18 Ekim Çarsamba
hava durumu

BAL ARISI KOLONİSİ

BAL ARISI KOLONİSİ   BAL ARISI KOLONİSİ Bal ARISI KOLONİSİ, KOLONİ BİREYLERİ VE GÖREVLERİ:   Bal arıları, koloni adı...
Bu Haber 1 Aralık 2013 11:32 Yayınlandı
BAL ARISI KOLONSİ
 

BAL ARISI KOLONİSİ

Bal ARISI KOLONİSİ, KOLONİ BİREYLERİ VE GÖREVLERİ:

 

Bal arıları, koloni adı verilen topluluklar halinde yaşayan sosyal böceklerdir. Koloni hayatında yardımlaşma ve iş bölüşümü esas olup kolonideki her bireyin kendine özgü görevleri vardır.
Bir arı kolonisinde ana arı, işçi arı ve erkek arı olmak üzere üç farklı birey vardır. Ana arı ve işçi arılar dişi bireyler olup döllü yumurtalardan gelişirlerken, erkek arılar dölsüz yumurtalardan gelişirler. Arı kolonilerinde kışın sadece dişi bireyler  mevcut olup, erkek arılar ilkbaharda yeni sezonla birlikte görülürler.

 

ANA ARI VE GÖREVLERİ:

 

Her kolonide normal koşullar altında bir ana arı vardır. Vücut yapısı ince ve uzun, rengi diğer bireylere göre daha açık, canlı ve parlaktır. Ana arıların tek görevi yumurtlamak ve salgıladığı feromonlarla kovan içinde birliği ve düzeni sağlamaktır. Bunlar haricinde hiçbir iş yapmadığı gibi bakım ve beslemesi de işçi arılar tarafından yapılır.

Yaşamı boyunca sadece çiftleşme amacıyla ve koloninin oğul vermesi durumunda kovan dışına çıkar. Ana arıların ortalama yaşam süreleri 3-5 yıl olmakla beraber 7 yıla kadar yaşayabilir, ancak ekonomik ömürleri en fazla iki yıldır. Bu nedenle her yıl en geç iki yılda bir koloninin ana arısı değiştirilmelidir.
Ana arılar döllü yumurtalardan meydana gelirler. Yumurtlanan döllü yumurta larva aşamasının 6 günü boyunca yoğun arı sütüyle beslenir ve gelişimini 16 günde tamamlayarak ergin bir ana arı halini alır. Ana arı gözden çıktıktan sonra 6-8 gün sonra güneşli, rüzgarsız ve sıcak bir günde çiftleşme uçuşuna çıkar. 8-10 erkek arıyla çiftleşir. Eğer çıktığı çiftleşme uçuşunda yeter sayıda erkek arıyla çiftleşemezse sonraki günlerde 2-3 defa daha çiftleşme uçuşuna çıkar. Çiftleşmesini tamamlayan ana arı kovana döner ve 2-3 gün sonra yumurtlamaya başlar. Kovan içi koşulların iyi olması durumunda kaliteli bir ana arı günde 1.500-3.000 yumurta yumurtlayabilir.
Ana arı da abdomeninin son kısmında bir iğneye ve buna bağlı bir zehir kesesine sahiptir. Ana arı iğnesini kovandaki rakip ana arılara ve ana arı memelerine karşı kullanır. İşçi arılar gibi iğnesi kopmadığından iğnesini kullanan ana arı ölmez.
Ana arı salgıladığı feromon ile işçi arıları etrafına çeker, kolonide birliği ve düzeni sağlar. Feromon kokusunu algılayan işçi arılar kolonideki işleri düzenle yürütürler.

Aynı zamanda bu feromonlar işçi arıların yumurtalıklarının gelişmesini ve kolonide yeni bir ana arı yetiştirmelerini önler.

Herhangi bir nedenle ana arısız kalan ve ana arı yetiştirme olanağı olmayan bir kolonide işçi arılardan bazılarının yumurtalıkları gelişerek yalancı ana arı meydana gelir. Yalancı ana arılar sadece dölsüz yumurta yumurtlayabilecekleri için koloni zamanla erkek arılarla dolar ve söner.

