22 Ağustos Salı;
hava durumu

Çörek Otu (Nigella sativa)

Çörek Otu (Nigella sativa)   Çörek Otu (Nigella sativa) asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da,...
Bu Haber 28 Aralık 2012 22:25 Yayınlandı

 

Çörek Otu (Nigella sativa) asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da, günümüzde ise Amerika ve Avrupa’da milyonlarca insan tarafından “sağlıklarını desteklemek için” kullanılmaktadır. Aromatik bir baharat türü ve siyah rengi hariç susam tohumuna benzer olan çörekotu, geleneksel olarak çeşitli durumlar ve tedaviler için mükemmel bir ilaç olarak da kullanılmıştır.

 

İslam alimleri de peygamberlerinin övmüş olduğu bu bitkiye bigane kalamamış ve hakkında bolca eser yayınlamışlardır. El-biruni ve ibn-i Sina bunlardan bazılarıdır.

 

Günümüzde ise özellikle Amerika ve Avrupa’nın elit bilim merkezlerinde çörek otu hakkında araştırmalar yapılmakta ve her geçen gün yıldızı parlayan bu şifalı bitki hakkında kesin kanıtlar elde edilmektedir.

 

Çörek Otunun Faydaları

AİDS: Son zamanlarda AİDS için yapılan çörek otunun faydaları konusundaki çalışmalar, bitkinin doğal katil hücre aktivitesini arttırırken aynı zamanda yardımcı ve bastırıcı t-lenfosit hücre miktarını da olumlu etkileyerek, bağışıklık sistemi üzerinde meydana getirdiği inanılmaz olumlu sonuçları gözler önüne sermiştir.

 

Alerji: Alman bilim adamları aralarında alerjik burun iltihabı, astım ve egzama belirtileri gösteren yüzü aşkın alerjik hasta üzerinde uyguladıkları çörekotu tedavisi sonucunda çörek otu yağının anti-alerjik etki göstererek terapötik etkisinin olduğu sonucuna varmışlardır.

Hindistan’da yapılan bir araştırma ise çörek otundaki nigellon bileşiğinin anti-histaminik etki göstererek histamin salgılanmasını baskıladığı görülmüştür.

 

Antioksidan Etkisi: Journal of Clinical Psychology in Medical Setting Dergisinde bilim adamlarının karbontetraklorid ile deneysel olarak toksisite oluşturulan farelerin çörekotu yağıyla beslendikleri takdirde bitki yağının anti oksidan etki göstererek denek hayvanlarının toksin etkilerden korunduğuna yer vermiştir. Drug and Chemical Toxicology Dergisinde benzer bir araştırmaya; yani çörek otu yağında anti oksidan maddelerin bulunduğuna yer vermiştir.

 

Bağışıklık Sistemi: Amerika’da bilim adamları yaptıkları araştırmalar sonucunda bitki tohumlarının bağışıklık sistemi üzerinde güçlendirici etkisi olduğu ortaya koymuşlardır. Denekler tarafından günde alınan 2 gr. çörekotu, deneklerde yardımcı T-lenfosit, baskılayıcı T-lenfosit ve doğal katil hücre sayısını artırıcı etki göstermiştir.

Başka bir araştırmada uzmanlar ise bitkinin bağışıklık sistemi hücreleri üzerinde uyarıcı etkisi olduğu sonucuna varmışlardır.

 

Bakteriler: Mısırlı uzmanlar Gr (+) ve Gr (-) bakteriler üzerinde yaptıkları çalışmalarda bitkinin bazı bakteri türlerine karşı anti-bakteriyel etki gösterdiği bildirmişlerdir.

 

Böbrek: Ezher Üniversitesinden bilim adamları kemoterapide kullanılan bir ilaç olan doksorubisin verdikleri ve çörekotu ile besledikleri farelerde, bu ilacın yan etkisi olabilen nefrotoksisitenin yani böbrek üzerindeki zehirleyici etkinin görülmediği sonucuna varmışlardır.

