17 Kasım Cuma
hava durumu

Aydınlık Savaşçıları – Salih MİRZABEYOĞLU

Aydınlık Savaşçıları – Salih MİRZABEYOĞLU MORO DESTANI (   ŞİİRDE KIRK YIL ÖNCE DESTANI YAZILAN BANGSOMORO MÜCADELESİ İŞTE HEDEFE DAHA YAKIN…...
Bu Haber 20 Aralık 2014 06:28 Yayınlandı

adimlar-aydinlik-savascilari-moro-destani-kumandan-mirzabeyoglu1

MORO DESTANI

(   ŞİİRDE KIRK YIL ÖNCE DESTANI YAZILAN

BANGSOMORO MÜCADELESİ İŞTE HEDEFE DAHA YAKIN…   )

-BİR-

“Yeni biten savaş ertesi
beraber geçen bir günün batımında

-henüz silahları çatmadan
sessizliği duyamadan orman
çocuk sarılamadan babaya
baba yiğidine kavuşamadan
kadın erini karşılamadan
yavuklular göremeden birbirini
çiçeği burnunda delikanlıların
analar sırtını sıvazlayamadan-

Kurtuluş Savaşıyla kurtardıklarımız
birlik oldu birlikte savştıklarımızla
-bedeli ihanet oldu kanımızın-
kara bir bulut gibi
kapkara düşünceyle
-kiralık düşünceleriyle-
“giydiler çıkardıkları çizmeleri”
emperyalistlerin.
-efendi olma hevesiyle
silahları bize döndü-
(gözardı olurken
çürüten, iyiyi, doğruyu, güzeli
çelik örgülü canavar çenesi.)

canavar ki engizisyon kültürlü
-dişleri çağımı dişleyen
-dişleri birbirini dişleyen
-dişleri MORO’yu dişleyen
kendi için kendi benzerine
-çağdaş uygar- Marcos’a bıraktı
çizmelerini.
(farketmez zaman ve yer
ismi ister Ferdinant Marcos
ister TATÜR olsun
köpekler birbirine benzer)

böyle başladı anlatmaya
-unutulmuş sesizliği dinlerken-
kurşunların türküsünü.

böyle başladı anlatmaya
bağımsızlık için savaşın
-bir uçtan bir uca örnek
kükreyen yüreklerin-
destansı öyküsünü.

…Ferdinant Marcos
“Mutlak Fikir” düşmanı
Ferdinant Marcos
celladı insanımın
-ülkemin hali ayna-
yüzünü gör gerçeğin:
-Bangsa Mora’da kanlı kırım
…şen kahkahalar
-Amerikan emperyalizminin
…kayıtsız bakışlar
-dökülen kanı kardeşimin
…ahmak tebessüm
işi var fahişe yüzlü devlerin
-birleşmiş milletler toplantıları
silahsızlanma konferansları
ve anlatmak barış masalları-
cücelerse kuyrukçusu devlerin.

sandılar yanlızlığımız
suskunluğumuz olacak
suskunluğumuzun bahanesi olacak
yalnızlık.
sandılar sesi soluğu çıkmaz
kolu kanadı kırık insanımın.

bilemediler dağın, taşın
açan tomurcuk, uçan kuşun
ak öfke kesileceğini…

bilemediler her inançlı
bir kıvılcım taşır
böyle günlere…

bilemediler yalnız “mutlak hakim”e
bağlılığımızı
-yalnız ona kul ona eğileceğimizi-
bilemediler oy
kadın, ihtiyar
genç, çocuk
her can bir siper olup
burç burç
direneceğimizi!..

uşaklık eskimedi eskimesine
kölelik eskimedi eskimesine
“aşkta”, “bağlılıkta”, “yiğitlikte”…

sürüyor; sürecek zaman sahnesinde
iyi ve kötünün başlayan savaşı
ve zafer mutlak iyinin
bu dünmya ve ötesinde

sigara dumanı… kelimeler… Hayal
tekrar canlanan canlar
diken döşeli yollar
ve imkanın ihanetinde
moroda savaşanlar.

sigara dumanı… hayal… kelimeler
hayali aşkın gerçek
gerçeğe ayna haber
ışıyor elçinin dilinden

