irak’ta sayıları 200’ü bulan kaçırma ve rehinelerin başını kesme eylemlerinin de sorumlusu olarak kabul ediliyor. Ürdün asıllı olan Zerkavi’nin Irak’a, Kuzey Irak’taki Ensar el İslam’la temas kurarak geldiği iddia ediliyor. Zerkavi, FBI’ın en çok arananlar listesinde ve başına 25 milyon dolar ödül konulmuş durumda. Zerkavi’nin peşindeki ABD için Felluce’de sokakta kımıldayan her canlı birer hedef. Bu sebeple Felluce’deki halk, evlerinden veya bodrumlarından dışarı çıkmamayı tercih ediyor.”6 gündür bodrumdayız”Aksiyon’a, kuşatma altındaki Felluce’den uydu telefonu ile bilgi veren 26 yaşındaki Iraklı Visam Maliki, 6 gündür ailesiyle birlikte şehrin güney tarafındaki evinin bodrumunda hayatta kalmaya çalıştıklarını anlatıyor. Evdeki yiyeceklerin bitmek üzere olduğunu belirten Maliki, “Her an bir uçağın başımızın üzerine bomba bırakacağı ya da ev duvarının bir tank tarafından üzerimize yıkılacağı korkusuyla yaşıyoruz.” diyor. Gelişmeleri pili bitmekte olan bir radyodan takip etmeye çalıştığını belirten Maliki, Felluce’den gidecek bir yeri olmadığı için ayrılmadığını belirtiyor. Şehirde sokağa çıkmanın ölüm anlamına geldiğini ifade eden Maliki, komşularla bile haberleşemediklerini, onların durumlarını bilmediğini kaydediyor.8 Kasım’daki Felluce operasyonun hazırlıkları iki hafta öncesinden başladı. Ancak, ABD seçimlerine menfi bir etki yapmaması için geciktirildi. Bush’un yeniden seçilmesini “savaşa destek” olarak yorumlayan yönetim, operasyonu Ramazan ayı, Kadir gecesi ve Bayram’a rağmen başlattı. Geçmişte, Müslümanlara saygı için Ramazan ayında saldırı yapmayan ABD, Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın seçimlerden sonra açıkladığı “Saldırgan dış politika devam edecek.” sözüne uygun seyir izliyor. ABD’nin hukuk ihlallerine ve sivil katliamlarına güçlü bir muhalefetin olmaması da, Beyaz Saray’daki yönetime hareket serbestisi sağlıyor. ABD açısından Felluce saldırısı bir yönüyle, direniş karşısında güç ve kararlılık göstergesi.ABD aynı zamanda Felluce’de, bir nevi teknoloji şovu da yapıyor. Amerikan MSNBC kanalının verdiği bilgiye göre ABD’nin, Felluce operasyonuna 20 çeşit askerî hava aracı katılıyor. Bunun 10 tanesi F-16, F-18 ve AC-130 gibi sabit kanatlı saldırı uçakları. 7 tanesi predator uçakları gibi insansız keşif ve saldırı uçakları, 3 tanesi de Black Hawk ve Cobra tipi askerî savaş helikopterleri. ABD’nin hava operasyonunu, Felluce içlerine sızan 10 tane tim yönlendiriyor. Timler, direnişçilerin olduğu yerleri lazerle tespit ediyor, sonra da konumlarını tam olarak bombardıman için bildiriyor. ABD’nin Felluce kuşatmasına, 155 mm’lik Howitzer topları, zırhlı araçlar ve uzun menzilli silahlar da katılıyor.ABD’nin kayıpları yüksekBuna rağmen ABD Genelkurmay Başkanı Richard