 

Diyabet: 100. Yıl Üniversitesi bilim adamları deneysel olarak Streptozocin enjekte ile diyabet oluşturdukları ve çörek otu yağı ile besledikleri farelerde, bitki yağının anti-diyabetik etki göstererek kan şekerini düşürdüğünü ve insülin salgılanmasını artırdığını gözlemlenmişlerdir. Yine aynı üniversitede tavşanlar üzerinde yapılan aynı deneyde aynı sonuca varılmış, bununla birlikte tavşanlardaki damar sertliğine de olumlu etkileri görülmüştür.aids

Fransa da ve Japonya da fareler üzerinde yapılan iki çalışmada çörek otunun kısmen de olsa insülin salınımını uyardığı sonucuna varılmıştır.

Hindistan da diyabetik fareler üzerinde yapılan bir araştırmada çörek otunun antioksidan etkisinin diyabetik komplikasyonları kontrol altında tuttuğu sonucuna varılmıştır.

Kanada da fareler üzerinde yapılan bir çalışmada ise çörek otunun azda olsa iştah ta azalma meydana getirdiği ve hücrelere gönderdiği iki önemli sinyal ile insülin hormonu reseptörlerine uyum sağlanmasını zorlayarak, insülin duyarlılığını artırdığı sonucuna varılmıştır.

 

İltihap: İngiltere King’s Üniversitesinden bilim adamları yaptıkları çalışmalar sonucu çörek otundaki uçucu yağların anti-mikrobiyal, anti-bakteriyel ve anti-inflamatuvar etki göstererek bazı mikropları yok edip aynı zamanda iltihap önleyici bir özelliğe sahip olduğu sonucuna varmışlardır.

 

Kalp ve Damar: Suudi uzmanlar, deneysel olarak kandaki homosistin seviyesini yükselterek, kalp ve beyin damar sistemlerini bozdukları fareler üzerinde uyguladıkları çörekotu tedavisin homosistin ve diğer toksik maddelerin düşmesine neden olduğu tespit etmiş, bununda kalp-damar sistemi için olumlu olduğu sonucuna varmışlardır.

 

Kanser: Etno Medicine dergisinde; bir araştırmaya göre çörek otu tohumundan elde edilen etanolün bazı kanser hücreleri üzerinde anti-kanserojen etki gösterdiği ve bağışıklık sistemi üzerinde uyarıcı ve aktifleyici etkisi olduğu yayımlanmıştır. Yine aynı dergi bitkinin Timokinon bileşiğinin deneysel olarak fankoni ve kanser oluşturulan farelerde terapötik etki gösterdiğini yayımlamıştır.

Başka bir araştırmada ise çörek otu kullanan kanserli hastaların kan ve doku testlerinde; kullanmayanlara nazaran daha fazla antikor ve lenfosit hücre tespit edilmiştir. Cancer Dergisi ise deneysel olarak tümör oluşturulan hayvanlar üzerinde, çörek otunun; hücre DNA hasarlarını onararak tümör gelişimini durdurduğuna yer vermiştir.

Bir başka araştırmada çörekotu özünün meme – göğüs kanseri, prostat kanseri ve cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlatmayı başararak anti-kanser ve anti-tümör etki gösterdiği ortaya konmuştur.

Amerika Kanser Araştırma Laboratuvarında, saf çörekotu yağı tümör tedavisinde denenmiş ve olumlu sonuç alınmıştır. Bununla birlikte bitki kimyasal tedavide görülen yan etkileri göstermemiş ve kemik iliği oluşumunu da uyararak iki katına çıkarmıştır.

 

Kan Sulandırıcı Özelliği: Suudi uzmanlar, çörek otlu un ile besledikleri farelerde kanın pıhtılaşmasında yer alan maddelerin arttığı ancak bulunla birlikte kanın pıhtılaşma zamanının uzadığı sonucuna varmıştır.

