17 Kasım Cuma
hava durumu

Esed Rejimine karşı devam eden başkaldırının sembolü ; Hamza el Hatip…

Esed Rejimine karşı devam eden başkaldırının sembolü ; Hamza el Hatip… Suriye’de Zalim Baas Esed Rejimine karşı  devam eden ayaklanmanın  sembolü ; Hamza el Hatip…   29...
Bu Haber 1 Şubat 2014 21:22 Yayınlandı

Suriye’de Zalim Baas Esed Rejimine karşı  devam eden ayaklanmanın  sembolü ; Hamza el Hatip…

 

29 Nisan’da, ayaklanmanın merkezi olan Dera kenti yakınlarındaki Çizye’de de bir grup protestocu toplanmıştı. 13 yaşındaki el Hatip’in kuzeni o gün yaşananları şöyle anlattı;

“Politik bir tutumu yoktu amam herkes eyleme gidiyordu, o da arkadaşlarıyla birlikte onlara katıldı. 12 km yürümüştük, Sayda’ya yaklaştığımız zaman ateş açıldı. Ölen, yaralananlar ve tutuklananlar vardı. Tam bir kaos yaşandı. Ne olduğunu tam olarak anlayamadık. Hamza da o gün ortadan kayboldu.

O günkü eyleme katılan protestoculardan bir de Hamza’nın tutuklanan 51 kişi arasında olduğunu doğruladı.

BİR AY SONRA CESEDİ GELDİ

Ailesi yaklaşık bir ay oğullarından haber alamadı. 24 Mayıs günü ise Hamza’nın cansız bedeni ailesine teslim edildi.

Annesi görmeye geldiğinde çocuğun yalnızca başı gösterilmiş kendisine. Babası ise üstünü örten battaniyeyi kaldırmış ve 13 yaşındaki Hamza’nın bir ay boyunca maruz kaldığı ağır işkencenin izleriyle karşılaşmış;

BOYNU KIRILMIŞ, CİNSEL ORGANI KESİLMİŞ

Yüzünde, ayaklarında, dirseklerinde ve dizlerinde elektrik verilmesi ve kabloyla dövülmeye bağlı olarak yanık, morluk ve yaralar vardı. Gözleri şişmişti ve her iki kolunda da kurşun izi vardı. Göğsünde büyük bir morluk vardı. Boynu kırılmış ve cinsel organı kesilmişti

Hamza ve Hacer’in katillerine lanet olsun!

İç ve dış basında, Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalede bulunabileceği yolunda yazılar çıkmaya başladı.

Beşşar Esed yönetiminin katliamları yüzünden Türkiye’ye büyük bir mülteci akını olduğu takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri tampon bölge oluşturmak için Suriye topraklarına girebilirmiş.

Dün görüştüğüm Suriyeli bir rejim muhalifi bu senaryoyu yetersiz buluyor; “Sınır bölgesi yetmez; Türkiye ordusu Suriye topraklarında ilerleyip Şam’a da girmeli ve Baas rejimini yıkarak bizi bu çocuk katillerinin elinden kurtarmalı” diyor.

Çocuk katilleri…

“Terörle mücadele” yaftası altında taammüden –hem de en akıl almaz işkencelerle- çocuk öldüren aşağılık caniler!

 

* * *
13 yaşındaki Hamza Ali El-Hatib, 29 Nisan günü Der’a şehrinde düzenlenen “Öfke Cuması” nümayişine katılmıştı.

Yaşına-başına bakılmadan tutuklandı.

Ailesi kendisinden haftalarca haber alamadı.

Nihayet 25 Mayıs’ta çocuğu ailesine teslim ettiler; ama korkunç bir ceset olarak.

Vücudunun her tarafında işkence izleri, kurşun delikleri…

Tenasül uzvu kesilmiş…

Kelimelerin tarife yetmeyeceği müthiş bir vahşet, sapıklık, alçaklık!

 

* * *
Ne diyordu Beşşar Esed’in sağ kolu Buseyna Şaban?

“Kökten dinciler, kaçakçılar ve sorun çıkarmaya alışık eski mahkûmlardan oluşan terörist bir güruhla mücadele ediyoruz. Bunlara yumuşak davranmamızı bekleyemezsiniz.”