ERKEK ARI VE GÖREVLERİ:

Döllenmemiş yumurtalardan meydana gelirler ve koloninin en iri bireyleridir. Tek görevleri dölsüz ana arılarla çiftleşmektir.

Çiftleşme sonunda üreme organlarını kaybettiklerinden ölürler.
Erkek arılar kısa dile sahip olduklarından çiçeklerden nektar alamazlar, ancak petek gözlerinden ve işçi arılardan gıda alabilirler.

Çok iyi bir tüketici olduklarından nektar kaynakları azaldıkça ve kışa yaklaştıkça işçi arılar tarafından kovandan atılarak ölüme terk edilirler.

Geç sonbaharda ve kış aylarında kovanda erkek arı bulunmaz. Oğul mevsiminde sayıları 500- 2.000 arasında değişmektedir. Ömürleri ortalama 30 gündür. Erkek arıların iğnesi olmadığı için kendilerini koruyamazlar.
Erkek arıların petek üzerindeki gözleri işçi arı gözlerine oranla daha büyüktür. İşçi arılar büyük gözlü petek yaparak veya erkek arı larvalarını tahrip ederek kovandaki erkek arı sayısını kontrol altında tutarlar.

 

İŞCİ ARILARI VE GÖREVLERİ:

Koloninin en çalışkan ve kalabalık bireyleridirler. Döllü yumurtalardan 21 günlük bir gelişme döneminden sonra meydana gelirler. Koloni içindeki sayıları kışın 10.000-15.000 kadarken yaz aylarında koloninin en güçlü olduğu dönemde sayıları 60.000-100.000’e kadar çıkabilmektedir. Ömürleri ilkbahar ve yaz aylarında 35-40 gün iken kışın 5-6 ay yaşayabilmektedirler. Yumurtlama dışındaki tüm işleri işçi arılar yaparlar.

İşçi Arıların Görevleri:
1)   Kuluçka süresini tamamlayıp petek gözünden çıkan işçi arılar yaşamlarının ilk üç gününde kendini temizler, besleyici arılardan yiyecek alarak beslenir, yavru gözlerini temizler ve kuluçka sahasında dolaşarak gerekli sıcaklığın oluşmasını sağlarlar.
2)   3-6 günlük işçi arılar petek gözlerinden aldıkları çiçek tozu ve bal ile hazırladıkları karışımla yaşlı larvaları beslerler.
3)   5-15 günlük işçi arılar arı sütü salgılayarak genç larvaları ve ana arıyı beslerler. Yavaş yavaş kovan önünde uyum uçuşu yapmaya başlarlar.
4)   12-18 günlük işçi arılar balmumu salgılayıp petek örer ve kovan temizliğini yaparlar.
5)   18-20 günlük işçi arılar kovan uçuş deliği önünde ve uçuş tahtası üzerinde bekçilik yaparlar.
6)   20. günden sonra artık işçi arılar artık kovan dışında çalışmaya başlarlar. Kovana nektar, polen vs. getirirler.
Bu düzenli iş bölümünün yanında işçi arılar ihtiyaç duyulması durumunda 20-25  günlük olduğunda da arı sütü salgılayabilir. Yani arılar değişen koşullara göre hareket ederek yaşlarına uymayan işleri de yapabilmektedirler.
İşçi arılar 20 günlerini doldurduktan sonra tarlacı arı olarak  kovan dışında çalışmaya başlarlar. Bu dönemde arılar kovana polen, nektar, propolis ve su taşırlar. Polen toplama uçuşuna genellikle sabahın erken saatlerinde başlarlar. Ağız parçaları bacakları ve vücudu örten sert kıl örtüsü yardımıyla poleni toplayıp arka bacaklarındaki polen sepetlerinde biriktirip kovana taşırlar.