 

Karaciğer Kanseri: Sri Lankalı bilim adamları deneysel olarak dietilnitrozamin ile karaciğer kanseri oluşturdukları fareler üzerinde yaptıkları deneyde çörek otu karışımı ile beslenen farelerin diğer farelere göre; bu kanserojen maddeden daha az etkilendiklerini görmüşlerdir. Aynı deneyi karbon-tetraklorit adında başka bir zehir kullanarak gerçekleştiren Dr. El-Ğamidide aynı sonuca ulaşmıştır.

 

Kolon Kanseri: Mısırlı Uzmanlar, deneysel olarak kolon kanseri oluşturmak için ilaç verdikleri farelerin bir kısmını 14 hafta boyunca çörekotu yağı ile beslemişlerdir. Deneyin sonunda çörek otu yağı ile beslenen farelerin bu ilaçtan etkilenmeyip, kolon ve kolonla birlikte aynı zamanda karaciğer ve böbreklerinin de etkilenmediğini görmüşlerdir.

 

Mantar: Pakistanlı bilim adamları deneysel olarak kandida enfeksiyonu bulaştırılan fareler üzerinde çörek otunun anti-fungal etki göstererek kandida albikans mantar türü gelişimini etkili bir biçimde sekteye uğrattığı ortaya koymuşlardır.

 

Meme Kanseri: Amerikalı bilim adamları tarafından yapılan bir çalışmada bitkinin göğüs kanseri hücrelerini yavaşlatmadaki etkisini ortaya koymuşlardır.

 

Mide Kanseri: Avrupa da yapılan bir çalışmada bitkinin timokinon bileşiğinin farelerde mide kanserini önleyerek güçlü bir anti-oksidan olduğu ispatlanmıştır. Yine başka bir çalışmada çörekotunun mideyi tahrişlerden koruduğu da görülmüştür.

 

Nefes Darlığı: Riyad’lı uzmanlar ve Dr. Cilani yaptıkları ayrı deneyler sonunda aynı sonuca varmışlardır. Sonuçlar çörek otunun nefes borusunu açıcı ve adalelerini gevşetici ve ayrıca solunum yolu iltihaplarına da faydalı olduğunu göstermiştir.

 

Romatizma ve Eklem Hastalıkları: Pakistanlı bilim adamları çörek otunun vücutta nitrik oksit üretimini baskıladığı ve bu sayede romatizmalı kişilerde mafsal iltihabını kısmen de olsa giderdiğini ortaya koymuşlardır. Dr. El-Ğamidi’ye göre bitkinin yağının ve özellikle Timokinon bileşiğinin romatoid artrit gibi iltihaplı eklem rahatsızlıklarını hafifletmede ve yatıştırmada bir etkisi bulunmaktadır.

 

Tansiyon Yüksekliği ve Kolesterol: Kazablankalı uzmanlar günlük 1 mg. Çörekotu özütü uyguladıkları fareler üzerinde, bitki özütünün tansiyon ilaçlarına nazaran daha etkili bir biçimde tansiyonu düşürdüğü ve diüretik etki göstererek idrarı artırdığı sonucuna varmışlardır. Yine aynı uzmanlar on iki hafta süresince günlük 1 mg. Çörek otu yağı ile besledikleri farelerde bitki yağının kolesterol, trigliserit, kanda şeker miktarı ve hemoglobin sayısını olumlu yönde etkilediği sonucuna varmışlardır. Burak Eriçek ise yaptığı deneylerde aynı sonuca varmış ve çörek otu denek tavşanlarında kolesterol oranını 4 hafta içerisinde yarı yarıya düşürmeyi başarmıştır.

 

Sitomegalo: Medikal Bağışıklık Dergisi deneysel olarak sitomegalo virüsü enfekte edilmiş farelerde bitkinin anti-virüs etkisi sayesinde; vücudun, virüsün neden olduğu CMV enfeksiyonuna karşı direnç gösterdiğine yer vermiştir.