çözüyor bilinen kördüğümü
korkunun kurduğu kördüğümü:
sabır ve savaş…
savaşla zafer
korkağa kaçıştır sabır
AKINCI’ya savaşta sabır
ve yürekler arındı mı pastan
kılıçlar arındı mı pastan
kördüğümler çözülür.
savaş ve sabır
sabır ve umut
umut ve zafer
savaşla zafer
duman… hayal… kelimeler…

düşmanın üstüne gidemiyorsan eğer
eğer “yaradandan” çok korkuyorsan ondan
kölece de olsa yaşama tutkun
aşkınsa yaradana sevginden

ve fikir dediğin eğer
kaçanın can simidi
kuş tüyünden bir yataksa
öfkeden ıraksa
sığınaksa
ve inanç dediğin
yürüyeni durdurmaksa

sen! kötü kadından beter
git kuyruk salla düşmanına
yaran, zararsızlığını göster
ve seyret elde silah döğüşeni

ülkeme utanç… ülkeme işaretler
savaşın sıcağından, sıcağına bir haber

heberde canlar
kardeşim canlar
sondan başa doğru
baştan sona doğru:

…yeni başlıyor savaş
-hem dünya akıncılarına katkı-
yeni başlıyor savaş
-bir günün doğumunda-

tohum çatladı çürümeden
kıvılcım tutuştu sönmeden
-bakış aşka döndü-
inanç eyleme döndü
mindanao adasından

-başladı ölümsüzlük sınavımız-

geç kalmışlığımız olmayacak
ne yaldızlı tasmalar; kul sistemleri

-ne doğrusu doğru
ne iyisi iyi
ne güzel güzeli
köstebek tünelleri-olmayacak
geleceğe mirasımız…

onlar yükselecekler
eylem birikimimizden

işte
çekildi
isyan
bayrağı

“gemileri yakmışız isteyerek
mümkünü yok dönüşümüzün
çizgimize gelen gelsin”
köy köy
dağ dağ
ve şehir şehir

yankı gelir
bu kutsal çağrıya.

akınlarda besteliyor,
-tellerde ses
dudaklarda söz gibi-
kula kulluğa karşı
silahlı isyanını.

bilen geldi “aşkına”
ölesiye savaşmaya
“bilen” bildi suskunluğun
kurtuluş olmadığını
bir yürek, bir bilek, bir seste
BİRleşti BİRler…

artık ne gam yeryüzünün
şeytana utanç zebanilerinden
ateş de olsa yürüyecekler.
ateş de olsa yürüyecekler
ateşe kalmamak için;
insan olma bedeli için,
iyi için, doğru için, güzel için
yeni bir dünya, yeni insan için
yüzlerinde aydınlığı kurtulmuşluğun.

“sonsuzluk kazancı çileden”
bir taze havayla ürperdi orman
açtı kucağını yüreklere,
nasırdan arınmış yüreklere,
ve gök sardı sarmaladı
hayat bağrına aldı
gelenleri.

doğru ve yanlış arasında

-insan-
hayat va gaye?!..
karanlık zıddına gebe kaldı!.
haykırmak kurşun gibi
haykırmak inançla:

ey karaya bulanmış çağ
ey marcoslar doğuran çağ
palet yürekli yaratıkların
artık çiğneyemeyecek
insan onurumuzu

çiğneyemeyecek
yabancı adam
toprağımızı
çiğneyemeyecek yabancılaşmış adam…

ey karaya bulanmış çağ
ey marcoslar doğuran çağ
-insanı gerçeğe yaban kılınmış-
tutuşturduk
buradan da
meş’alemizi
yüzün ağartmaya geldik.

