22 Ağustos Salı;
hava durumu

Endülüse giden yol

Endülüse giden yol “gemileri yakmışız isteyerek               mümkünü yok dönüşümüzün        ...
Bu Haber 29 Aralık 2012 11:52 Yayınlandı

“gemileri yakmışız isteyerek 

             mümkünü yok dönüşümüzün

                           çizgimize gelen gelsin”

 


Târık bin Ziyâd bütün gemileri yaktırdı, sonra da askerlerine şöyle hitap etti:

 

 

– Ey mücahid kardeşlerim! Görüyorsunuz, arkamızda deniz, önümüzde düşman var. Artıkgeriye dönüşümüz kalmadı. Düşmana saldırıp bu toprakları almadan başka çaremiz yoktur.


Ey askerlerim! Bize ancak doğruluk ve sabır yaraşır. Kısa zamanda, düşmana saldırıp,
hedefe varamaz isek, kendimizi telef etmiş ve karşı tarafa cesaret vermiş oluruz. Bunun
için muhakkak düşmanı yere sermemiz lazımdır.

 

Biliyorum ölümden korkmazsınız! Fakat ölmek çare değildir. Hedefimiz ölmek değil İslâm’ı yaymaktır.

 

Ey askerlerim! Benim durumum da sizinkinden farklı değildir. Bildirdiğim tehlikeler, aynen benim için de geçerlidir.

Kendimi tehlikeden bertaraf edip, sizleri ölüm ile karşı karşıya getirmiş değilim.

 

Sıkıntılara, tehlikelere katlanmadan, rahata kavuşulamaz. Sıkıntılara katlanın ki, sonunda
tatlı meyveleri toplayalım. Halifemiz, sizin yiğitliğinizi, kahramanlığınızı bildiği için, bu işle
vazifelendirdi.

 

Yapacağınız kahramanlık asırlarca anılacak bütün müslümanlardan hayır dua alacaksınız.
Savaşta sizin önünüzde olacağım, bütün gücümle düşmana saldıracağım. Düşman
komutanını bizzat kendi elimle öldüreceğim, eğer hedefe varamadan şehid düşer isem,
hemen içinizden birini komutan tayin edin, sakın savaştan dönmeyin.

 

Târık bin Ziyâd elçiler göndererek şu teklifte bulundu:

 

– Seni ve senin halkını İslâm’a davet ediyoruz. Müslüman olur iseniz kardeşimiz olursunuz,
bağrımıza basarız. Kabul etmez iseniz, cizye ve haraç vererek canınızı kurtarırsınız. Bunu
da red eder iseniz, aramızı kılıç düzeltecektir.

 

Kral askerlerinin çokluğuna güvenerek, bu teklifi kabul etmedi. Müthiş bir savaş başladı.
Târık bin Ziyâd akıl almaz bir şekilde savaşıyordu. Çarpışa çarpışa kral Doderiche ulaştı.
Serî bir kılıç darbesiyle onu yere serdi.Krallarının öldüğünü gören düşman askerleri şaşkın şekilde sağa-sola kaçmaya başladılar.Mücahidler kısa bir zamanda, düşman askerlerinin çoğunu kılıçtan geçirdiler. Ve bir kısmınıda esir aldılar. Müslümanlar böylece 275 sene hüküm sürecekleri, İspanya’ya (Endülüs’e)girmiş oldula. Burada Avrupalılara insanlığı, medeniyeti öğrettiler.

Aydınlık Savaşçıları

Yeni biten savas ertesi

beraber geçen bir günün batımında

-henüz silahları çatmadan

sessizligi duyamadan orman

çocuk sarılamadan babaya

baba yigidine kavusamadan

kadın erini karsılamadan

yavuklular göremeden birbirini

çiçegi burnunda delikanlıların

analar sırtını sıvazlayamadan-

iste

çekildi

isyan

bayragı

“gemileri yakmışız isteyerek

mümkünü yok dönüşümüzün

çizgimize gelen gelsin”

köy köy

dag dag

ve sehir sehir

yankı gelir

bu kutsal çagrıya.

-“elbirlik olmak

gayesine ermemis savas

bitmemistir diyenlerle

omuz omuza dayanmak

kalelerine emperyalizmin

ne dur

ne durak

ne rahat

yüksege

daha yüksege

en yüksege

dikilsin

bu

bayrak

bu bayrak

yükselen

mücadelemizin

düsenler varmıs

düsenler olurmus

düssün

aralık kalmaz bu saflar

iste küçük akıncı

kim bilir kaçıncı sefer

tüfegi boyundan büyük

yüregi büyükten

bu destan

suların akısı gibi

küfrün surlarına tırmanısın

ve ilklerden baska örnek tanımaksızın

savasanların

sen! anadolunun sahibi

sen! beklenen

sen! kurtulacak

ve kurtaracak olan

duy milyonlarca hasretin sesini

sen eryürek nasipli

beklenen sensin

özlenen sensin

gözlenen sen…

Salih Mirzabeyoglu

Bu vesile ile,Büyük Fikir ve dava adamı Salih Mirzabeyoğlu için devam eden tutsaklık ve zulmün bitmesi dileğiyle.



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.