 

Çörek otunun en iyi tüketim şekli

Tohumlarını çiğneyerek tüketmektir. Ancak çörek otunu uzun süreli kullanabilmek, boğazda ve midede yanma, tadını sevmeme gibi tüketim sırasındaki yan etkilerinden korunmak için çörek otunun da bir tüketim yöntemi vardır.

 

1 silme tatlı kaşığı çörek otu tohumu ağıza alınır.

1 – 2 dakika tohumlar ağızda gezdirilerek bekletilir. Bu sırada tükürük salgısı tohumları yumuşatır. Bunu tohumların ağzınızda çıkardığı sesin yumuşamasından da anlayabilirsiniz. Bunu yaptığınız takdirde çörek otunun ağzınızda ezilmesi kolaylaşacaktır.

 

Yumuşayan çörek otu tohumlarını çiğnemeye başlayın.

Bütün tohumlar iyice ezilinceye kadar çiğneyin ve en önemlisi çiğneme sırasında hiç yutmayın ve yutkunmayın. Çünkü çörek otu çiğnendikçe acımsı tadını yerini daha tatlı bir tada bırakacak. Yuttuğunuz da boğazınızda acı bir tat bırakmayacak ve midenizde yanma hissi oluşturmayacaktır. Eğer bir yandan çiğneyip bir yandan da biraz biraz yutmaya başlarsanız çörek otunun tadı henüz acı olacağından boğazınızda ve midenizde yanma hissi oluşturacaktır.

 

Ve son olarak:

İyice çiğnediğiniz çörek otunu yarım bardak su ile hızlıca yutun. Eğer bu şekilde kullanamıyorsanız, günlük tüketilmesi gerek çörek otunu yanınızda taşıyın ve çörek otu tüketimini tüm güne yayın. Sanki çekirdek yer gibi 10′ar 10′ar, 20′şer 20′şer gün boyunca tüketin. Bu şekilde yaptığınızda çörek otunun acılığını daha az hissedersiniz. Veya kuru üzüm ile birliktede tüketebilirsiniz. Böylece daha güzel bir tat elde etmiş olursunuz.

 

Çörek Otunun İçeriği

Çörekotu aşağıda belirtilen bileşiklere ek olarak insan metabolizması için çok gerekli ancak çok az alınması gereken 50′den fazla bileşik içerir. Aşağıdaki bileşenler ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir ve çörek otunun en önemli bileşiği ise Thymoquinone’dur.

 

Sadece thymoquinone bile çoğu hastalıklar için şifadır. Artrite, astıma, bakterilere karşı, bronşit, alerji, antioksidan, romatizma, kanser, safra yolları tıkanıklığı, siklooksijenaz enzimi inhibitörü, lipooksijenaz enzimi inhibitörü, ürik asidi azaltıcı etkisi ve kan şekerini düşürücüdür. Ayrıca anti-oksidan, anti-inflamatuvar, anti-tümör, immunomodulatuar etkili ve apoptozis artırıcıdır.

 

Çörek otundaki Beta sitosterol 3218 ppm’dir. İştahsızlığa karşı kullanılabildiği gibi, anti kanser, anti bakteriyel, anti viral, antipiretik(ateş düşürücü), anti inflamatuvar(yangı önleyici) özellikler de gösterir. Östrojeniktir ve fazla alındığında sperm öldürücü özellik gösterir. Omega 3 ve 6′dan zengin olan çörek otundan her gün yemekte yarar vardır. Çörekotu bağışıklık sistemini güçlendirir. Sık sık enfeksiyon geçirenler için yardımcı bir üründür.