çiçekler açıyor unutulmuş bahar
ilk aşka benzer ilk heyecan
ilk duyar gibi toprağın kokusunu
ilk gider gibi ilk savaşa
alevleniyor damarlarda kan
bu incecik kız gelinlik yaşta
bu desen oyun yaşında çocuk
bu ihtiyar-delikanlı.
ateş önü çatılmış tüfekler
ve ölüme hazır binler:
çiğneyemeyecek yabancı adam
toprağımızı
çiğneyemeyecek yabancılaşmış
adam.

bu ses
kan ter ve gözyaşı içinde
-en son nefese kadar-
yüzyıllardır
durmadan duraksamadan savaşanların
-öz akıncının-

(İngiltere, Hollanda, İspanya
en son Amerikayı
dize getiren
kuyrukçularına
baş eğmeyen)

bu ses
çağa vurulmuş mührü taşıyan
bin tufan yaşamış
bin engel aşanların
bu ses
-insanı kobay- dünyaya
kafa tutuş
hesap soruşun
bu ses o mana:
inançtan işlemez kurşun.

bu ses gönül gönül
ülke ülke
yayılsın

her cephesi bir vatan
-başağa gelişen tohum-
her cephesi bir bütün

bu ses
moro akıncısının
-aydınlık savaşçısının-

…aydınlık savşçısı
-önderin seriyyesi-
gelen bir iz pembe şafaktan
-altın nesilden-
(her biri bir gökkubbeydi
kutba güneş
çöle vaha taşıyan)

akıncı o zaman bu zamandır
-bu zamandır-
zulmün dumanı tüten yerde
akıncı o zaman bu zamandır
-bu zamandır-

“ne uzlaşma, ne teslim
ne hiçlik
yalnız mutlak fikirde birlik
yalnız mutlak fikrin iktidarı”

dehşetin soluğu er ya geç
silinir hıncın gökgürültüsünde
ışık sütunlarından kurulur hayat
bilinir “yaşanmaya değer hayat”
sönük kalır deyişler:
ufuk açan leyla
dağlar delen ferhat…
ve silinir ne varsa
unutulmuş insanlıktan.
kanım yoluna… harcına kanım

moro dağları başkaldıranlar
bu manayı yaşatanlar:
bırak haksıza boyun eğeni
sıcak odalardan seyretsin
soğuktan ciğeri delinenleri
açları, çıplakları
unutsun ipe çekilenleri
kurşunlananları…

malı azalmasın onun
teni incinmesin tek.

bırak karışmayıp seyredeni
candan geçen gelsin safımıza
kavga kaçkını
fistan giysin dolaşsın…

gizli inançsız için değil
kılıçların gölgesindeki yer.

moro dağları gibi dik
moro dağlarında başkaldıranlar
onlar, bu manayı yaşatanlar:

çölde susuz nasıl yürürse suya
öylesine bir akıştır bizimki

kararlı
inançlı
inatçı

ister bozkır olsun ister çöl
ister yemyeşil vadi
senin vatanın benim vatanım özüm

sen oradan kıracaksın zinciri
ben buradan
bir gün mutlaka kavuşacak
ellerimiz

her şey
aydınlığa çıkmak için
her şey
“mutlak bir” için…

bu yol
bu uğurda

ne yasası, ne ilkesi
ne polis, ne askeri
ne topu-tüfeği marcosun

ne zulüm ne işkencesi
durduramadı onları
ne onu oynatan eller…

onlar
-mutlak hakimin hükmüyle
hükmetmeyene itaat
etmeyenler-

onlar -zafere kadar- savaşın
sabır heykeli.

onlar hıncını savaşta bileyenler
nefsini yenen
savaştan dönmeyenler-

işte jolo
işte mindanao
işte bajlban
-adaları-

onlar -her biri- cesaretin rengini giyinmiş
onlar şehitler safında yer arayan

onlar tek kalsamda
dönmem diyenler
(dönmemek için
tek kalmayı
bekleyenler değil)

kaçkınların -seyredenin- tersine
savaş alanında gösterenler
-ölüm pahası-
dönmeyeceklerini.

moro dağları
başkaldıranlar
gerçeğe esirler
onlar gerçeği iletenler
çelik dişliler arası
dünyaya

(ki manzarası
varlıkta açlık
toklukta açlık
açlığa çözüm
çözümde can sıkıntısı
sürünenlerle sürüngenler arası
bir dünya.-)

dur demeli bu gidişe
herşey “mutlak bir” için
herşey “mutlak fikir”le

sen oradan kıracaksın zinciri
ben buradan
işte jolo
işte mindanao
işte bajlban.

bir yudum su
kısa bir durak
sürüyor kükreyen yüreklerin
öyküsü…
sürüyor hayali aşkın gerçek
gerçeğe ayna haber
elçinin dilinden

heberde canlar
kardeşim canlar…

– gelecek aydınlık ellerinde
aydınlık savşçılarının
geleceğe ışık tutuyor
bacalod grande de
dökülen kanlarımız.

yas tutanımız yok, akıncıyız
yok içimizde sızlayanımız

“oyuncak tanımadan tüfeği tanıdı
kurşunu tanıdı
gerçek dostu
düşmanı tanıdı
konuşamadan öğrendi
özgürlüğün ne olduğunu
yürümeden daha ölümü tanıdı
çocuklarımız.