Myers’ın açıkladığına göre, Felluce operasyonunun ilk üç gününde 18 Amerikan deniz komandosu hayatını kaybetti, 172 tanesi de yaralandı. Çatışmalarda ölen Irak askerlerinin sayısı 5, yaralı Iraklı asker sayısı da 69. ABD, operasyonda öldürülen direnişçi sayısının ise 600 olduğunu açıklıyor. ABD saldırılarında ne kadar sivilin hayatını kaybettiği ise meçhul. Yoğun bombardımandan yıkılan çok sayıda bina ile birlikte binlerce sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Felluceliler, yaralılarını hastaneye götüremiyor. Zira, hastane de yok, tıbbi malzeme de… Dahası, sokağa çıkma izni de… Felluce halkı, ölülerini bahçelerine gömmek zorunda kalıyor. Şehirde kelimenin tam anlamıyla “sessiz” bir katliam yaşanıyor.ABD’nin Felluce operasyonunun tek hedefi Musab el Zerkavi değil tabii. ABD, Irak’ta “direnişin sembolü” hâline gelen şehirde denetimi sağlayarak, Irak’ta kontrolü tamamen elde etmek istiyor. ABD, savaşın başından bu yana Felluce ve Ramadi’de şehrin kontrolünü üstlenememişti. Felluce operasyonu aslında adım adım geldi. ABD önce Necef’te Mukteda el Sadr liderliğindeki Şii direnişini bitirdi. Şiiler’in Bağdat’ın içerisindeki Sadr semtindeki direnişleri de aynı şekilde, anlaşmayla sona erdirildi. Ardından Sünni Üçgeni içerisinde yer alan Samarra’nın denetimini ele geçirdiler. Sıranın Felluce’ye geldiği bir yönüyle belliydi.Felluce’nin kalbinde yer aldığı ‘Sünni Üçgeni’ ABD’nin Irak’ta kâbusu oldu. Ramazan ayının ilk iki haftasında, ABD ve koalisyon güçlerine saldırıların yüzde 25 arttığı ve günde ortalama 80’e ulaştığı kaydediliyor. Yapılan saldırıların yüzde 80’i, Bağdat, El Anbar, Selahaddin ve Ninova gibi Sünnilerin ağırlıklı olarak yaşadıkları eyaletlerdeki 18 şehirde gerçekleşmiş. ABD, Sünni Üçgeni’nde yoğunlaşan direnişi durdurabilmek için, başta Felluce olmak üzere tüm şehirlerde denetimi sağlamak istiyor. Böylece, ocak ayında ülke genelinde seçim yapılacak şekilde bütünlük de tesis edilmiş olacak.Felluce’de direnişin bu derece güçlü olmasında tarihi ve güncel sebepler rol oynuyor. Fırat kenarında kurulu şehir, Amman ve Şam’ın güzergâhında. 1920’de İngilizlere karşı direnmiş. Saddam muhalifliğinin dahi güçlü olduğu bir şehir. Sünni din adamlarının yetiştiği, medreseler ve camiler şehri olarak biliniyor. Sünni Üçgeni’nin tamamı gibi, onlar da Irak’ta Saddam rejiminin iskeletini, ordu ve bürokrasinin esasını oluşturuyordu. Saddam rejimi yıkılıp ordu, polis ve Baas bağlantılı bürokrasi yok edilince, Irak’ta azınlık konumuna düştüler. Bu da tarihi arka planı ile birlikte direnişi besledi. Felluce’nin bir diğer avantajı da, labirenti andıran dar sokakları ve 300 bin nüfusu büyük oranda iki aşiretin oluşturması. Bütün bunlar, şehrin direniş gücünü ve kabiliyetini artıran etkiler yaptı.