 

En önemli yağlar: Thymoquinone(TQ), Dithymoquinone(DTQ), Thymohydroquinone(THQ), Thymol(THY),

 

Besin Bileşimi: Protein 21% Aminoasitler Arginin, leucin, threonine, glutamic acid, lycine, prolyne, throsine, methionine ve diğerleri Karbonhidratlar 35% Glikoz, ramnoz, ksiloz, arabinoz, ham lif(%5.5),

 

Besin Değeri: Protein 208ug/g, B1 Vitamini 15ug/g, B2 Vitamini 1ug/g, Piridoksin5ug/g, B3 Vitamini 57ug/g, Folik Asit 610IU/g, Kalsiyum1.859mg/g, Demir105ug/g, Bakır 18ug/g, Çinko 60 ug/g, Fosfor 5.265 mg/g, Vitamin E (Beta Tocotrienol 1.22mg/100g, Gamma Tocopherol2.59mg/100g)

 

Yağ Asitleri: Myristic Acid 0.5%, Palmitic Acid 13.7%, Palmitoleic Acid 0.1%, Stearic Acid 2.6%, Oleic Acid 23.7%, OMEGA – 6 57.9%, OMEGA – 3 0.2%, Arachidic Acid 1.3%, Eicosenoic Acid 0.36%, Eicosadienoic Acid 2.60%, Behenic Acid0.04%.

 

Doymuş ve Doymamış Yağ Asitleri: Doymuş Asit 18.1%, Tekli Doymamış Asit 23.8%, Çoklu Doymamış Asit 58.1%

 

Temel Yağ Bileşimi (1.4%): Karvon 21.1%, Alfa-Pinene 7.4%, Sabinene 5.5%, Beta-Pinene 7.7%, P-cymene 46.8%, Diğerleri (Thymoquinone, Dithymoquinone, Thymohydroquinone, nigellon, Thymol, carvacrol, d-limonene, d-cytronellol,2-(2-methoxypropyl)-5-methyl-1,4-benzenediol …) 11.5%

 

Uyarılar!

Çörek otu belli bir hastalık için tedavi edici değildir. Vücudu bir bütün olarak tedavi ederek olması gereken sağlıklı durumuna yaklaştıracağı için etkisini ilaç gibi hemen göstermez. En az 12 ay olmak üzere, belli bir müddet devam edilmesi gerekir.

Rahatsızlığınızı öncelikle bir doktor ile paylaşın ve tavsiyelerini kesinlikle yerine getirin. Çörek otu kullandığınızı veya kullanacağınızı belirtin. Çörek otu kullanırken belirli aralıklarla tahlil yaptırın ve bu tahlilleri bir sağlık uzmanından yorumlamasını isteyin.

Çörek otunun aşırı kullanımı bağırsaktaki faydalı bakterilerin ölümüne yol açar. Bunun neticesinde ise ishale sebebiyet verebilir, bu yüzden lütfen fazla kullanmayın.

Çörek otunun, tansiyon düşürücü veya idrar söktürücü ilaçlar ile birlikte kullanılması, çörek otunun mevcut tansiyon düşürücü ve idrar söktürücü etkisini güçlendirir. Antibiyotik ilaçlar (streptomycin and gentamicin) ile birlikte kullanılması ise anti bakteriyel etkiyi arttırdığı bildirilmiştir.

Bir teoriye göre, çörek otunun kemoterapi ilaçları ve radyoterapi tedavisi ile birlikte kullanılması, çörek otunun anti oksidan etkisi nedeniyle bu tedavi yöntemlerinin etkisini azaltabilir. Bu ise çörek otunun ilaç yarılanma sürelerinde kısalmaya neden olabilmesi demektir.

Çörek otu kullanırken herhangi tedavi görülüyorsa tedavi etkilenmez, çörek otu kullanımına devam edilir. Sadece kanser tedavisinde bazı hallerde (ışın tedavisi) çörek otu kullanımına ara verilmesi istenebilir.

Çörek otu omega 3 ve omega 6 yağ asitlerini yeterli miktar ve oranda ihtiva ettiğinden kullanım sırasında takviye olarak belirtilen bu yağ asitleri alınmamalıdır.