öğrendiler onlar için olmadığını
insan hakları beyannamesinin
öğrendiler birleşmiş milletler
domuzlar diktatoryasını
ve tanıdılar parçalanmış göğüslerinde
annelerinin
çağdaş uygarlığın sırtlan yüzünü

Filipin ordusu
Amerikan uydusu
ya moskof ayısı
ya Çin

işi var fahişe yüzlü devlerin.

 

Aydınlık Savaşçıları – Salih MİRZABEYOĞLU

Filipinler’de Müslümanlar yönetimle anlaştı

 

Filipinler’de 40 yıllık çatışmaya son verecek antlaşmanın sonuçlandığı belirtildi.Filipinler hükümeti ile ülkenin güneyinde bağımsızlık mücadelesi veren Moro İslami Kurtuluş Cephesi arasındaki barış görüşmelerinde çerçeve anlaşma sağlandı. Hükümet, ‘Bangsamoro’ adlı özerk bölgenin kurulmasını kabul etti.

ScreenHunter_02 Dec. 20 06.24
Haber Merkezi

Filipinler hükümeti ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) arasında yapılan barış görüşmelerinde uzlaşmaya varıldığı duyuruldu.

Filipinler Cumhurbaşkanı Benigno Aquino, 100 bin insanın hayatına mal olan 40 yıllık çatışmanın sonuna gelindiğini belirtti.
1998 yılında MILF ile bölgedeki diğer İslami kuruluş Miswari anlaşmaya vararak ortak hareket etme kararı almıştı. MILF, bağımsız bir devlet talebinde bulunuyordu.

Filipinler hükümetinin MILF ile üzerinde anlaştığı barış anlaşması, ülkenin güneyinde Müslümanların çoğunlukta olduğu Mindanao adasında yeni bir özerk bölgenin kurulmasını öngörüyor. Barış anlaşmasının önümüzdeki günlerde imzalanması öngörülüyor.

Filipinler Devlet Başkanı Aquino, “Bu anlaşma, Mindanao’da son ve kalıcı barışın sağlanmasında temel olacaktır.” dedi. Filipinler lideri, ancak her iki tarafın da daha üstünde çalışması gereken ayrıntılar olduğunu vurguladı.

Benigno Aquino, Mindanao’da kurulacak yeni özerk bölgenin, orada yaşayan etnik grup Moro’ların adına uygun olarak Bangsamoro olacağını söyledi.

Malezyalı yöneticilerin katkılarıyla oluşan Uluslar arası İletişim Grubu, Filipinliler ve MILF arasındaki mücadelenin sona ermesi için çaba gösteriyordu. Bu girişime İngiltere, Türkiye, Japonya ve Suudi Arabistan da destek veriyor.