Şehir düşse de direniş bitmiyor

Bu özelliklerine rağmen Felluce’nin, ABD’nin “asimetrik” üstün askerî gücü karşısında ne kadar direnebileceği belli değil. Hui ve Grozni örnekleri, direnişçilerin yer altından çıkıp düzenli savaşa yönelmeleri halinde ağır kayıplar verdiklerini ve birkaç hafta içerisinde pes ederek, şehri terk ettiklerini gösteriyor.

ABD, Hui’de 25 gün süren direnişte 500 küsur kayıp verirken, şehrin yarısı yok edilmişti. Benzer bir tablo, Rus ordusu tarafından Grozni’de de sergilendi. Şehir savaşları arasında sayılmasa da, şehir katliamları arasında kabul edilen 1982’deki Suriye’nin Hama katliamı da geride yıkılmış bir şehir ve çoğunluğu sivil binlerce ölü bırakmıştı. ABD’nin aşırı güç kullanımı sebebiyle Hama ile Felluce arasında benzerlik kuranlar da var.

Ancak, şu ana kadar yaşanan tecrübeler, direnişin sembolü şehirlerin düşmesinin, direnişi bitirmek anlamına gelmediğini gösteriyor. Vietnam’da Hui sonrası direniş devam ettiği gibi, Grozni sonrası Çeçenistan’da da direniş sürdü. Benzer bir seyir, İngiltere’nin Kuzey İrlanda’da IRA’nın elindeki kurtarılmış bölgeleri ele geçirmesi sonrasında da yaşandı. Gerillanın tekrar yer altına inmesi bazı zamanlarda, daha etkili saldırılar yapmasına da sebep oluyor.

Kaldı ki, direnişi yok etmek için Felluce’de yoğunlaştığında, ABD’ye karşı direniş saldırıları görülmemiş şekilde diğer şehirlere yayıldı. Bağdat, Ramadi, Bakuba, Samarra ve Beiji’de bombalı araçlarla saldırılar gerçekleşti. Çoğunluğu Irak askeri ve polisi 200’e yakın insan hayatını kaybetti. Musul’da, uzun bir aradan sonra direnişçiler yeniden sahneye çıktı. Irak’ta 138 bin asker bulunduran ABD, 12 bin askerini sadece Felluce’de toplayınca diğer bölgelerde güvenlik açıkları oluştu. ABD, Irak’taki asker sayısını, direniş beklemediği için en alt seviyede tutmuştu. Afganistan’da 20 bin askerin denetimi sağlamasından hareket edilmişti. Ancak, Irak’ta kalabalık nüfuslu şehirlerin sayısı daha fazla. Bu sebeple, tam denetim için, en az 400 bin askere ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.

ABD bu açığını, kendi yetiştirdiği asker ve polislerle kapatmaya çalışıyor. Ancak ABD’nin, direnişçilerle mücadelede Irak asker ve polisini de kullanması, Irak’ta iç çatışmayı da körüklüyor. Bağdat polis teşkilatında çalışan Haydar Cuburi, ülkedeki terör eylemlerinin bitmesini istediğini, ancak Felluce operasyonunun kabul edilemez olduğunu söylüyor. Operasyona Irak askerinin katılması sebebi ile direnişçilerin açık hedefi haline geldiklerini ifade eden Cuburi, “Eğer saldırılar devam ederse, can güvenliğim için bu işi bırakabilirim.” diyor. ABD açısından, yeni Irak polisi ve askerî açısından bir diğer sıkıntı da direnişçilerin Iraklı asker ve polislerin arasına sızarak bilgi toplamaları.

ABD, Felluce saldırısıyla direnişi azdırabileceği gibi, Irak halkında ABD karşıtlığını daha da körüklüyor. Hui ve Grozni’de olduğu gibi, şehir savaşlarında direnişçiler yenilse de, üstün gelen tarafın aşırı şiddete başvurması ve sivil kayıplarının fazlalığı düşmanlığı daha da besliyor. Lancetmedical Journal tarafından geçtiğimiz ay yayımlanan bir araştırma, Irak’ta ABD işgali ve sonrasında sanıldığı gibi 10 ila 30 bin arasında değil, 100 bin kadar sivilin hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. Irak’ta 1000 aile üzerinde, savaştan önceki 15 ay ve savaştan sonraki 18 ayı kapsayan ölüm ve doğum araştırması, çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Irak’ta, ABD işgali öncesine göre ölüm riski iki buçuk kat artmış durumda. Yani, Irak halkı ABD işgali ile Saddam’dan daha güvensiz bir ortamda yaşıyor. Sivil kayıplar sanıldığının çok üstünde.

Nitekim, Sünni Ulemalar Heyeti Başkanı ülkedeki tüm muhalif grupları bir araya getirerek ortak bir baskı mekanizması kurmaya çalıştı. Felluce operasyonunun dördüncü gününde Bağdat’ta Ummul Kura Camii’nde bir araya gelen heyette, Hıristiyan temsilcilerle Şii Sadr Grubu’nun temsilcileri de yer aldı. Toplantıda, Felluce operasyonunun bir an önce durdurulmaması halinde, ABD karşıtı açıktan “genel cihad” ilân edileceği ifade edildi. El Dari’nin evi, açıklamalardan rahatsızlık duyan ABD askerleri tarafından bir gün sonra basıldı. El Dari ve Ulema Heyeti üyeleri toplantı sonrası garip bir şekilde ulaşılamaz hâle geldiler.