Demek ki Hamza El-Hatib, maruz kaldığı muameleyi hak etmiş bir teröristti!

Humus yakınlarında askerlerin ateş açtığı bir okul otobüsünde can veren kız çocuğu Hacer El-Hatip de öyle!

 

* * *
Hamza Ali El-Hatib ve Hacer Teysir El-Hatib…

İki Hatib…

Şehadetleri birer hitabe…

Suriye halkına ve hepimize…

“Zulüm ayyuka çıktı, bütün tahammül sınırları aşıldı, bu rejim ne pahasına olursa olsun yıkılmalı!” diye haykırıyorlar lisan-ı hal ile.

Ve rejim pervasız yalanlarına devam ededursun, Suriye halkı onlara değil şehitlerine itibar ediyor.

 

* * *
Hacer için açılan Facebook sayfasında Hacer’in bir öğretmeni şunları yazmış:

“Sana bir şey öğretmiş olabilmekle hayatım ve mesleğim şereflendi Hacer. Senin o masum ellerinin dokunduğu sayfalara dokunmuş olmakla ellerim şereflendi. Parmaklarım hep defterine onunla imza atmam için ısrar ettiğin kalemi tutmakla şereflendi. Gözlerim bir şehide bakmakla şereflendi…”

Hacer’in bir başka öğretmeni şunları yazmış:

“Ömrünün baharında çocuklar özgürlük kelimesinin bedelini ödüyor. Hepimiz Hacer’iz! Hepimiz Hamza’yız! Hepimiz tüm şehitleriz!”

Başka katılımcılar şunları yazmışlar:

“Kendime, aileme ve tüm Suriyelilere, tüm onurlu ve özgür Müslümanlara taziye dileklerimi sunuyorum. Ey Rabbim onu şehit olarak kabul et, cennetinin göklerine koy. Buna sebep olanları cezalandır, lanetini onların üzerine yağdı. Allah, Beşşar’ın da onun elini sıkanların da belasını versin. Yakında inşaallah sana kavuşacağım kardeşim Hacer.”

“Allah sana rahmet eylesin ey cennet çiçeği. Ey Allah’ım, o bu gece senin misafirin, ona en iyi şekilde muamele et. Onu şehitlerin arasında kabul et. Ey Allah’ım; o, gökyüzünde kanat çırpan, üzerimizde dolaşan güzel bir kuş. Ey Allah’ım, canımız Hacer’e ikramda bulun. Ey Allah’ım, o Humus’lu. O Halid bin Velid’in torunu.”

(Kaynak: timeturk.com)

 