Çörek otu kan şekerini düşürdüğü için kan şekeri düşük olanlar gerekli tedbiri almalıdır.

Aç alınırsa sindirim sistemi rahatsızlığı olanlarda mide tahrişi, bulantı, ekşime ve yanma yapabilir. Yemekten sonra alınması önerilir. Çok önemli olmamakla beraber bu şikayetler için doktor kontrolünde anti asit ilaçlar alınabilir.

Çörek otunun uzun süre yüksek dozda kullanımı böbrek ve karaciğerde yorgunluk başta olmak üzere vücudunuza zarar verebilir.

Çörek otu yağı içilecekse açık parlak sarı renkli, kolay akıcı, dibinde tortu olmayan, tadı ve kokusu hoş olan ürünler tercih edilmelidir. Bu özelliklere uymayan çörek otu yağı içilmez, sadece haricen kullanılabilir. Ayrıca çörek otu tohumu satın alırken tohumların mümkün mertebe olabildiğince büyük olmasına özen gösterin. Küçük ve elek altı tohumlarını tercih etmeyin.

Özellikle yağı haricen cilde uygulandığında bazı hassas ciltlerde alerjiye neden olabilmektedir. Bunun nedeni kullanılan çörek otu yağının niteliğini yitirmesi, çörek otu yağına karıştırılabilecek muhtemel diğer yağlara gösterilen alerjik tepkidir. Veya deriye uygulanan çörek otu yağının, vücut ısının yüksek olmasından veya emilim sürecinin uzamasından dolayı (ateşli rahatsızlıklar gibi durumlarda) çörek otu yağının bozulmasından olabilmektedir.

Çörek otunun böbreklerde ve safra kesesinde taş düşürücü etkisi mevcuttur. Vücudunuzda olabilecek sessiz taş olarak da nitelendirilen ve şimdiye değin fark etmediğiniz bu taşlar, düzenli olarak çörek otu kullanımına müteakiben hareketlenebilir, parçalanabilir, eriyebilir veya düşmeye başlayabilir. Bu nedenlerden dolayı bazen hafif bazen de çok çok şiddetli ağrılara neden olabilir. Böyle bir durumda hemen bir sağlık kuruluşuna gidin ve çörek otu kullandığınızı da bildirin.

Dünya genelindeki bütün kaynaklarda çörek otunun yan etkisinin olmadığı, neredeyse hiçbir ilaç ile etkileşime girmediği, çok çeşitli hastalıklarda iyileştirici etkisinin bulunduğu yapılan deneylerle kanıtlanmıştır.

 

KÖTÜ KARAKTERLİ HASTALIKLARLA ilgili ÖNERİLER

 

Akciğer hastaları:Günde dört fincan Civanperçemi çayı yudumlanarak ve ayrıca birer fincan Atkuyruğu çayı, sabah aç karnına ve yatmadan yarım saat önce içilir. Gün boyunca Eğir kökü çiğnenir. Kökten çıkan sıvı, biraz Civanperçemi çayı ile yutulur ve posa tükürülür. Ağrı krizlerinde, geceleri Atkuyruğu buğu kompresleri yapılır, gündüzleri ise, dört saat süreli İsveç Şurubu kompresleri akciğer üstüne, gerekirse sırta da uygulanır.

 

Bağırsak hastalığı:Silme bir çay kaşığı Eğir kökü, çeyrek litre soğuk suya koyulur, ertesi sabah ısıtılır ve süzülür. Bu sıvıdan, yemeklerden hemen önce ve hemen sonra birer yudum (günde altı yudum) içilir, ama fazla değil!

 

Ayrıca şu bitki karışımı da gerekecektir: 300g Aynısafa, 100g Civanperçemi ve 100g Isırgan otu,.. ince kıyılarak çok iyi karıştırılmalıdır. Bu karışımdan, bir fincan su için bir çay kaşığı dolusu bitki kullanılır, Günlük miktar, – bir .buçuk-iki litre demlenmiş çaydır. Hasta, tam olarak saate göre, her 15-20 dakikada bir yudum içmelidir. çay böyle içildiğinde mide tarafından kolayca kabul edilir. Deneyimlere göre, bu çay kullanılmaya başlanıldıktan sonra, hastanın iştahsızlığı kısa sürede sona erer.