Uçuşa çıkan arı sadece polen toplayarak kovana dönebileceği gibi bazen hem polen hem de nektar alarak da kovana dönebilir. Kaynağa bağlı olarak arının bir seferde taşıyabileceği polen yükü 12-30 mg., ortalama 15mg. civarındadır. Pratikte arı kendi vücudunun üçte biri ağırlığında polen taşıyabilir. Bir arı günde ortalama 5-8, en fazla 11-20 polen seferi yapabilir ve polen sepetini 6-10 dakikada doldurur. Arının en yoğun polen topladığı dönem yaz ayları ile yavru yetiştirme aktivitesinin yüksek olduğu dönemdir.
Arılar nektarı hortumları ile emerek alırlar. Her seferinde arı kendi vücut ağırlının %70-85’i kadar nektar taşıyabilir. Kursağın alabileceği nektar miktarı 70-85 mg. ile sınırlıdır. Toplanan nektarın bir kısmı kaynağın kovana uzaklığına bağlı olarak uçuş sırasında arı tarafından enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla tüketir. Bu nedenle her seferinde ortalama 30-40 mg. nektar getirebilir. Hiçbir çiçek tek başına arının kursağını doldurabilecek kadar nektara sahip değildir.

Bu nedenle bir nektar yükü için ortalama 100’den fazla çiçeği ziyaret etmesi gerekir. Nektara çalışan arı günde 7,5-10 saat çalışarak 10-17 nektar seferi yapar. Arı nektarı kovana getirdikten sonra 3-10 dakika arasında kovanda vakit geçirir.
Arılar kovan uçuş deliğini daraltmak, kovan içinde atamadıkları bir yabancı maddenin  üzerine kapamak veya  kovanı onarmak gibi ihtiyaç duydukları durumlarda propolis toplarlar. Bitkilerin taze sürgün ve tomurcuklarından ağız yardımıyla alırlar.  Propolis toplama işini sıcak günlerde öğleden sonra yaparlar.
Arılar kursaklarında kovana su da taşırlar. Bir arı günde ortalama 50, en çok 100 su seferi yapar. Su yüklü olarak kovana gelen arı yükünü kovandaki arılara aktarır, kısa süre dinlenir, diğer arılardan bir miktar bal alır ve tekrar su seferine gider.
Bütün bu işlemler için arılar mükemmel bir haberleşme sistemi kullanırlar. Kaynağın yerini bulan arılar kovana döndüklerinde arı dansı denilen özel bir takım hareketlerle (Arı Dansı) kaynağın yerini diğer arılara bildirirler. Arılar yaptıkları dansın türü ve sayısıyla kaynağın hangi yönde, ne kadar uzaklıkta ve ne ölçüde zengin olduğunu anlatabilmekte ve diğer arılar kaynağı kolaylıkla bulabilmektedirler. Dans içinde kaynağın çeşidine de ifade ederler.
Uçuşa çıkan arılar kendi kovanlarının yerini de çok iyi öğrenmektedirler. Bu nedenle koloni bir yere nakledildiğinde arılar çevreyi tanımak ve kovanın yerini öğrenmek için keşif uçuşları yaparlar. Kovanın yeri çok az değiştirilse bile tarladan dönen arı kovanın eski yerine gelir.

ARI IRKLARI:

Arı ırkları büyüklük, renk, dil uzunluğu, vücudun kıl örtüsü, balmumu bezlerinin şekil ve büyüklüğü, kanat damar yapısı ve kanat uzunluğu gibi özelliklerle birbirlerinden ayrılırlar. Bu güne kadar yapılan taksonomik çalışmalarda dünyada 24 arı ırkı saptanmıştır. Bunlardan ancak bazıları ekonomik değer taşımaktadır ve ekolojik şartların elverdiği her yerde yetiştirilirler. Ekonomik değer taşıyan arı ırklarının başında İtalyan, Karniyol ve Kafkas arı ırkları gelir.
İtalyan Irkı
Bu ırk genelde ılıman iklim kuşaklarında yetiştirilir. İnce karın ve nispeten uzun bir dile sahiptir. Kitin rengi karın altında ve 2-4. halkalarda daha parlaktır. Bu ırkta kıllar sarımsı renkte olup bu durum erkek arılarda daha belirgindir. Sakin yaradılışlıdırlar. Çoğalma kabiliyetleri fazladır. Yavru büyütme özellikleri iyi, oğul verme meyilleri zayıftır.