Felluce baskını ile ocak ayındaki genel seçimlerin güvenli olarak yapılabilmesini ve siyasi birliği hedefleyen ABD, bu konuda da beklediğinin aksi bir gelişme ile yüz yüze kalabilir. Felluce baskını sebebi ile, Iyad Allawi başkanlığında atanmışlar hükümeti içerisinde yer alan en büyük “Sünni” parti, Irak İslam Partisi hükümetten çekildi. Parti Genel Başkanı Muhsin Abdülhamit, Sanayi Bakanı olarak görev yapan Haşim el Hecani’yi hükümetten çektiğini açıkladı. Ocak seçimleri ile ilgili bir diğer gelişme de, Sünni Ulemalar Heyeti Üst Kurul Şûra Başkanı Mehdi el Semadai’nin seçimleri boykot çağrısı oldu. Irak nüfusunun üçte birini oluşturan Arap Sünniler, seçime gitmedikleri takdirde, ocak seçimleri olaysız ve hilesiz bile gerçekleşse temsil keyfiyeti tam olarak oluşmadığı için aslında bir anlam ifade etmeyecek.

Washington’daki Strateji ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin (CSİS) askeri stratej Anthony Cordesman da, “Askeri zafer kazanmak, hikâyenin bir parçasıdır. Vietnam’da olduğu gibi, Geçici Hükümet politik zaferi kazanamazsa, ABD’nin askerî zafer kazanması hiçbir anlam ifade etmez.” tespitinde bulunuyor. Felluce’deki savaşın, Irak anayasasının ve Irak’ta Sünnilerin de kabul edeceği federal siyasi yapının başlangıcı olduğunu savunan Cordesman, politik savaşın günler, haftalar değil, aylar süreceğini ifade ediyor.

Ya Zerkavi de yoksa!

ABD açısından askerî operasyonu başarısız kılacak unsurlardan bir diğeri de, Felluce “katliamının” sebebi olarak gösterilen Musab el Zerkavi’nin ele geçirilememesi olacak. ABD, Afganistan’a Üsame bin Ladin, yardımcısı Eymen el Zevahiri ve Molla Ömer’i ele geçirmek için girmiş, ama hiçbirine ulaşmayı başaramamıştı. İki yılı aşkın süredir, bütün bu isimlerin nerede oldukları bilinmiyor. Ancak, yaptıkları yazılı ve görüntülü açıklamalar sebebiyle hayatta oldukları biliniyor. ABD, benzer başarısızlığı Felluce’de de gösterdiği takdirde, operasyona karşı halkın tepkisi daha da artacaktır.

Zaten Felluceli direnişçiler, Zerkavi’nin şehirlerinde olmadığını, ABD’nin şehre girmek için bu bahaneye başvurduğunu iddia ediyorlardı. ABD, şehri kuşattıktan sonra 15-45 yaş arası erkeklerin tamamını tutuklayacağını açıklamıştı. ABD askerlerinin işkenceleri ile dünyaya adını duyuran Ebu Garip Cezaevi, Felluce şehrinin girişinde yer alıyor. ABD’nin bu açıklamaları, “Gideceği yeri olmayan insanlar üzerinde, ölümden başka açık kapı bırakmıyor.” şeklinde yorumlanmıştı. Felluce’nin özellikle güney bölgelerinde şiddetli çatışmaların yaşandığını belirten direnişçilere yakın kaynaklar, ABD’nin kayıplarını az gösterdiğini, kendilerinin de şu ana kadar 600 kayıp vermediklerini söylüyor. Direnişçiler, 15-45 yaş arasında öldürülen sivil erkeklerin de direnişçi gösterildiğini iddia ediyor.