 

Ayrıca, bu miktardan ayrılan üç yarım fincan çay, içine birer yemek kaşığı İsveç Şurubu karıştırılarak, yarısı yemeklerden önce, yarısı yemeklerden sonra olmak üzere, üç öğünde yudumlanarak içilir. Birer yemek kaşığı- şurup hastaya çok gelecek olursa, bu miktar birer tedavisi ise, bilinçli bir biçimde aralıksız sürdürülmüş. Hastanın genel durumu giderek iyiye gitmeye başlamış. Bay Helmut E. daha sonraki bir mektubunda, bu mucizenin ancak Tanrının bağışlayıcı eli ile gerçekleştirilmiş olabileceğini belirtiyordu. Arkadaşlarının pek çoğu, tanıdıkları ve akrabaları, bu olaydan sonra bitki dostu olmuşlar. Helmut E. uzun mektubunun sonunda şöyle diyor: ” Eşim ve ben çevremizi, yaşadığımız olayı belirterek etkilemeye ve böylece, yardım arayan insanlara umut verebilmeye çalışıyoruz!”

 

Böbrek hastalığı:Bu durumda, Rahip Künzle’nin böbrek büzülmelerine karşı önerdiği bir bitki çayı içilmelidir: Orman Altınbaşak’ı, san Yoğurtotu, beyaz ve sarı Ballıbaba eşit oranda karıştırılır. Günde dört fincan yudumlanarak içilir. Bu fincanlardan üçüne birer çay kaşığı İsveç Şurubu karıştırılmalıdır. Atkuyruğu oturma banyoları, 100g bitki bir banyoya olmak üzere, akşamdan soğuk suya koyularak hazırlanır. Sabahleyin ısıtılıp, banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyo suyu bitkilerin üstüne geri dökülüp, iki banyo daha hazırlanabilir. Geceleri Atkuyruğu buğu kompresi, gündüz de dört saat süreli İsveç Şurubu kompresi böbrek bölgesine yapılır (kompresler için, genel bölüme bakın). Günde 3-4 fincan içilen Kuş otu-sütünün de şaşırtıcı bir etkisi vardır. Kuş otu (fincan başına bir çay kaşığı dolusu bitki), üstüne dökülen kaynak sütle haşlanır, demlenmesi için yarım dakika beklenir ve sıcak sıcak, yudumlanarak içilir.

 

Deri hastalıkları:Eğer bu, daha açılmamış kötü karakterli bir deri hastalığı ise, portakal renkli Kırlangıçotu özsuyu ile gün boyunca sık sık nemlendirilmelidir. Bahçeden veya doğadan taze yaprak toplayamayacak kişilere, gerekli bitkiyi saksı da yetiştirmelerini öneririm. Hastalık eğer açık, kötü kokulu salgılar çıkaran çürük bir yara şeklini almışsa, haşlama ile elde edilmiş ılık Atkuyruğu banyo suyu ile ve soğuk haşlanarak ısıtılmış Ebegümeci çayı ile değişimli olarak yıkanır veya banyo edilir. Yara kenarları na önce, -Kırlangıçotu özsuyu, eğer kenarlar derinin içine işlemişlerse, Aynısafa merhemi sürülmelidir. Dar veya geniş yapraklı Sinirliot yaprakları yıkandıktan sonra bir yaprak lapası gibi ezilir ve doğrudan açık yaranın üstüne uygulanır. Herhangi bir nedenden ötürü hasta bu lapayı kaldıramayacak olursa, lapa yaradan alınır, yara yeniden yıkanır ve hasta onu rahatlatıcı bulana kadar denenir. Geceleri de Atkuyruğu

 

çay kaşığına indirilebilir. çay, bir termosta sıcak tutulmalıdır. Ayrıca, tüm karın bölgesini içeren isveç Şurubu kompresleri yapılmalıdır.