 

Karniol Irkı
Karniol arısı ince yapılı ve uzun dillidir. Kısa ve sık bir kıl örtüsüne sahiptirler. Gri arılar da denilen Karniol arısının kitini çok koyu renktedir ve genellikle 2. ve 3. halkalar üzerinde kahverengi noktalar, bazen de kahverengi çizgiler vardır. En sakin ve uysal arı ırkıdır. Yavru verimleri çok iyidir. Küçük aileler halinde kışladıklarından yiyecek tüketimleri azdır. Polen miktarı yeterli olduğu sürece yavru büyütme işlemi uzun süre devam eder. Sonbaharda ailenin nüfusu süratle azalır. Çok sert iklim şartlarında kışlama yetenekleri iyidir. Oğul verme eğilimleri yüksektir.
Kafkas Irkı
Kafkas arı ırkı biçim büyüklük ve kıl örtüsü bakımından karniol arısına benzer. Kitin rengi koyudur fakat birinci karın halkası üzerinde kahverengi noktalar görülür. Bilinen arı ırkları içinde en uzun dile sahip arı ırkıdır. Uysallıkları ve petek üzerindeki sakinlikleri bu ırkın en tipik özellikleridir. Yavru verimleri yüksektir ve kuvvetli aileler meydana getirirler. Fakat en kuvvetli oldukları devre yaz ortasıdır.
Yerli Irklar
İsimlerini yetiştirildikleri bölgeden almakla beraber belirli bir ırk özelliği göstermemektedirler. Fakat genellikle Anadolu arıları esmer renkte, uysal, sakin tabiatlı, kışlama kabiliyetleri iyi, çalışkan ve mukavim arılardır ve yağmacılığa fazla meyilli değildirler.

ARILARDA HABERLEŞME

Bal arılarında haberleşmenin esasını ses, ışık gibi fiziksel uyarılar, koku, tat gibi kimyasal uyarılar ve kesin olmamakla birlikte elektriksel uyarılar teşkil etmektedir. Bütün bu uyarılar diğer bireylerin özel duygu organları tarafından algılanabilmektedir örneğin bir tarlacı işçi arı çevresinde polen yan da nektar kaynağı bulduktan sonra kovana döndüğü zaman, bu besin kaynağının yerini ve uzaklığını diğer arılara haber vermek için belirgin şekillerle işaret verici özel hareketler yapmaktadır. Arıcılık terimleri arasında buna “arı dansı adı verilmektedir.
Tarlacı işçi arıların kovan içerisinde yaptıkları bu hareketler, arıcıların uzun yıllar önce dikkatini çekmiş ancak bunun bilimsel bir açıklaması 1970 yılında bu konuda yaptığı araştırmalarla Nobel ödülü kazanan ünlü alman bilgini Von Frish, her özel hareketin ayrı bir anlam taşıdığını açıklamıştır. Bu araştırıcı 1967 yılında ilk defa iki tip arı dansının varlığını ortaya koymuştur. Bunlardan birincisi dairesel dans (dönme dansı), ikincisinin ise kuyruk sallama dansı (kuyruk dansı)’dır.
Keşif uçuşu yapan arılar herhangi bir kaynağı buldukları zaman taşıyıcı arılara haber vererek onları kaynağın bulunduğu yeri haber vererek onları kaynağın bulunduğu yere yöneltirler.
Bilgiler dans hareketleriyle şu şekilde aktarılmaktadır:

Vücut kıllarına sinmiş olan ve ayrıca koku bezi adı verilen bezlerde tutulan kokudan veya taşınan nektar ve polenden, kaşif arının bulunduğu besin kaynağının ne olduğu anlaşılır.Besin kaynağının yeri, yönü ve verimliliği, dansın süresi, şekli ve sayısıyla ilgilidir.
Dans süresi içinde dansın şekli, ahengi ve hızı, yerçekimi ve güneşin bulunduğu yere göre değişir ve gerekli mesajlar iletilir.

 

Dairesel Dans
Dairesel dans kovana uzaklığı 100 m. Yarıçaplı bir daire içerisinde olan besin kaynaklarının yerini tanımlamada kullanılan oldukça hızlı ve ani hareketlerle yapılan bir danstır. Dairesel dans petek üzerinde çok dar bir alanda yapılır. Dans için kullanılan alanın yarıçapı işçi arının boyundan biraz fazladır. Dans eden arı ara sıra petek üzerinde dans yerini değiştirir ve genellikle kendisini izleyen 1-6 kadar işçi arı vardır. İzleyici arılar antenleriyle dansçıya dokunarak dansı uygulamaya çalışırlarsa da hiçbir zaman aynısını yapamazlar. Dairesel dans daha çok 100m. Etrafındaki nektar kaynaklarının varlığını bildirmek için kullanılır, uzaklık ile yönü tanımlamaz. İzleyici arılar,kaynağının cinsini dansçıyı antenleriyle yoklamak suretiyle üzerine bulaşık materyalden anlarlar Genç (1994).
Dairesel dans, besin kaynağının kovana 100 metreden daha yakında olduğunu haber vermektedir.