MORO İSLAMİ KURTULUŞ CEPHESİ TARİHİ

Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF), Filipinler’in güneyinde, çoğunluğu Müslüman olan Moro halkının bağımsızlığı için 40 yıldır mücadele veriyordu. Moro halkının bağımsızlık mücadelesinde 120 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Güneydoğu Asya’da Güney Çin Denizi’yle Büyük Okyanus arasında kalan takımadaların oluşturduğu Filipinler’de 1O milyona yakın Müslüman yaşıyor. Tamamına yakını Sünni olan Filipinli Müslümanlar ülkenin güneyindeki Mindanao ve Moro Adalarının çevresinde büyük bir nüfusa sahipler. Bu bölgelerde 1970’ten bugüne Müslümanlar tarafından bağımsızlık mücadelesi veriliyor. Morolu Müslümanları özgürlüğe kavuşturmak için kurulan ilk direniş hareketi kısa adı MNLF olan “Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi”dir. Kuruluşundan bugüne kadar liderliğini Nur Misvari’nin yürüttüğü Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi, Filipinler Hükümeti ile yaptığı özerklik antlaşmasından sonra eski gücünü kaybetti. Moro’da şu an en güçlü direniş hareketi ise “Moro İslami Kurtuluş Cephesi”dir. Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) Selamettin Haşimi tarafından 1977 yılında kuruldu. Selamattin Haşimi daha önce Nur Misvari’nin liderliğini yaptığı Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin önemli isimlerinden biriydi. Ezher Üniversitesi mezunu olan Selameddin Haşimi 1993 yılında vefat etti. Hedefi Moro ve Mindanao adalarında bağımsız bir İslam Devleti kurmak olan MILF’nin şu anki liderliğini Hacı Murat Süleyman yapıyor.1997 yılından itibaren Filipinler Hükümeti ile görüşmeler gerçekleştiren Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ne bağlı 1 milyona yakın aktif direnişçinin olduğu tahmin ediliyor. MILF ile Filipinler Hükümeti arasındaki görüşmeler geçtiğimiz Ağustos ayında tekrar kesildi ve MILF, Filipinler Ordusu’na yönelik askeri eylemlerine tekrar başladı. 2 aya yakın bir süredir Moro İslami Kurtuluş Cephesi ile Filipinler Ordusu arasında son derece şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Moro’daki bir başka direniş örgütü de adı sık sık kaçırdığı batılı rehinelerle gündeme gelen Ebu Seyyaf Örgütü. Afganistan’dan Filipinlere geri dönen savaşçılardan oluşan Ebu Seyyaf Örgütü’nün mensupları daha çok Morolu selefi gençlerden oluşuyor.

OSMANLI BİZİ KURTARACAK ÜMİDİ

Moro, resmi adı ile Mindanao adası, Filipinler devletinin en güneyinde Endonezya’nında kuzeydoğusunda yer almaktadır.Bu bölgeye ilk müslümanların, tebliğ ve ticaret için gelmişler. Muhtemelen 700-750 yılları arasında dışarıdan gelen Müslümanlar bölgede tebliğe başlamışlar ve daha sonra da buralara yerleşmişlerdir.Bölgede ilk İslami açıdan siyasi birlik Seyyid Abdulkadir tarafından 1450 yıllarında teşkil edildiği bilinmektedir. Seyyid Abdulkadir Haşimi soyundan gelen bir devlet reisiydi.1521 senesinde İspanyollar ilk kez Moro müslümanlarına karşı saldırıya geçmişlerdir. Gayeleri Avrupa’da bir islam medeniyeti olan Endülüs’ü yok ettikleri gibi Filipinler’deki islam medeniyetini de yok etmeyi amaçlamışlardı.

26 yıl çetin savaşlardan sonra Müslümanlar İspanyolların deniz kuvvetlerine dayanamayıp başkentleri Manila’dan çekilmek zorunda kaldılar. Müslümanların lideri Raja Süleyman 1591 yılında çıkan çatışmalarda şehit düşmüştür. Daha sonra Rodrigez komutasındaki ordu İslamı kabul eden aşiretlerin ve müslümanların oturduğu bölgeleri bir daha onarılmayacak şekilde yakıp yıkıp tahrip etmiştir. Müslümanlar buna rağmen yılmadılar ve Turkmen boylarından geldiği sanılan Emir Kudret’in önderliğinde mücadeleye devam ettiler.