 

Bu kompres için irice bir pamuk şurupla nemlendirilir ve ince bir kompres haline getirilerek karına uygulanır. Atkuyruğu buğu kompresleri de ağrıları hafifletir. Kompresler elden geldiğince sık, belki de sabahları ve öğleden sonraları ikişer saat olmak üzere yatakta ve daha sonra da geceleyin uygulanmalıdır (her iki kompres için, genel bölüme bakın).

 

ve Ebegümeci kompresleri yapılabilir. Kan temizleyici olarak da, eşit oranda harmanlanmış Isırgan otu, Çıban otu, Aynısafa ve Civanperçemi çayından dört fincan içilmelidir. Bir fincan suya (bir çeyrek litre) bir çay kaşığı bitki kullanılır. Bitkiler haşlanır ve kısaca demlenir. Benlerin ve deri sertliklerinin ameliyatla alınmalarından sonra, kötü karakterli,açık, iltihaplı, salgılı yaralar oluşabilir. Burada da, kötü kokular çıkaran çürük yaralara uygulanan tedavi şekli uygulanır. Açık yaralar bedenin pek çok yerine yayılmışlarsa, Atkuyruğu ve Ebegümeci tam banyoları yapılmalıdır. Hasta, geceleyin, üstüne dar ve geniş yapraklı Sinirli ot yaprağı lapası sürülmüş bir örtüye sarınmalıdır.

 

Kabuksu koyu lekeler halinde. sınırlı, kötü karakterli deri hastalıkları giderek yaygınlaşıyor. Bu durumlarda, taze Yoğurtotu özsuyu ile (Yoğurtotu bölümüne bakın) gün boyunca lekeler sık sık nemlendirilirse önemli başarılar elde edilir. Küçük şişelere doldurulan bitki özsuyu, buzdolabında saklanabilir.

 

 

 

30 yaşındaki genç bir annenin koltuk altına yakın bir yerdeki beni, birden büyümeye başladığı için, ameliyatla alınmış. Sonradan, bu benin kötü karakterli olduğu saptandı. Hastalık lenf bezlerine de sıçradığı için, dört ağır ameliyat daha yapılması gerekti. Koltuk altındaki derin ameliyat izleri iltihaplı ve açıktı. Genç kadın, evinin işini görememekten ve çocuklarına bakamamaktan çok üzgündü. yardımcı olması için, ona bir hemşire tutuldu. Dar ve geniş yapraklı Sinirli ot lapası, Ebegümeci ve Atkuyruğu çayı ile ılık yıkanmalar, Kekik otu tam banyoları(200g bitki) uygulanmaya’ başlandı. Aynı zamanda, 300g Aynısafa, 100g Civanperçemi ve 100g Isırgan otu karışımı ile hazırlanan çayı, günde bir litre olmak üzere. yudumlayarak içmeye başladıktan kısa süre sonra kendini iyi hissetmeye başladı( bu karışımda. bir fincan suya bir çay kaşığı bitki kullanılır). Tam bir ay sonra yaralar tümüyle iyileşmişti. Genç kadın artık ev işlerini kendi yapabiliyordu. işte bunlar, Tanrının eczanesinin yarattığı mucizelerdir!

 

 

 

Dil hastalığı:Taze toplanarak ince kıyılmış Sarı Yoğurtotu haşlanır ve kısaca demlenir. Her gün için 6-8 fincan çay hesaplanmalıdır. Gün boyunca, elden geldiğince derin gargaralar yapılır ve çay tükürülür. Arada bir de bir yudum içilir. Şişlikler hızla geriler ve ağrılar 4-5 gün içinde diner. Pek çok olayda artık ışın tedavisine gerek kalmayabilir.

 

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.