Felluce’de kabusa dönen ABD müdahelesinin ne zaman biteceğini bugünden kestirmek mümkün değil. Bağdat’ta yakınlarına sığınan insanların evlerine kısa sürede dönemeyecekleri ve Felluce’deki 50 bini aşkın insanın ramazandan sonra bayramı da burukluk ve acı içinde geçirmek zorunda kalacakları belli. Ancak, Felluce düşse de Irak’ta direnişin bitmeyeceği artık açıkça görülüyor. “Hayalet Öfke” operasyonu başarısızlıkla biterse, bu kez ABD’nin planlarının üzerine Felluce kâbusu çökecek gibi gözüküyor.

 

İşte bu sayfa Toprakları ve şereflerini korumak için inançları ile direnen ve yiğitçe ölen Felluce Şehitleri anısınadır.Ne yalan söyleyeyim ben okudukça içim acıdı,yüreğim parçalandı, insanlığımdan yapamadığım sorumluluklarımdan utandım.Bir defa daha bilendim imanla,işgalciye,emperyaliste öfkeyle…

.

işte buduyguların şiirleşmiş hali yada feryadı…

.

felluce’yim ben

.

FELLUCE

.

Bedirhan Gökçe
Medeniyetin Felluce çağındayım.
Ne tarafa dönsem kan,
Baba uyan,
Ey uyuyan dünya uyan.
Çocuğundur artık kanayan.
Baba uyan, uyandır kardeşimi,
Kim bizi postallar altında ezen?
Bizi kirleten kim?
Saçından sürüklenen kardeşim nerede?
Nerde kayarken dilek tuttuğum yıldızlar.
Kirpiklerime yağan sabah güneşi.
Elimi uzattığımda dokunduğum gökyüzü, nerede?
Nerede, her hafta pazara giderken
Sımsıkı tutunduğum o nasırlı ellerin?
Rahmet mi bu yağan baba?
Yoksa azap mı?
Sanki bir kapı açılıyor düşümde,
Masalımın ilk çağından,
Kör bir kuyuya düşüyorum.
Güneşin imparatorluğundan,
Karanlığın zaferi çıkıyor karşıma.
Yarım kalan düşlerimde.
Masal yüzlü bebekler ağlıyor hala.
Filistin duvarında,
Çocuğuna sarılan bir baba,
Kudurmuş bir işgali,
Dünyanın beynine kazıyor.
Necef de, Bağdat da, Çeçenya da,
Bir çağ yanıyor baba,
Bir çağ yanıyor ve bir kez daha yıkılıyorum.
Ve bir kez daha adım kanlarla
Zulmün kitabına yazılıyor.
Böyle mi olmalıydı baba.
Bükülmeyen bileyin,
Taşlarla kırılmalı.
Adın teröriste çıkmalıydı.
Senin katilin aklanmalı.
Bir imparatorluğun
Nazar boncuğu Mostar, yıkılmalıydı,
Böyle olmamalıydı baba.
Böyle olmamalıydı,
İşgale karşı koymanın bedeli
Senin kapanan gözlerini seyretmek,
Olmamalıydı.
Baba uyan, ne olur uyan
Evladındır artık kanayan.
Haçlı seferlerinde hep,
Hep ben ölmeliydim öyle mi?
Doğudan, batıya,
Her mezara kendimi gömmeliydim.
Böyle miydi baba?
Oysa Tuna nehri kadar özgürlüktüm ben,
Dicleydim, Fırattım vatandım ben.
Bir avuç su, bir karış toprak,
Değildim ben.
Baba ne kaldı şimdi Felluce den?
O da yanıyor şimdi, Musul gibi,
Kerkük gibi, Filistin gibi.
Yanıyor sapan taşlarının,
suskun dilindeki ateşten.
Kimin olursa olsun artık,
Bu kanlı zafer.
Adını kim koyarsa koysun bu zalim çağın.
Eğer camide vuruyorlarsa yaralı bir babayı camiden.
Bu zulme alkış tutan,
Bu zulme sessiz kalan,
Herkes utansın.
Baba uyan, evladındır şimdi kanayan.
Ey bana büyük, kainata küçük dünya,
Sen yabancı değilsin çocuk ölümlerine,
Ana yüreğinin böyle göğüsten sökülmesine,
Şahitliğin taa Kızılderili kabuslarından.
Çok ağladığın olmuş zenci kölelerin,
Zincirli bembeyaz ellerine.
Sen onları da kurtaramamışsın ya.
Eyvah! Eyvah!
Şimdi, şimdi ne Mescid-i Aksa,
Ne Süleyman mabedi,
Hatırla,
Alnından vurulan Ramazan’ı
Bayrama yetişemedi.
Şu kan kusan ağzında,
Bayat bir şekeri bile çiğneyemedin.