 
Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla
Allah’ın selamı bütün inananların üzerine olsun…
Son zamanlarda dünya, zalim diktatörlerin yıllardır süren baskı ve zulümlerine karşı halkların ayaklanmalarıyla sıcak günler yaşamakta. Tunus’ta başlayan ve Mısır’la devam eden Arap Baharı, şuan Suriye, Libya ve Yemen’e de sıçramış durumda. Emperyalistler tarafından başlarına geçirilen kuklaların kısıtlamalarına daha fazla tahammül edemeyen Müslümanlar özgürlük talepleri için her gün sokaklara çıkmakta…
Suriye’de 1962’de iktidarı ele geçiren Hafız Esad, iktidarı boyunca ülkeyi demir yumrukla yönetmiş ve hiçbir muhalif çalışmaya izin vermemiştir. Bu karanlık dönemde baskı ve dayatmalarla dinlerini rahat yaşayamayan Müslümanlar, 1982’de Hama’da kıyama kalkmışlardır. 1982 Şubat ayında Hafız Esad birlikleri Hama’yı bir ay boyunca havadan ve karadan kuşatarak yaklaşık 50.000 müslümanı şehid etmişlerdir. 17.000 ile 25.000 arasında kişi kaybolmuş ve kendilerinden bir daha haber alınamamıştır. 800.000 kişi ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Onbinlerce Müslüman hapishanelerde ölüme mahkum edilmiştir. Bu olay 20. yüzyılın en büyük katliamlarından biri olarak tarihe geçmiştir.
1963’ten beri yürürlükte olan olağanüstü hal kanunu, binlerce müslümanı mağdur etmiş ve ülkeyi açık hava hapishanesine çevirmiştir. Bu kanuna göre güvenlik güçleri, şüpheli gördükleri kişileri hakkında karar olmaksızın tutuklama yetkisine sahiptir. Gözaltı süresi belirsizdir ve tutuklu yakınlarına durumla ilgili haber vermek gibi bir zorunluluk yoktur. (Suriye İnsan Hakları Komitesi yayınlamış olduğu raporda, Beşar Esad’ın iktidara gelmesinden bu yana Suriye’de, çoğu Müslüman 17 bin tutuklunun ortadan kaldırıldığını belirtiyor.) Yine bu yasaya göre, Müslüman kardeşler teşkilatına üye olmak büyük bir suç olarak kabul edilmekte ve bu kişiler idamla yargılanmaktadır. Ve yine ülkede bir çok âlimin kitabı yasaklıdır ve suç unsuru sayılmaktadır.
2011 yılının Mart ayında Dera şehrindeki birkaç çocuğun duvarlara “halk düzenin yıkılmasını istiyor!” mesajını yazması, ayaklanmaların Suriye’de başlangıcı oldu. 13-15 yaşlarındaki bu çocukların Esad askerleri tarafından işkence ile öldürülmesi halkın çok büyük tepkisine yol açtı. Dera’da başlayan kıvılcım Hama, Humus, İdlib, Lazkiye, Duma, Şam ve Suriye’nin bir çok şehrine sıçradı. Medya tarafından Amerika oyunu olarak lanse edilmeye çalışılan bu ayaklanma tamamen bir halk kıyamıdır.
Suriye halkı yaklaşık 8 aydır her gün sokaklara çıkarak hak ve özgürlüklerini barışçıl gösterilerle talep etmektedirler. Esad güçleri gösteriler başladığından bu yana sivil halkın üzerine ateş açmakta, kadın, çocuk, yaşlı demeden bir çoğunu katletmektedir. Bir çok şehri tanklarla muhasara ederek insanların dış dünyayla bağlantısını kesmekte ve haber sızdırmamaktadır. Gece – gündüz demeden evlere baskınlar düzenleyerek halkı sorgusuz- sualsiz tutuklamaktadır. Tutuklulardan bir daha haber alınamamakta, hapisten çıkanlarınsa akli dengelerini ve bilinçlerini kaybettikleri görülmektedir.
Esad güçlerinin yapmış olduğu zulümlerden yalnızca bir kaçı şunlardır:
- 13 yaşındaki Hamza el Hatib’in işkence ile şehid edilmesi. (Küçük Hamza’nın cesedinde; yüzünde, ayaklarında, dirseklerinde, dizlerinde, elektrik verilme ve kabloyla dövülmeye bağlı olarak yanık, morarma ve yaralar olduğu görülmüştür. Her iki kolunda da kurşun izi olan Hamza’nın boynu kırılmış ve cinsel organı kesilmiştir.)
- 18 yaşındaki bir genç kızın 2 ay süren işkencelerle vücudunun 4 parçaya ayrılarak şehid edilmesi.
- 400’den fazla çocuğun şehid edilmesi.
- Bir çok kadının ırzına geçilmesi.
Olaylardan bu yana 150.000’den fazla şehid olduğu, 200.000’den fazla tutuklu ve 160.000 kayıp olduğu söylenmektedir. Suriye’deki durum medyaya yansıtılandan çok daha vahim bir şekildedir.
Şu an kardeşlerimiz için yapabileceğimiz şey; bu konuda duyarlı olmak, insanları bu konularda doğru bilgilendirmek (özellikle Amerika, İsrail ve dış güçlerin oyunu olduğuna dair söylentilerin gerçek olmadığı, tamamı ile halk ayaklanması olduğu vurgulanmalıdır), en önemlisi ise dua etmektir.
Dualarımızda Suriyeli ve tüm dünyadaki mazlumları ve esaret altında zulüm gören esir kardeşlerimizi unutmayalım…
“Zulmedenler nasıl bir inkılap ile devrileceklerini pek yakında görecekler!”
(Şuara Suresi – 227)


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.