Müslümanlar Filipin adalarının en güneyine inip yeniden organize olup yüzyıllar boyunca hayatta kalma mücadelesine başlamışlardır. İspanyollara karşı direniş 10 Aralık 1898 yılına kadar devam etmiştir. İspanyollar 1898 yılından tam 104 sene önce Filipin adalarını 10 milyon dolara Amerikalılara satmışlardır. Bu satılan adalar arasında Moro adası da vardır. Bundan sonra Müslümanlar 40 yıl boyunca Amerika Birleşik Devletleri ile çetin bir bağımsızlık mücadelesine girmişlerdir. İkinci Dünya savaşınnda Amerikalılar Filipin adalarından çekilmek zorunda kalmıştır. Bundan sonra Moro Müslümanları, adaları işgal eden Japonlara karşı mücadele etmel zorunda kalmışlardır. Ikinci Dünya savaşının bitimine kadar Japonlarla mücadele aralıksız devam etmiştir. Savaştan sonra 1946 senesinde Filipin adaları Amerikanın izni ile bağımsız olmuştur. Filipinler’in bağımsızlığından 22 yıl sonraya kadar bir kargaşa olmamıştır. Fakat 1968 yılında 68 müslüman gencin, Filipinli askerler tarafından öldürülmesi neticesinde protesto gösterileri ve yürüyüşler başlamıştır. Çanakkale zaferini örnek alarak , o zaferin tarihi olan 18 Martta , 1968 de Siyasi Bilgiler Fakültesinde Müslüman öğrenciler örgütlerini kurup direnişe yemin etmişlerdir.

1972 yılında müslümanlara karşı şiddetli bir katliam hareketi başlatıldı. İbadet yerleri, camiler, medreseler, mescidler ve yerleşim merkezleri her taraftan karadan ve havadan bombalandı. Bundan müslümanlar silaha başvurmak zorunda kaldılar. Müslümanlar bu vesile ile siyasi direnişten silahlı direniş hareketine geçtiler. 1972 yılından bugüne kadar geçen zaman zarfında tarafsız kaynaklara göre 50.000 müslüman şehit edildi ve 300.000 ev yakıldı. Gayri rsmi rakamlarda şehid sayısı 135.000 şehit ve yakılan ev sayısı 500.000 bin’i buluyor. Son 7 yılda Filipin hükümeti Müslümanlar ile anlaşmak zorunda kalıp Moro adasının büyük bir bölümün idaresini müslümanlara bırakmak zorunda kaldılar. Şu anda Filipinlerde 80 milyon insan yaşıyor vu bunun 10 milyonu müslümandır, geri kalanı Katolik hiristiyanlardan oluşuyor. Fakat şu anda halen binlerce müslüman yaşlı kadın çocuk iltica kamplarında çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyorlar.

Şimdiki müslümanların lideri bir Türk gazeteciye ‘Bana Fatih Sultan Mehmed’in gemileri karadan yürütmesini temsili resmini getirmeni istiyorum, çünkü biz denizlerde savaşan özgürlük savaşçılarıyız .. Fatih bizim için önemli bir kişi.. Bizim önderimiz..’ demiştir. Sultan İkinci Abdulhamid zamanında, Osmanlılar Moro konusu ile yakiıdan ilgilenmeye başlamışlardır. Hatta Ikinci Abdulhamid Han’ın bölgeye asker gönderme planı vardı. Fakat Avrupa ülkelerinin 1900 ‘lu yıllarda çıkarmış oldukları iç isyanlar yüzünden Osmanlı Uzak doğuya Hindistan Endonezya ve Moro’ya yeterli ilgiyi verememiştir.. 1

914 yılında Amerikada Osmanlı büyükelçisi olarak görev yapan Ahmed Rüstem Bey, Amerikan basının Ermeniler konusundaki Osmanli aleyhtarı basın haberlerinden sonra, Rusların, İngilizlerin, Fransızların Afrikada, Asyada sömürgeci emellerini gerçekleştirmek için giriştikleri cinayetleri sayıp döker ve asıl utanılması ve eleştirilmesi gereken birşey varsa o da Amerikan yonetiminin öteden beri zencilere karşı uyguladığı insanlık dışı muamelesi ve Moro halkına karşı giriştikleri katliamın olduğunu ifade eder, ve o zamanın Amerika devlet baskanı Wilson tarafından istenilmeyen adam ilan edilir, Amerikayi terk edip Osmanlı devletine geri dönmek zorunda kalır. Şu anda bize tarihi sorumluluk düşüyor.

Ecdadımızın iç ve dış tehlikelerden dolayı yeterli ilgilenemediği Osmanlı devletinin yadigarı olan Moro müslümanlarına yardım etmek zorundayız. Moroda şu anda hala camilerde Osmanlı padişahları adına hutbe okutulup Osmanlı bizi kurtaracak umidi ile yaşamaktalar.

 



Yoruma kapalı.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.