 

Kuyruk Sallama Dansı
Besin kaynağı eğer kovanın bulunduğu noktadan 100 metreden daha uzakta ise, kaşif arılar kovana döndükten sonra diğer arıların ortasında kuyruk sallama dansı yapmaktadırlar. Bu dans esnasında arı abdomen kısmını sallar ve yarım daire çizerek ilerler. Bu şekil tamamlandıktan sonra keskin bir geri dönüş yaparak dairenin diğer yarısını tamamlar ve çizilen çemberin ekseni üzerinde tekrar yukarıya doğru ilerler. Bu şekilde tamamladığı zaman keskin bir geri dönüş yaparak dairenin diğer yarısını tamamlar ve çizilen çemberin ekseni üzerinde tekrar yukarıya doğru ilerler.
Bu hareketler kovanların kontrolleri esnasında tecrübeli arıcılar tarafından kolaylıkla petekler üzerinde izlenebilir.
Dans yönünü ;kovanın yeri bitki kaynağı ve güneş arasındaki açılar tayin etmektedir. Güneşin durumu değiştikçe, bu açılarda değişeceğinden buna bağlı olarak dansın yönü de değişmektedir.
Eğer besin kaynağı güneş yönünde ise keşif arı petek üzerinde başı yukarı gelecek şekilde, aksi tarafta ise başı aşağıya gelecek şekilde daire ekseni üzerinde hareket eder. Kaynak diğer yönlerde ise belirgin açılar çizerek kovanın hangi yönüne gidilmesi hakkında bilgi aktarılır. Örneğin besin yeri, kovanın yönünde güneşle 40° C ‘lik bir açı yapacak şekilde eğimli olmalıdır.
Kuyruk sallama dansı bulunan besin kaynağının 100 m. ‘den uzakta olduğunu işaret etmektedir.
İşçi arının kuyruk sallama dansı, Dans yönleri, güneşin farklı pozisyonu ve besin kaynağının farklı yönlerde olması ile değişmektedir.
Besin kaynağı, kovan – güneş doğrultusunun 40° solunda ise uçuş ekseni düşey eksen ile aynı açı değerinde olmaktadır.
Besin kaynağının kovana olan uzaklığı ise, dans temposunun hızlı veya yavaş olmasıyla anlatılmaktadır. Örneğin bitki kaynağının uzaklığı ile her 15 saniye içinde tekrarlanan kuyruk sallamasının sayısı arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Bu durum aşağıdaki tablo 1 ‘de açıklanmıştır.
Besin kaynağının kovana olan mesafesini koloni bireylerine bildirmek, besin yönünün tayini ile ilgili haberleşme kadar önemlidir ve arılara büyük avantaj sağlamaktadır.

Diğer Danslar
Bal arılarının besin yeri ve yönünü tayin eden dansları dışında ;tehlikeyi haber veren alarm dansı temizlemek için yapılan temizlenme dansı, huzur ve memnuniyet ifade eden DVAV dansı ve petek kenarlarında yapılan mesaj dansları vardır. Teknik Arıcılık ( 1986, Sayı 8 ).

İlkbahar bakımı ve beslemesi, Türkiye genelinde 15 Şubat-30 Nisan tarihleri arasında bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak yapılır. İlkbahar beslemesine yörede bulunan badem, erik vb. ağaçların çiçek açması ile başlanır.
Narenciye balı hasadı
Üçgül balı hasadı
Yayla, ayçiçek balı hasadı
Çam balı hasadı
Sonbahar bakımı ve beslemesi Türkiye genelinde 15 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak yapılır.
Sonbahar bakımı için en uygun dönem bal hasadının yapılmasından sonraki dönemdir.

 



Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.