.
Uyan baba, baba uyan!
Utan ey uyuyan dünyam utan,
Düşlerime daha turnalar girecekti.
Uyan! Utan! Utan.

.

***************************

.

Sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Aragon

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
burası benim vatanım
ölmek de yaşamak da
benim hakkım
ve en çok bundan dolayı
sana burasını cehennem
bana yine cennet vatan yapacağım

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
yaşadığın her an
mahşer menzilimdesin
soluk aldığın her an
mahşer menzilimdesin

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini

burası benim vatanım
camiler kenti: felluce
ben bağımsız yaşarım
ben anasız yaşarım
ben babasız yaşarım
ben oğulsuz yaşarım
ben kızım olmadan yaşarım
ama vatansız yaşayamam

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
unutma
benim öldüğüm yer de vatanım
ya senin
ve sen
petrolsüz yaşayamazsın
yapamazsın yaşayamazsın
öfken hayalet öfkem gerçek
öfkem gerçek öfken hayalet
ölmek ve öldürmek benim için onur
senin için utanç
senin için yüz karası

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
sen uyut dünya uyusunbenim bedenim

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
felluce içinde redif sesi var
bakın yüreğine acep nesi var
beni duymayana dostlar
hepten âhım var

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
mahşer menzilindesin
mahşer menzilindesin

sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
bayram bağımsızlığımladır

 .

Felluce’yi hatırlıyor musunuz?

Felluce Hastanesi sakat doğan çocuklarla dolu…

 

Felluce’yi hatırlıyor musunuz?

Felluce artık Irak Hiroşiması

Felluce zihinlerimize 2004 yılında işgalci ABD tarafından barbarca bombalanan Irak kenti olarak kazınmıştı. Felluce’de ABD’nin kimyasal silah kullanıldığı yazılsa da ABD bu iddiayı reddetmişti. Şimdilerde Felluce’de çocuklar sakat doğuyor… Felluce artık Irak Hiroşiması adıyla anılıyor…

 

ABD’nin 2003 yılında başlayan Irak işgalinin en barbarca anlardan biri Felluce kentine yapılan saldırılardı. 2004 yılında Felluce kenti “El Kaide’nin kalesi” yalanı ile acımasızca bombalanmıştı. Iraklılar kentlerini, yurtlarını ve onurlarını korumak için Felluce’de direniş örgütlemişti.

 

2004 yılında dünya halklarının kalbinin attığı yerlerden biri olan Felluce’de, ABD’nin beyaz fosfor ve seyreltilmiş uranyum kullandığı iddia edilmiş ancak ABD bu iddiayı yalanlamıştı. Şu an ise Felluce’den Irak Hiroşiması olarak bahsediliyor. Kanser, lösemi ve sakat doğum vakaları Felluce’de dramatik bir biçimde katlanmış durumda.

 

 

FELLUCE HASTANESİ SAKAT DOĞAN ÇOCUKLARLA DOLU…

İspanyol gazeteci Karlos Zurutuza, Felluce’de yaşanan insanlık dramını yazdı ve görüntüledi… Vice.com isimli sitede Bruno Bayley, Carlos Zurutuza ile yaptığı röportajda, Zurutuza’nın ilettiği fotoğrafları da yayımladı. Yazılanlar ve fotoğraflar ABD ve müttefiklerinin imza attığı vahşeti gözler önüne seriyor.

 

Basra ve Felluce’de ABD saldırılarının yarattığı inanılmaz sonuçları yazan Zurutuza, Felluce’de hastane ziyareti ve doktorlarla görüşmeleri sonucunda edindiği bilgileri paylaştı.

 

Bu yazılar tamamen internetten toplamadır. Sadece geleceğimize insanlık geleceğine kılavuz olması,yaşanan vahşeti,yada yaşatılan vahşeti,hemde sağa sola ösgürlük taşıdıklarını iddia edenlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarması niyetine,bir hatırlamadır,bir hatırlatmadır.

 

 

 

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.